İstanbul BAM 14. HD 2021/1112 E. 2024/956 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1112
2024/956
6 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1112
KARAR NO: 2024/956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/01/2021
NUMARASI: 2020/237 E. - 2021/44 K.
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki anonim şirket genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yıllık olağan genel kurul toplantısının, 31.03.2020 tarihinde şirket merkezinde yapılacağına ilişkin çağrı kağıdının ekinde başka bir belge bulunmadığını, TTK'nın 447. maddesine göre alınan kararların batıl olduğunu, dünyayı etkileyen COVID-19 salgını nedeniyle hükumetlerce salgının yayılmasının önlenmesi için çeşitli tedbirler alındığını, bu önlemler kapsamında 21.03.2020 tarihinde 65 yaş ve üstü ile kronik hastalığı olanların sokağa çıkmalarının genelge ile yasaklandığını, 01.07.1937 doğumlu olan müvekkilinin bu tarihte 83 yaşında olması nedeniyle anılan yasaktan etkilendiğini, şirketin bu durumu bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almayarak müvekkilinin katılamayacağı toplantının Bakanlık görüş ve genelgesine aykırı şekilde ertelenmediğini, oysa Ticaret Bakanının 20.03.2020 tarihli açıklaması ile genel kurul toplantılarının ileri bir tarihte yapılmak üzere iptal edilmesi imkanının tanındığını açıkladığını, Bakanlığının internet sitesinde Ticaret Bakanının sözlü açıklamasını detaylandıran bir duyuru yayınlandığını, bir kısım üyelerin katılamayacağı bir toplantının yapılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, genel kurul tarihi önceden belirlenmiş ve buna yönelik toplantı çağrısı yapılmış olsa bile, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıya katılamadığı ve yeterli çoğunluğun sağlanamadığı durumlarda genel kurul toplantısının teknik olarak ertelenmesinin mümkün olduğunu, 16.03.2020 tarihli İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile sivil toplum kuruluşlarının tüm genel kurul toplantılarının ertelenmesine ilişkin yayınlanan ek genelgenin kıyasen ticaret şirketlerine uygulanabileceğini, belirli yaş grubunun sokağa çıkma yasağı ve resmi açıklamalara rağmen genel kurul toplantısı yapılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, toplantı öncesi şirketin finansal durumun gösterir belgelerin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin sokağa çıkma yasağı nedeniyle tabloları inceleyemediğini, davet mektubunun ekinde faaliyet dönemine ilişkin şirketle ilgili genel bilgiler, yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan mali haklar, şirketin araştırma ve geliştirme çabaları, şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler, şirketin finansal durumu, bilançosu, gelir tablosu gibi verilerin gönderilmediğini, yalnızca toplantı gün ve saatini bildirir davet mektubunun tebliğ edildiğini, müvekkilinin inceleme ve bilgi alma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, alınan kararların TTK'nın 447.maddesine göre batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; TTK'nın 414. maddesi uyarınca, 31.03.2020 tarihli genel kurul toplantısının yapılabilmesi ile ilan yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, davacıya toplantı günü ile gündeminin iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, toplantının Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde belirtilen çağrı usullerine göre yapıldığını, pay sahiplerinden kendisini vekil vasıtasıyla temsil ettirmeleri için vekaletname örneklerini de çağrı metnine eklediğini, pay sahiplerinin haklarının ihlal edilmediğini, davacının TTK'nın 445 ve 446. maddelerine göre genel kurul kararlarının iptalini talep edemeyeceğini, toplantıya katılmayan davacının çağrı usulsüzlüğüne ve gündemin gereği gibi ilan edilmediği hususlarını ileri süremeyeceğini, TTK’nın 437. maddesi uyarınca şirketin, davacının istemiş olduğu bilgileri, yalnızca şirket merkez ve şubelerinde hazır bulundurmakla yükümlü olduğunu, davet mektubunda da açıkça finansal tabloların şirket merkezinde incelenebileceğinin belirtildiğini, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmediğini ve davacının bu tür bir talebinin de bulunmadığını, TTK'nın 437.maddesi uyarınca yönetim kurulunun kendiliğinden pay sahibine bu bilgileri açıklama yükümlülüğü bulunmadığını, Ticaret Bakanı tarafından yapılan açıklamada çağrısı yapılan genel kurulların ertelenmesi veya elektronik ortamda yapılmasının tavsiye edildiğini, ancak toplantının yasaklanmadığını, toplantının yapılmasının şirketlerin inisiyatifine bırakıldığını, bakanlık temsilcisinin görevlendirildiğini, TTK'nın 425 uyarınca pay sahibinin, bir kişiyi temsilcisi olarak genel kurula gönderebileceğini, genel kurulda ortaklar lehine kar payı dağıtıldığını, kararın davacının lehine olduğunu, yokluk veya butlan sebebi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaya konu toplantının 31/02/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacıya da ayrıca 16/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, sokağa çıkma kısıtlamasına ilişkin kısıtlamanın 21/03/2020 tarihinde duyurulduğu, davalı şirketin bu süreçte gerekli hazırlığı yaptığı ve bu nedenle toplantıyı iptal etmediği, ortaklarca da toplantının ertelenmesinin genel kuruldan talep edilmediği, davacının isterse bir vekille kendisini genel kurulda temsil ettirip gerekli taleplerini ileri sürmesi mümkün iken bunun yapılmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin de katıldığı, davacının şahsen toplantıya katılamaması nedeniyle toplantının iptalinin talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, toplantıya izinle veya vekaleten katılması mümkün olan davacının bunu yapmayıp yapılmış toplantının iptalini talep etmesinin Türk Medeni Kanunu'nun iyiniyet ilkesine de aykırı olduğu, davacı toplantıya katılsa bile, ortaklık payının verdiği oy hakkının toplantıda alınan kararların sonucunu değiştirmeyeceği, kararların katılanların oybirliğiyle alındığı ve payların çoğunun temsil edildiği, kaldı ki butlanla malul olması için, alınan kararların TTK'nın 447. Maddesinde belirtilen yasak nitelikte bir karar olması gerektiği, oysa bu maddede anılan nitelikte bir karar olmadığı, toplantının ertelenmemesinin alınan kararları TTK'nın 447. Maddesi kapsamında batıl olmasına sebebiyet vermeyeceği, davacı toplantıya katılıp muhalif kalmadığı için TTK'nın 445 ve 446. Maddelerinde belirtilen iptal davası açma hakkının da bulunmadığı, yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu.." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin pay sahibi olduğu şirkette, dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle, 31.03.2020 tarihinde şirket merkezinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunu, müvekkilinin yaşı nedeniyle tüm dünyada etkili olan Covid-19 pandemisi nedeniyle 21.03.2020 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağından müvekkilinin de etkilendiğini, Ticaret Bakanı tarafından yapılan açıklama ile şirketlerin çağrısı yapılmış genel kurullarının ertelenmesi veya elektronik ortamda yapılmasının tavsiye edildiğini, buna rağmen müvekkilinin katılamayacağı açık olan bir toplantının yapılarak karar alındığını, gönderilen çağrı kağıdının ekinde şirketin mali tablolarının bulunmadığını, sokağa çıkma yasağı nedeniyle şirket merkezinde mali tabloların incelenemediğini, genel kurul tarihi önceden belirlenmiş ve çağrı yapılsa dahi, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıya katılamadığı ve yeterli çoğunluğun sağlanamadığı durumlarda genel kurul toplantısının ertelenmesinin mümkün olduğunu, 16.03.2020 tarihli İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile Sivil Toplum Kuruluşlarının tüm genel kurul toplantılarının ertelenmesine ilişkin yayınlanan ek genelgenin, kıyasen ticaret şirketlerine uygulanabileceğini, müvekkilinin finansal tabloları inceleyerek anlayabilmesi için uygun bir zemin sağlanmadığını, inceleme ve bilgi alma hakkının ihlal edildiğini, mahkemece, müvekkilinin vekalet ile genel kurula katılabileceğinin kabul edildiğini, oysa genel kurula katılmanın pay sahibi için vazgeçilmez bir hak olduğunu ve kamu otoritelerinin kararları nedeniyle toplantıya katılamayacak olan müvekkilinin en temel ortaklık hakkının ihlal edildiğini, mahkeme kabulünün aksine ciddi ve öldürücü bir salgının olduğu ve bir çok ortağın katılamayacağı açık olan bir genel kurulun düzenlenmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, kararların tamamının TTK'nın 447.maddesi kapsamında batıl olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 31.03.2020 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacının ortağı olduğu, davalı şirketin 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 31.03.2020 tarihinde yapılması konusunda yönetim kurulu kararı alınarak, ortaklara toplantı için çağrı yapılmıştır. Genel kurul toplantısı kararı yetkili kurulca alınmış ve ortaklar usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılmışlardır. Çağrı kağıdında, şirketin finansal tablolarının şirket merkezinde ortakların incelenmesine açıldığı ve ortakların genel kurul toplantısına şahsen katılabilecekleri gibi vekil aracılığıyla da katılabilecekleri belirtilerek, vekalet örneği de gönderilmiştir. TTK'nın 446. maddesinde, iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 447. maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Maddede pay sahibinin genel kurula katılmamış, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, toplantının yapılacağı tarih itibariyle Covid 19 pandemisi nedeniyle, 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkmalarının kısıtlandığı, davacının bu yaş grubunda olması nedeniyle toplantıya katılamadığı, şirketin finansal tablolarını inceleme imkanı bulamadığı, çağrı kağıdının ekinde de finansal tabloların bulunmadığı, Ticaret Bakanının açıklaması ile İçişleri Bakanlığının sivil toplum örgütlerinin toplantılarının yasaklanmasına ilişkin genelgesi birlikte değerlendirildiğinde, idari mercilerin yasaklama kararı nedeniyle bir kısım ortakların katılamayacağı açık olan genel kurul toplantısının yapılması ile bu toplantıda karar alınmasının usule aykırı olduğu belirtilerek alınan kararların batıl olduğunun tespiti istenmiştir. Bu nedenle TTK'nın 447.maddesindeki, özellikle pay sahibinin genel kurul toplantısına katılımının ve inceleme hakkının sınırlandırılıp sınırlandırılmadığının değerlendirilmesi gerekir.TTK'nın 409. maddesi gereğince, anonim şirketler her faaliyet döneminin sonundan itibaren 3 ay içinde olağan genel kurul kurulunu toplaması gerekir. Gerektiği takdirde genel kurul olağanüstü toplantıya da çağrılabilir. TTK'nun 410. maddesine göre genel kurulu yönetim kurulu toplantıya çağırır. Davalı şirketin yönetim kurulunun bu kanuni çerçevede davalı şirketin 2019 yılı olağan genel kurul toplantısını 3 aylık süre içinde 31.03.2020 tarihinde yapmasının kanuna uygun olduğu açıktır. Toplantıya ilişkin çağrıda, şirketin finansal tablolarının incelenebileceği ve şirket merkezinde hazır edildiği de bildirilmiştir. Bunun dışında şirket finansal tablolarının genel kurul çağrısı ile birlikte ortaklara gönderileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının, incelemeyi şahsen veya yetkilendireceği bir kişi aracılığıyla yapması mümkün olduğundan, inceleme hakkının gereksiz şekilde sınırlandırıldığından söz edilemez. Genel kurula katılma hakkı ortak olmanın doğal sonucu olup, bu hakkın sınırlandırılması mümkün değildir. Ancak, bu hak her halükarda ortağın şahsen toplantıya katılarak kullanılmasının sağlayacak bir ortamın oluşturulması şirketten beklenemez. Nitekim yasada, genel kurula şahsen katılmanın yanında, bir temsilci vasıtası ile de genel kurula katılmanın mümkün olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının toplantıya vekil aracılığıyla katılarak finansal tabloları incelemesi veya incelenmemesi halinde toplantının ertelenmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 20.03.2020 tarih ve ... sayılı yazıları ile anonim şirketlerde yönetim kurullarına söz konusu tarihten önce çağrılmış genel kurul toplantılarını ileri bir tarihte yapılmak üzere erteleme ve elektronik ortamda toplantı yapma imkanı getirmiş ve yine 19.03.2020 tarihli 2020/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bilimsel, kültürel, sanatsal ve benzeri aktivitelerin nisan ayı sonuna kadar ertelenmesine karar verilmiş, İç İşleri Bakanlığının 16.03.2020 tarihli genelgesi ile sivil toplum kuruluşları toplantı ve faaliyetleri ertelenmiş, 7244 sayılı kanunun 2/1 maddesi gereğince kooperatif toplantılarının 31.07.2020 tarihine kadar ertelenmesine dair düzenleme yapılmış ise de; anonim şirketlerle ilgili bu hususlarda herhangi bir yasak söz konusu olmadığından davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının yapılmasında mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ayrıca davacı 65 yaş üstü olmasından dolayı sokağa çıkma yasağı yaş grubunda bulunduğu ileri sürülerek, sokağa çıkma yasağının bulunduğu dönemde genel kurul toplantısı yapılmasının davacının yönetimi etkileme hakkını ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de; 65 yaş üstü kronik rahatsızlığı bulunan davacının toplantıda kendini diğer pay sahiplerinin yaptığı gibi bir vekille temsil etme imkanı olduğundan, sadece davacının şahsen toplantıya katılamasının kararların butlanı sonucunu doğurmayacağına yönelik mahkeme karar ve gerekçesi yerindedir. Davacı vekilinin, bunun dışında somut olarak alınan kararların yokluğu veya butlanını gerektirir somut bir neden ileri sürmediği anlaşılmıştır. Çağrı usulü, toplantıya katılım hakkının sağlanması ile şirketin finansal tablolarının incelenmesine ilişkin butlan nedenlerine göre ilk derece mahkemesince yapılan inceleme ve oluşturulan gerekçe, yukarıda yapılan açıklamalara göre yerinde olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 06.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45