İstanbul BAM 16. HD 2021/1995 E. 2023/1457 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
bam
2021/1995
2023/1457
18 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1995 Esas
KARAR NO: 2023/1457
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/04/2021
NUMARASI: 2017/330 esas 2021/88 karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/10/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1988 yılından beri İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nda kayıtlı olduğunu, davacının unvanında yer alan '...' ibaresiyle tanınmaya başladığını, davacının müseccel '...' ibareli markasını TPMK nezdinde ... ve ... numaraları ile tescil ettirdiğini ve halen kullandığını, davalı şirketin davacı markasını ihlal ederek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu, ticari faaliyetlerinin devamı sırasında davacının yetkililerini arayan bir kısım müşterilerin siparişlerin yanlış bir adrese gönderildiğini, davacının bunun üzerine yaptığı araştırma neticesinde piyasada unvanında '...' ibaresi bulunan davalı şirketin de bulunduğunu tespit ettiğini, davalının davacının markasından/tanınmışlığından istifade etmek maksadıyla bilinçli şekilde ticari unvanını işlerinde davacının markasına benzeterek kullanmaya çalıştığını, davalının müseccel markaya tecavüz ve haksız rekabet fiilleri neticesinde davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, bu sebeplerle davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile müseccel markaya tecavüz ve haksız rekabet fiillerin durdurulmasına ve önlenmesine, davacının müseccel markası olan '...' ibaresinin davalı şirketin ticari unvanından terkin edilmesine ve iş evraklarında, materyallerde ve dijital platformlarda kullanımının engellenmesine, hâlihazırdaki evrak ve materyallerin imhasına, hükmün ilan edilmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın fiillerin ilk tespiti tarihi itibariyle işleyecek ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ayrıca 10/12/2016 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinin sonuç talep kısmının 2. bendi kapsamında davalının www...com.tr alan adını kullanmasının yasaklanmasına da karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesini duruşmada tekrarla; davalı şirketin 19.11.1985 tarihinde kurulduğunu ve 05.02.1986 tarihinde İTO'ya kaydedildiğini, davalının kullandığı ismin TPMK nezdinde ... Başvuru numaralı 12.06.2015 tarihli başvuru ile tescilinin istendiğini, davacının ise 12.08.1988 yılında ana sözleşme tescili ile ... LİMİTED ŞİRKETİ unvanı ile kurulduğunu ve 25.10.1988 yılında İTO'ya kaydolduğunu, davalının "..." ismini 1993 yılında kullanmaya başladığını, "..." isminin davalı tarafından kuruluşundan bu yana ve davacıdan yaklaşık 8 yıl öncesinde kullanmaya başladığını, davacı tarafın haksız rekabet iddiasına da itibar edilmesinin mümkün olmadığını, zira davaya taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde şirketlerin faaliyet alanlarının çok farklı olduğunun görüldüğünü ve her iki şirketin müşteri portföyünün de birbirinden ayrı olduğunu, ortada tanınmış bir "..." markası var ise bunu yaratanın da bizzat davalı olduğunu, davacı yanın "..." markasının tanınmış marka olduğu iddiasına da itibar edilemeyeceğini, davacının markasına bir tecavüz halinin mevcut olmamasının yanı sıra haksız rekabetten de bahsedilemeyeceğini, keza davalının elde ettiği bir menfaat bulunmamakla birlikte davacı tarafın da bir zarara uğradığına ilişkin herhangi bir somut emare bulunmadığını ve bu nedenle davacının tazminat taleplerinin de reddinin gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili 04.09.2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davalının 33 yıldır tüm ticari faaliyetlerinde aralıksız ve fasılasız olarak aynı unvan ve "..." markası ile devam ettiğini, davacının ise 12/08/1988 tarihinde tescil edilerek davalıdan 3 yıl sonra kurulmuş olduğunu ve kuruluşundan bu yana dört kez unvan değişikliğine ve bir kez de nevi değişikliğine gittiğini, davalının ticaret unvanı olan ve aynı zamanda markası olarak tescilsiz marka/ayırıcı ve tanıtıcı işaret olarak kullanılan "..." ibaresinin 1985 yılından bu yana tüm ticari faaliyetlerde aralıksız ve fasılasız kullanıldığını, davalının birçok fuara katıldığını, sektör dergilerinde yer aldığını, davacının da davalı ile aynı ilde 30 yıldan bu yana ticari faaliyet göstermekte iken davanın işbu tarihte ikame edilmiş olmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, işbu davanın ikamesi bakımından hak düşürücü süre ve zaman aşımı süreleri de geçmiş olduğunu, davacının hak sahibi olduğu iddiasını kabul etmediklerini ve davanın ikame edildiği tarih itibariyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı olduğunu, taraflara ait faaliyet alanlarının farklı olduğunu, her ne kadar tarafların ticaret unvanlarında "..." ibaresi yer alsa da davacının, polimer emülsiyonları, pigment dispersiyonları, tekstil boya ve mürekkep üretimi ve satışı gerçekleştirdiğini, davalının sahip olduğu Yurt Dışı Temsilcilikleri ve Yurt İçi Bayilikleri sayesinde, tamamen laboratuvarlara ve özellikle de mikrobiyoloji laboratuvarlarına yönelik ürün ekipmanlarının satışını yaptığını, davalının "..." ibaresini ... numara ile 09 ve 35. sınıflarda marka olarak tescil ettirdiğini, “...” ibaresinin marka olarak ticaret unvanınından bağımsız olarak büyük puntolarla ve "..." harfine ayrıca şekli bir düzenleme getirilmek suretiyle kullanım gerçekleştirildiğini, davalıya ait olan ve tescilsiz marka- ayırıcı/tanıtıcı işaret statüsünde bulunan “...com.tr” ibareli domain ve mündericatının da 2007 tarihinden bu yana aynı nitelikte devam etmekte olduğunu, site içeriğinde davalının markası “...”in, 2007 tarihinden bu yana aralıksız ve fasılasız olarak ayırt edici işaret olarak kullanıldığını, davacının kendisinin ve davalının "..." ibareli markayı aynı anda kullanmaya başlamasından itibaren 27 yıl, web sitesinin açılışından sonra 8 yıl geçtikten sonra işbu davayı ikame ettiğini, davalı adına ... no’lu “...” ibareli marka 09 ve 35. sınıflarda tescilli olup marka hakkına tecavüz koşullarının da oluşmadığını, taraflara ait faaliyet alanları da farklı olup, hitap edilen uzmanlaşmış tüketici kitlesi nezdinde de iltibasın gerçekleşmediğini, davalının öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, taraflara ait ürünlerin bambaşka ticari faaliyetleri içermekte olup, hitap edilen tüketici kitlesi, ürünlerin dağıtım kanalları, satış alanlarının farklı olduğunu, davacının markasının tanınmış marka olduğunu iddia edilmiş ise de bu iddianın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih ve 2017/330 Esas - 2021/88 Karar sayılı kararıyla; "... taraflardan her ikisinin de ticaret unvanında "..." markasının aynen yer aldığı, davalı şirketin ticaret sicile davacı şirketten daha önce 19/11/1985 tarihinde kaydedildiği ve "..." ibaresini ilk önce davalı şirketin kullanmaya başladığı, davacı ve davalı şirketlerin davacı şirketin ticaret sicil kaydına tescil edildiği 12/08/1988 tarihinden dava tarihi olan 17/12/2015 tarihine kadar ".." esas unsurlu ticaret unvanlarıyla benzer konularda faaliyetlerine devam ettikleri, aynı şehirde faaliyet göstermeleri, faaliyet alanlarının benzerliği nedeniyle birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının www...com.tr alan adını 07/02/2007 tarihinden bu yana kullandığı, davalının distribütörü olduğu şirketler arasında "..." adının da yer aldığı, bu nedenle tarafların birbirlerinden haberdar oldukları, buna rağmen davacının davalıya ait ticaret unvanının terkini için dava tarihine kadar bir talepte bulunmadığı, aradan yaklaşık 27 yıl geçtikten sonra davalının ticaret unvanının terkinini talep etmesinin MK'nun 2. maddesinde tanımlanan iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı anlaşılmakla, davalının ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı vekili 10/12/2016 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinin sonuç talep kısmının 2. bendi kapsamında davalının www...com.tr alan adını kullanmasının yasaklanmasına da karar verilmesini talep etmişse de, HMK'nun 141/1. maddesi uyarınca, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra, ön inceleme aşamasında iddianın ancak davalı tarafın açık muvafakati ile genişletilebileceği düzenlendiğinden, davalı tarafça davacının iddiasını genişletmesine muvafakat ettikleri bildirilmediğinden, iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu taleple ilgili karar verilmemiştir. Davalının incelenen ticari kayıtlarına göre faturalarda ürünlerin niteliklerinin açıkça yazılmadığı, ancak 2013 yılına kadar satılan ürünlerin laboratuvar malzemeleri olduğu, bu tarihten sonra "..." markası ile laboratuvar kimyasalları, mikrobiyoloji kimyasalları ve teknik kimyasallar ürünlerinin satışını yapmaya başladığı ve 2013 yılından dava tarihine kadar 5 yıl olarak kabul edilen sessiz kalma nedeniyle hak kaybı süresinin dolmadığı, bu nedenle davalının marka kullanımıyla ilgili sessiz kalma nedeniyle hak kaybının gerçekleştiğine dair savunmasına itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Davacının "..." esas unsurlu markalarının davalının "..." markasından daha önce tescil edildikleri, her iki tarafın markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu ve ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, davacının markası"laboratuvar kimyasalları, mikrobiyolojik kimyasallar ve teknik kimyasallar" için tescilli olmasına rağmen, davalının markasının laboratuvarlarda kullanılan araç ve cihazlar için tescilli olduğu, davalının markasını hitap ettiği kitlenin daha bilinçli bir tüketici kitlesi olmasına rağmen kullanılan markaların ayniyet derecesinde benzer olmaları nedeniyle, markaları ilişkilendirme ihtimallerinin mevcut olduğu, bu nedenle davacının markalarının tescili kapsamında kalan ve davalının markasının tescilli olmadığı "laboratuvar kimyasalları, mikrobiyolojik kimyasallar ve teknik kimyasallar" emtiası için "..." markasını kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davacının bu tecavüzün tespitini, önlenmesini ve maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, lisans bedeline göre davalının ödemesi gereken maddi tazminat tutarı kesin olarak belirlenememişse de, talep edilen 1.000,00 TL tazminatın tarafların ticaret hacimlerine ve tecavüzün devam ettiği süreye göre makul olduğu, yine davalının kusur durumu, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin devam ettiği süre, tarafların ticari hacimlerine göre 5.000,00 TL manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine " karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde;"Dava dilekçemizin sonuç kısmında davalı şirketin "..." alan adı ile email adresinde "..." ibaresini kullanımının önlenmesi olduğu 10.12.2016 tarihli dilekçemiz ile izah edildiği halde, Mahkemece bu hususun iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, oysa davalı şirketin ... ibaresini kullandığı alanlar gözönüne alındığında dijital platformdan kastın başka bir izahı olmadığını,Mahkemece tazminat miktarı belirlenmeden talep edilen 1.000,00 TL tazminatın makul olduğu belirtilerek hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, oysa açacağımız ek dava açısından maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, Mahkemece, İstanbul Ticaret Odasının belirtmiş olduğu oran üzerinden yapılan hesaplamanın esas alınarak tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini, Davalı şirketin oyalama taktiği nedeniyle dava geç açılmış olup, müvekkil şirket yönünden davalı şirketin ... ibaresini ticaret unvanında ve müvekkil markasına tecavüz oluşturacak şekilde satışa arzettiği ürünlerinde kullanmasına muvafakat mahiyetinde bir kabulünün sözkonusu olmadığını, bu nedenle davalının ticaret unvanındaki ... ibaresinin terkini talebimizin reddinin hatalı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "33 yıldan bu yana aralıksız ve fasılasız olarak bire bir aynı alanda ticari faaliyet gösteren müvekkil aleyhine işbu davanın aradan 30 yıl geçtikten sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu,Müvekkil adına tescilli ... no'lu ... ibareli markanın 09 ve 35.sınıflarda "laboratuvarda kullanılan malzemeler." alanında tescilli olduğunu, davacı markasının ise tekstil boya ve kimyasalları alanında tescilli olduğunu, ancak müvekkilin 33 yıldır 35.01 alanında ve diğer alanlarda tescilsiz olarak ... ibaresini tescilsiz marka olarak zaten kullandığını, Müvekkilin laboratuvar kimsayalları ve 35.01. Madde kapsamına dahil olan laboratuvar kimyasalları ve laboratuvar ürünlerinin satışını 1985'li yıllardan beri gerçekleştirdiğini, yine raporda tespit edildiği üzere ... işaretiyle 2007 yılından bu yana da aynı ürünlerin satışını yaptığını, dava konusu markanın ise 2014 yılında tescil edildiğini, davacı tescilinin sonraki tarihli olduğunu, Tüm bu ticari faaliyetlerden daha sonraki tarihli bir marka tesciline ait malların 2007 tarihli ... ibaresiyle satılmasının öncelikli ve gerçek marka hakkı sahibi müvekkil olduğu sabit iken tecavüz oluşturmadığını, müvekkilin ticari faaliyetleri bilindiği halde bizzat müvekkilin ticari faaliyet alanında marka tescilinin alınmasının ve bu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, Mahkemece '2013 yılına kadar satılan malzemelerin laboratuvar malzemeleri olduğu, bu tarihten sonra müvekkilin faturalarında satılan ürünlerin niteliklerinin açıkça yazmadığından bu tarihten sonra "..." ibaresiyle laboratuvar kimyasalları, mikrobiyoloji kimyasalları ve teknik kimyasallar ürünlerinin satışını yapmaya başladığı, 2013 yılından dava tarihine kadar 5 yıl olarak kabul edilen hak kaybı süresinin dolmadığı, bu nedenle de davalının marka kullanımıyla ilgili sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği' tespitinin hatalı olduğunu, Müvekkile ait fatura tarihleri ve içerikleri incelendiğinde satışı gerçekleştirilen ürünün laboratuvar kimyasalı olduğunun görüleceğini, bilirkişi eğer detaylı bir inceleme yapsa idi, pepton, amomyun sülfat,hektom agar" gibi kimyasalları tespit ederek kimyasal ürün satışının da 1993 yılından bu yana yapıldığınının tespit edilmiş olacağını, Satışların hem fiziki ve hem de online olarak yapıldığını, 2007 yılında müvekkil adına tescillenmiş "www...com.tr" sitesinde de bu tarihten beri ilan edildiğini, hesap bilirkişisinin "pepton water" ya da "hekton agar" ibareli fatura içeriğinin laboratuvarda kullanılan kimyasallardan olduğunu anlayamamış olması sebebiyle hatalı hüküm kurulduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Davalının davacıya ait "..." markası ile karışıklığa neden olacak derecede benzer olan "..." markasını internet ortamında davacının markasının tescilli olduğu laboratuvar kimyasalları, mikrobiyolojik kimyasallar ve teknik kimyasallar ürünlerinin tanıtımını yapmak suretiyle kullanarak davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, -Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, -Davalının "..." markasını davacının markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler için ürünleri üzerinde, tanıtım malzemelerinde, iş evrakında ve dijital ortamda kullanmasının YASAKLANMASINA, -Bu markanın yer aldığı tecavüze konu olan materyallere ve evraka EL KONULMASINA, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHASINA, -1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 01.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün Türkiye çapında yayın yapan günlük bir gazetede bir kez ilanına, -Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebinin REDDİNE." karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, ... markasının adına tescilli olduğunu, davalının "..." ibaresini marka hakkını ihlal ile haksız rekabet yaratacak şekilde kullanıldığını iddia ederek; markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi manevi tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, marka üzerinde önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğunu, kullanımlarının hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. ... numaralı "..." ibareli markanın 22.05.2015 tarihinde 35.sınıfta bir kısım malların bir araya getirilmesi hizmetleri için, ... numaralı "..." ibareli markanın 02.10.1995 tarihinde 01, 02.sınıfta "Tesktil boya ve yardımcı maddeleri emtiası için davacı adına; 12/06/2015 başvuru, 17/05/2016 tescil tarihli, ... numaralı "..." ibareli markanın 17.05.2016 tarihinde davalı adına 9, ve 35. sınıflarda "Laboratuvarlarda kullanılan malzemeler; mikroskoplar, büyüteçler, deney malzeme ve cihazları" ile " Laboratuvarlarda kullanılan malzemeler; mikroskoplar, büyüteçler, deney malzeme ve cihazlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri" de dahil bir kısım mal ve hizmetler için tescil edildiği dosyadaki kayıtlarla sabittir. Davacı ve davalı şirketlerin ticaret unvanında "..." markasının yer aldığı, davalı şirketin ticaret sicile davacı şirketten daha önce 19/11/1985 tarihinde kaydedildiği ve "..." ibaresini ilk önce davalı şirketin kullanmaya başladığı, davacı ve davalı şirketlerin davacı şirketin ticaret sicil kaydına tescil edildiği 12/08/1988 tarihinden dava tarihi olan 17/12/2015 tarihine kadar "..." esas unsurlu ticaret unvanlarıyla benzer konularda faaliyetlerine devam ettikleri, aynı şehirde faaliyet göstermeleri ve faaliyet alanlarının benzerliği nedeniyle birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının www...com.tr alan adını 07/02/2007 tarihinden bu yana kullandığı, buna rağmen davacının davalıya ait ticaret unvanının terkini için dava tarihine kadar bir talepte bulunmadığı, aradan yaklaşık 27 yıl geçtikten sonra davalının ticaret unvanının terkinini talep etmesinin MK'nun 2. maddesinde tanımlanan iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı anlaşılmakla, davalının ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. Davacı vekili 10/12/2016 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinin sonuç talep kısmının 2. bendi kapsamında davalının www...com.tr alan adını kullanmasının yasaklanmasına da karar verilmesini talep etmişse de, HMK'nun 141/1. maddesi uyarınca, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra, ön inceleme aşamasında iddianın ancak davalı tarafın açık muvafakati ile genişletilebileceği düzenlendiğinden, davalı tarafça davacının iddiasını genişletmesine muvafakat ettikleri bildirilmediğinden, bu talebin iddianın genişletilmesi niteliğinde görülerek bu taleple ilgili karar verilmemesi yerindedir. Davalının usulen tescil ve ilan edilmiş olan unvanını terkin edilinceye kadar kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, ancak davalının 2013 yılından itibaren "..." markası ile laboratuvar kimyasalları, mikrobiyoloji kimyasalları ve teknik kimyasallar ürünlerinin satışını yapmaya başladığı ve 2013 yılından dava tarihine kadar 5 yıl olarak kabul edilen sessiz kalma nedeniyle hak kaybı süresinin dolmadığı; davacının "..." esas unsurlu markalarının davalının "..." markasından daha önce tescil edildikleri, her iki tarafın markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu ve ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, davalının markasını hitap ettiği kitlenin daha bilinçli bir tüketici kitlesi olmasına rağmen kullanılan markaların ayniyet derecesinde benzer olmaları nedeniyle markaları ilişkilendirme ihtimallerinin mevcut olduğu, bu nedenle davacının markalarının tescili kapsamında kalan ve davalının markasının tescilli olmadığı "laboratuvar kimyasalları, mikrobiyolojik kimyasallar ve teknik kimyasallar" emtiası için "..." markasını kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki değerlendirme de yerindedir. Davacının açıklanan tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat hakkına sahip olduğu, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerine rağmen lisans bedeline göre davalının ödemesi gereken maddi tazminat tutarı kesin olarak belirlenemediğinden taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL tazminata hükmedilmesinin tarafların durumuna ve tecavüzün devam ettiği süreye göre uygun olduğu; davalının kusur durumu, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin devam ettiği süre, tarafların ticari hacimlerine göre 5.000,00 TL manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı yönünden alınması gereken 409,85 TL nispi harçtan peşin alınan 103,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 306,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 50,25 TL'nin 1/2'si oranında hesaplanan 25,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 59,00 TL'nin 1/2'si oranında hesaplanan 29,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:15