Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2024/1263
2024/752
2 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1263
KARAR NO:2024/752
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/11/2023
NUMARASI:2023/285 Esas, 2023/855 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin talebinin dava şartı yokluğundan reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkilinin mülkiyeti kendisine ait olan .... plakalı aracının üzerine ... reklam kaplaması yaptırdığını, belirli süre sonra bu yapışkanların söktürülmesi için davalı borçlu ....isimli şahıs şirketinden hizmet aldığını, müvekkili şirket kaplama söküm işleminin sona erdiği ve aracının hazır olduğunun kendisine bildirildiği, 14/10/2022 tarihinde aracı teslim almaya gittiğinde söküm işlemi neticesinde gözle görülür şekilde aracın tamamında ağır hasar meydana geldiğini tespit ettiğini, aynı tarihte aracını ... yetkili servisine götürdüğünü, yetkili servis tarafından yapılan detaylı incelemeler neticesinde aracın üzerindeki ...reklam kaplamasının sökümü esnasında aracın ağır hasar gördüğünü ve bu ağır hasarın onarımı için de 41.248,80 TL kadar masraf yapılması gerektiğini tespit edildiğini, İstanbul Anadolu 19 Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/29 D.İŞ sayılı dosya ile delil tespiti davası açıldığını, delil tespitinde alınan rapor ile de haklılığını ortaya koyduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, aracın kaliteli bir şekilde kaplama yapılmaması sonucu araç hasar görmekte ve buna bağlı olarak söküm ve temizleme işleminde de belli deformasyona uğramasının normal olduğunu, bunun en büyük sebebi ise kaplamanın kaliteli şekilde yapılmadığını, davacı tarafın da kabul ettiği üzere kaplama müvekkili tarafından yapılmadığı, kaldı ki söküm işlemi sırasında davacı tarafa bu durumların anlatıldığını, delil tespitinde bilirkişinin makine mühendisi olduğu kaplama işleminin uzmanı olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı öncelikle araç kaplama ve sökümünde uzman bilirkişi tarafından rapor alınmasını talep ederek bu hususta davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 02/11/2023 tarihli karar ile, mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nın 114(1)/c maddesinin yollamasıyla HMK.'nın 115(2). maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, HMK.'nın 20. maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece verilen red kararı sonrasında aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, her ne kadar görevsizlik kararı verilmiş ise de, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, tarafların tacir olduğu, yapılan işin ticaret olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi , davalı yüklenicidir.Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: [(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1. m.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır] şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da ...'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez (Yargıtay 3 HD 10/09/2018 tarih 2016/20667 E., 2018/8234 K. sayılı emsal kararı). O halde toplanan delillerden somut olayda, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının iş sahibi , davalının ise yüklenici olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı alacak talebinin TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari olmadığı açıktır.Davanın nispi ticari dava olması için ise her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Bu durumda davacının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davacılının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda gerçek kişi olan davacının tacir sayılması için, işin yapıldığı tarih itibariyle tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmalıdır. Nitekim dosya içerisinde davalının tacir olup olmadığına yönelik getirtilen kayıtlarda, herhangi bir ticaret sicil kaydının bulunmadığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının tacir olmadığı ve davanın, nispi ticari dava da sayılamayacağından iş bu davaya bakma görevinin HMK’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek verilen karar yerindedir.Her ne kadar davalı vekili istinaf dilekçesinde görevsizlik kararı üzerine müvekkili lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirtmiş ise de 6100 Sayılı HMK'nun 331. Maddesi gereği yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verileceği bu yönüyle de istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2023 tarih ve 2023/285 Esas, 2023/855 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davalı tarafça harç peşin yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15