SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2023/806 E. 2024/457 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/806

Karar No

2024/457

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/806

KARAR NO: 2024/457

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/01/2023

NUMARASI: 2021/271 Esas, 2023/52 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali, Alacak

Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/174 Esas Sayılı Dava Dosyasında;

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 30/05/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava alacak talebine ilişkin olup; mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Asıl davada davacı vekili, yanlar arasında müvekkili şirket tarafından davalıya farklı tarihlerde flok baskı, varak baskı vb. işi yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, söz konusu malların teslimi karşılığında müvekkili yanca davalı tarafa fatura düzenlendiğini, iş bedeli toplamının 27.706,51 USD olduğunu, ancak davalı yanca iş bedelinin ödenmediğini, söz konusu mal ve hizmetin ayıplı olduğuna dair taraflarına herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi söz konusu faturalara da süresi içerisinde itiraz edilmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı aleyhinde iş bedeli alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine borcun sebebi olarak "faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı 27.706,51 USD" gösterildiğini ancak müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinin ekinde herhangi bir takip dayanağı belge bulunmadığını, ayrıca borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte borcun konusu olarak "faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı" gösterilmişse de, ne fatura ne de cari hesap döneminin belirtildiğini, bu sebeple takibe itirazlarının kötüniyetli olduğu iddiasını kabul etmediklerini, davacı tarafın, müvekkili şirketten "likit ve muayyen" bir alacağı olduğu iddiasını da kabul etmediklerini, müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösteren örme kumaş üretimi yapmakta olan, alanında muteber bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, İspanya menşeli ... tekstil grubu onaylı bir şirket olup, ...'in zorunlu kıldığı koşullarda üretim yaptığını, yine ...'in denetimlerinden geçtiğini, anılan ... grubunun, ürünlerin gerek üretim koşulları gerekse sağlığa zararlı kimyasalların sınırlanması anlamında büyük bir hassasiyet gösterdiğini, kendisiyle çalışan tüm üreticilerden bu koşullara uygun üretim yapacağına ilişkin taahhüt aldığını, davacının da ... grubu üyesi olup, bu koşullara uygun hareket etmeyi taahhüt ettiğini, dava dışı olan ancak uyuşmazlığın içerisinde bulunan ... Dış Tic. Ve San. Ltd. Şti'nin de ... onaylı olan üretici ve ihracatçı bir şirket olduğunu, ... tarafından ...'e "..." koleksiyonu ürünler için, bebeklere yönelik olarak ürün siparişi verildiğini, ...in, aldığı bu siparişin üretimi için 2020 yılı Temmuz ayı itibariyle müvekkili şirkete sipariş verdiğini, bu çerçevede ...'in, müvekkili şirkete 3300 kg ürün siparişi verdiğini, müvekkili şirketin örme kumaş üretimini yaptıktan sonra, davacı şirkete baskı işi yaptırmak istemiştir. Bu kapsamda müvekkil şirket ..., ürettiği kumaşların üzerine siyah nokta baskıları yapılması için kumaşları davacıya gönderdiğini, ihraç malı olan söz konusu ürünlerde kullanılan kimyasal maddelerin sınırlı olması, malların satılabilmesi için ... standartlarına uygun şekilde üretilmesi gerektiğini, aksi takdirde ihraç malı olan söz konusu ürünlerin ayıplı olacak, piyasaya sürülemeyeceğini, somut olayda "..." ürün kategorisinde üretilen ve bebeklerin hassas kullanımına uygun olarak üretilmesi gereken ürünlerde, "..." isimli kimyasal maddenin oranının birim üründe en fazla 5 ppm olması gerektiğini, buna uygun şekilde üretilmesi gereken ürünlerin, davacı şirketin baskı işleminin ardından ... tarafından İspanya'daki müşteriye gönderildiğini, alıcı şirket tarafından ürünlerin laboratuvar ortamında teste tâbi tutulduğunu, testlerin sonucuna göre, ürünlerdeki formaldehit kimyasal madde oranının, standardın çok üzerinde çıktığını, müşteri tarafından ürünlerin bu sebeple geri gönderildiğini, her ne kadar davacı şirketin kesmiş olduğu hizmet faturası nedeniyle müvekkili şirketten 27.706.51 Amerikan Doları alacaklı olduğunu ileri sürse de, gerek maldaki gizli ayıbın ortaya çıkmış olması, gerekse ayrıca talep ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin maruz kaldığı operasyon mâliyetleri sebebiyle müvekkili şirket tarafından 25/11/2020 tarihinde reklamasyon faturası kesildiğini, müvekkili şirketin cari hesap ekstresi incelendiğinde anılan hususların açıkça görüleceğini, Inditex grubu için bebek giyim ürünlerinde formaldehit oranının, insan sağlığı bakımından sınırlandırıldığını ve standarda bağlandığını, somut olayda İspanya'daki müşteri şirketin, teslim edilen ürünleri teste tâbi tuttuğunu ve bu test çerçevesinde hem ürünün ana kumaş kısımlarını (baskısız kısımları) hem de baskılı kısımlarını laboratuvar ortamında incelediğini, ekte sunulan 29/09/2020 tarihli ... numaralı formaldehit testinin sonucuna göre davacı şirket tarafından baskısı yapılan baskılı kumaşın incelenmesinde, A1- Black flock continuous print with black continuous print (Siyah Flok Baskı) formaldehit oranının 39,5 mg/kg çıktığı, bunun gereken sınırın çok üzerinde olduğunun tespit edildiğini ve ürünlerin testten geçemediğini, ancak aynı ürünün davacı şirket tarafından baskısı yapılmamış olan kısmına ilişkin A2- Beige top main (Bej ana kumaş) kategorisinde yapılan inceleme sonucu 3,5 mg/kg çıkmakla testten geçmiştir (EK-3: SGS Test Sonuçları). müvekkilinin de ürünlerin kıyafetlerin testten geçmediğini, mallarda gizli ayıp bulunduğunu, ...'in kendisine bildirmesi ile öğrendiğini, yine mallardaki ayıbın baskılı kısımlarda olduğunun, formaldehit kimyasal maddesinin, davacı şirketin yaptığı baskı işlemi sebebiyle standardın üzerinde çıktığının anlaşıldığını, ekte sundukları test sonuçları incelendiğinde de görüleceği üzere müvekkilinin alıcı firmaya gönderdiği ürünlerde hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı şirketin hatalı baskılaması sonucu üründe gizli ayıp meydana geldiğini ve bu ayıp testlerin sonucunda ortaya çıktığını, gizli ayıbın ortaya çıkması ile birlikte müvekkili şirket tarafından davacıya durumu bildirdiğini, ardından, İspanya'da iade edilen ayıplı ürünlerin Türkiye'ye getirildiğini, önemli operasyon mâliyetlerine katlanılarak ... tarafından nakliye, gümrük ve ayıbın giderilmesi için yıkama işlemi gerçekleştirildiğini, ürünleri alıcı testinden geçirdiğini, ... tarafından gerçekleştirilen operasyon masrafının müvekkiline yansıtıldığını, müvekkili tarafından da ayıplı ifa sonrası yapılan operasyonların masrafları için davacı şirkete 24.197,08 Amerikan Doları tutarında 22/12/2020 tarihli reklamasyon faturası kestiğini, bu sebeple davacının kendisine herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacı şirketin ileri sürdüğü fatura alacağının bir kısmının haklı olduğu düşünülse dahi, müvekkili şirketin ayıptan ve buna bağlı organizasyon mâliyetinden kaynaklanan zararının hesaplanması ve müvekkili şirketin uğradığı zararların talep edilen alacaktan mahsubuna karar verilmesini istemiştir. Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/174 esas sayılı dosyasında davacı vekili 18/02/2022 tarihli dilekçesiyle , davalı şirketin ayıplı ifası sebebiyle ...'in, müvekkili şirkete zararını fatura ettiğini, müvekkili şirketin bu zararı karşılamak suretiyle maddi zarara uğradığını ileri sürerek davanın asıl dava ile birleştirilmesine, ayıplı mal sebebiyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24.197,08 USD maddi tazminatın reklamasyon kesilen tarihten itibaren, aksi kanaatte olunur ise dava tarihinden itibaren değişen oranlar uygulanmak suretiyle Devlet Bankalarının USD cinsinde açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte aynen veya fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkilime ödenmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece 22/02/2022 tarih ve 2022/191 Karar sayılı karar ile aralarındaki bağlantı nedeniyle dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Mahkemece 16/01/2023 tarihli karar ile, asıl dava dosyasında ispat yükünün ticari ilişkiden kaynaklı alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde, birleşen dava dosyasında ise ispat yükünün davacıdan aldığı malların ayıplı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olduğu, taraf iddiaları bakımından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davalıdan icra takip tarihi itibariyle 27.895,08 USD alacaklı olduğu, davalı kayıtlarına göre ise davalının takip tarihi itibariyle davacıya 27.768,80 USD borçlu olduğunun tespit edildiği, asıl dava yönünden yapılan inceleme neticesinde, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraf kayıtlarının icra takip tarihi itibariyle takibe konu miktardan daha fazla bedel ile alacak borç durumunun kayıt altına alındığı, diğer bir deyişle davalı kayıtlarına göre davalının icra takip tarihi itibariyle davacıya karşı borcunun takip miktarından daha fazla olduğu, bu aşamadan sonra davalının ayıp iddiasını irdelemek gerektiği, davalının hem asıl davaya konu ayıp savunması hem de birleşen davaya konu ayıptan kaynaklı alacak iddiası bakımından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, yapılan inceleme neticesinde davalıya teslim edilen malların açıklı ayıplı olduğunun tespit edildiği, TTK'nın 23/c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, şayet açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemesi veya incelettirmesi ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmesi gerektiği, bu durumda yapılan tespite göre davalının açık ayıp karşısında muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, dolayısıyla asıl davaya konu reklamasyon faturasına dair savunmalara itibar edilmediği gibi, birleşen davanın da temelini oluşturan ayıptan ötürü zarar iddiası da süresinde ayıp ihbarında bulunulmaması nedeniyle yerinde görülmediği, ayrıca asıl dava bakımından alacağın likit olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile; davalının aleyhine yapılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin asıl alacak olarak 27.706,51 USD üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihinde USD cinsinden Devlet bankaları nezdinde açılmış kısa vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faizin işletilmesine, asıl alacağın %20'sine tekabül eden 5.541,00 USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/174 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece, yapılan tahkikat neticesinde müvekkili şirkete teslim edilen malların ayıplı olduğu hususunun mahkemece tespit edildiğini, ancak mahkemece ayıbın, "açık ayıp" olarak değerlendirildiğini, açık ayıp yönünden bildirimin süresinde yapılmadığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, bilirkişilerin uzmanlıkları dışındaki alanlarda ve hatalı şekilde yorum yaptığını, ilk derece mahkemesince de bu hususlardaki itirazlarının nazara alınmaksızın, hükme elverişsiz bir raporla hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ürünlerdeki ayıbın kimyevi nitelikli bir ayıp olduğunun belirtildiğini, kimyevi madde oranından kaynaklanan bir ayıbın ilk derece mahkemesince "açık ayıp" olarak nitelendirilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, böyle bir ayıbın elle yahut gözle derhal tespitinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kendi yapmış olduğu testteki numunelerden geçmiş olan ürünlerin baskılardan dolayı testten geçemediğini, mallarda gizli ayıp bulunduğunu, ihbar olunan ...'in kendisine bildirmesi ile öğrendiğini, yine mallardaki ayıbın baskılardan kaynaklandığı, formaldehit kimyasal maddesinin, davalı şirketin yaptığı baskı işlemi sebebiyle standardın üzerinde çıktığının anlaşıldığını, bu sebeple de ... tarafından müvekkili şirkete e-posta gönderilerek ürünlerdeki baskıdan kaynaklı formaldehit oranın yüksek çıktığı ve yapılan operasyonel masrafların da müvekkili şirkete yansıtılacağı bilgisi verildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ayıp ihbarında bulunulduğunu, tekstil bilirkişisi her ne kadar uzmanlık alanı dışında TTK maddesini yorumlayarak m.18/3 atfı ile müvekkilinin anılan yollarla davacıya ihbarda bulunmadığını ileri sürmüşse de cevap dilekçeleri başta olmak üzere safahattaki dilekçelerini tekrarda bildirimin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Asıl dava; taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davası, birleşen dava; ayıplı mal sebebiyle davacı şirketin uğramış olduğu zararın tespiti ile maddi tazminat talebine ilişkin alacak davasıdır.Davacı taşeron şirket tarafından davalı yüklenici hakkında fatura alacağına istinaden Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 27.731,94 USD iş bedeli alacağına işleyecek yıllık (%13,75) oranında avans faizi ve üzerinden USD alacak için işleyecek değişen oranlarda faizi ile birlikte tahisili çin ilamsız takip yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi tekstil mühendisi ... ve mali müşavir ... tarafından hazırlanan 02/11/2022 tarihli bilirkişi kurul raporunda; tekstil yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; davacının baskı işlemini yapmış olduğu kumaşların formaldehit içeriğinin bebek giysileri için kabul edilebilir limitten fazla olduğundan ayıplı olduğu, kumaşta formaldehit ayıbının test yapılarak anlaşılabilecek bir ayıp olduğu, davalı – karşı davacının işin olağan akışına göre kumaşları teslim aldıktan sonra muayene ve test yapması gerekirken, yapmadığından muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğinden kumaşları kabul ettiği, mali yönden yapılan değerlendirmeler neticesinde; asıl davada; taraf yasal defter kayıt ve belgelerinin birbiriyle ihtilaflı olduğu, ana hususun davalı ... Örme tarafından davacı ...‘e düzenlenen 24.197,08 USD tutarlı “Reklamasyon” faturasından kaynaklandığı, tekstil yönünden yapılan değerlendirmeler dikkate alınaak söz konusu faturanın taraflar arasındaki borç/alacak durumunun tespitinde hesaplama dışı tutulması ve mahkeme tarafından davacı ...Tekstil ‘in haklı olduğuna karar verilerek, Bakırköy ...İcra Dairesi‘nin ... sayılı dosyasında, yapılmış itirazın iptali halinde, takibin, 24.197,08.USD tutarındaki kısım için devamı, takip talebi tarihinden önce, işlemiş faiz talebi ile ilgili olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 117 Maddesi ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 10.maddesine istinaden, takip öncesinde, davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarnamenin olmadığı veya ödeme zamanına ilişkin taraflarca kararlaştırılan herhangi bir sözleşmenin de mevcut olmaması sebebiyle takip öncesi faiz hesaplaması yapılamayacağı, davacının, takip talebi sonrası, faiz talebine ilişkin; takip talebinin tebliğinden dava tarihine kadar (51) gün, için 574,18.USD tutarında, %16,75 oranında avans faizi ve davacının talep ettiği icra inkar tazminatının 4.839,41.USD tutarında hesaplandığı, birleşen davada; davalı ... Örme‘nin, teslim edilen mallarda gizli ayıp olduğu iddiasına ilişkin, tekstil yönünden yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ‘nun 18/3 maddesi7 çerçevesi içerisinde ve aynı kanunun 23/c maddesindeki8 şartlar dahilinde, davalıya bildiriminin yapılmış olması gerektiği, davaya konu ürünlerdeki ayıbın, teslim sırasında açıkça belli olması bakımından, durumu derhal davalıya bildirdiğine dair, dosya içerisinde yukarıda anılan kanun maddesi uyarınca yapılmış herhangi bir ihtar veya ihbarı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. İhbar olunan ... San. Ltd. Şti. vekil 04.11.2021 tarihli dilekçesinde, ... Örme’ye ayıp ihbarının14/09/2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, gizli ayıba ilişkin ihbarın süresinde yapıldığını bildirmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. Sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). YHGK'nın13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli hertürlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür. TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür.İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır.BK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Somut olayda, asıl davada davalı yüklenici tarafça eser sözleşmesinin varlığı ve işin teslim alındığı kabul edilmekle birlikte, yapılan işlerin bir kısmının ayıplı ifa edildiği ve davacıdan bu yönden alacak doğduğu ileri sürülmüştür. O halde yapılan bu açıklamalar ışığında somut olayda, mahkemece davalı yükleniciye ayıplı olduğu iddia edilen mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere hazır edilmesi konusunda kesin süre verilmesi, malların ibrazından sonra yapılacak bilirkişi incelemesinde ayıp tespit edildiği taktirde ayıbın niteliğinin ve yukarıda açıklandığı üzere ve tanık beyanları da gözetilerek ayıbın niteliğine göre ayıp bildiriminin süresinde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, akabinde ayıptan kaynaklı zararın hesap ettirilmesi, bulunacak sonuca göre her iki dava yönünden hüküm tesis ettirilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2023 tarih, 2021/271 Esas, 2023/52 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınİptali,kaldırılmasınakonusukabulünegönderilmesineistanbuliadesineolmadığınaİtirazıngörüşülüpdüşünüldügereğikesinAlacakdikkatenumarasıalınmasınahüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim