SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2023/1570 E. 2024/438 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1570

Karar No

2024/438

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1570

KARAR NO: 2024/438

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/07/2023

NUMARASI: 2021/1029 Esas, 2023/603 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 30/05/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı tarafın 22.12.22020 tarihli mail ile 25.000 adet 200 gr ... tahin pekmez tüpü, 15.03.2021 tarihli mail ile 110.000 adet 40 gr ... imal edilerek kendilerine satışı konusunda sipariş verdiklerini, davacı şirket tarafından ürünler imal edilerek teslime hazır hale getirildiğini, davalı taraf ürünleri 01.01.2021 tarihinden itibaren partiler halinde teslim almaya başladığını, ürün bedelleri kısmen ödenmediğini, icra takibine başladıklarını, imal edilen ürünlerden 75.279 adet ürün teslim alınmadığını, ihtarname gönderdiklerini, davalı taraf ihtarnameye cevap vermediklerini, ürün siparişi ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu, davalının teslim almaktan imtina ettiği ürün bedeli 7.027,95 euro olduğunu belirterek 7.027,95 euro alacaklarının temerrüt tarihi olan 09.11.2021 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davalı şirket meailleri icap niteliğinde olsa da davacı yanca geçerli bir kabul beyanı sunulmadığını, kabul beyanı yerleşik görüşlere göre sözle, yazı ile veya kanaat verici bir davranışla yapılabileceğini, sipariş formunda görüleceği üzere davacı yana sözleşme kurmak amacıyla icapta bulunulduğunu, icap niteliğindeki sipariş formu gönderildiğini, davacı tarafça 1 gün içerisinde kaşelenip imzalanarak onaylanması gerektiğini, ancak davacı tarafça siparişi onayladıklarını belirten bir beyanları olmadığı gibi yazılı olarak da bildirmediklerini, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını, davacı tarafın imal ettikleri ürünleri teslim almaya yönelik talepleri yeni bir icap olduğunu, davacının teslim etmeye hazır olduğunu belirttiği ürünlerin bir kısmı teslim alınarak fatura düzenlendiğini ve fatura bedellerinin ödendiğini, yargıtay içtihatları gereğince proforma fatura icap niteliğinde olduğunu, davacının sunduğu proforma fatura icap niteliğinde olduğunu, dosyaya sunulan proforma fatura gereğince davalı şirketçe sunulan icaplardan b¢ağımsız yeni bir icap olduğunu, davacı tarafın icabına davalı şirket kabul beyanı söz konusu olmadığından sözleşme ilişkisi kurulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafça sunulan ve davaya dayanak olan 22/12/2020 tarihli satın alma sipariş formu ekinde sipariş mektubunun 1 iş günün içinde kaşelenip imzalanarak yazılı olarak bildirilmesinin gerektiğinin belirtildiği, davalı tarafça davacıya herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının mailinin süreli öneri niteliğinde olduğu ancak davalı tarafça kabul beyanında bulunulmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmamış olduğu, dosyada yer alan diğer yazışmaların dava konusu ürünlere ilişkin olup olmadığının tam olarak belli olmadığı, tarafların ticari defterlerine göre de dava konusu ürünler haricinde bakiyenin 0 olduğu, davacının basiretli tacir olarak sözleşme kurması gerektiği anlaşıldığından davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından üretilen 75.279 adet ürünün teslim alınmaması ve bedellerinin ödenmemesi sebebiyle işbu dava açıldığını, gerekçeli kararda, dava dayanağının yalnızca 22/12/2020 tarihli satın alma formu olduğu yönündeki tespit hatalı olduğunu, davalı tarafından 01/10/2020, 13.01.2021, 15.01.2021 ve 15.03.2021 tarihlerinde de sipariş formları gönderildiğini, davalı tarafından bir kısım ürünlerin teslim alındığını, dava konusu davacının deposunda bekleyen ürünler ise, davalının depolarının boş olmaması nedeniyle zamanında teslim almadığı ve en son aşamada davacı ile yapılan bildirimlerle 60 gün vadeli çekle ödeyip teslim almak istediklerini, kendilerinin de kabulünde olan ürünlerdir ve bu taleplerine ilişkin tüm mail yazışmaları da dosyada mevcut olduğunu, sadece 22.11.2020 tarihli sipariş formunda belirtilen süre içerisinde dönüş yapılmadığı ve sözleşme kurulmadığı yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile davalı arasında ambalaj ürünü olan tüpleri imal edilmesi ve satın alınması konusunda bir hukuki ilişki mevcut olduğu sabit olduğunu, davalı tarafından bir kısım ürünlerin bedeli ödenmiş ve teslim alındığını, davalı tarafından bir kısım ürünler teslim alınmışken, bir kısım ürünlerin teslim alınmaması ve sözleşmenin kurulmamış olduğu yönündeki iddiası da dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalının kendisi için üretilen ürünlerin teslim almaması, daha önceden de iki taraf arasında defalarca yaşandığını, davalının işbu tutum ve davranışı alışkanlık haline geldiğini, buna ilişkin tüm evraklar dosyada mevcut olduğunu, davalının kendisi için üretilen ürünleri teslim almaması ve bedelini ödememesi nedeniyle 2016 yılında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/446 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava aşamasında tarafların anlaştıklarını, son olarak teslim edilen ürünlere ilişkin Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının geçmişten bu yana TMK 2. maddesine uymayan davranış tarzını benimsediğini, sipariş verdikten sonra ve taraflar arasında siparişin yerine getirileceği telefon ile de teyitleşildiği halde ürünleri teslim almaktan imtina etmekte ve sözleşme ilişkisi olmadığını savunduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, dava konusu ürünler davacı talebi ile üretilen ve davalının ticari ünvan ve logosunun baskısının yapıldığı ürünler olduğunu, davacı tarafından arada bir sözleşme kurulmaksızın bu çapta bir üretim yapılması ve davalıya yeni bir icap ile teklifte bulunması ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, mail yazışmaların dava konusu ürüne ilişkin olup, olmadığının belli olmadığı yönündeki değerlendirmenin de tamamen hatalı ve eksik olduğunu, davalı tarafından davacıdan 18.08.2021 tarihinde, üretimi yapılan ürünlere ilişkin ekstre istediğini sonrasında kısmi ödemeler yapıldığını, ... tarafından stoklarımız sorulduğunu, davalı tarafın " 40 gr ... için tahin pekmez için stoklarınızda bulunan 49.407 adet ürünü alalım, ödemesini çıkaralım, depomuzda yer açılır açılmaz diğer iki çeşidi de alacağız, Buna göre proforma gönderebilirseniz işlemi gerçekleştirelim" şeklinde beyan edildiğini, taraflar arasında uygun irade beyanıyla sözleşmenin kurulduğu ve karşı tarafça bu sözleşmenin kabul edildiğinin ispatı olduğunu, kabul beyanının yazılı yapılacağına yönelik bir şekil şartı da bulunmadığını, taraflar arasında yıllardır süre gelen ilişki kapsamında tüm sipariş süreçleri aynı şekilde yürütülmekte olduğunu, davada talep ettiği karşı edimin ifası yönünden davacı üzerine düşeni yerine getirmiş olmakla, davalının kendi payına düşen edimi yönünden temerrüde düşmüş olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, davalının göndermiş olduğu meail ile sipariş kapsamında üretim yaptıklarını, ürünleri hazır etmelerine rağmen davalı tarafın teslim almadıklarını, ihtarname gönderdiklerini, davalı taraf bir kısım ürünü teslim alarak düzenlenen fatura kapsamında ödeme yaptıklarını ancak ellerinde bulunan bakiye sipariş ürünü eslim almadıkları gibi ürün bedelini ödemediklerini belirterek, 7.027,95 euro alacaklarının temerrüt tarihi olan 09.11.2021 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında ürün siparişi icap ve kabul kapsamında oluşmadığını, kendileri tarafından gönderilen mail ile sipariş taleplerini kabul ettiklerini belirtir herhangi bir beyanları bulunmadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını, davacı tarafın bir kısım ürünleri hazır ettikleri beyanı yeni bir icap olduğunu ve teslim etmeye hazır etmek istedikleri ürünlerin bir kısmını alarak bedelini ödediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafından gönderilen sipariş formunda 1 gün içerisinde imzalanıp kaşelenmek suretiyle davalı tarafa gönderilmesi gerektiği yönelik yazı itibariyle davacı tarafın kabul beyanı bulunmaması, ticari defterlerde bu hususta alacak borç ilişkisinin bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar vermiştir.Kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır.4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Aynı maddede (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır. HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı) Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.) Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Meal yazışması akdi ilişkinin varlığını ispat edecek mahiyettedir. Ancak sipariş formunda görüldüğü üzere 1 gün içinde kabul beyanın bildirilmesi açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan ve tanık beyanı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamayan davacı, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanmak suretiyle sözleşme ilişkisini ispat etmesi mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih, 2014/14-516 Esas 2015/2838 Karar sayılı ilamında "....diğer delillerle birlikte yemin delilini de bildirmiş olan taraf diğer delillerle iddia ve savunmasını ispat edemezse o zaman kendisine yemin teklif hakkı kullanılmalıdır. Kuşkusuz kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf bu delili sıra gelmiş olduğunun başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme yemin teklif etme hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak yemin teklif hakkı kullandırılmadan karar verilemez..." gerekçesi belirtilmiştir. Yargıtay Yüksek 15. Hukuk Dairesi'nin kararını gösteren uygulaması da bu yönde olup, 28.01.2016 tarih, 2015/5230 esas, 2016/528 karar sayılı ilamı açıkça yemin deliline dayanılması halinde davacının bu delilinin de toplanması ve bundan sonra delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine yöneliktir. Somut olayda, davalının sipariş formlarının davacı tarafından onaylandığını ispat edilmesi gerekir. Davacı taraf sipariş formunun onaylandığını, davalı taraf yaptığı icabın davacı tarafça kabul edildiğine ilişkin yasal bir delil sunamamıştır. Bu durumda, sipariş formlarının hukuken geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Davacı taraf sözleşme ilişkisinin kurulduğunu yemin delili ile ispat edebilir. Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen, mahkemece davacı sözleşme ilişkisini ispat edememiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. O halde mahkemece, usulüne uygun davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadığını beyanı almak suretiyle, sonucuna göre yargılama yaparak karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2023 tarih, 2021/1029 Esas, 2023/603 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinkabulünegereğigörüşülüpgönderilmesineistanbulAlacakdikkatekonusudüşünüldühükümnumarasıalınmasınaolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim