SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2023/1663 E. 2024/78 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1663

Karar No

2024/78

Karar Tarihi

30 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1663

KARAR NO: 2024/78

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/04/2023

NUMARASI: 2022/26 Esas, 2023/259 Karar

DAVA: Alacak

KARAR TARİHİ: 30/01/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinin haksız fesih edilmesi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararaların tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan ... ve ... nolu sözleşmelere konu işlerin bir kısmının tamamlandığını ancak bir süre sonra davalının işi durdurarak ekonomik krizi gerekçe göstererek fiyat indirimi talep ettiğini, davacı tarafından bu teklifin kabul edilerek davalı ile buna ilişkin protokol imzalandığını, davacın işin ifasının yeniden başlaması için davalıdan onay talep ettiğini, ancak davalının ikinci kez fiyat indirimi talebinde bulunduğunu, aksi halde işe devam edilmeyeceğinin kendilerine bildirdiğini, davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşme kapsamındaki işleri bir başka firmaya yaptırmaya başladığını, davalının bu ve benzeri eylemleri ile sözleşmeleri haksız yere ve davacıyı zarara uğratacak şekilde feshettiğini, haksız fesih neticesinde davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, şimdilik 15.000,00 TL'nin 31/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18/04/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile de 101.241,51 TL maddi tazminat alacağının muacceliyet tarihi olan 31/08/2009 tarihinden itibaren ticari faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu sözleşmelerin davacı ile davalı arasında gemi inşa projelerindeki blokların imaline ve montajına yönelik olduğunu, davalının diğer şirketler gibi global ekonomik krizden etkilendiğini, davacı ile imzalanan ek protokol kapsamında üstlenilen tüm edimlerin yerine getirildiğini, ancak davacının ek protokoldeki edimlerini davacının yerine getirmemesi üzerine sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacının iki kez fiyat indirimi talebinde bulunduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmediğini, davaya konu sözleşmeler kapsamında davacı tarafından görülmesi gereken edimlerin başka bir firmaya verilmediğini, davalının davacının işçilerine tazminat ödemek durumunda kaldığını, ödemeler nedeniyle takas mahsup defi'inde bulunduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında ... ve ... no'lu gemi inşa projelerindeki blokların imali ve montajı hakkında sözleşmeler imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından ekonomik kriz nedeniyle, imzalanan sözleşmelerde iki kez fiyat indirimi talep edildiği, davacının ilk indirimi kabul ettiği ancak ikinci kez fiyat indirimi talep edilmesini kabul etmediği, taraflar arasındaki sözleşmelerin bu nedenle davalı tarafından feshedildiği, ekonomik krizin mücbir sebep olarak kabul edilmesinin mümkün olmaması ve tarafların tacir olması nedeniyle ticari hayattaki riskleri önceden göz önünde bulundurmak suretiyle basiretli tacir gibi hareket etmesi gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı tarafından haksız feshedildiği, bilirkişi raporuna göre davalının yaptığı ödemeler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğu, haksız fesih nedeniyle tazminat talep şartlarının oluştuğu, ancak davacının davalıya borçlu olduğu göz önüne alınarak tazminat talebinin reddi gerektiği, manevi tazminatın ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, Dairemizin 15.09.2021 tarih ve 2021/1721 Esas, 2021/1620 Karar sayılı ilamı ile; somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde sözleşme konusu işlerin kendilerine yaptırılmayıp başka firmalara yaptırılması nedeniyle haksız fesih neticesinde maddi ve manevi zarara uğrandığı belirtilerek 15.000.TL tahsili istendiği, bilhare ıslah edilerek 101.241,51.TL'nin tahsilinin talep edildiği, dava dilekçesinde zararlardan bahsedilmiş ise de bu zararların nelerden oluştuğu ve her birinde talep edilen miktarın açıklanmadığı, ıslah dilekçesinde de bu hususlarda bir açıklama yapılmadığı, bu durumda, mahkemece davacı vekiline süre verilerek, davacıdan talep ettiği zarar kalemlerinin neler olduğu ve her bir zarar kalemi için ne miktar talepte bulunulduğu dava ve ıslah dilekçesi yönünden açıklattırılıp, bilirkişiden bu zarar kalemlerinin talep edilip edilemeyeceği ve talep edilebilecekse her bir kalem yönünden ne miktarda talepte bulunulabileceği hususunda ek rapor aldırılması gerektiği, bunun dışında, dosya kapsamında alınan raporlarda kâr marjı önce %50 olarak belirlenip hesaplama yapılmış, bilahare %15 oranı üzerinden hesaplanmış olmakla, bilirkişi kuruluna oranlar arasındaki farklılığın sebeplerinin açıklattırılması varsa çelişkinin giderilmesi gerektiği, öte yandan dosya kapsamında bulunmayan dava konusu sözleşmelerin taraflardan temin edilerek dosyaya konulması ve sözleşmeler göz önünde bulundurulurak değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece; davacı tarafın sözleşmenin haksız yere feshedilmesinden kaynaklı tazminat talep edebileceği, tazminat miktarının belirlenmesinde o iş kolundaki karlılık oranın dikkate alınacağı, her ne kadar bilirkişi heyetince kök raporda karlılık oranının %50 olduğu şeklinde değerlendirme yapılmış ise de, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Gemi Mühendisleri Odası tarafından bildirilen kar marjının %15 olduğu, ek raporda bu orana göre hesaplama yapıldığı, istinaf kaldırma kararından sonra alınan ikinci ek raporda da kök ve ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi hususunda açıklama yapıldığı, bilirkişi ikinci ek raporunda da belirtildiği üzere kök rapordaki oranın tahmini bir oran olduğu, bu alanda daha yetkin kuruluş olan Gemi Mühendisleri Odasının bildirdiği karlılık oranın kabul edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, bu doğrultuda yapılan hesaplamalara göre davacının 144.391,87 TL kar kaybı talep edebileceği, davacının bu tutardan daha fazla davalı tarafa borcunun bulunduğu, davalı tarafın takas mahsup talebi itibariyle bu tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafın açıklama dilekçesinde belirtiği bekleme süresince ödenen işçilik ücreti, nitelikli işçilerin kaybı, kıdem ve ihbar tazminatı talepleri yönünden ise, bu zararları ispata yarar herhangi bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, zararın varlığı ve miktarının ispat edilemediği, kaldı ki bu zararların varlığı halinde dahi bu zararların dolaylı zararlar olduğu, zararla haksız fesih arasında illiyet bağının kurulamayacağı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 20.01.2015 tarihli kök raporda davacıya ait kar marjının %50 olarak belirlendiğini, davalı tarafın kök raporu takiben temsilci ve yöneticileri tersane sahiplerinden oluşan, adeta tersane sahiplerinin emir talimatı altında çalışan Gemi ve Mühendisler Odasından görüş alma ihtiyacı duyduğunu, davalı tarafın kendi çabalarıyla aldığı ve dosyaya sunduğu, bu odanın görüşü üzerine ek rapor hazırlandığını, ek raporda bilirkişi heyeti bu görüşün güvenilirliğini test etmeden, başkaca herhangi bir araştırmaya girmeden yalnızca bu görüşü esas alarak kar marjını % 15’e çektiğini, davalı tarafında bir tersane sahibi olduğu düşünüldüğünde kendi çabalarıyla aldığı bu görüşün tarafsızlığından şüphe edilmesi gerektiğini, davalı tarafın kök rapora itirazı üzerine; görüş alınmasını talep ettiği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Gemi Mühendisleri Odası’ndan alınan mütalaa üzere karar verildiğini, İstinaf Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı öncesi verilen kararda ek rapora yöneltilen tüm itirazlara rağmen yerel mahkemenin bu çelişik durumu gidermeden karar verdiğini, ortadan kaldırma kararı sonrası aynı heyetten alına ek raporla da hiçbir çelişki giderilmediğini, ortadan kaldırma kararının gerekleri yerine getirilmediğini, zarar kalemlerinin bilirkişi tarafından ayrı ayrı değerlendirilmediğini, iş gücü kaybı nedeniyle davacı şirketin en önemli birikimini/sermayesini kaybetmiş olması ve işe başlatılmayıp fesih anına kadar bekletmede oluşan işçilik ücretleri ayrı bir zarar kalemi olması bizatihi takasa konu edildiğini, davalının kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesine imkan verildiğini, taraflar arası ihtilaflı konusu olan kar marjı sektörlere, firmalara, spesifik sözleşmelere, iş tanımına, kullanılan malzeme cinsine, ekonomik şatlara göre çok büyük değişiklik gösterdiğini, bu veriler olmadan gerçek kar marjının hesaplanmasının mümkün olmadığını, bilirkişi heyetinin ek raporda ne taraflar arası sözleşmeyi, ne iş tanımını ne de ekonomik şartları ele aldığını, yeni bir bilirkişi kurulu tarafından dosya incelenerek, durumun hal ve şartları özelinde fesihten ve işin tamamlanmasının engellenmesinden doğan hakiki zararın tespit edilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 03.03.2009 tarihli ... numaralı ve 14.07.2008 tarih ... numaralı sözleşme imzalanmıştır. Davacı tarafça, 03.03.2009 tarih ... nolu sözleşme ile davacı yüklenici, 7000 DVT luk kimyasal tankerin ...,...,...,...,...,...,...,...,... bloklarının imali, monjınının boya teslimi yapılaması, 14.07.2008 tarih ... sözleşme ile 10300 DVT luk kimyasal tankerin ...,...,...,...,...,...,...,...,..., ... blokların yapılması konusunda anlaştıklarını, davacının sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmeye başladıklarını, davalı taraf ekonomik sıkıntılar sebebiyle iş bedelinden indirim talep ettiğini, talebin kabul edilerek aralarında bedel indirimi yapılarak protokol imzaladıklarını, ancak davalı tarafın yeniden bir indirim talep ettiğini, kendilerinin kabul etmemesi üzerine davalı şirket taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, dava konusu işi başka bir şirkete yaptırmaya başladıklarını belirterek, davacı şirketin zararların tazminini talep etmiş; davacı vekili tarafından sunulan 23.06.2022 tarihli beyan dilekçesi ile dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda maddi tazminat taleplerine yönelik açıklamada bulunmuş olup, kar kaybı için 468.000,00 TL bekleme süresince ödenen işçilik bedeli için 70.000,00 TL, nitelikli işçi kaybı için 400.000,00 TL ve kıdem ve ihbar tazminat talepleri olduğunu bildirmiş; davalı ise, taraflar arasında sözleşmeler imzalandığını, ekonomik kriz sebebiyle kendilerine tanker imalatı için verilen siparişlerden ... nolu siparişin iptal edildiğini, ... nolu siparişin inşaasının durma noktasına geldiğini, taraflar arasında ayrıca protokol imzalandığını ancak davacı taraf edimlerini yerine getirmediğini, bir tanker siparişinin iş sahibince iptal edilerek na tamam olarak teslim alındığını, diğer tanker siparişi işinin ise tersahanelerinde durduğunu ve davacı tarafından üzerinde çalışma yapılmadığını, davacının işçileri tarafından açılan tazminat davaları sebebiyle 400.000,00 TL itibariyle ödemek zorunda kaldıklarını belirterek öncelikle davanın reddini aksi kanaatte ise yapılan ödemeler ile takas ve mahsubunu talep etmiş; mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor doğrultusunda davalı tarafından sözleşmenin haksız fesih edildiği ve haksız fesih sebebiyle davacının 144.391,87 TL tazminat talep edebileceği, davalı tarafından davacının işçileri sebebiyle 380.064,74 TL ödediği, davalının takas mahsup talebi itibariyle davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda; taraflar, davalı şirketin dava dışı şirket için yapmakta olduğu iki ayrı kimyasal tankerin imalinde kullanılmak üzere blokların yapımı konusunda iki ayrı sözleşme imzalamışlardır. Davacı taraf sözleşme gereği edimine devam etmekte iken, davalının ekonomik şartların değişmesi sebebiyle davacı şirketten indirim talep edildiği, indirimin gerçekleştiği, ancak davalının yeni bir indirim talep etmesi üzerine taraflar arasında anlaşmazlık olduğu ve davalı tarafından sözleşme ilişkisinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden 26.01.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Dosya kapsamı ve dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre, davacının, sözleşmenin haksız fesih sebebiyle 144.391,87 TL alacaklı olduğu ancak davacı şirket personeli tarafından iş mahkemelerine açılan işçi alacakları sebebiyle davalı tarafın 380.064,74 TL alacaklı olduğu anlaşılmış olup, takas mahsup talebi doğrultusunda davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine ve davacı tarafından dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda sunmuş olduğu açıklama dilekçesi itibariyle maddi tazminat olarak, bekleme süresinde işçilik ücretleri, nitelikli işçi kaybı, kıdem ve ihbar tazminat talepleri hususunda dava dosyasına ispat vasıtası sunulmamış olması sebebiyle mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2023 tarih ve 2022/26 Esas, 2023/259 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

gelirgereğigörüşülüpreddinehazineyeistanbulAlacakdüşünüldükaydınanumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim