SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/995 E. 2024/999 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/995

Karar No

2024/999

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/995

KARAR NO: 2024/999

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/02/2021

NUMARASI: 2019/642 E. - 2021/106 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile asıl borçlu davalı ... Tic. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine, 25.12.2018 tarihinde kredi hesabının kat edildiğini, Üsküdar ... Noterliğinin 27.12.2018 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, hesap kat ihtarnamesine rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından borçlular aleyhine tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla icra takibine geçildiğini, borçluların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; sözleşme örneğinin davalı aleyhine haksız şartlardan ibaret olduğunu, bu şartların eldeki davada hüküm ve sonuç doğurması hukuka aykırı sonuçlara yol açacağından davacı tarafça sunulan sözleşme ve içeriğini kabul etmediklerini, müvekkillerinin davacı yana bahsedildiği şekilde herhangi bir borcu bulunmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; '' ... Davacı ile asıl borçlu ...A.Ş arasında 18/12/2017 tarihli 2.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların aynı limitle sözleşmeyi kefil olarak imzaladıkları görülmüştür. ... ve ... asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu alınan sicil kaydından anlaşılmaktadır. Kefalet sözleşmeleri Borçlar Kanunun 583 ve devamı maddelerine uygun olarak yapılmıştır. Üsküdar ... Noterliğinin 27/12/2018 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesap kat edilmiştir. İhtarname... 31/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, diğer kefillere çıkartılan ihtarnamelerin ise iade edildiği görülmüştür. Kat ihtarnamesi tebliğ edilen şirketten 02/01/2019 tarihinde temerrüde düşmüştür. Davalı gerçek kişiler ise Borçlar kanunun 589/1 maddesi uyarınca asıl borçlunun borcundan ve temerrüdünden kefalet limiti ile sorumlu olduklarından, asıl borçlu şirketin temerrüde düşmesi nedeniyle, bu kefiller açısından da 02/01/2019 tarihinin temerrüt tarihi olarak hesaplamada dikkate alınacaktır. Temerrüt faizi sözleşmenin 2.7.1 maddesine düzenlenmiş olup bankanın fiilen uyguladığı faiz %24.24 olduğundan Hukuk Genel Kuruluna ait 2017/19-1650 Esas 2019/507 Karar nolu ilamına göre fiilen uygulanan akdi faizin sözleşme hükümlerine göre %50 fazlası olan %36,36 oranındaki temerrüt faizinin esas alınması gerekmektedir. Temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak ticari nitelikteki krediler yönünden 758.220,97 TL, kredili mevduat kredisi yönünden ise 47.875,12 TL olarak bilirkişi tarafından hesaplanmıştır. Takip tarihi itibariyle hesaplama yapıldığında ticari nitelikteki krediler yönünden 757.302,57 TL asıl alacak, 28.300,38 TL işlemiş faiz, kredili mevduat hesabı kredisi yönünden 47.649,84 TL asıl alacak, 1.480,68 TL işlemiş faiz , 1.489,05 TL BSMV olmak üzere takip tarihi itibariyle alacak 836.222,52 TL olarak hesaplanmıştır. Dava tarihinden sonra 07/02/2020 tarihinde 12.643,35 TL, 30/07/2020 tarihinde 71.570,15 TL, 26/08/2020 tarihinde 7.970,00 TL olmak üzere toplam 92.183,50 TL'lik tahsilat yapıldığını bilirkişi tespit edilmiştir. 64.000,00 Euro tutarındaki teminat mektubu 01/04/2019 tarihinde 403.929,60 TL olarak tazmin edilmiş, çek sorumluluk bedeli yönünden deposu talep edilebilecek çek sorumluluk bedelinin ise 10.460,00 TL olduğu bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Sözleşmenin 3.5.1 maddesine göre kefiller gayrinakdi kredinin deposundan da sorumludur. ... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin, nakdi krediler yönünden taksitli + iskonto + rotatif kredi yönünden , 757.302,57TL asıl alacak, 28.300,38TL işlemiş temerrüt faizi, kredili mevduat hesabı yönünden, 47.649,84TL asıl alacak, 1.381,71TL işlemiş temerrüt faizi, her iki kredi yönünden toplam 1.489,05TL BSMV olmak üzere toplam 836.123,55TL üzerinden devamına, 757.302,57TL'lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %36,36, 47.649,84TL'lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, dava tarihinden sonra 07.02.2020 tarihinde 12.643,35TL, 26.08.2020 tarihinde 7.970,00TL, 30.07.2020 tarihinde 71.570,15TL olmak üzere ödenen toplam 92.183,50TL'lik tahsilatın icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, 167.224,71TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, gayri nakdi krediler yönünden, çek yaprağı sorumluluk bedeli olan 10.460,00TL'nin davalılar tarafından davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesaba depo edilmesine, banka tarafından tazmin edilmesi halinde, tazmin edilen tutarın tazmin tarihinden itibaren yıllık %36,36 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanması şeklinde takibin devamına, geri kalan çek sorumluluk bedeli yönünden davacının davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, takip tarihi ile dava tarihi arasında 01/04/2019 tarihinde bankaca tazmin edilen teminat mektubu bedeli olan 64.000Euro'nun (tazmin edildiği tarihteki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı TL miktarına tazmin tarihinden itibaren yıllık %30 temerrüd faizi ve faizin %5'i oranında uygulanacak BSMV ile birlikte ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde takibin devamına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava tarihinden sonra ödendiği iddia edilen 07/02/2020 tarihli 12.643,35 TL ile 26/08/2020 tarihli 7.970,00 TL'lik ödemelerin müvekkil bankanın başka müşterisine ait olduğunu, müvekkilinin ekstre hesap dokümanlarını ibraz ederken sehven bankanın diğer müşterisi ... adına yapılan ödeme dekontlarını da ibraz etiğini, kendilerince ve bilirkişi tarafından bu durumun sehven fark edilmediğini, bu sebeple mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili bankanın başka müşterisi tarafından yapılan toplam 20.613,35 TL'lik ödemenin ve işbu ödemeye ilişkin olduğu düşünülen tüm hesaplamaların düzeltilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından tespit edilen faiz oranı doğrultusunda karar verilmesinin mağduriyete yol açtığını, hukuka aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin Temerrüt Faizi başlıklı 2.7.1 maddesinin, "... Ancak Müşteri; bankaca uygulanan akdi faiz oranının muacceliyet tarihi itibariyle aynı tür krediler ve hesaplar için bankaca TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden düşük olması halinde en yüksek olan oranın gecikme faizi olarak uygulanmasını kabul eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler içini temerrüt tarihinde aynı tür Türk lirası krediler ve hesaplar için Banka'nın TC Merkez Bankası'na bildirmiş olduğu kısa, orta ve uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödemeyi kabul eder" şeklinde olduğunu, tarafların söz konusu faiz oranını açıkça kabul ettiklerini, müvekkilinin TC Merkez Bankasına bildirmiş olduğu en yüksek faiz oranının %60 olduğunu, bunun %50 fazlasının %90'a tekabül ettiğini, talep ettikleri miktarların da bu oran üzerinden yapılıp takip konusu edildiğini, aynı tür ticari kredilere uygulanan en yüksek akdi faizin %50 fazlasının uygulanabileceği kabul edilse dahi, müvekkili bankanın 2018 yılında rotatif krediler yönünden uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının %60 olduğunu, iş bu faiz oranının %50 fazlası olan %90'a tekabül etse de mahkemece davalı borçluya uygulanan akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılıp karar verildiğini, mahkemece, müvekkili bankanın fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının %24,24 olduğu, iş bu oranın %50 fazlasının %36,36 gibi bir orana tekabül ettiği, taksitli+iskonto+rotatif kredi yönünden 757.302,57 TL asıl alacağa uygulanacak olan temerrüt faiz oranının %36,36 olduğu, buna bağlı olarak işlemiş temerrüt faizinin de 28.300,38 TL olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de eksik ve hatalı hesaplama sonucu verilen kararın bozulması gerektiğini, gayri nakdi krediler yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davadaki gayri nakdi alacakların da konusunun para ile ölçülebildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, tehir-i icra talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 757.302,57 TL asıl alacak, 65.356,25 TL işlemiş faiz, 47.649,84 TL asıl alacak, 1.381,71 TL işlemiş faiz, 3.336,90 TL BSMV olmak üzere toplam 886.155,59 TL alacak yönünden 07.02.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak genel kredi sözleşmesi ve ihtarnamenin gösterildiği, davalılar tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davalı asıl borçlu ...Tic. ve diğer davalı müteselsil kefillerden alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalılar borcun bulunmadığını savunmuştur. Davacı ile davalı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefiller arasında 18.12.2017 tarihli, toplam 2.5000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ... Tic. AŞ'nin asıl borçlu, diğer davalıların bu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ve 2.5000.000 TL limitle kefil olduğu, kefil olunan miktarın el yazısı ile yazılarak sözleşmenin imzalandığı görülmektedir. Davacı, genel kredi sözleşmelerinden doğan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine 27.12.2018 tarihi itibariyle kat edilerek borçlulara kat ihtarının gönderildiği, kat ihtarının davalı asıl borçluya 31.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığı görülmektedir.HMK'nun 281.maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise, bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilir.” şeklindeki düzenleme ile taraflara bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı tanınmıştır. HMK'nın 281. maddesinde taraflar bilirkişi raporuna karşı tebliğ tarihinden iki haftalık süre içerisinde itiraz etmezlerse itiraz edilmeyen rapor taraflar açısından sonuç doğuracağından bu raporun esas alınarak karar verilmesinde bir engel bulunmamaktadır. Maddenin gerekçesinde de tarafların verilen süre içerisinde itirazını dile getirmediği taktirde bilirkişi raporunun onlar açısından kesinleşeceği yani tarafların rapora itiraz olanağını tümüyle kaybedeceği belirtilmiştir(Yargıtay 17.HD'nin 07/10/2019 tarih ve 2016/19125 E., 2019/8987 K., 24/102018 tarih ve 2015/18327 E., 2018/9546 K., Yargıtay 3.HD'nin 18/02/2019 tarih ve 2017/10485 E., 2019/1231 K.sayılı kararları ).Bilirkişi raporu 23.11.2020 tarihinde davacı vekiline e-tebligat yoluyla, '' iki haftalık sürede itiraz etmediği takdirde rapora itiraz etme hakkından vazgeçmiş sayılacağı'' ihtarı ile tebliğ edilmiştir. Davacı banka vekili, 07/02/2020 tarihli 12.643,35 TL ile 26/08/2020 tarihli 7.970,00 TL'lik ödemelerin müvekkil bankanın başka müşterisine ait olduğunu, müvekkilinin ekstre hesap dokümanlarını ibraz ederken sehven bankanın diğer müşterisi .... adına yapılan ödeme dekontlarını da ibraz etiğini, kendilerince ve bilirkişi tarafından bu durumun sehven fark edilmediğini, bu sebeple mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Somut olayda, davacı vekilinin 17.11.2020 tarihli bilirkişi raporunu 23.11.2020 tarihinde tebliğ aldığı, ancak HMK'nın 281. maddesinde taraflar bilirkişi raporuna karşı tebliğ tarihinden iki haftalık süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesinde ''07/02/2020 tarihli 12.643,35 TL ile 26/08/2020 tarihli 7.970,00 TL'lik ödemelerin müvekkili bankanın başka müşterisine ait olduğu'' hususunda herhangi bir itiraz ileri sürmemiştir. Bu durumda, davacı vekilince süresinde itiraz edilmeyen bu iki ödeme kalemi yönünden davacı taraf açısından kesinleşen bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bilirkişi raporundaki iki kalem ödenmenin davalılara ait olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, TCMB'na bildirilen faiz oranının %60 olduğunu, bunu % 50 fazlasının da %90 olduğunu, ancak raporda ve mahkeme kararında temerrüt faiz oranının bu şekilde uygulanmadığını ve kararrın bu yönden hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu Dairemizce de denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup raporda da işaret edildiği üzere, TMCB'ye bildirilen değil davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranının esas alınması yerinde olmuştur. Diğer bir deyişle davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranının %24,24 olduğu, bu durumda sözleşmenin 2.7.1 hükmü uyarınca bu oranın yüzde yüz fazlası olan % 36,00 faiz oranının temerrüt faizi olarak uygulanması gerektiği, her ne kadar davacı banka tarafından TCMB'na ticari kredilerde uygulanacak en yüksek akdi faiz oranını %60 olarak bildirildiği iddia edilmiş ise de, dosya kapsamına göre TMCB'ye bildirilen değil davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının belirlenmesinin yerinde olduğu, zira bildirilen faiz oranının faiz oranı tavanına ilişki olduğu, kat tarihindeki benzer kredilere fiilen uygulanan faiz oranının esas alınmasının hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından mahkemece temerrüt faizinin %36,36 olduğuna hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Bknz.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.02.2023 tarih ve 2021/9135 Esas, 2023/655 Karar, 08.12.2022 tarih ve 2020/4966 Esas, 2022/8843 Karar, 26.11.2020 tarih ve 2020/2889 Esas, 2020/5460 Karar sayılı kararı). Davacı banka tarafından takip talebinde 14 adet çek yaprağı sorumluluk bedeli olarak 22.400, 00 TL ile 64.000 EURO tutarlı meri teminat mektubu bakımından gayrı nakdi alacağın depo edilmesi, alacaklı tarafından tazmini halinde bedelinin tahsili talebinde bulunulmuş, takip tarihinden sonra 01.04.2019 tarihinde bu teminat mektubunun davacı yanca tazmin edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 10.600,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmesine, takipten sonra ve davadan önce nakte çevrilen 64.000 EURO'nun tazmin tarihinden itibaren faizi ve vergisi ile davalılardan tahsiline dair hüküm kurulmuştur.Gayri nakdi alacak taleplerinin kabulü veya reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir ( Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 01.12.2016 tarih ve 2016/4242 Esas, 2016/15393 Karar, 26.02.2015 tarih ve 2014/4496 Esas, 2015/2714 Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarih ve 2020/4263 Esas, 2021/3456 Karar sayılı kararları). Bu nedenle mahkemece, gayri nakdi alacak talebi yönünden davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmuştur. Yine davacı tarafça dava değeri 886.155,59 TL üzerinden dava açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne (836.123,55 TL) karar verilmiş, 50.032,04 TL yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Reddedilen bu miktar üzerinden de davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.06.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim