SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2024/880 E. 2024/522 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/880

Karar No

2024/522

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/880

KARAR NO: 2024/522

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/02/2024

NUMARASI: 2023/768 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU: Tapu iptali ve tescil

KARAR TARİHİ: 13/06/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında yürürlülük tarihi 22/03/2022 olan karma tipli "Taşeronluk İnce İşçilik Sözleşmesi" ve akabinde de 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca yapılan ek işler sebebiyle protokol imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca ; taşeron tarafından yapılan işlerin karşılığının 7.000.000,00 TL olduğunun taraflarca kabul edildiğini, davalı yanın bu bedeller karşılığında İstanbul İli, ... İlçesi, .... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan inşaattan ... Blok bağımsız bölüm No:..., bağımsız bölüm No:..., bağımsız bölüm No:... ve bağımsız bölüm No:9 taşınmazları 7.000.000 TL (yedimilyontürklirası) karşılığında taşerona vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiğini, 16/10/2022 tarihli sözleşme ile ayrıca protokolde de belirtildiği üzere 7.000.000,00 TL bedelli senedin de taraflarına verildiğini, müvekkili şirketin tüm görüşmelerine karşın davalı yanca tapu devri yapılmadığını ve senedin İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalı yanca senedin teminat senedi olduğundan bahisle İstanbul 46. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2023/455 Esas sayılı dosya ile takibin iptali için dava açıldığını, mahkemece davalı lehine karar verilerek takibin iptal olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın temeli olan sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen karma tipli bir sözleşme olup karşı yanın edimi bakımından taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin koşullarını taşıdığını, ilgili sözleşmeler ve protokoller uyarınca müvekkili şirketin sözleşmelerde belirtilen işleri yaptığına ilişkin yaklaşık ispat kuralı açık bir şekilde gerçekleştiğini, davalı yanın da sözleşmesel edimlerini yerine getirmekten kötü niyetli olarak kaçındığını ve bununla birlikte şirketi boşaltarak borç ödemekten kurtulma gayesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davalının borca aykırı davranması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, öncelikle mahkemece davalı yanın açıkça kötü niyetli hareketleri ve edimlerini yerine getirmeme iradeleri uyarınca öncelikle teminatsız olarak aksi halde düşük bir teminat bedeli karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, mahkemece bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde sözleşmeler uyarınca ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan ... Blok 3, 13, 9 ve 16 nolu bağımsız bölümler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu taşınmazların devredilmiş olması halinde aynı ada parselde davalıya ait taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına, 22/03/2022 tarihli taşeron sözleşmesi ve buna bağlı olarak imzalanan 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan ... Blok 3, 13, 9 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı müvekkili şirket adına tesciline,aksi halde bu 4 taşınmazın bedellerinin karar tarihine en yakın değerlerinin tespiti ile müvekkili şirkete bu bedellerin verilmesine, aksi halde yapılan işlerin bedellerinin tespiti ve olumlu zararların karşılığı olarak şimdilik 7.000.000,00 TL tazminatın HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ve tam değer tespit edildiğinde artırılmak üzere), 16/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline karar verilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı şirket tarafından tapu iptali tescili taleplerine dayanak olarak gösterilen belgenin resmi şekilde düzenlenmediğini, her ne kadar Protokol hükmü ve ilgili TBK hükümleri bir arada değerlendirildiğine Protokol kapsamında müvekkili şirketin seçimlik borç hakkında seçim hakkını haiz olduğu sarih olsa da, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber seçim hakkının davacı şirket üzerinde olduğu düşünüldüğünde dahi, davacı şirketin dava konusu sürecin başında seçim hakkını edimin 7.000.000,00 TL olarak ödenmesi yönünde kullandığını;müvekkili şirket tarafından fatura düzenlenmesinin talep edilmesinin ve bu talebin davacı şirket tarafından reddedilmesinin akabinde davacı şirket tarafından atılan ilk hukuki adımın, Protokol'e istinaden düzenlenmiş olan teminat senedinin "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile icraya konulması olduğunu; hem ilgili senedin açık bir şekilde teminat senedi oluşu hem de Protokol'de açıkça, icra takibine başvurulmasının gerekmesi halinde başvurulacak olan takip yolunun "Normal Takip Yolu" olarak düzenlenmiş olmasının hilafına "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile icra takibine konu edilmiş olması ve icra takibi öncesinde açıkça art niyetli bir şekilde müvekkili şirketin dava konusu alacağın kat be kat üzerinde değere sahip olan tüm mallarına ihtiyati haciz uygulanmış olması nedeniyle icra takibine karşı takibin iptali veya taliki talepli dava ikame edildiğini; İstanbul 46. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2023/455 Esas numarasıyla görülmüş olan yargılama sonucunda 28.09.2023 tarihinde verilmiş 2023/633 Karar sayılı ilam ile, "Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolu" ile takibe konu edilmiş senedin teminat senedi oluşundan bahisle davacı şirketin başlatmış olduğu icra takibinin iptaline karar verildiğini, tarafların iradelerinin dava konusu Protokol kapsamında müvekkili şirket tarafından yerine getirilecek olan edimin nakdi olarak ödenmesi yönünde tarafların birbirleriyle örtüşen iradelerinin bulunduğunu, davacının ise ortaya koymuş olduğu iradesinden art niyetli bir şekilde caymaya çalıştığını ve hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu, ilaveten, davacı şirket tarafından Sözleşme ve Protokol kapsamında yerine getirilmesi taahhüt edilen işlerin Sözleşme ve Protokol'de kararlaştırıldığı gibi ifa edilmediğini, davacı şirket tarafından yerine getirilen işin öncelikle Sözleşme ve Protokol'de kararlaştırılan zamandan geç teslim edilmiş olup, geç teslim sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını,geç de olsa gerçekleşen teslim sonrasında müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan kontrollerde davacı şirket tarafından yerine getirilen bir kısım imalatta eksiklikler ve ayıplar tespit edildiğini, bu hususun kendilerine bildirildiğini ve hakkaniyetli bir indirim talep edilmişse de davacı şirket yetkililerinin herhangi bir indirime veya zarar tazminine yanaşmadıkları gibi, kendilerinin de eksik ve ayıplı imalatın bilincinde olduklarından herhangi bir fatura düzenlemekten de imtina ettiklerini, mahkemece tayin edilecek bir bilirkişi heyeti marifetiyle müvekkili şirketin geç teslimden, ayıplı ve eksik imalattan kaynaklanan zararının hesaplanması ve davacı şirketin 7.000.000,00 TL olduğunu iddia ettiği hak edişinden, hesaplanmış olan zararı mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin geç teslim, eksik ve ayıplı imalattan dolayı uğramış olduğu zararın, davacı şirketin iddia ettiği hak edişinden daha yüksek bedelli olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 09/01/2024 tarihli ara karar ile, davaya konu taşınmazın tapu kaydına tedbir konulmaması durumunda mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği gerekçesiyle davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ... Limited Şirketi'ne ait ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan ... Blok 3, 13 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin tapu kaydına dava değerinin %20 teminat mukabilinde tedbir konulmasına karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili 17/01/2024 tarihli dilekçesiyle; davacı tarafça tapu iptali ve tescil talepleri hakkında yaklaşık ispat sağladıkları kanaatine vardıracak herhangi bir delil veya vakıa sunulmamış olduğu gibi müvekkili şirket tarafından sunulmuş olan cevap dilekçesi ile davacıların dava konusu taleplerinin tamamının ve özellikle tapu iptali ve tescil taleplerinin haksız olduğunun halihazırda yaklaşık olarak ispat edildiğini, davacılara taşere edilmiş olan işin gereği gibi yerine getirilmesinin karşılığında müvekkili şirket tarafından yerine getirilmesi gereken borcun "Seçimlik Borç" olarak düzenlediğini, sözleşmenin, protokol metni ve yürürlükteki mevzuat uyarınca seçim hakkının münhasıran müvekkili şirket yedinde olduğunu, emredici hükümlerle getirilmiş ve uyulması gerekli şekil şartlarına haiz herhangi bir belge sunulmaksızın öne sürülmüş olan tapu iptali ve tescil talebinin hukuka, hakkaniyete ve şekil şartlarına uygun olmadığını, davacı şirket tarafından tapu iptali tescili taleplerine dayanak olarak gösterilen belgenin resmi şekilde düzenlenmediğini, her türlü yaklaşık ispat unsurundan yoksun ve herhangi bir ciddi zarar doğma endişesinden uzak dava konusu talepler ile ilgili verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu talepler göz önünde bulundurulduğunda herhangi ciddi bir zarar doğma endişesi bulunmadığını belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 15/02/2024 tarihli ara karar ile, yanlar arasında imzalanan protokole göre davacının ince işleri yapmayı yüklendiği, ödemeler için protokole konu 4 adet taşınmazın davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı, davacının bu hükme göre tescil talepli eldeki davayı açtığının anlaşıldığı, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan bütün sözleşmelerin geçerliliğinin resmi şekilde yapılmasına bağlı olduğu, resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış sözleşmelerinin geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıklarının bulunmadığı, protokol hükmünün taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında olduğu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin de ileride taşınmaz mülkiyetinin tapuda devrini yapmayı taahhüt eden bir ön sözleşme olduğu, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin de resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda iki tarafça imzalanması suretiyle geçerlilik kazanacağı, sözleşmenin şekil şartının kamu düzeni ile ilgili olup noter tarafından düzenleme şeklinde yapılmasının zorunlu olduğu, bu itibarla eldeki davada davacının tescil talebinin dinlenemeyeceği, terditli olarak açılmış bulunan alacak davasında tedbire konu taşınmazların uyuşmazlık konusu olmadığı, ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulüne, mahkemenin 09/01/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı yanın hiç bir beyanında müvekkilinin davaya konu sözleşmeler uyarınca işi yapmadığını söylemediğini, dosyada mübrez ilk taşeronluk sözleşmesinde 3 adet taşınmaz devri için anlaşılmış iken dosyada mübrez 16/10/2022 tarihli protokol ile davalı yanca fazladan müvekkili şirketçe yapılan işlerin de varlığının kabul edildiğini ve 4 taşınmaz devri konusunda anlaşıldığını,16/10/2022 tarihli sözleşme ile ayrıca bu protokolde de belirtildiği üzere 7.000.000,00 TL bedelli senedin de müvekkili şirkete verildiğini, müvekkili şirketin tüm görüşmelerine karşın davalı yanca tapu devrinin yapılmadığını veya yapılan işin bedelinin ödenmediğini, senedin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalı yanca bu senedin teminat senedi olduğundan bahisle İstanbul 46. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2023/455 Esas sayılı dosya ile takibin iptali için dava açıldığını ve mahkemece davalı lehine karar verilerek takibin iptal olunduğunu, mahkemece verilen tedbir kararının tahkikata geçilmeden itiraz üzerine kaldırılmasının ancak mevcut durumda meydana gelen veya gelebilecek ani bir değişme neticesinde kaldırılabileceğini, mahkemece hukuki değerlendirme yapılmadan, delil araştırması yapılmadan salt davalı yanın itirazları ile teminatın kaldırılmasına karar verildiğini, HMK'nın 396. maddesi hükmünün kapsamına göre; ihtiyatî tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini zorunlu tutan şartlarda bir değişiklik olduğu kesinse, bu değişikliğe paralel olarak ihtiyatî tedbirinde değiştirilmesi veya kaldırılması gerekeceğini, davalı yanın itiraz dilekçesinde davaya konu durum ve şartların değiştiğine ilişkin şüpheye mahal vermeyecek somut bir delil ibraz edemediği gibi dilekçesinde şartların değişmesinden dahi bahsedilmediğini, somut olay bakımından tedbirin devam etmesi gerekliliğini ortadan kaldırıp kaldırılmadığının incelenmediğini, gelinen noktada müvekkili şirketin edimlerinin tamamını yerine getirdiğini, milyonlarca Türk Lirası değerinde emek ve malzeme harcadığını ve karşılığında hiçbir şey almadığını, mahkemece belirtilen gerekçede taşınmaz vaadi sözleşmelerinin geçerlilik şartının olmadığından bahsedildiğini, ancak 1 ay öncesinde verilen tedbir kararında da dosyaya sundukları evraklar uyarınca ilgili sözleşmenin hukuki niteliği bilinmesine karşın mahkemenin vermiş olduğu karardan döndüğünü, bunun yanında mahkemeye tedbir kararını verdikten sonra mal kaçırmaya açıkça emare olarak ekte sunulu müzekkereden de görüleceği üzere tedbir konulan 3 taşınmazdan ikisinin satıldığı bilgisinin de verildiğini, davalı yanın, mal varlıklarını tasfiye ettiğini, dava sonunda mahkemece tapu iptali ve tesciline karar verilmediği takdirde dava müddeabihinin tahsili imkanı kalmayacağını, bunun yanında 1.400.000,00 TL gibi oldukça yüksek bir teminatın da davalı yanın olası zararlı için mahkemece alındığını, tüm bu veriler eşiğinde mahkemenin tedbir kararını kaldırmasının hiçbir hukuki dayanağı kabul edilemeyeceğini belirterek davalı yanın mal kaçırma gayesinin ortada olduğunun kabulü ile davaya konu taleplerin yaklaşık ispat kuralının istediği şartları fazlasıyla karşılığı da dikkate alınarak mahkemenin 15/02/2024 tarihli tedbir kararının kaldırılması kararının kaldırılmasına,davalı hakkında öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesine, aksi halde tüm kalan tüm gayrimenkulleri hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilince dava değerinin yüzde 20'si oranında yatırılan teminat bedelinin kaldırılarak teminatsız olarak taleplerinin kabulüne, aksi halde daha düşük bir teminat bedelinin tespit edilmesine,bu mümkün olmadığı takdirde müvekkil şirketin tüm taşınmazlarına ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesi istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında adi yazılı 22/03/2022 tarihli "Taşeronluk İnce İşçilik Sözleşmesi" ve akabinde de 16/10/2022 tarihli protokol uyarınca yapılan ek işler sebebiyle protokol imzalanmıştır. Sözleşmede davacı taşeron tarafından yapılan işlerin karşılığının 7.000.000,00 TL olduğu taraflarca kabul edilmiş, davalı yanın bu bedeller karşılığında ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan inşaattan ... Blok, 3, 13, 16 ve 9 nolu bağımsız bölümleri 7.000.000,00 TL karşılığında taşerona vermeyi taahhüt etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, maddede "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Maddede ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin “uyuşmazlık konusu hakkında” verileceği hüküm altına alınmıştır.Buna göre ihtiyati tedbirin ancak "uyuşmazlık konusu hakkında" verilebileceği dikkate alınarak tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu olan hakkı oluşturacaktır. Kanun, “uyuşmazlık konusu hakkında” diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Bu nedenle ihtiyati tedbir, dava konusu hak, mal ya da şeyler üzerinde uygulanabilir.Somut olayda; bağımsız bölümlerin devrini düzenleyen sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, davalı yanca şekil şartı yönünden itirazda bulunulmuştur. Sözleşme gereğinin yerine getirilip getirilmediği, bu nedenle şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı netiliğinde olup olmadığı ancak yargılama sırasında toplanacak delillerle mümkün olacaktır. Yine davalı yanın üzerine kayıtlı başkaca taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir. Zira dava konusu yapılmayan başkaca hususlarda ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir. O halde eldeki davanın konusu bakımından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yan bulunmamaktadır. Davacı yanın ihtiyati haciz talebi yönünden mahkemece olumlu yada olumsuz bir karar verilmediğinden bu talep hakkında istinaf incelemesi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2024 tarih ve 2023/768 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 13/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTapukesinvegereğiiptaligörüşülüpreddinetescilistanbulkonusudüşünüldünumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim