SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2023/1948 E. 2024/287 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1948

Karar No

2024/287

Karar Tarihi

27 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1948

KARAR NO : 2024/287

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/06/2023

NUMARASI : 2022/1098 Esas, 2023/559 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ : 27/03/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, taraflar arasında davalı şirketin Esenyurt ilçesinde bulunan projesi kapsamında 2 adet alt yüklenici sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler gereğince davacının PVC doğrama, kör kasa, mermer, ısıcam, duşakabin ve duş teknesi işlerini ve alüminyum kompozit işlerini üstlendiğini, davacının yüklenen işleri usulüne uygun ve sözleşme ile bulunduğu taahhütler çerçevesinde yerine getirdiğini, ancak davacının kusuru olmaksızın tamamen davalı şirketin kusurundan kaynaklı olarak inşaatta emsal aşımı olması nedeniyle şantiyenin mühürlendiğini, bu nedenle davacı tarafından işlerin 15/01/2015 tarihinde teslim edildiğini, davalının kötüniyetli olarak davacıya iade etmesi gereken teminat bedellerini iade etmediğini, sözleşme dışı haksız kesintiler yaptığını, davalıya ihtarname çektiklerini, davalı tarafından çekilen cevabi ihtarname ile müvekkilinin borçlu olduğunun inkar edildiğini, işlerinin tamamlandığının taraflarca düzenlenmiş olan hakediş tablolarından anlaşıldığını, şantiyenin mühürlenmesinin tamamen davacıdan kaynaklandığını, davalı tarafından haksız kesintiler yapıldığını belirterek, sözleşmeler uyarınca davacıya ödenmesi gereken 70.068,37 TL hakediş bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmeler uyarınca kesinleşen teminatın davacıya ödenmesine, davalının kusuru ile geciken iş teslimi nedeniyle 2 yıl fazla mesai yapmak zorunda kaldıklarından katlanmak zorunda olduğu genel gider farklarının, stopaj ve SGK ödemelerinin ve imar müdürlüğü fiyat farkının davacıya ödenmesine, davalının sözleşme dışı yapmış olduğu kesintilerin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18/02/2016 tarihli dilekçesinde dava dilekçesini açıklayarak, 60.840,69 TL iade edilmeyen teminat bedeli, 20.453,62 TL haksız kesinti bedeli, 5.650,00 TL diğer kesintilerin bedeli ve 11.633,15 TL ödenmeyen hakediş bedeli olmak üzere toplam 98.577,46 TL alacak talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafça yapılan PVC doğramalardaki eksik ve arızaların giderilmediğini, sözleşmeye aykırı imalat yapıldığını, eksiklerin giderilmesi için davacı tarafa çekilen ihtarnameye cevap verilmediğini, projede çalışan tüm firmaların hiç ara vermeden çalıştıklarını, şantiyenin durdurulmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafından işin süresinde tamamlanmadığını, yaklaşık 2 yıl 1 ay içerisinde tamamlandığını, dolayısıyla 15 aylık gecikme bulunduğunu, belediyenin şantiyenin durdurulmasına karar verdiği kabul edilse dahi 15 aylık sürenin abartılı olduğunu, ayrıca bu halde bile davacının projede çalışma yapmasına engel olmadığını, davacı şirketin eksik ve ayıplı işlerinin davalı tarafından başka firmaya yaptırıldığını, davalı tarafından sözleşme gereğince haklı olarak davacının hakedişlerinden kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin cezai şart ile ikame firmaya yaptırılan iş bedeli ve sözleşmeden doğan genel gider kesintileri olduğunu, ayrıca davacının davalıya halen verilen avanslardan dolayı 25.000,00 TL borcu bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafından yapımına ilişkin olarak taraflar arasında alt yüklenici sözleşmeleri düzenlendiği, davacı tarafça işlerin tamamlanmasına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediği, haksız kesintiler yapıldığı ve teminat bedelinin ödenmesi gerektiğinin iddia edildiği, uyuşmalığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek davacı tarafa keşif harcı ve bilirkişi giderlerini yatırması hususunda yasal sonuçları hatırlatılmak suretiyle kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen davacının gerekli giderleri yatırmaması nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, bu nedenle iddianın kanıtlanamadığı, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 25.030,15 TL alacağının bulunduğu, dolayısıyla davalının ticari defter kayıtları ile bu tutardaki alacağın kanıtlandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 25.030,15 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından mahkeme kararı istinaf edilmiştir. Dairemiz 2019/2049 esas ve 2022/1764 karar sayılı ilamı ile, " Mahkemece verilen kesin süreye rağmen, davacı tarafça keşif harç ve masrafları yatırılmadığından mahallinde keşif yapılamamış ve bu hususta bilirkişi raporu alınamamış olup, bu durumda, yerel mahkemece tarafların defter incelemeleri sonucuna göre karar verilmesi yerinde olmuş ise de; davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davalı defterlerinde görülen 25.030,15 TL alacağa hükmedilmiş olmasına rağmen, müvekkilinin 2015 yılı defterinin incelenmediğini, incelenmesi halinde müvekkilinin davacıya borçlu değil, davacıdan alacaklı olduğunun anlaşılacağını belirtmiş; buna ilişkin cari hesap özetini sunmuştur. Dosya kapsamına göre, bilirkişi ek raporunda davalı tarafın 2013 ve 2014 yılı ticari defterlerinin incelendiği, ancak 2015 yılı ticari defterlerinin incelenmediği anlaşıldığından, mahkemece davalının 2015 yılı ticari defterlerinin de inceletilmesi suretiyle davalı vekilinin istinaf itirazı konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur." Dairemiz mahkeme kararının kaldırılmasından sonra mahkemece yargılama yapılmıştır. Mahkemece, taraflar arasında davalının inşa ettiği Esenyurt ilçesinde bulunan projenin sözleşmelerde belirtilen işlerinin davacı tarafından yapımına ilişkin olarak taraflar arasında alt yüklenici sözleşmeleri düzenlendiği, davacı tarafça işlerin tamamlanmasına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediği, haksız kesintiler yapıldığı ve teminat bedelinin ödenmesi gerektiğinin iddia edildiği, uyuşmalığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle mahkememizce keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek davacı tarafa keşif harcı ve bilirkişi giderlerini yatırması hususunda yasal sonuçları hatırlatılmak suretiyle kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen davacının gerekli giderleri yatırmaması nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, bu nedenle iddianın kanıtlanamadığı, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucnda alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmış, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği ve dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı görülmekle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; taraflar arasında Crown Deluxe projesi kapsamında 2 adet alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davacı PVC doğrama, körkasa, mermer, ısı cam, duşakabin, duş teknesi işlerini üstlenmiş bunlara ek olarak alüminyum levha kompozit işlerini üstlendiğini, PVC doğrama işlerine ilişkin sözleşme uyarınca işe başlama tarihi 14.12.2012 bitiş tarihi ise 15.10.2013'tür. Duşa kabin işine ilişkin sözleşmenin başlangıç tarihi A blok için 01.10.2013 bitiş tarihi 30.12.2013 B blok için ise başlangıç 01.07.2013 bitiş 30.11.2013 olduğunu, davacı edimlerini sözleşmeye göre yerine getirdiğini, ancak davacının kusuru olmaksızın tamamen davalı şirketin kusuru nedeni ile inşaatta emsal aşımı olması nedeniyle şantiye mühürlendiğini, işlerin teslim tarihi sözleşmede belirtilen iş bitiş tarihinde değil 15.01.2015 tarihinde gerçekleştiğini, davalı taraf tamamen kötü niyetli olarak davacı şirkete iade etmesi gereken teminat bedelini iade etmediği gibi birçok sözleşme dışı haksız kesinti yaptığını, teslim edilen işte eksikler bulunması halinde ihtirazi kayıtlar düzenlenmesi gerektiğini, eksik ödenen hak ediş ve teminat bedellerini 09.05.2015 tarihli ihtarname ile talep ettikten sonra ve eksik iş teslimi gündeme geldiğini, geç teslimin tek sebebi davalı olduğunu, davalı şirket kusuru ile mühürlenen bir şantiyede müvekkilin çalışarak sözleşme bitiş tarihinde elindeki işi tamamlayıp teslim etmesinin kendisinden beklenmesi veya buna ilişkin cezai şart maddelerinin uygulanmaya çalışılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hak ediş ve teminat bedellerini eksik almasının yanında davalı şirket sözleşmede yer alan 1.75'lik genel gider kesintisinin üzerinde davacıdan bir çok kesinti yapıldığını, moloz atımı, doktor ücreti, asansör tamir bedeli, yemekhane bedeli gibi tamamen davacı dışındaki giderleri de hak ediş tablolarına eklendiğini, PVC doğrama işlerine ilişkin 61.919 TL hakediş ve teminat bedeli ve Duşa kabin işinden dolayı 8.149,37 TL ana alacağı ve bunlara ek olarak alüminyum kompozit işinden dolayı 1.379 TL haksız kesinti bedeli alacağı mevcut olduğunu, davalı taraf tamamen kendi kusuru ile işin teslimini geciktiren davalının davacıya ödemekten imtina ettiği hak ediş bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi için 28.09.2015 tarihli işbu dava ikame ettiklerini, mahkeme davanın reddine karar verilmiş olup, mahkeme kararını istinaf ettiklerini, İstinaf dairesi tarafından mahkeme kararı kaldırıldığını, istinaf dairesi kaldırma kararı üzerine alınan 30.01.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun Sonuç kısmında; "...Davalı yanın dosyaya intikal ettirilen cari hesap hareketlerinde davacı hesabına 10.12.2014 tarihinde kaydedilen 0358 no'lu çek çıkış bordrosunda 55.238,00 TL 'nın Davacı hesaplarına gönderildiği, gönderilen bu tutarın davacı hesaplarında kaydedilmediği, söz konusu çek çıkışı olan 55.238,00 TL 'nın dikkate alınması ve hesaplara intikal halinde 15.281,46 TL davalının alacaklı olduğunun ortaya çıktığı, Davacı ... 2015 hesap dönemi bakiyesinin Davalı ... Grup hesaplarında bakiye -0- sıfır olduğu borç ve alacağın bulunmadığı, 2015 hesap dönemi defter kaydından anlaşılmakta olduğu," şeklinde tespitte bulunduğunu, rapora karşı hak edişlere ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmaması sebebiyle itiraz edildiğini, davacı işi eksiksiz bir şekilde teslim edilmesine rağmen davalı yan tarafından verilmeyen teminatın ve dosyada olmasına rağmen hak ediş raporu olmasına rağmen hak edişlerin incelenmediği bu hususa ilişkin herhangi bir tespit yer alınmadığını, 30.01.2023 tarihli ek raporda her ne kadar 2015 yılı defter ve kayıtları incelenmiş ise bilirkişi raporunda davalının haksız kesintileri ve diğer zararlar incelemesi yapılmadığını, davacının herhangi bir kusuru olmaksızın haksız alınan %1.75 kesinti ve diğer kesintiler ve teminat alacakları dosya içerisinde bulunan hak ediş tutanakları, taşeron sözleşmeleri mevcut olduğunu, davalı şirketin kusuru sebebiyle işin uzaması ile oluşan zararlar, SGK primlerinin fazla ödenmesi, aradaki zaman diliminde malzeme fiyat farkları, stopaj farkı, sözleşmedeki miktar ile davalı şirketin kusuru sebebiyle işin sürüncemede bırakılması ve işin geç yapılması neticesinde oluşan piyasa fiyatlarının da dikkate alınarak rapor düzenlenmesi gerektiğini, davalı taraf tamamen kötü niyetli olarak davacıya iade etmesi gereken teminat bedellerini iade etmediğini, bir çok sözleşme dışı haksız kesinti yaptığını, davacının işleri eksiksiz olarak teslim ettiği taraflar arasındaki hak edişleri düzenleyen hak ediş tablolarından da anlaşılmakta olduğunu, bilirkişi sadece defter ve kayıtlardaki hesapları incelediğini, itirazları üzerine Bilirkişi 13.03.2023 tarihli ek alındığını, raporda; "31.12.2015 sonu itibari ile davalının 36.000,53 TL alacaklı olduğunu davacı 36.006,53 TL borçlu olduğu anlaşılmakla aradaki uyumsuzluğun 20.725,07 TL olduğu" sonuç ve kanaatine ulaştığını, ancak dosya arasına alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyeti gereği ticari defterlerde kayıtlı olmayan karşılıklı anlaşmaya dahil hak edişler mevcut olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmeler uyarınca kesinleşen teminatlar, hak edişler davalının kusuru ile neden olduğu gecikme sebebiyle oluşan genel gider farkları olduğu belirtilmiş ve hesaba dahil edilerek incelemesi yapılması gerektiğini, incelemenin sadece ticari defterler üzerinden değil taraflar arası ticari ilişkinin niteliği ve taraflar arası imzalanan sözleşmelere binaen oluşan faturalandırılmamış hak edişlerin hesaba dahil edilerek inceleme yapılması gerektiğini, eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verildiğini, eksik ve yeterli incelemeden uzak raporun hükme esas alınması hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir.Somut olayda, taraflar arasında 2 ayrı alt yüklenici sözleşmeleri düzenlendiği, davacı tarafça işlerin tamamlanmasına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediği, haksız kesintiler yapıldığı ve teminat bedelinin ödenmesi gerektiği iddia edilmiş, mahkemece, uyuşmalığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, davacı tarafa keşif harcı ve bilirkişi giderlerini yatırması hususunda yasal sonuçları hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafça gerekli keşif harç ve giderleri yatırılmadığından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır. Mahkemece iddianın kanıtlanamadığı, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporuz itibariyle davacının alacaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kesin süreye rağmen, davacı tarafça keşif harç ve masrafları yatırılmadığından mahallinde keşif yapılamamış ve bu hususta bilirkişi raporu alınamamış olup, bu durumda, yerel mahkemece tarafların defter incelemeleri sonucuna göre karar verilmesi yerinde olmuştur. Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki ticari ticari ilişki kapsamında 2012,2013,2014,2015 yıllarına ait ticari defterler incelenmiş olup, neticeden davacının 36.036,53 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça mahallinde keşif masrafları yatırılmaması sebebiyle, düzenlenen faturalar ve alacak borç ilişkisi ile hakediş raporları kapsamında inceleme yapılamamış olup, mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi incelemesi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine yönelik kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 tarih ve 2022/1098 Esas, 2023/559 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngelirkesingereğigörüşülüpreddinehazineyeistanbulTazminatkonusudüşünüldükaydınanumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim