SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 15. HD 2024/205 E. 2024/172 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/205

Karar No

2024/172

Karar Tarihi

27 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/205

KARAR NO: 2024/172

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/04/2023

NUMARASI: 2022/655 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

KARAR TARİHİ: 27/02/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davacı şirket ile 2 nolu davalı arasında 10.02.2020 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi devir sözleşmesi imzalandığını, 2 nolu davalı, sözleşmeden kaynaklı olduğunu iddia ettiği alacağını 1 nolu davalıya alacağın devri yolu ile temlik etmiş akabinde 1 nolu davalı, davacı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine giriştiğini, icra takibi tebligat usulsüzlükleri ile kesinleştiğini, davacı şirket ile 2 nolu davalı arasında imza edilen sözleşmeye göre 2 nolu davalının yüklenicisi olduğu, İstanbul İli, Kağıthane İlçesi, ... pafta, ... ada üzerindeki ...-...-...-...-...-...-... ve ... parselinde bulunan gayrimenkullerin sahipleri ile yüklenici 2 nolu davalı arasında imzalan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri davacı şirkete devredileceği, davacı tarafından bu devre ilişkin 2 nolu davalıya 870.000,00 TL ödeyeceğini, sözleşmenin 5.2. Maddesi; ' Bu ödeme işlemi iş sahibi tarafından (müvekkil şirket) 150 dairelik projeye uygun ruhsat alım tarihinden itibaren 3 ay içerisinde devredenin gösterdiği iban numarasına ödeneceğini taahhüt eder.'denilmekte olduğunu, sözleşme bedeli davacı şirketin 150 dairelik projenin ruhsatının alınması ve bunun üzerinden 3 ay geçmesi sonrası ödeneceği kararlaştırıldığını, bir kaç taşınmaz sahibi dışında başkaca malikler 2 nolu davalı ile imzaladıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini davacıya devretmediklerini, davacının inşaatın yapımını üstlenmesine izin vermediklerini, yeterli çoğunluğun sağlanamamasından resmi işlemleri başlatamamış ve projeye ilişkin herhangi bir ruhsat alınamadığını, sözleşmenin 11. Maddesinde; ' Bu ay bütün devirleri almak şartıyla.' yazmakta olup 2 nolu davalı 1 ay içerisinde kat maliklerini toplanamadığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerini davacı şirkete devrine imkan sağlanamadığını, bu nedenlerle davacı şirket inşaat faaliyetlerine başlayamadığını, tüm kat maliklerin onaylamaması sebebiyle sözleşmenin geçerliliği bulunmadığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin devri de temlik olan sözleşmenin resmi şekle tabi olmasından ötürü resmi şekle tabi olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 205/3 fıkrasına göre ' Sözleşmenin devrinin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.' denilmekte olduğunu, arsa sahiplerinin onayı olmaksızın bu sözleşmenin devrinin mümkün olmadığını, bu durumun icra takibi konusu sözleşmenin geçersizliğini ortaya koyduğunu, davalılar arasında yapılan alacağın temliki sözleşmesi geçersiz olması sebebiyle davacının davalılara karşı herhangi bir muaccel borcu bulunmadığını, 2 numaralı davalının, davacı ile aralarında imza edilen adi sözleşmeden doğduğunu iddia ettiği alacağını 1 nolu davalıya devretmiş ve 1 nolu davalı davacı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, 1 numaralı davalı ile 2 nolu davalı şirketin yetkilileri akraba olup taraflar arası organik bağ bulunmakta olduğunu, her iki davalı da kötüniyetli olduğunu, TBK 188 maddesi dikkate alınarak alacağın devrine konu sözleşme başlı başına geçersiz olduğundan yapılan alacağın temlikinin de hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, taraflar arasında geçerli herhangi bir sözleşmeden bahsedilemediğinden taraflar arası borçtan da bahsetmek mümkün olmadığını, takibin durdurulması/icra veznesine giren bedelin alacaklıya ödenmemesi gerektiğini belirterek ; icra veznesine yatacak paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir karırı verilmesini, davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine, zarureten ödenen bedelin istirdatını, %20 kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkeme 14.04.2023 tarihli ara kararı ile; davacı tarafın icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki talebi itibariyle; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşullarının şu aşamada gerçekleşmemiş olduğu kanaatiyle, davacı tarafın icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinafında; davacı şirket ile 2 nolu davalı arasında imza edilen sözleşmeye göre 2 nolu davalının yüklenicisi olduğu, İstanbul İli, Kağıthane İlçesi, ... pafta, ... ada üzerindeki ...-...-...-...-...-...-... ve ... parselinde bulunan gayrimenkullerin sahipleri ile yüklenici 2 nolu davalı arasında imzalan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri davacı şirkete devredilecek ve davacı şirket bu devre ilişkin 2 nolu davalıya 870.000,00 TL davacı şirketin 150 dairelik projenin ruhsatının alınması ve bunun üzerinden 3 ay geçmesi sonrası ödeneceği kararlaştırıldığını, bir kaç taşınmaz maliki dışında diğer malikler 2 nolu davalı ile imzaladıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini davacıya devir etmediklerini, davacının inşaatı yüklenmesine izin vermediklerini, davacı şirket yeterli çoğunluğun sağlanamamasından resmi işlemleri başlatamaması sebebiyle projeye ilişkin herhangi bir ruhsat alamadıklarını, sözleşmenin 11. Maddesinde; ' Bu ay bütün devirleri almak şartıyla.' yazmakta olup 2 nolu davalı 1 ay içerisinde kat maliklerini toplayamamış, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerini davacı şirkete devrine imkan sağlayamamaları sebebiyle inşaat faaliyetlerine başlanılamadığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin devri de temlik olan sözleşmenin resmi şekle tabi olmasından ötürü resmi şekle tabi olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 205/3 fıkrasına göre ' Sözleşmenin devrinin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.' demek suretiyle dava konusu sözleşmenin de resmi şekilde yapılması gerekeceğini açıkça belirttiğini, alacağın temliki sözleşmesi geçersiz olması sebebiyle bir muaacel borcu bulunmadığını, geçerli bir sözleşmeden bahsedilmediğinden; taraflar arası borçtan bahsetmek mümkün olmadığını, davalıya borçlu olmadıklarını ve bu hususun ispat edilmiş olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini bu sebeple mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı şirket, yükleniciden sözleşmeyi temlik alan şirket, davalı ... şirketi sözleşmeyi temlik eden yüklenici, davalı ... ise yükleniciden devir sözleşmesi gereğince alacak talebinde bulunan 3. Kişi durumundadır. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. Somut olayda, dava dışı arsa sahipleri ile davalı ... şirketi arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış olup, işbu sözleşme davacı şirkete 10.02.2020 tarihli adi yazılı sözleşme ile davacı şirkete temlik edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan temlik sözleşmesi gereğince davacı şirket tarafından davalı şirkete 870.000,00 TL bedelin ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı ... şirketi işbu sözleşme kapsamında alacağını diğer davalı ...'a temlik ettiği anlaşılmaktadır. ... tarafından temlik alınan alacağın tahsili için dava konusu icra takibine başlamış olduğu görülmektedir. Davacı, icra takibi konusu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini, icra veznesine yatacak bedelin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir olarak takip alacaklısına ödenmemesi talep edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat koşullarını sağlamaması sebebiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu Madde m.72/3 uyarınca; "...İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir..." hükmüne yer verilmiştir. Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 09.11.1988-3494/6 md.) Tüm dosya kapsamı itibariyle; İcra iflas kanunun 72/3 Maddesindeki açık hükmüne karşılık mahkemece icra veznesine yatırılacak bedelin davalıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin14/04/2023 tarih ve 2022/655 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 27/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bırakılmasınadavanınkesingelirgereğiTespitgörüşülüpreddinehazineyeistanbulkonusudüşünüldühükümMenfikaydınanumarasıolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim