İstanbul BAM 15. HD 2023/1529 E. 2024/437 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
bam
2023/1529
2024/437
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1529
KARAR NO: 2024/437
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2023
NUMARASI: 2022/1114 Esas, 2023/580 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili , Dava dışı ... Gayrimenkul şirketi tarafından yapılmakta olan ... 1 ve ... 2 binalarda yer bağımsız bölümlerin mobilya işlerin yapılması karşılığında bağımsız bölüm verilmesi karşılığında ... mobilya şirketi ile 02.10.201 tarihli alt işveren sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye ekli 37 adet daire iş karşılığı olarak verilmesi kararlaştırıldığını, sözleşmenin tarafı olan Ya yapı şirketi sözleşmenin diğer tarafı ... gayrimenkul şirketin muvafakati ile davacı ... mobilya şirketine taşere ettiğini, bu amaçla taraflar arasında 21.10.2019 tarihinde protokol imzalandığını, davacı şirket işin tamamlanması için gerekli hazırlıklar yapılarak gerekli malzeme tedarik edildiğini, davacı şirket almış olduğu işi yapmak için hırdavat, çelik kapı aksesuarları, mobilya aksuarı vb. İhtiyaçları için davalı şirket ile anlaştıklarını, anlaşma gereğince 4 adet bağımsız bölüm davalı şirkete verilmesi kararlaştırıldığını ve bu husus 02.02.2020 tarihli yazılı sözleşme haline getirildiğini, işi bedeli olarak sözleşmede kararlaştırılan 4 daire olarak 151, 153,166,205 nolu bağımsız bölümlerin tapusu davalı şirket sahibi ...adına devir edildiğini, sözleşmenin birinci maddesinde, davacı firma ve sözleşmede isimleri geçzen dava dışı ... mobilya ve ... firmalarının davalı firma ile geçmiş dönemden süregelen ticari alacak verecekleri konu yapılan borcun ... mobilya tarafından üstlenildiği, yapılan sözleşmeyle mahsuplaştırıldığı, davalı firmaya devir edilen 4 adet daire bedelinden düşülerek 02.02.2020 tarihinden öncesine dayalı mahsup ile herhangi bir borcun kalmadığı belirtildiğini, bu madde kendi içerisinde ayrı yasal sonuçlar hükümler içerdiğini, sözleşmenin 3. Maddesinde ise, sözleşmeye konu ürünlerin çeşitlilik arzmesi kapsamında malzeme listesinin fiyatlandırılmasında karşılıklı anlaşmanın sağlanması gerektiği misalen ihtiyaç duyulacak piyasa değeri 100 Tl olan bir kapı tokmağının 500,00 Tl olarak fiyatlandırılmasının önüne geçilmesi amacıyla karşılıklı bir anlaşmanın sağlanması gerektiğinden bahsedilerek anlaşmanın sağlanamaması durumunda anlaşmaya dayalı olarak verilen malzeme + sözleşmenin birinci maddesindeki mahsup bedeli düşüldükten böylece alacak ve verecek sıfırlandıktan sonra kalan dairelerin iade edileceği karar altına alındığını, davacı şirket taşere aldığı işi gerçekleştirmek amacıyla davalı firmadan malzeme alımı konusunda anlaşmış, malzeme bedeli içerisine bir kısım firmaların ( ...-...) önceye dayalı borçları da etlenerek ayni ifada (daire karşılığı ) bulunulduğunu, buna karşın davalı şirket sözleşmeye uygun ifada bulunmadığını, sözleşme bedeli karşılığı taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında taraflar arasında anlaşmazlık halinde karşılıklı borçlar sıfırlanarak davalı elinde kalan daireler aynen yada bedeli davacıya iade edilmesi gerektiğini, davalı şirkete verilen dairelerin her biri 2.500.000,00 TL üzerinde olduğunu, sözleşme 3. Maddesine göre alacaklı bulunduklarını, satıcı davalı firma, alıcı davacı firmanın bu yüzden uğradığı zararları gidermesi gerektiğini belirterek şimdilik 100.000,00 TL tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı taraf ile davalı şirket arasında imzalanmış bir alım satım sözleşmesi bulunmadığını, yine davacı ile müvekkili arasında alım satıma dair fatura irsaliye ve benzeri ticari ilişkinin varlığını gösterir delillerde bulunmadığını, dava dışı 5-6 şirketin kayıt ve belgelerinin incelenerek davalı şirketin borçlu olduğunu ispata çalışmakta olduğunu, dava dışı şirketler olan ... Gayrimankul A.Ş., ... Mobilya Ltd. Şti., ... Mobilya Çelik ...Ltd Şti. ile ... firmalarının kayıtları ile davalı şirketin kayıtlarının hepsi incelenecek buradan davacının alacaklarının tespitinin istenilmekte olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmaması sebebiyle, karşı sorumluluğu ve davada da taraf ehliyeti bulunmadığını, öncelikle davanın husumet yokluğu nedeni ile dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının imzalandığını iddia ettiği sözleşmelerin hiçbirisinde davalı şirketin kaşe ve yetkilisinin imzası bulunmadığını, dolayısıyla davalı şirketin davacıya karşı hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacının tacir olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğundan basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, davacının dosya tarafı olmayan kişilerin yaptığı sözleşmelerden hareketle davalı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmeler sadece taraflar arasında bağlayıcı olup sadece taraflarına borç yüklediğini, dosyaya sunulan tapu fotokopilerinde, ...adına sunulan tapularda davalı şirketi bağlamamakla beraber tapuların üzerindeki satış ibaresinden ... tarafından satın alındığını anlaşıldığını, sözleşmelerde yer almayan yorum ve varsayımlarla taraflar arasında ve müvekkilinin illiyet bağı kurulmaya çalışılmakta olduğunu, davalı şirketin davacıya karşı borcu yada yerine getirmesi gereken bir edim bulunmadığını, sözleşmelerin içeriğinde yer alan taşınmaz sözleşmelerinin taraflar arasında şekle bağlı olarak tapuda satış yada noterde satış vaadi şeklinde yapılmış olmadıkça geçersiz olduğunu, sözleşmelerin orjinal asıllarının dosyaya sunulması gerektiğini, davacının iddialarını belge ile ispatlamak zorunda olduğunu, mahkememizce dava konusu ticari satımdan kaynaklı alacakla ilgili olarak soyut dava dışı iddialar değil sadece taraflar arasındaki ilişki ile sınırlı olarak incelemenin kabul edilmesi gerektiğini, sunulan sözleşmelere davalı şirket taraf olmadığından davanın öncelikle husumet aksi halde esastan reddini, aksi halde ise davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dava şirketin kendisine taşere edilen işin yerine getirilmesi için hammadde ihtiyacını karşılamak amacı ile 02.02.2020 tarihinde davalı şirket temsilcisi ... ile sözleşme imzalandığı beyan edildiğini, sözleşmenin bedeli ve sözlemedir başlıklı belgenin 1. Maddesinde geçen şirketin borçlarını karşılık olarak dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların davalı tarafa devir edileceği belirtildiğini, dayanak sözleşme 02.02.2020 tarihli olduğu, ... ve ... tarafından imzalandığı, tapu kayıtları incelendiğinde, dava dışı üst işveren ... Gayrimenkul şirketine adına kayıtlı iken 31.10.2019 tarihli ile ...satışının yapıldığı, taşınmazların halen başka kişiler adına kayıtlı olduğunu, davacının talebi davalı şirketten olmasına rağmen tapu devrileri dava dışı üst işveren tarafından davalı şirket sahibi olduğu belirtilen ...adına devir edildiğini, davalı şirket ticari kayıtlarında sözleşmede imzaları bulunan ... ve ...'ın davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, sözleşmeyi kimin hangi şirket adına imza attığının belli olmadığını, sözleşmenin nispili ilkesi gereğince borç ilişkisi yanlızca taraflar arasında hüküm ifade edebileceğini, davacı vekilene yapıldığı iddia olunan iş karşılığı fatura düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise kim adına düzenlendiği ve davalı ile aralarında bir sözleşme bulunup bulunmadığı hususunda ispata elverişli bir belge sunulmadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi ispat edilemediğinden davanın reddini karar vermiştir. Davacı vekili istinafında, davacı şirkete taşere edilen iş için hırdavat çelik kapı aksesuarları mobilya aksesuarı vb. İhtiyacını karşılamak amacıyla davalı şirket ile anlaşmaya vardıklarını, anlaşma gereğince davacı şirket davalı firma sahibi olan ...'a ait karşılığı verilen 4 adet daireyi 314.10.2019 tarihinde devredildiğini, akabinde davalı şirket ile yapılan anlaşma bu şirketin yetkili temsilcisi olan ... ile 02.02.2020 tarihinde yazılı sözleşmeye döküldüğünü, sözleşmeyi davacı şirket yetkilisi ..., davalı şirket adına bağlı veya bağımsız tacir yardımcısı sıfadına bulunan aynı zamanda şirket yetkilisi ...ın babası ... imzaladıklarını, taraflar arasında akdedilen 02.02.2020 tarihli sözleşme kapsamında davacı firma sözleşmeden doğan borcunu ifa etmiş olmasına rağmen satıcı davalı firmanın sözleşmeden doğan borcunu ifa etmeyerek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında davalı şirketin dava tarihi itibariyle hesaplanacaka güncel değer üzerinden davacıya ödemek durumunda olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmadan dava reddedildiğini, dava dosyasına ticari sicil kayıtları celp edilerek incelendiğini, ...'ın davalı şirkete pay sahibi olmadığı tespit edildiğini oysa ...150 adet hissesini 12.09.2022 tarihinde ...'a devredildiğini, hisse devri 02.02.2020 tarihinden sonra yapıldığı açık olduğunu, ...'a devredilen daireler, davacı şirkete yapacağı iş karşılığında devredilecek 37 daire arasında yer alan 4 tane daire olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, dava konusu sözleşmeyi davalı şirket adına ... imzaladığını, mahkemenin bu konudaki değerlendirmesi eksik ve hatalı olduğunu, temsil yetkisi olan bağlı tacir yardımcıları, ticari mümessil ticari vekil ve pazarlamacı olduğunu, TBK 547/1 maddesinde düzenleme bulunduğunu, dava konusu sözleşmeyi davalı firma adına işlem yapan bağlı veya bağımsız tacir yardımcısı sıfatında bulunan aynı zamanda şirket yetkilisi ...'ın babası ... isimli kişi imzaladığını, tanık dinlenme taleplerin reddi hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen Eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, dava dışı ... gayrimenkul şirketi ile dava dışı Ya yapı mobilya şirketi arasında, ... şirketine ait inşaata bğımsız bölümlerin mobilya işlerin yapılması, iş bedeli olarak 37 adet bağımsız bölümün verilmesi karşılığı sözleşme imzalandığını, Ya yapı edimini 21.10.2019 tarihli protokol ile davacı Runo şirketine taşere ettiğini, davacı şirket 02.02.2010 tarihli davalı Kursan şirketi ile yapılan sözleşme bir kısım işlerin yapılması konusunda anlaştıklarını, davalı şirket edimini yerine getirmediğini ancak sözleşme gereğince 4 adet bağımsız bölümün davalı şirket sahibi ...'a devir edildiğini belirterek zararları sebebiyle şimdilik 100.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ispat edilemediği kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, bu iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.Aynı maddede (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.) HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı) Yazılı delille (senetle) ispat zorunluluğu bulunan durumlarda tanık dinlenebilmesi için HMK 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması, HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi ya da HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bunlar yoksa ve somut olayda olduğu gibi dava, HMK’nın yürürlükte olduğu dönemde açıldıysa; dava dilekçesinde, HMK 136/2. maddesinde yapılan atıf gereğince cevaba cevap dilekçesinde veya süresi içinde dosyaya sunduğu delil listesinde açıkça yemin deliline dayanıldıysa, davacı akdi ilişkinin varlığını kanıtlamak için davalıya yemin teklif eder ya da mahkeme davacı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatır (bkz. Yargıtay HGK'nın 29.04.2021 gün, 2017/15-3098 E., 2021/546 K. Sayılı kararı). Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih, 2014/14-516 Esas 2015/2838 Karar sayılı ilamında "....diğer delillerle birlikte yemin delilini de bildirmiş olan taraf diğer delillerle iddia ve savunmasını ispat edemezse o zaman kendisine yemin teklif hakkı kullanılmalıdır. Kuşkusuz kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf bu delili sıra gelmiş olduğunun başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme yemin teklif etme hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak yemin teklif hakkı kullandırılmadan karar verilemez..." gerekçesi belirtilmiştir. Yargıtay Yüksek 15. Hukuk Dairesi'nin kararını gösteren uygulaması da bu yönde olup, 28.01.2016 tarih, 2015/5230 esas, 2016/528 karar sayılı ilamı açıkça yemin deliline dayanılması halinde davacının bu delilinin de toplanması ve bundan sonra delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine yöneliktir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Her ne kadar davacı tarafından, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kanıtlanamamış ise de davalının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğu anlaşılmakla mahkemece davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmamıştır. O halde; Mahkemece davacıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarih, 2022/1114 Esas, 2023/580 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45