İstanbul BAM 15. HD 2023/1332 E. 2024/483 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2023/1332
2024/483
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1332
KARAR NO: 2024/483
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/12/2022
NUMARASI: 2018/561 Esas, 2022/905 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 05/06/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı karşı davalı vekili; taraflar arasında 09.03.2016 tarihli " Ergene havzası OSB müşterek atıksu arıtma tesislerinde arıtılmış atık sularının Marmara Denizine deşarjını sağlayacak toplama hatları tüneller ve derin deşarj sistemi bileşeni olan kara boru hattı inşaat" işi dahilinde ana yüklenicinin idareye taahhüt ettiği ... Çelik Boru döşeme için yapılması gereken kazı ve dolgu işleri konusunda anlaşmaya yaptıklarını, taraflar karşılıklı mutabakat ile işlerin Eylül 2017 dönemine kadar devamı sağlandığını, ancak Ağustos ve Eylül 2017 dönemine ait hakedişler ödenmediğini, hakediş evraklarının düzenlenmediğini, davalı şirket ödeme yapmamasına rağmen 01.12.2017 tarihli ihtarname ile eksik işlerin tamamlanması talep edildiğini, davalı tarafa alacaklarının ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/2 değişik iş dosyası üzerinde tespit yaptırdıklarını, davalıya 06.12.2017 tarihinde ihtarname tebliğ edildiğini ve ihtarname ile verilen 5 gün süre sonunda 11.12.2017 tarihinde temerrüde düşüldüğünü, şimdilik 100.000,00 TL alacaklarının temerrüt tarihi olan 11.12.2017 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini, bedelsiz kalan ve davalı şirket elinde bulunan senedi-bononun kendilerine iadesini dava ve talep etmiştir. Dava dilekçesinin konu kısmında, sözleşmenin feshi, bakiye alacak ve tüm kesintilerle teminatın iade edilmesi ve yoksun kalınan kar alacağının saklı tutulması talep dava olarak gösterilmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; Alt yüklenicilik sözleşmesinin akdedilmesinin ardından sahada yapılan imalatlarda eksiklikler tespit ettiklerini, asıl iş sahibi idare tarafından hazırlanan teknik şartnameye uygun kazı ve dolgu işlemi yapılmadığını tespit edildiğini, davacının hatalı işleri sebebiyle boru hatlarında telafisi güç deformasyonlar ve şişmeler meydana geldiğini, boru etraflarında teknik şartnameye uygun filtrasyon malzemesi (stabilize) kullanılmadığı için boru etrafında su hareketi engellenemediğini, boruların proje kotunun üstüne çıktığını ve hattın kullanılamaz hale geldiğini, bundan dolayı davalının çok büyük maddi kayıplarla karşı karşıya kaldığını, 09/03/2016 tarihli Altyüklenicilik Sözleşmesi'nin 18.1 maddesi gereği, davalı tarafından tespit edilip fotoğrafi çekilen ve tutanak altına alınan eksikliklerin, sözleşmenin 21.5.1 maddesi gereği 30 (OTUZ) gün içerisinde tamamlanması için Beyoğlu ...Noterliğinin 09.10.2017 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile davacı-karşı davalıya ihtarname gönderildiğini, işbu ihbtamameye rağmen eksik işlerin tamamlanmadığı gibi kusurlu imalatlarında sözleşme ve eklerine uygun hale getirilmediğini, ardından söz konusu kusurlu ve eksik işlerin belirlenebilmesi için Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/43 D.İş dosyası ile tespit yapıldığını, değişik İş dosyası üzerinden yapılan tespitte, davacı karşı davalının sözleşmeye uygun bir şekilde edimletini ifa etmediğinin açıkça görüldüğünü, eksiklikleri giderip davalı karşı davacının uğradığı zararları tazmin etmek suretiyle sözleşmeye uygun ifada bulunması gerektiği halde alacak davası açmasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Karşı dava dilekçesinde; Davacı-karşı davalı altyüklenici sözleşmeden doğan edimini gereği gibi ifa etmediği için kusurlu olduğunu; davalı karşı davacının sözleşmeye uygun şekilde teslim edilemediğini, davalı karşı davacının ciddi maddi zarar yanında; işin yapımı aşamasında süre ve iş gücü kaybına uğradığını, işbu hususun davacı-karşı davalıya Beşiktaş ...Noterliği'nden keşide edilen 27.06.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtamame ile ifade edildiğini, davacı karşı davalı, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmek, işi tamamlamak ve zararı gidermek yerine, huzurdaki davayı açma yolunu seçtiğini, alt yüklenicilik sözleşmesi'nin 20. maddesi ve devam maddelerinde geçici kabul ve kesin kabul başlığı altında sözleşmeye konu işin yapılmaması veya eksik yapılması halinde bu işlerin alt yüklenici nam ve hesabına yaptırılacağı hüküm altına alındığını, işin eksikliklerinin giderilmesi esnasında çıkacak maliyetlerin henüz netleşmediğini, bu nedenle karşı davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, yargılama sırasında sağlıklı bir sonuç elde etmek adına bahsi geçen değişik iş dosyasında; hangi eksikliklerin giderilmesi gerektiği maddeler halinde her bir mahal için ayrı ayrı belirlendiğini, davalı şirketin edimleri sözleşmeye uygun olarak gereği gibi ifa etmediği için uğramış oldukları müspet zararın tazmini için şimdilik 100.000,00 TL tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında çelik boru döşeme için gereken kazı ve dolgu işleri yapılması amacıyla alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı, davacı yanın Ağustos, Eylül 2017 hakediş alacağının 314.152,00 TL olduğu, davacı yanın hakedişlerinden toplam 226.333,68-TL tutarında kesinti yapıldığı, sözleşmenin 7. maddesinde çelik boru döşenmesi işi için geçici kabulden sonra 15 TL metre başına fiyat farkı ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının fiyat farka alacağının 213.589,65 TL olduğu, buna göre davacı yanın toplam alacağının 754.074,00-TL tutarında olduğu, her ne kadar davacı yan, davalı yana kalıp ve iskele sattığını, ayrıca davalıya kiralanan makinalar için kira bedeli alacağının bulunduğunu iddia etmiş ise de; bu alacak kalemlerinin ispatına yarar bir delil dosya kapsamında bulunmadığı, yine kesin teminat ve ek kesin teminatın iadesi koşulları sözleşmenin 6.4. maddesinde belirlendiği ve sözleşmenin teminat senetlerinin iadesi ile ilgili koşulların sağlanmamış olduğu, bu nedenle teminat senetlerinin iadesinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle; davalı karşı davacı yanın eksik ve hatalı işler nedeniyle oluşan müspet zararına ilişkin olarak; taraflar arasındaki asıl sözleşmedeki birim fiyatın değişmesi, sözleşme dışı "diğer hizmet bedeli", "serbest kazı harfiyat dolgu" ve "PE kaplı beton-betonanme boru döşemesi" işlerinin hakedişlere eklenmesi, fiyat farkı maddesinin bulunması, daha önce hazırlanmış olan bilirkişi raporlarındaki hesap faktörleri değerlendirerek, sözleşme konusu işin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususunun alınan tüm bilirkişi raporlarına göre belirlenemediği, dosya kapsamında bulunan bilgiler, yapılan keşif ve delil tespit dosyasındaki olgular değerlendirildiğinde, kazı-dolgu işleri kapsamında ilgili bölgede 2438x20 mm ebadında çelik boru döşenmesi işi için çalışmalar yapıldığı, çelik boruların bulunduğu yüzeylerde komple su ile dolmuş bölümlerin olduğu, mevcut durumun davacının işi eksik bırakmasından mı, yoksa yoğun yağış sebebiyle yapılan işlerin bozulması sebebiyle mi olduğunun tespit edilemediği, davalı karşı davacının davasının yasal deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 754.074,00-TL'nin 100.000,00-TL'sine 11/12/2017 tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 20/07/2022 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalı / karşı davacıdan alınarak davacı / karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde belirttiği alacak kalemleri açıkça belirli olmasına rağmen, davacının kısmi dava mı belirsiz alacak davası mı açtığının belli olmadığını, açılan davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan 29.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalı-karşı davacının 20.06.2018 dava tarihi itibariyle davacı- karşı davalıdan 4.769,75 TL alacaklı olduğunu, sözleşmenin teminat senetlerinin iadesi ile ilgili koşullar sağlanmamış olduğundan teminat senetlerinin iadesinin talep edilemeyeceğinin tespit edildiğini, davalı karşı davacıdan sözleşmeden kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığının sabit olduğunu, davacı-karşı davalının Ağustos 2017 ve Eylül 2017 aylarında ne kadarlık imalat yaptığı hususunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davacı- karşı davalının kesintilerin gereğini yerine getirdiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı ve mevcut durumda bu kesintilerin koşullarının oluşmamış olduğunu, davalı- karşı davacıya satılan kalıp ve iskeleler bedeli olarak dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, taraflar arasında geçici kabul yapılmadığından davacı-karşı davalının fıyat farkını hak etmediğini, davacı- karşı davalının ek kesin teminat bedellerini talep edemeyeceğinin sonuçlarına varıldığını, yeni bir heyetten rapor alınması talep edildiğini, mahkemece, asıl dava yönünden dosya kapsamında alınan raporların yeterli olması nedeniyle söz konusu talebin reddine karar verildiğini, davacı/karşı davalının taleplerinin mesnetsiz ve haksız olduğunu, asıl davanın reddi gerektiğini, karşı davanın kabulü gerektiğini, davacı karşı davalının, alt yüklenici sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, sözleşme gereği; boru döşenmesi sonrası geri dolgu işi yapılması gerekir iken geri dolgu işlemi tamamlanmadığını, yapılan geri dolguların ise projeye uygun malzeme ile yapılmadığını, döküm alanına götürülmesi gereken hafriyat malzemeleri karşı tarafça şantiye alanın çevresine bırakılmak suretiyle, şantiye alanına komşu taşınmazlara haksız müdahalelerde bulunulmuş ve bu durumun davacı karşı davalı şirketin zararına sebep olduğunu, yargılama sırasında dinlenen davacı/karşı davalının kendi tanıkları ile sabit iken; yerel mahkemece, sözleşme konusu işin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği hususunun alınan tüm bilirkişi raporlarına göre belirlenemediği gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları, asıl dava bakımından yeterli ve hüküm kurmaya elverişli görülerek yalnızca karşı davaya konu talepler bakımından mahallinde keşif yapılmak suretiyle rapor aldırılması için hazırlanması için Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazıldığını ancak raporun yazılan talimattan uzak ve amacı dışında tanzim edildiğini, mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle kurulan yerel mahkeme kararı kaldırılarak haklı karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-Karşı Davalı Vekili istinaf dilekçesinde; Davacı karşı davalı şirket işe başlarken “teminat senedi” adı altında (700.000 TL. tutarlı eksik unsurlu) bir bono verdiğini, açılan davada bu senedin iadesi dahi talep edildiğini, hüküm gereği bu senedin iadesi dahi (çoğun azı da içereceği kuralı gereği) iade edilmesi gerekirken, mahkemece bu senede dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, hükmün bu yönüyle (talebe göre) eksik olduğunu, davalının temerrüde düştüğü sabit olduğunu, temerrüd tarihinin 11.12.2017 olduğu mahkemece kabul edildiğini, tüm alacak için, temerrüt tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken “ıslah tarihinden” bahisle 100.000 TL. dışındaki alacak için harç tamamlama tarihi olan 20.07.2022 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kiralık makine ve şantiyede davalı şirkete bırakılan mallar bakımından tanıkların yeterli açıklıkta beyanda bulunmamaları üzerine, ispat bakımından ve zorunlu olarak davalı şirket yetkilisine yemin teklif edilmesinin vekalette buna ilişkin yetki bulunmaması üzerine bu usulü eksikliğin giderilmesi için tarafına süre verilmeden yemin teklif talebinin kabul görmemesinin de keza mahkemece bırakılan eksik bir husus olduğunu belirterek mahkeme kararın kaldırılması talep edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen Eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı şirket taşeron, davalı ise yüklenici şirkettir. Taraflar arasında 09.03.2016 tarihli Ergene Havzası OSB müşterek atıksu arıtma tesislerinde Arıtılmış Atıksuların Marmara Denizine Dejarjını sağlayacak toplama hatları, tüneller ve derin Deşarj sistemi birleşeni olan Kara Boru Hattı inşaatı işi dahilinde ana yüklenicinin idareye taahhüt ettiği ... Çelik boru döşeme işi yapılması gereken kazı ve dolgu işlerine yönelik Alt Yüklenici sözleşmesi imzalanmıştır. Davada davacı, davalı şirketin Ağustos-Eylül 2017 aylarına ait hakediş bedellerini ödemediği halde kendilerine 01.12.2017 tarihinde ihtarname göndererek eksik işlerin yapılması istenildiğini, davalı şirketten cari hesap alacağı, Ağustos 2017 ayı ve Eylül 2017 ayına ait imalat bedelleri, davacı şirkete ait davalıya satılan kalıp ve iskele bedelleri, sözleşme dışı imalatlarda davalıya kiralanan makine kira bedeli, sözleşme 6.2.1 maddesi gereğince iş sonunda ödenmesi gerekli kesinti bedelleri, sözleşme 7. Maddesi gereğince 15 TL fiyat farkı alacağı olmak üzere 864.783,87 TL alacaklarının bulunduğunu belirterek, şimdilik 100.000,00 TL bedelin tahsili ve bedelsiz kalan ve davalı şirkette bulunan teminat senedi-bono'nun iadesi talep edilmiştir. Davalı, taraflar arasında imzalanan alt yüklenicilik sözleşmesi gereğince davacı edimlerini yerine getirmediğini, eksik işler yapıldığını, hatalı işler yapıldığını, asıl iş sahibi idare tarafından hazırlanan teknik şartnameye uygun kazı ve dolgu işlemi yapılmadığını, davalı şirketin çok büyük maddi kayıpları olduğunu, eksikliklerin sözleşmenin 21.5.1 maddesi gereği 30 (OTUZ) gün içerisinde tamamlanması için ihtarname göndermelerine rağmen eksikliklerin giderilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili karşı dava ile; alt yüklenicilik sözleşmesi'nin 20. maddesi ve devam maddelerinde geçici kabul ve kesin kabul başlığı altında sözleşmeye konu işin yapılmaması veya eksik yapılması halinde bu işlerin alt yüklenici nam ve hesabına yaptırılacağı hüküm altına alındığını, işin eksikliklerinin giderilmesi esnasında çıkacak maliyetlerin henüz netleşmediğini belirterek eksik işler sebebiyle müspet zararın tazmini için şimdilik 100.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporları gereğine Ağustos-Eylül 2017 aylarına ait hakediş alacağı için 314.152,00 TL, hakedişlerde yapılan kesintinin 226.333,68 TL ve sözleşme 7. Maddesi gereğince fiyat farkı alacağının 213.589,65 TL olmak üzere toplam 757.074,00 TL alacağın tahsilini, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, karşı davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi konu kısmında, sözleşmenin feshi talebi bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen, dava dilekçe içeriğinde, sonuç ve talep kısmında sözleşmenin feshi talebi bulunmadığı görülmektedir. Mahkemece öncelikle bu hususta davacı tarafın beyanı alınmak suretiyle sözleşmenin feshi itibariyle davada talep olup olmadığının belirlenmesi, sözleşmenin feshi talebi bulunması halinde harçların tamamlatılması suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca dava dilekçesi ile, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince bedelsiz kalan ve davalı şirket elinde bulunan teminat senedi-bononun idasi talep edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 294. ve 297. Maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış ve 297/son maddesi gereğince hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alacağı belirtildikten sonra hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 26 ve 297. Maddeleri gereğince davacının tüm talepleri hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi ve verilen kararın gerekçesinin açıklanması hukuki bir zorunluluktur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun birçok kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir. O halde, mahkemece Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297. ve 26. maddelerindeki hükümler gözetilmek suretiyle, davacının talep ettiği tüm kalemler yönünden değerlendirme yapılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi ve talepler hakkında verilecek kararın gerekçesinin açıklanması suretiyle, yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme sonucu davacı yanın bedelsiz kalan bononun iadesine yönelik değerlendirme yapılmadan ve hüküm oluşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca, davacı tarafından dava dilekçesinde; davalı şirketten olan alacakları için 100.000,00 TL ve bedelsiz kalan bononun iadesi talep edilmiş olup, 100.000,00 TL dava değeri gösterilmek suretiyle dava açıldığı, sözleşme gereğince bedelsiz kaldığı belirtilerek bono'nun iade talebine ilişkin harcın yatırılmamış olduğu anlaşılmaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16/4 maddesi uyarınca, eksik yatırılan harçlar yönünden Kanun'un 30. Maddesi gereğince işlem yapılması; buna göre, harcın eksik yatırılması halinde yalnız o oturum için yargılamaya devam olunarak, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının davacı tarafa tamamlattırılması gerekmektedir. Buna rağmen harcın tamamlanmaması halinde ise davaya devam olunmayacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. Mahkemece, bedelsiz kalan bono miktarı davacı taraf beyanı alınmak suretiyle belirlenmek suretiyle, eksik harcın tamamlanması için yukarıda değinilen şekilde usuli işlem yapılmaksızın ve eksik harç tamamlanmadığı halde yargılamaya devamla hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Mahkemenin kabulü itibariyle dosya incelendiğinde; mahkemece, Bilirkişi heyeti ... ve Prof.DR. ... tarafında düzenlenen 02.03.2020 tarihli kök ve 21.09.2020 tarihli ek raporda; "2017 Ağustos ve Eylül aylarında yaptığı kazı ve dolgu işleri nedeni ile 282.736,98 TL + KDV= 333.629,64 TL, kesintilere ilişkin talebin sözleşmenin 6,4 maddesine göre yerinde olmadığı, kalıp ve iskele, makine kirası ilgili taleplerin ispata muhtaç olduğu, fiyat farkı talebinin uygun olmadığı " bildirilmiştir. Talimat mahkemesi olan Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi ile bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 09.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; " Ağustos ve Eylül aylarına ait sözleşme konusu işlerin tutarı314.152,00 TL + KDV, hakedişlerinden kesilen tutar 226.333,68 TL+KDV, fiyat farkı tutarı 213.589,65 TL + KDV, davalıya satıldığı bedilrtilen kalıp ve iskele bedeli, sözleşme dışı imalatlarda davalıya kiralandığı iddia edilen makine kira bedelleri hakkında mahkemenin takdirinde olduğu .." bildirilmiştir. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporu arasında birbirinden farklı tespitlere, çelişen sonuçlara ulaşmasına rağmen bu çelişkinin yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla giderilmesi yoluna gidilmeden, talimat mahkemesinden alınan bilirkişi kurul heyetinden alınan raporunun hükme esas alınması hatalı olmuştur. Ayrıca, mahkemece verilen hükümde, sözleşme hükümleri değerlendirilerek, sözleşme 6 maddesi kapsamında kesintiler talep edilip edilemeyeceği ve yine sözleşmenin 7 maddesi gereğince fiyat farkı talep edilip edilemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapıladığı görülmektedir. Bu durumda, mahkemece oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden dosya kapsamı itibariyle rapor alınmak suretiyle; taraflar arasında imzalanan 09.03.2016 tarihli sözleşme hükümleri irdelenmek suretiyle ve ayrıca daha önce alınan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlar incelenerek alınacak ek rapor ile birlikte, sözleşme hükümleri incelenmek ve değerlendirmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu gibi hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih, 2018/561 Esas, 2022/905 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/06/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45