Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2024/1282
2024/764
2 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1282
KARAR NO:2024/764
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/133 D.İş, 2024/240 Karar
TARİHİ:05/06/2024
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:02/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda değişik işler esası üzerinden verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Talep eden vekili, ... A.Ş.’ne ait, “... Santrali'nin inşası için hakkında ihtiyati tedbir istenen müvekkili ... A.Ş. ile ...A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, Çek Cumhuriyeti’nde kurulu ve faaliyet gösteren karşı yan .... Şirketi'nin, işin yapımına ilişkin müvekkili şirket ile ayrı bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında kaşşı yan ... A.Ş. şirketine işin tamamlanması ve teslimi amacıyla teminat mektupları verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan borç ve yükümlülüklerin ifa edilmemesi yahut akde aykırı şekilde ifa edilmesi rizikosuna karşı, lehtar müvekkili şirket muhatap ise karşı taraf, (iş sahibi şirket) olmak üzere ... A.Ş, ... A.Ş. ve .... A.Ş. tarafından “garanti sözleşmesi” niteliğinde olan ve ekte sunulan teminat mektupları düzenlendiğini, işin bitimine yakın karşı yan ... Şirketi'nin mali sıkıntılar yaşadığını, müvekkiline ödemelerde aksamalar oluşmaya başladığını, bu dönem müvekkili şirketlere yer teslimlerinde gecikmeler yaşandığını, gecikmenin müsebbibi ve kusurlu tarafın müvekkili olmaması ve ileride yaşanacak hukuki ihtilaflarda sorumluluktan kurtulmak adına yer teslimi geciken alanlar üzerinde Mihalıççık Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/5 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, 2016 yılında ... grubunun ... bağlantısı nedeniyle Termik Santralin de maliki olan ... Şirketine el konulduğunu, bağlı grup olan inşaatın sahibi ...'nın ...’ye devredildiğini, bu esnada, müvekkilinin yükümlülüklerini aksatmamak adına ve sözleşmesel sorumluluk yaşamamak, yabancılık unsuru da bulunan süreçte inşaata devam ettiğini ve santral inşaatının %98 seviyesinde tamamlandığını, karşı yanın müvekkiline işin tamamlandığına ilişkin geçici kabul belgesi verdiğini, bu esnada termik santralin idaresinin ... denetiminde ve atanan kayyumda olduğunu, müvekkilinin gerek cari alacağı, gerek %3 seviyesinde kabulü yapılmayan işlerin bedeli ve gerekse fazla imalat bedelleri ödenmeyince, sözleşme gereğince karşı yan ile görüşmelere yapıldığını, ancak görüşmelerden sonuç alınamadığını, kısa süre sonra ise karşı yanın, Ostrava Asliye Ticaret Mahkemesi’nden "İflas Erteleme" talebinde bulunduğunu, yapılan toplantılara müvekkili temsilcilerinin katıldığını, ancak beş yüzü aşkın alacaklılar listesi karşısında ödemelerini alamadığını, daha sonra karşı yanın iflasının Ostrava Mahkemesinin "ref.no. ..." kararı ile açıklandığını ve şirkete kayyum atandığını, müvekkili şirketin 10 milyon Euro civarındaki hakkediş bedellerini halen alamadığını, sözleşme kapsamında verilen kesin teminat mektuplarının hiçbir gerekçe gösterilmeden Çek Cumhuriyeti'nde iflas eden karşı yan şirketine Ostrava Mahkemesinin "...." kararı ile atanan Çek vatandaşı kayyum tarafından paraya çevrilmeye çalışıldığından, işin yapıldığı Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nden 2017/9 Değişik İş sayılı dosyasından teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alındığını, daha sonra Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/43 Esas sayılı dosyası ile teminat mektuplarının iptali için dava açıldığını ve iki dosyanın birleştirildiğini, mahkeme tarafından tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddedildiğini, istinaf mahkemesi tarafından tahkim şartı nedeniyle istinaf başvurularının reddedildiğini ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yargılaması sonucunda, 2022/926 Esas ve 2022/2672 Karar sayılı ilamıyla, temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verildiğini, bu itibarla teminat mektuplarının korumasız kaldığın ileri sürerek karşı tarafın iflasının açıklanmış olması, Türkiye’de halen bir ikametgahının ya da temsilciliğinin, geçerli tebligat adresinin bulunmaması, müvekkilin geçici kabul belgesi almış ve inşaatı teslim etmiş olması, beş seneden fazladır iflas masasında alacak sırasında olması ve halen alacağını alamamış olması, karşı tarafın gerekçesiz şekilde sırf rüçhanlı alacaklıların paralarını ödemek kastı ile borçlu olmasına rağmen mektupları paraya çevirme girişiminde bulunmaları da dikkate alınarak öncelikle müvekkili şirket adına sözleşme gereğince Avusturya Viyana Tahkim Kuruluna başvuru yapılacağı için HMK'nın 389. ve devamı maddeleri uyarınca, toplam 8 adet ve güncel rakamlarıyla 4.458.688,91 EURO bedelli teminat mektuplarının ödenmesinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile ihtiyati tedbir verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; 22/05/2023 tarihli karar ile; 4686 Sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunun 3. Maddesi ile "Bu Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde, davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi) görevli ve yetkilidir. Milletlerarası tahkimden kaynaklanan sorunlar için mahkemeler, sadece bu Kanunun hükümlerine göre müdahalede bulunabilirler." hükmü düzenlendiği, davalının yabancı uyruklu olduğu, Türkiye'deki yerleşim yeri, olağan oturma yeri ve işyerinin bulunmadığı bu durumda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, yine aynı kanunun 6. Maddesi uyarınca tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbir veya hacze karar vermesinin tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmeyeceği, teminat mektuplarının hangi amaç için verilmiş ise sadece o amaç için kullanılabileceği, kesin teminat mektubunun işlerdeki gecikme nedeniyle paraya çevrilmesi mümkün ise de işlerdeki gecikme, gecikmenin kimin sorumluluğunda bulunduğu, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı gibi yargılamayı gerektiren hususlar olup, henüz sözleşme feshedilmeden ve kimin alacaklı olduğu tespit edilmeden teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin HMK'nın 389. Maddesi gereği davacı tarafın hakkının elde edilmesini önemli ölçüde imkansız hale getireceği, yine tedbir kararı verilmesi halinde süreli teminat mektuplarının süresinin tedbir kararının yürürlükte olduğu süre kadar uzayacağının yerleşmiş Yargıtay kararları ile de sabit olduğu, bu nedenle tedbir kararı verilmesinin aleyhine tedbir istenen yönünden herhangi bir olumsuzluk doğurmayacağı gerekçesiyle, söz konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesi halinde HMK'nın 389. Maddesi uyarınca tedbir isteyenler aleyhine ciddi bir zarar doğacağından, tedbir talebinin kabulü ile ancak aleyhine ihtiyati tedbir isteyenin doğabilecek zararlarını karşılamak amacıyla da mahkemeye ibraz edilecek 95.630.405,61 TL'nin - (4.458.688,91 Euro x 21,4481) %15'i oranında olmak üzere üzere 14.344.560,84 TL bedelli nakdi yada süresiz bir teminat mektubunun sunulması halinde; ... Bankası-...ve .... mektup numaralı 4.579,50 € ve 318.989,96 € değerinde iki adet avans ... ve ... mektup numaralı 655.775,00 € ve 1.250.000,00 € değerinde iki adet kesin,.... Bankası-.... mektup numaralı 318.989,95 € değerinde avans,....mektup numaralı 1.250.000,00 € değerinde kesin, ... A.Ş. ... mektup numaralı 4.579,50 € değerinde avans, ... mektup numaralı 655.775,00 € bedelli teminat mektuplarının teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesine, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi hususunun 6100 Sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyaten durdurulmasına, bu kapsamında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.Karşı taraf vekili itiraz dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir.Mahkemece duruşmalı yapılan inceleme akabinde 20/12/2023 tarihli ek karar ile; ihtiyati tedbir talep eden şirket tarafından uyuşmazlık konusu hakkında Avusturya Federal Ticaret Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezine başvurulduğu, tahkim yargılamasının devam ettiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı HMKnun 397. maddesinde "İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. (2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. (3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. (4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır." denildiğini, yapılan yargılama, ihtiyati tedbir isteyenin ve tedbir kararına itiraz eden tarafın beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu hakkında Avusturya Federal Ticaret Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezinde esas hakkında dava açıldığı, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararından sonra, itiraz tarihinden önce esas hakkında dava açılması ya da bu dosyada olduğu gibi taraflar arasında tahkim şartının kararlaştırılması halinde süresinde tahkime asıl uyuşmazlıkla ilgili müracaat edilmesi halinde, ihtiyati tedbire itirazın asıl davanın görüldüğü mahkemece ya da tahkime başvurulmuş ise tahkim tarafından değerlendirilebileceği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 394/2. Maddesine göre itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın talep edilmesi halinde Avusturya Federal Ticaret Odası Viyana Uluslararası Tahkim Merkezine gönderilmesine karar verilmiştir.Dairemizin 2024/294 Esas, 2024/268 Karar sayılı ilamıyla; tahkim anlaşmasının varlığına rağmen yabancılık unsuru içeren bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemelerinden ihtiyati tedbir istenebileceği gibi Türk mahkemelerinden verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara yapılan itiraza da, tahkimde dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın, Türk Mahkemelerinde bakılabileceği (bkz. Yargıtay 6. HD.; : 12/10/2022 tarih, 2022/3529 E., 2022/4699 K. Sayılı kararı) Yabancılık unsuru resen tahkime tabi bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemelerince verilen geçici hukuki koruma tedbiri (ihtiyati tedbir) kararına, uyuşmazlığa ilişkin tahkim yargılaması başladıktan sonra yapılan itiraza bakmaya Türk mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek karşı tarafın itirazı hakkında esastan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 20/12/2023 tarihli itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunarak kaldırılmıştır. Kaldırma kararından sonra mahkemenin duruşmalı yargılama yaptığı anlaşılmıştır.İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili; Eskişehir ili, Mihalçık ilçesi, ....köyünde faaliyete geçmesi düşünülen .... Santralinin inşaatı için, projenin işveren firması ile itiraz eden şirket arasında “2 x 145 MW ...Kazanlı .... İnşaatına ait Mühendislik, Satın Alma Ve İnşaat Sözleşmesi” imzalandığını ve itiraz eden şirketin söz konusu projede ana yüklenici sıfatı ile çalışmaya başladığını, Projenin özellikli ve kapsamlı olması nedeniyle inşaat sürecinde birçok alt yüklenicinin görev almak durumunda kaldığını, bu kapsamda projenin inşaat işlerini de itiraz eden şirket ...ile karşı taraf .... arasında imzalanan ...sayılı ve götürü bedelli sözleşme gereğince ...'nun üstlendiğini ve sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilen Sözleşme Koşullarının ilgili maddeleri kapsamında ... tarafından ...'ye işbu ihtiyati tedbir yargılamasına konu ve ödenmesi durdurulmuş olan toplam 3.811.550,00 EURO tutarında kesin ve 647.138,91 EURO tutarında avans olmak üzere toplam 4.458.688,91 EURO tutarında muhtelif bankaların teminat mektupları verildiğini, ancak ....'nun, sözleşme ile üstlendiği edimi tam ve sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında yerine getirmediğini, işin bitimini 2 yıldan uzun bir süre için geciktirdiğini, işi halen dahi tamamlayamadığını, tamamladığı kısımları ise eksik ve kusurlu (ayıplı) bir iş olarak ortaya koyduğunu, termik santralin faaliyeti ve yine iş sahibine teslimi için olmazsa olmaz inşaat unsurlarını yerine getirmekle yükümlü olan ...'nun gecikmesinin ana yüklenici durumunda olan ... şirketini oldukça zor duruma soktuğunu, işin sahibi ile birlikte diğer yerli ve yabancı yüklenicilere karşı sorumlu kıldığını, Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/43 Esas sayılı menfi tespit davası yargılaması kapsamında düzenlenen bilirkişi kurulu raporundan da toplam 3.365.340,77 Euro borçlu olduğu tespiti yapılarak ...'nun iddia ettiği gibi alacaklı değil borçlu olduğu sonucuna varıldığını, teminat mektupları ile güvence altına alınan risk gerçekleşmiş olup itiraz eden şirketinde usulüne uygun bir başvuru gerekleştirerek teminat mektuplarının ödenmesini talep ettiğini, ancak Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihinde ...'nun talebine binaen vermiş olduğu 2017/9 D. İş Esas ve 2017/9 D. İş Karar sayılı kararla teminat mektuplarının ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulduğunu, ...'nun ihtiyati tedbir kararı alındıktan sonra Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/43 Esasında kayıtlı menfi tespit davasını açtığını, nihayetinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/926 Esas, 2022/2672 Karar Sayılı, 12.05.2022 tarihli onama ilamı ile birlikte davanın tahkim şartı nedeniyle reddedilmesi gerektiğinin kesinlik kazandığını ve teminat mektupları üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırıldığını, ....'nun aynı teminat mektupları üzerinde daha sonra ihtiyati haciz kararı aldırdığını, söz konusu kararın Ankara BAM tarafından kaldırıldığını ve teminat mektupları üzerindeki ihtiyati hacizlerin de kalktığını, ....'nun, sırf teminat mektuplarının ödenmesini bir süre daha öteleyebilmek maksadıyla bu sefer de tahkim sürecini başlatacağından bahisle aynı anda hem İzmir 1.inci Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hem de mahkememize başvurarak ve ihtiyati tedbir kararı aldığını, tahkim yoluna başvurulmuş olmasının ihtiyati tedbir için haklı bir gerekçe oluşturmayacağını, ihtiyati tedbir kararının aynı konuya ilişkin derdest bir ihtiyati tedbir başvurusunun bulunması, süresinde tedbir kararının uygulanmasının istenilmemiş olması (HMK 393/1), ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlerin süresinde gerçekleştirilmemiş olması (HMK 397/1), ihtiyati tedbir şartlarının (sebeplerinin) mevcut olmaması, ihtiyati tedbir şartlarının (sebeplerinin) ve hakkın yaklaşık olarak ispat edilememiş olması aksine itiraz eden şirketin yüklü miktarda alacaklı olduğunu ortaya koyan bilirkişi raporunun bulunması, yaklaşık 4,5 milyon TL değerinde teminat mektubuna tedbir konulmasına rağmen TL olarak ve düşük bir oranda takdir edilen teminatın somut olaya, usul ve yasaya uygun olmaması yanında alınan fiilen yatırılan teminatın ihtiyati tedbir kararındaki şartları taşımaması, ...'nun başından beri ve halen dahi tahkimin geçersiz olduğunu iddia ediyor olmakla kötüniyetli olması, Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin taraflar ya da hakem heyeti tarafından seçilmemiş olması nedeniyle uygulanabilir olmaması ve yine kamu düzenine aykırılık nedeniyle usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbir talep eden vekili; .... A.Ş.’ne ait, “... ”nin inşası için hakkında ihtiyati tedbir istenen ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, Çek Cumhuriyeti’nde kurulu ve faaliyet gösteren ...'nin, işin yapımına ilişkin ... Şti. ile ayrı bir sözleşme imzaladığını, ...'nun bu tedbirin konusu olan teminat mektuplarını sözleşme ve proje kapsamında itiraz eden ... şirketine teslim ettiğini, bundan sonra inşaatın yapım aşamalarının ...fından, ....'nin sorumluluğundaki projeler doğrultusunda yapıldığını ve inşaat %95 seviyesindeyken, inşaatın sahibi ... şirketine 15 Temmuz kalkışması gerekçesiyle el konulduğunu, bu aşamadan sonra .. şirketinin ödemelerini ...'ya yapmamaya başladığını ve nihayet 2016 yılında ülkeyi terk ettiğini, ayrıca ... şirketinin ...'ya bir yazı yollayarak bundan sonra bir ödeme yapamayacağını bildirdiğini, ...'NUN %95 olan inşaat seviyesini hiçbir ödeme almadan %98 'e kadar getirdiğini ancak ne hakediş onaylayacak bir otoritenin olması, ne mevcut fatura bedellerinin ödenmesi gerçekleşmediği için bu aşamada durmak zorunda kaldığını, bunu yazı ile bildirdiğini, bu aşamadan sonra ... şirketinin Ostrava Yerel Mahkemesinden "İflas Ertelemesi" talep ettiğini, 1 yıl süre ile iflas ertelemesine karar verildiğini, bir senenin sonunda ise şirketin iflasının açıklandığını, şirketin bu tarihten sonra kayyum yönetimine girdiğini, bu süreç içerisinde ...'ya olan yaklaşık 10 Milyon Euro alacakları ödemediği gibi (iflas masasında 514. Sırada) aksine öncelikli alacaklılarına fon yaratmak, elde edeceği bu haksız kazancı paylaşmak için gecikme iddiası ile bu kez elinde bulunan teminat mektuplarını bozmaya çalıştığını, uyuşmazlığın halen derdest Viyana Tahkim sürecinde olduğunu, dosyanın tamamlayıcı merasimine bağlı bir tedbir dosyası olup bu sebeple derdestlik itirazına tabi olmadığını, her aşamada talep edilebilip verilebileceğini, verilen teminatın yeterli olduğunu, İhtiyati Tedbirin bir geçici hukuki koruma olup yapılan tahkim başvurusunun sonucuna göre şekilleneceğini, bu nedenlerle itirazın reddi ile tedbirin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 05/06/2024 tarihli kararı ile, itiraz eden, tedbir talep edenin süresi içerisinde tedbirden sonra esasa ilişkin dava açmadığından, tedbir kararının hükümsüz kaldığı itirazında bulunduğu, tedbir isteyen 19.10.2023 tarihinde tedbir kararının tebliğini talep etmiş, gerekli tedbir teminatını yatırarak 26.10.2023 tarihinde de tedbirin icrasını istemiş ve hakkında tedbir kararı verilen teminat mektuplarının bankalarına müzekkereler yazdırdığı, HMK 393. maddesinde yer alan tebliğden itibaren bir haftalık sürede tedbirin gereği talep edildiği, tedbir isteyen Viyana Uluslararası Tahkim Merkezi'ne 31.07.2023 tarihinde dava açıldığına dair belgeyi dosyaya sunmakla, MTK'nın 10/3. Maddesine göre tedbirden sonra süresinde esasa ilişkin dava açtığını, bu sebeple tedbirin hükümden düştüğü yönündeki itirazların kabul görmediği,İtiraz edenin diğer usuli itirazı olan derdestlik itirazının irdelenmesinde; HMK 114/1-(ı) maddesine göre davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olduğu, (derdestlik). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve istinaf mahkemesi uygulamalarına göre mahiyetine uygun düştüğü ölçüde HMK 114/1. maddesinde sayılı dava şartları, çekişmesiz yargı işlerine ve geçici hukuki koruma (ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti vs) müesseselerinde de uygulanması gerektiği, bu sebeple bir kimsenin tarafları, konusu, sebepleri ve sonuç talebi aynı olan ihtiyati tedbir talebini aynı anda birden fazla mahkemede dermeyan etmesi durumunda, elbette ki sonradan kayda girenler yönünden derdestlik dava şartı sebebiyle usulden red kararı verilmesi gerekeceği, somut olayda, ihtiyati tedbir talep edenin, tarafları, konusu, sebepleri ve neticei talebi aynı olan talebini mahkememizden bir gün evvel İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dermeyan ettiği, sonradan mahkememizde aynı talebi dermeyan ettiği, bu haliyle iki talep arasında derdestlik oluştuğu düşünülse bile, mahkememizce bu itirazın değerlendirildiği mürafaa tarihi itibari ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı kaldırılmış ve derecattan geçerek kesinleşmiştir. O halde HMK 115/3. maddesinde işaret edildiği üzere, talep mahkememizde dermeyan edildiği tarihte dava şartı olan derdestlik engeli var olmasına rağmen, bu engel daha sonradan kendiliğinden kalktığından, başta yok olan dava şartının sonradan yerine geldiğinin kabulü gerektiği , dava şartı yokluğundan bahisle usulden red kararı verilmediği,İtiraz eden hakemler seçilmeden mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de MTK'nın 6/1. Maddesi kamu düzeninden olduğundan, bunun aksi taraflarca kararlaştırılamayacağından, ayrıca İstanbul BAM 15. HD 27.03.2024 tarih, 2024/294 E ve 2024/268 K sayılı kararında da tahkimden önce bir tarafın Türk mahkemelerinden ihtiyati tedbir talep edilebileceğine işaret edildiğinden, bu yöndeki itirazların de reddine karar verildiği, İtiraz edenin, yüklenici ...nun üzerfine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, inşaatın yapımında ve edimlerin ifasında temerrüde düştüğü, bu sebeple asıl alacaklı tarafın ... değil, kendileri olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmesinde,HMK 389 ve devamı madelerine göre, ihtiyati tedbir müessesesi bir geçici hukuki koruma yolu olup, yaklaşık ispat şartlarına göre ve tarafların karşılıklı menfaat dengesi koruma saikiyle ele alınması gerektiği, taraflar arasında aktedilen 30.12.2015 tarihli geçici kabul tutanağında, taraflar işin %95 oranında bitirildiğini karşılıklı olarak imza altına aldıkları, bunla beraber iş sahibi Vitkovice tarafından, yüklenici ...'ya gönderilen 29.08.2016 tarihli yazıda, kendilerinin iş sahibi idareden paraları alamadıklarını, öz kaynakları ile bir kısım ödemelere devam etmek zorunda kaldıklarını, finansal olarak daha fazla bu şekilde devam edemediklerinden iflaslarına karar verildiğini, ...'ya da ödeme yapamadıklarını beyan ettikleri, İşin hangi seviyeye geldiği, hangi tarafın temerrüde düştüğü, ...'nin 11.01.2017 tarihli feshinde hangi tarafın haklı olduğu hususları esasa dair devam etmekte olan tahkim yargılamasında ortaya çıkacağı, mahkemece HMK 390. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat şartları bağlamında uyuşmazlık ele alındığından, iş sahibi ...en sadır olmuş geçici kabul belgesi ile 29.08.2016 tarihli yazı, itiraz eden tarafından sunulan diğer belgelere nazaran daha üstün kabul edilerek, işin asgari %95'lik kısmının tamamlandığının yaklaşık olarak ispat edildiğini kabul etmek gerektiği, Ayrıca Ostrava Yerel Mahkemesi'nin iflas kararının bir sureti de dosyaya sunulduğu, işin %95'lik kısmının tamamlandığı yaklaşık olarak ispat edilen bir uyuşmazlıkta ve ayrıca teminat mektupları lehine düzenlenen iş sahibinin iflas ettiği bir satıhta, teminat senetlerinin bozdurulması, telafisi imkansız ya da zor neticeler doğuracağından, hak ve nesafet dengesinin korunması adına, işbu teminat senetlerinin bozdurulmasının tedbir yoluyla durdurulması yerinde olacağı, bu sebeple itiraz edenin, esasa ilişkin bu itirazlarının da reddi gerektiği, İş sahibi Vitkovice'nin teminata yönelik itirazlarının değerlendirmesinde;Tedbir talebine konu tüm teminat senetlerinin Euro cinsinden olduğu, o halde, teminat belirlenirken, talep tarihi itibari ile ... Bankası Euro kuru ne ise, teminat senetlerinin toplam miktarı bu kur üzerinden TL'ye çevrilir ve bulunan TL karşılığı üzerinden TL cinsinden teminat miktarı belirlendiği, ihtiyati tedbir taleplerinde teminat miktarının ne olacağı HMK 389 ve devamı maddelerinde yer aldığı, uygulamada %15 teminatla ihtiyati tedbir verildiği, o halde talep tarihi üzerinden Euro'nun TL karşılığını üzerinden %15 teminat tayin edilmesinde de usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı , kurun talep tarihinden sonra artış göstermesi, teminatın eksik alındığı anlamına gelmeyeceğinden itiraz edenin teminata yönelik itirazlarının da reddi gerektiği, İtiraz edenin zamanaşımı definin değerlendirilmesinde, eldeki uyuşmazlık ...'nun alacaklı olduğu bir dava mahiyetinde olmayıp, teminat senetlerinin bozdurulma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir geçici hukuki koruma yargılaması olduğu, bu uyuşmazlıkta zamanaşımı tartışması da yapılamayacağı, itiraz edenin zamanaşımı define dair itirazlarının da reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar vermiştir. Karşı taraf tedbire itiraz eden davalı vekili istinafında; gerekçeli karar incelendiğinde itiraz dilekçesinde yer alan itiraz sebeplerinin tatmin edici bir şekilde değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesinin sözde geçici kabul belgesine ve iflas iddiasına dayanarak yaklaşık ispatın gerçekleştiği sonucuna ulaştığını, savunmalarını dikkate almadığını, müvekkili şirketin ihtirazi kaydını incelemediğini, ilk derece mahkemesinin derdestlik itirazına ilişkin gerekçesinin de son derece hatalı olduğunu, çelişki barındırdığını, İzmir dosyasının, İstanbul'un verdiği ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz ettikleri sırada ve hatta ilk duruşmasının yapıldığı 20.12.2023 tarihinde derdest olduğunu, taraflar ya da hakem heyetinin Milletlerarası tahkim kanunu hükümlerini seçmemiş olduklarını, bu hususta da ilk derece mahkemesinin gerekçesinin doğru olmadığını, sözde gecici kabul belgesinin esas alınamayacağını, ...'nun dilekçesinde yer alan sözleşmeye konu işin %95'inin bitirilmiş ve işin geçici kabulünün yapılmış olduğu iddiasının doğru olmadığını, sözleşmeye göre işin bitirilmesi sadece inşaatın tamamlanmasından ibaret olmadığını, teknik belgelerin teslim edilmesi de en az inşaat teslimi kadar önemli olduğunu, ...'nun halen dahi tahkim şartının geçersiz olduğunu iddia etmesi ve kötü niyetli olduğunu, ...'nun alacaklı olmadığı gibi müvekkili şirkete borçlu olduğunun sabit olduğunu, ihtiyati tedbir talep edenin cari hesap alacağı ve 10 milyon Euro hak ediş bedeli alacağı bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ilk derece mahkemesinin sözleşmenin fesih edilip edilmediği hususunda çelişkili ifadeler kullandığını, teminat mektuplarının tazmin talebi, hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde değilse bu talebin durdurulmasının mümkün olmadığını, bir kişinin iflas etmesinin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmasını sağladığı şeklinde yorumlanamayacağını, ilk derece mahkemesinin teminata ilişkin itirazlarını reddettiğini yine zamanaşımı itirazlarını reddettiğini, zamanaşımına uğramış bir alacak bakımından yaklaşık ispatın kabul edilemeyeceğini belirterek ihtiyati tedbire itirazların reddine dair kararın ve 22.5.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. HMK'nın 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ise hakim, ihtiyati tedbire davanın her aşamasında karar verebilir. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Davacı vekili talep dilekçesinde; tedbire itiraz eden şirket ile müvekkili arasında santral inşası hakkında sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından işin tamamlanması ve teslimi amacıyla teminat mektubu verildiğini, itiraz eden şirkette işin bitimine yakın maddi sıkıntılar oluştuğunu, müvekkiline yapılan ödemelerde aksamalar oluştuğunu, işin %98 tamamlandığını, müvekkilinin geçici kabul belgesi aldığını, itiraz eden şirketin Türkiye'de temsilcisi ve ikametgahı olmadığını, iflas ettiğini, müvekkilinin iflas masasında halen alacağını alamadığını belirterek teminat mektuplarının ödenmesinin engellenmesi için tedbir talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 22/05/2023 tarihli kararı ile, davalının yabancı uyruklu olduğu, Türkiye'deki yerleşim yeri, olağan oturma yeri ve işyerinin bulunmadığı bu durumda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, yine aynı kanunun 6. Maddesi uyarınca tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbir veya hacze karar vermesinin tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmeyeceği, teminat mektuplarının hangi amaç için verilmiş ise sadece o amaç için kullanılabileceği, kesin teminat mektubunun işlerdeki gecikme nedeniyle paraya çevrilmesi mümkün ise de işlerdeki gecikme, gecikmenin kimin sorumluluğunda bulunduğu, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı gibi yargılamayı gerektiren hususlar olup, henüz sözleşme feshedilmeden ve kimin alacaklı olduğu tespit edilmeden teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin HMK'nın 389. Maddesi gereği davacı tarafın hakkının elde edilmesini önemli ölçüde imkansız hale getireceği, yine tedbir kararı verilmesi halinde süreli teminat mektuplarının süresinin tedbir kararının yürürlükte olduğu süre kadar uzayacağının yerleşmiş Yargıtay kararları ile de sabit olduğu, bu nedenle tedbir kararı verilmesinin aleyhine tedbir istenen yönünden herhangi bir olumsuzluk doğurmayacağı gerekçesiyle, söz konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesi halinde HMK'nın 389. Maddesi uyarınca tedbir isteyenler aleyhine ciddi bir zarar doğacağı belirterek tedbir talebinin kabul etmiştir.Davalı vekilince tedbire itiraz neticesinde ilk derece mahkemesi iş sahibi ... tarafından, yüklenici ...'ya gönderilen 29.08.2016 tarihli yazıda, kendilerinin iş sahibi idareden paraları alamadıklarını, öz kaynakları ile bir kısım ödemelere devam etmek zorunda kaldıklarını, finansal olarak daha fazla bu şekilde devam edemediklerinden iflaslarına karar verildiğini, ...'ya da ödeme yapamadıklarını beyan ettikleri, işin hangi seviyeye geldiği, hangi tarafın temerrüde düştüğü, ....'nin 11.01.2017 tarihli feshinde hangi tarafın haklı olduğu hususları esasa dair devam etmekte olan tahkim yargılamasında ortaya çıkacağı, mahkemece HMK 390. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat şartları bağlamında uyuşmazlık ele alındığından, iş sahibi ...'nin elinden sadır olmuş geçici kabul belgesi ile 29.08.2016 tarihli yazı, itiraz eden tarafından sunulan diğer belgelere nazaran daha üstün kabul edilerek, işin asgari %95'lik kısmının tamamlandığının yaklaşık olarak ispat edildiğini kabul etmek gerektiği belirtilerek ihtiyati tedbire itiraz reddedilmiştir.Dosya muhtevasına göre eldeki dava için devam eden bir derdestlik durumu söz konusu olmadığı, tedbire itiraz eden yüklenicinin iflas durumu söz konusu olduğu , bu aşamada teminat mektubunun paraya çevrilmesinden ihtiyati tedbir talep edenin telafisi imkansız zarar görebileceği anlaşılmaktadır.Somut olayda; dosya kapsamı itibariyle davacı tarafından yaklaşık ispatın sağlandığı, ihtiyati tedbir kararının ve bu tedbire itirazın reddi kararındaki mahkeme gerekçesinin hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, tedbire itiraz eden karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/06/2024 tarih, 2024/133 D.İş, 2024/240 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, tedbire itiraz eden karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15