Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2024/1215
2024/722
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1215
KARAR NO:2024/722
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/06/2024
NUMARASI:2024/280 Esas,
DAVANIN KONUSU:Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas),(Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ:26/09/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili; .... AŞ. ile davalı ... ve bu şirketin Sırbistan Şubesi arasında, 21/02/2020 tarihinde, Sırbistan'da ....Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede davalı yüklenici, müvekkil ise alt yüklenici olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkil şirketin, inşa edilecek ...'nün çekme-sürme yöntemiyle inşa edilmesi için .... Danışmanlığı, ...-... Metodu ile .... Mühendisliği, ....hizmetleri verdiğini, sözleşmenin 15.maddesi uyarınca .... AŞ'nin 04/03/2020 düzenlenme tarihli, ... referans/mektup numaralı, 187.000,00 EURO tutarlı, 28/02 024 de tarihli kesin teminat mektubunu davalıya teslim ettiğini, müvekkil şirketin tüm yükümlülüklerini tam ve gereği gibi tamamlayarak işi teslim ettiğini bu durumun davalı tarafça tanzim edilen .... - .... RAPORU ile de tespit edildiğini, Hatta taraflar arasında tüm hakedişler düzenlenip onaylanarak imzalandığını, faturaların düzenlendiğini, bu faturaların tarafların ticari defterlerine işlenerek müvekkilin davalıdan 456.721,78 EURO alacaklı olduğuna dair taraflar arasında 13/07/2023 tarihinde cari hesap mutabakatının dahi imzalandığını, sözleşmeye göre özetle kesin teminat mektubunun yarısının serbest bırakılmasının/müvekkile iade edilmesinin koşulu olarak yüklenici davalı ile sözleşme dışı idare Sırbistan Karayolları arasında yapılacak geçici kabulün yapılması olarak belirlendiğini, kalan yarısının serbest bırakılacağı tarih olarak ise bu geçici kabul tarihinin 1 yıl sonrası olarak belirlendiğini, işbu geçici kabul süreci davalı ile Sırbistan Karayolları arasında olduğunu, müvekkilin bu sürece bir dahili, müdahalesi, kontrolünün bulunma şansı olmadığı için maddenin ilk ve son paragraflarında müvekkilce davalıya verilecek kesin teminat mektubunun 28/02/2024 vade tarihli olarak düzenlenmesi ve bu tarihe dek müvekkilin kontrolü dışındaki sebeplerden dolayı davalı ile sözleşme dışı idare arasında geçici veya kesin kabulün yapılamamış olması durumunda davalının müvekkilce verilen kesin teminat mektubunu serbest bırakacağı, bir başka deyişle müvekkiline iade edeceğinin düzenlendiği, müvekkil şirketin dava konusu sözleşme ile yüklendiği işin, söz konusu projenin tamamına kıyasla küçük bir kısmı olduğunu, projedeki müvekkil şirketin yüklendiği işin dışındaki diğer kısımların veya diğer taşeronların işinin henüz tamamlanması veya tamamlanmamasının sözleşmenin 15. Maddesinin açık hükmü karşısında müvekkili şirketle ve dava konusu sözleşme ile bir ilgi alakası kalmadığını, davalının müvekkilin verdiği dava konusu teminat mektubunu müvekkiline iade etmemekte ısrar etmekte olduğunu, davalının tehditleri sonucu müvekkili şirketin mektubunun paraya çevrilmemesi için mektubu 1 ay süreyle alelacele uzatmak zorunda kaldıktan sonra davalıya mektubun iadesi taleplerini yineleyerek ilettiğini, ancak bu talepleri yine karşılıksız kaldığını devam eden süreçte ise davalının mektubu tazmin ve uzatım tehditleri altında mektubun vadesi tekrar uzatılmak durumunda kaldığını, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini tam ve gereği yerine getirmiş olduğunu bu nedenle sözleşmenin açık hükmü gereği teminat mektubunun iadesi koşulları oluştuğunu, mutabakatta yer aldığı üzere davalıdan 456.721,78 EURO alacağı bulunmakta ise de müvekkilinin söz konusu teminat mektubu için bankaya lüzumsuz şekilde komisyon ödemeye devam ettiğini ve mektubun nakde çevrilmesi riskininde halen devam ettiğini., hatta müvekkilinin davalıdan 456.721,78 EURO tutarındaki alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla esas takibe geçtiğini ve davalının bu takibe itirazda bulunduğunu, davalının yargılama sürecinde teminat mektubunu paraya çevirmek istemesi halinde müvekkil şirketin ticari itibarı zedelenerek telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, davalının teminat mektubunu paraya çevirmesi nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceğini, davalının teminat mektubu ile korunacak herhangi bir hak ya da alacağı bulunmadığından teminat mektubunun çözülmesi, bir başka deyişle nakde dönüştürülüp davalı şirkete ödenmesinin önlenmesi talebiyle huzurdaki dava açılmadan önce HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre ihtiyati tedbir isteminde bulunduklarını, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2024 Tarihli, 2024/120 D. iş 2024/134 K. sayılı kararıyla (Ek-12) ihtiyati tedbir istemlerinin %50 teminat karşılığı kabul edildiğini, %50 teminatı 05/04/2024 tarihinde sunduklarını ve aynı gün tarihli ihtiyati tedbirin uygulanması talebimiz üzerine ilgili bankaya müzekkere gönderilerek ihtiyati tedbir kararının ifası istendiğini, 05/04/2024 tarihinde yapılan başvuruları üzerine 08/04/2024 tarihinde dosyası açılan arabuluculuk sürecinde taraflar arasında gerçekleşen görüşme sonucu anlaşma sağlanamayarak söz konusu arabuluculuk faaliyeti sonlandırıldığını, henüz ihtiyati tedbir kararından haberi olmayan ancak teminat mektubuna ilişkin dava şartı arabuluculuk ile yargılama sürecinin başlatıldığının farkında olan davalı taraf teminat mektubuna karşı henüz dava açılmadan davayı konusuz bırakmak amacıyla, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesini dahi beklemeden bankaya başvuru yaparak; dava konusu teminat mektubunun paraya çevrilmesini talep ettiğini, ihtiyati tedbir kararı sayesinde davanın henüz açılmadan konusuz kalmasının önüne geçilebildiğini, aynı gün ilerleyen saatlerde arabuluculuk son tutanağı da tanzim edildiğini belirterek; taraflar arasında imzalanan 21/02/2020 tarihli sözleşmeye binaen müvekkil şirketçe davalıya teslim edilen ... AŞ'nin 04/03/2020 düzenlenme tarihli, .... referans/mektup numaralı, 187.000,00 EURO tutarlı, 28/02/2024 vade tarihli kesin teminat mektubundan kaynaklı olarak müvekkil şirketin , davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığının ve teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitiyle davalıdan alınarak müvekkile iadesini ve iadenin mümkün olmaması halinde teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili firma ile davacı arasında "...." altyüklenici sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme kapsamında müvekkil firmanın uğrayacağı muhtemele zararlarını temini olması için davacı tarafından .... A.Ş'nin 04.03.2020 düzenlenme tarihli, .... referans/mektup numaralı, 187.000,00 EURO tutarlı kesin teminat mektubu müvekkil şirkete teslim edildiğini, Sözleşmenin “Kati Teminat” başlıklı 15.2 maddesi ile “Altyüklenicinin işbu sözleşme ve ekleri kapsamında herhangi bir yükümlülüğünün kalmadığının tespiti halinde (Yatırımcı tarafından montaj ve imalat hakkında herhangi bir eksiklik ve kusur bulunmaması durumunda) Ana Sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince, ... Sertifikası'nın düzenlenmesi ve onaylanmasını müteakip ayrıca Ek-I Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine uygun olarak teminat iadesi Yüklenici tarafından .... iade edilecektir.” şeklinde düzenlendiğini, sözleşmede de belirtildiği üzere müvekkil şirket ile İdare (Sırbistan Karayolları) arasında yapılacak olan geçici kabul işleminden teminat mektubunun yarısı serbest bırakılacak bir yıl sonra ise geri kalan kısmı serbest bırakılacağını, teminatların iadesinde davacı ile müvekkil şirket arasında yapılacak kesin kabulün, en son işlem olduğunu, öncelikle müvekkil şirket ile İdare arasında kesin kabul işlemi yapılıp Devir Sertifikası düzenlenecek bundan sonra müvekkil ile davacı arasında kesin kabul yapılacağı , hali hazırda ne müvekkil ile İdare arasında ne de müvekkil ile davacı arasında yapılmış bir geçici kabul işlemi bulunmadığını, Bununla birlikte taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğinde olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin "Kesin Teminatın İadesine Ait Şartlar" başlıklı 45. maddesinde;"Taahhüdün, sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun uygun olarak yerine getirilmesinden ve varsa işe ait eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların yarısının; kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra ise kalanının, yükleniciye iade edilebilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan ilişiksiz belgesi getirilmesi zorunludur. denilerek kesin teminat mektubunun iade halleri bir kez daha belirtildiğini, şartname metninde de belirtildiği üzere teminat mektubu ancak yüklenici-müvekkilin İdare'ye bir borcunun olmadığının tespiti halinde iade edilebileceğini, Mevcut durumda İdare ile yapılmış bir geçici/kesin kabul işlemi bulunmadığı için bu yönde bir tespitin de bulunmadığını, bu nedenle de teminat mektubunun iade şartlarının oluşmadığını, tüm bu hususların Üsküdar ... Noterliği'nin 28.02.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacı firmaya hatırlatıldığını, bununla birlikte anılı maddede teminat mektubunun iade şartlarından birinin de davacı-altyüklenicinin ...'dan ilişiksiz belgesi getirmesi olarak belirtildiğini, ancak davacı tarafından bu yönde bir belgenin getirilmediğini, davacı tarafından her ne kadar teminat mektubunun müvekkil tarafından haksız bir şekilde nakde çevrileceğini iddia etmiş ise de bu iddiası gerçeği yansıtmadığını, kesin teminat mektubunun iade koşulları oluşmadan vade tarihinin yaklaşması üzerine müvekkil şirketin olası risklerinin güvence altına alınması adına şirket yetkileri tarafından müteaddit kez teminat mektubunun süresinin uzatılması davacı yandan talep ettiğini, ancak davacı yanın mektubun süresinin uzatılmasını kabul etmediğini, bunun üzerine mektup süresinin davacı tarafça uzatılmaması nedeniyle müvekkil şirketin hak kaybına uğramaması adına “kesin teminat mektubunun öncelikle süresinin uzatılması, mektup süresinin uzatılmaması halinde teminat mektubunun paraya çevrilmesi” talepli dilekçelerini muhatap bankaya ibraz ettiklerini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; 06/06/2024 tarihli ara karar ile, "HMK'nın 397/1.maddesinde; ihtiyati tedbir kararı dava açılmadan önce verilmişse tedbir talep eden bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde esas hakkındaki davasını açmak zorunda olduğu, aksi takdirde tedbir kararının kendiliğinden kalktığı düzenlenmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 16.fıkrasında; Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez, hükmü bulunmaktadır. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin tedbir kararını 02/04/2024 tarihinde verdiği, davacı vekili tarafından 05/04/2024 tarihinde teminat mektubu sunulmak suretiyle ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edildiği, 05/04/2024 tarihinde mahkemece ... Bankasına ihtiyati tedbir kararının uygulanması için müzekkere yazıldığı, davacının dava konusuyla ilgili arabuluculuğa 05/04/2024 tarihinde başvurduğu ve son oturum tutanağının 25/04/2024 tarihinde düzenlendiği, Mahkememizdeki menfi tespit davasının ise 06/05/2024 tarihinde açıldığı, buna göre davacının arabuluculuğa başvurduğu 05/04/2024 tarihinden son tutanağın düzenlendiği 25/04/2024 tarihine kadar Arabuluculuk Kanununun 18/A-16 maddesine göre süre işlemeyeceğinden 25/04/2024 tarihinden davanın açıldığı 06/05/2024 tarihine kadar 2 haftalık esas hakkındaki dava açma süresinin geçmemiş olduğundan davalının ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbir istemine konu teminat mektubunun talebe konu uyuşmazlık kapsamında verildiği, sözleşmenin dava ve talebe konu teminat mektubuna ilişkin hükümleri bir arada değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşulları sağlandığı, tedbir talep edenin ileride telafisi güç zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği gerekçesi ile, taraflar arasındaki ilişki, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve yasal düzenleme göz önüne alındığında verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu ve yasaya uygun olduğu, kaldı ki; teminat mektubunun süresinin 31/12/9999 tarihine kadar uzatılmış olduğu, buna göre süresiz hale getirildiği hususu göz önüne alındığında davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin; teminat miktarının düşük olduğu, teminat mektubu bedeli kadar teminat alınması gerektiği talebinin de, alınan teminat miktarı göz önüne alındığında yerinde olmadığı ve %50 oranında teminatın yeterli olduğu anlaşılmıştır. " gerekçesi ile davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacı tarafından, öncelikle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinden 02/04/2024 tarih 2024/120 D. İş sayılı dosyası ile uyuşmazlık konusu kesin teminat mektubunun nakde çevrilmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı aldırdığını ve ihtiyati tedbir kararına itiraz süresi içerisinde İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/280 E. Sayılı dosyası ile esas hakkındaki davanın açıldığı için ihtiyati tedbire itirazlarının bu mahkemece incelendiğini ve mahkemece 06/06/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbire itirazlarının reddedildiğini, 6100 sayılı HMK m. 393 "İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar." hükmü uyarınca davacı tarafından ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmemiş olup bu haliyle ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkmış bulunmaktadır, 6100 sayılı HMK m. 397 "İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar." hükümleri uyarınca davacı tarafın esas davayı iki hafta içinde açmak zorunda olduğunu, davacı tarafın 02/04/2024 tarihinde ihtiyati tedbir kararı aldığını, 08/04/2024 tarihinde zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, arabuluculuk süreci 19/04/2024 tarihinde sonlandığını ve huzurdaki esas davayı 06/05/2024 tarihinde ikame ettiğini, salt arabuluculuk sonlanma tarihi esas alınsa dahi davacının esas davayı iki haftalık kesin süreden sonra ikame ettiğini, kaldı ki ihtiyati tedbir kararı ile arabuluculuk başvurusu arasında geçen zamanda da sürenin işlemeye devam ettiğini, arabuluculuk sürecinin sonlanması ile birlikte kaldığı yerden devam ettiğini, davacı tarafından HMK m. 397 uyarınca yasal süre içerisinde esas dava açılmamış olması nedeniyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Her ne kadar talep konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesini tedbiren önlenmesini talep etmiş ise de; talep konusu sözleşmenin, sözleşmedeki karşılıklı edimlerin ne oranda yerine getirildiğinin, tarafların karşılıklı alacakları bulunup bulunmadığının, teminat mektubuna konu işlerin tamamlanıp tamamlanmadığının net olarak belirlenmesi suretiyle böyle bir tedbir kararı verilebileceğini, teminat mektubunun süreli olduğu, sözleşmeye göre öncelikle davalı müvekkil şirket ile İdare arasında kesin kabul işlemi yapılıp Devir Sertifikası düzenlenip bundan sonra davalı müvekkil ile davacı arasında kesin kabul yapılacağı , halen ne müvekkil ile İdare arasında ne de müvekkil ile davacı arasında yapılmış bir geçici kabul işlemi bulunmadığını, davalı müvekkil ile İdare arasında yapılacak olan kesin kabul işleminin zamanı müvekkilin tasarrufunda olmadığını, tedbir kararında, müvekkil şirket ve 3. kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat mektubunun %50’si oranında 3.266.319,65 TL nakdi veya banka teminat mektubunun mahkeme veznesine depo edilmesine karar verildiğini, teminat oranının çok düşük olduğunu, belirterek ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, aksi halde tedbir konulan mektup bedeli kadar (187.000,00 Euro) teminat karşılığında tedbirin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında 21/02/2020 tarihli ...Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı alt yüklenici, davalı ise iş sahibi /asıl yüklenicidir.Dava; taraflar arasında imzalanan 21/02/2020 tarihli ....Sözleşmesine dayalı olarak davacı yanın davalı yana verdiği, ... AŞ'nin 04/03/2020 düzenlenme tarihli, .... referans/mektup numaralı, 187.000,00 EURO tutarlı, 28/02 024 de tarihli kesin teminat mektubundan kaynaklı olarak davacı şirketin , davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının ve teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitiyle davalıdan alınarak davacı yana iadesi ve iadenin mümkün olmaması halinde teminat mektubunun iptali talebine ilişkin olup, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/04/2024 tarih ve 2024/120 D.İş - 2024/134 Karar sayılı ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara itirazının reddi kararına karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunulmuştur.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir Yukarıda açıklanan kanun maddeleri kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; henüz davacı yanın davalı ile aralarında sözleşmeye göre tüm edimlerini eksiksiz yerine getirip getirmediği konusu dahi belli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden ve işin teslim edildiğine dair dosyada herhangi belge de bulunmadığından; davalı yanın ihtiyati tedbir talebine itirazının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece, olayda yaklaşık ispat şartının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin tarih, 2024/280 Esas, null/null Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15