İstanbul BAM 14. HD 2021/1060 E. 2024/941 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1060
2024/941
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1060
KARAR NO: 2024/941
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2020
NUMARASI: 2019/1354 E. - 2020/586 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 07/10/2013 tarihinde taşıt tanıma sistemi sözleşmesi imzalandığını, davalı yan tarafından yakıt alımları yapıldığını, sözleşme gereği yapmış olduğu alımlara ilişkin faturalar düzenlendiğini, ancak bu faturaların ödenmediğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, ancak davalı yanın itiraz ettiğini, sözleşme gereği İstanbul mahkemelerinin ve İcra dairelerinin yetkili olduğunu , bu nedenle yetki itirazının reddinin gerektiğini iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin Olağanüstü Hal Kapamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında 674 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 13. ve 19. maddeleri ile CMK 133/1 maddesi kapsamında TMSF yetkililerinin kayyum olarak tayin edildiğini, yaşanan süreç içerisinde müvekkilinin kayıtlarının bir kısmının bulunamadığını, bir kısmına ise savcılıkların el koyduğunu, eski çalışanların ve yetkilerinin zorunlu olarak görevden ayrıldıklarını, icra takibine dayanak belgelerin müvekkili tarafından teyit edilemediğini bu nedenle icra takibine süresi içinde itiraz ediliğini, müvekkilinin yönetim organının tüm yetkilerinin TMSF tarafından atanan yönetim kurulu tarafından kullanılmakta olduğunu ve davacı yanın iddia ettiği yakıt satımı ve faturalar ile ilgili bir ispatı olmadığını, davacı yanın iddiasına konu satımı yaptığını ispatla yükümlü olduğunu, müvekkilinin kaytılarında böyle bir borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı ve davalı tarafın ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan tarafların ticari defterlerinin lehine delil teşkil edeceği, davalı tarafın ticari defterlerinde de davacı alacağının yer aldığı,, takip tarihi itibari ile davacı tarafın KDV dahil 6.544,64 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında akaryakıt gaz satışına ilişkin sözleşme imzalanmış, bu kapsamda davacı tarafça davalıya akaryakıt satışı gerçekleştirilmiş ancak davalı tarafça 6.544,64 TL bakiyenin ödenmediği anlaşılmış, kendi lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde davacının alacağının kayıtlı olduğu böylece davacının kendi üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği görülmüş, davalının bu borcu ödediğine dair bir savunması veya ödeme belgesi sunmaması nedeniyle..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı-borçlunun İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, takibe konu alacağın üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 1.302,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284 Değişik İş sayılı kararı ile Olağan Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. ve 19.maddeleri ile CMK 113/1.maddesi kapsamında TMSF yetkililerinin kayyım olarak atandığını, atanan yöneticiler tarafından şirketin yönetildiğini, davacının müvekkili şirkete yakıt sattığını, bunlara ilişkin fatura düzenlemiş olduğunu ve şirketten alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, davada salt KDV beyannamesi ile faturaya konu hizmetin müvekkili şirkete verildiğini, ispatlayamadığını, davacı tarafça sunulan ticari defter ve kayıtlarının esas alınarak uyuşmazlığın çözümlenmesinin mümkün olmadığını, ifaya yönelik hiçbir belge ibraz etmediğini, mevzuata uygun şekilde düzenlenen müvekkili şirket defterlerinin değerlendirilmeye alınması gerekir iken sadece davacı tarafın defterlerinin incelendiğini, taraf defterleri arasındaki farklılığın bilirkişi tarafından ortaya konulmuşken esasa ilişkin bir rapor alınmaksızın ve farklılık giderilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu edilen ve müvekkili defterlerinde kayıtlı bulunmayan faturaların şirkete tebliğ edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu reddini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ve davalı şirkete 674 sayılı KHK 13 ve 19 maddeleri ile CMK 133/1 maddesi kapsamında TMSF'nin kayyım olarak tayin edildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takibe konu edilen ve yakıt satışına ilişkin faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin alacağının subüta erip ermediği, mahkeme kararının ve bilirkişi incelemesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 07.10.2013 tarihinde taşıt tanıma sistemi sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, sözleşmede davalının müşteri olarak yer aldığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 15.08.2016 tarihinde motorin ürününe ait KDV dahil 3.165,89 TL bedelli, 31.08.2016 tarihinde KDV dahil motorin ürününe dair 1.308,15 TL bedelli ,15.09.2016 tarihinde motorin ürününe ait KDV dahil 153,44 TL fatura düzenlendiği, davacı şirketin söz konusu fatura ve her bir faturaya işleyen faizler olmak üzere toplam 6.513,71 TL alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 09.04.2018 tarihinde taşıt tanıma sistem sözleşmesi ve 3 adet fatura nedeniyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 03.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 07.10.2013 tarihinde imzalanan sözleşmenin mevcut olduğu, işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren 3 yıl geçerli olduğu, tarafların sözleşmenin sona erme tarihinden en geç 30 gün evvel birbirlerine herhangi bir fesh-i ıhbar'da bulunmamaları halinde işbu sözleşmenin aynı süre için uzayacağı, taraflar dilerlerse karşılıklı yapılan yazılı ek sözleşme ile mutabık kalınan süre kadar sözleşmeyi uzatabilecekleri, davacı tarafın dava dosyasına sunduğu ve davaya konu ettiği 15.8.2016 tarihli ... nolu 3.165,89 TL, 31.8.2016 tarih ... nolu 1.308,15 TL'lık (Takip açılırken bu fatura için 368,37 TL'a üzerinden takibe başlandığı, ve 15.9.2016 tarih ... nolu 153,44 TL'lik faturaları yevmiye defterinde (fatura tarih ve numara sırası ile) 15.8.2016 tarih ... yevmiye madde numarası ile, 31.08.2016 tarih ... yevmiye madde numarası ile 15.09.2016 tarih ... yevmiye madde numarası ile kayda alınmış olduğunun görüldüğü, davacı tarafın cari hesap ekstresine göre 3.687,70 TL davalı yandan alacaklı olduğu, takip tarihi 9.4.2018'e kadar sözleşme gereğince oluşan faiz durumunun (Sözleşme madde 2.1. ve 2.1.7'ye göre işlem yapıldığı) 31.8.2016 tarih ... nolu 1.308,15 TL'lık (takip açılırken bu fatura için 368,37 TL”a üzerinden takibe başlandığı, takip işlemlerine göre hesaplama yapıldığı ,davacı tarafından davalıya fatura edilen akaryakıt teslimlerine ait datanın olduğu, söz konusu datada, davacının ürün satışı ile ilgili plaka, tarih, akaryakıt litresi tutarı ve akaryakıtın teslim edildiği istasyon bilgilerinin mevcut olduğu, taraflar arasındaki ürün teslimi konusunun bilgiler ışığında netlik kazandığı, davacı tarafından davalının muhasebe kayıtlarında yer almayan 31.08.2016 tarih ve 15.09.2016 tarihli faturalarla ilgili olarak davacı vekilinden 02.09.2020 tarihinde gelen mailde faturaların 17.09.2016 ve 26.09.2016 tarihinde ... Kargo ile teslim edildiği bilgisinin paylaşıldığı, davacı tarafa ait Cari Hesap ekstresindeki bilgilere göre 15.08.2016 tarihinden sonra hesap hareketinin olmadığı, davacı tarafın 5.400,56 TL alacaklı olarak gözüktüğü, davalı tarafından paylaşılan davacı tarafa ait Cari Hesap ekstresinde davacı tarafından davaya konu edilen üç adet faturadan 15.8.2016 tarihli ... nolu 3.165,89 TL değerli faturanın Cari Hesapta kayıtta olduğunun tespit edildiği, davaya konu edilen diğer iki faturanın (31.8.2016 tarih ... nolu 1.308,15 TL'lık ve 15.9.2016 tarih ... nolu 153,44 TL) muhasebe kaydedilmediğinin tespit edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların yasal defterlerinde yer aldığı, kanuni defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, davacı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, davalı tarafından tutulan kanuni defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olmakla beraber davacının düzenlediği 31.8.2016 tarih ... nolu 1.308,15 TL'lık ve 15.9.2016 tarih ... nolu 153,44 TL faturaların kanuni defterlerinde yer almadığı, davalı tarafın defterlerine göre davacının 5.400,56 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişkiye istinaden davacının teslim ettiği akaryakıtın karşılığı olarak düzenlediği faturalardan kaynaklı alacaklı olduğu, dava konusunu oluşturan faturalara ait ürün teslim bilgilerinin davacı tarafından paylaşılmış olduğu, davacının icra takip tarihi itibari ile davalı yandan 3.687,70 TL anapara ve sözleşme madde 2.1.7'ye göre de ödeme tarihi ile takip tarihi arasında 2.856,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.544,64 TL davalı yandan alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kabulü ile birlikte alacağın likit olması nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına taraflar arasında bir sözleme ilişkisinin bulunduğuna veya bir emitanın teslim edildiğini göstermez. Fatura konusu mal ve hizmetin tesliminin de kanıtlanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı sözleşme olmakla birlikte, davacı şirket, takip konusu yapmış olduğu faturada yer alan olan ürünlerin davalıya satıldığını ve faturaların davalı tarafa gönderildiğini ispatla mükelleftir. Söz konusu faturaların, sözleşme kapsamında yakıt satımına ilişkin faturalar olduğu, yakıtların araçlara satım tarihlerini ve miktarlarını gösteren data verileri ile birlikte diğer delillerle ispat edilmiştir. Diğer taraftan, davacının ilgili vergi dairesine bildirmiş olduğu kayıtlardan satışın gerçekleştirilmiş olduğu sübuta ermiştir. Bu nedenle davalının aksine iddialarının kabulü mümkün olmamıştır. Diğer taraftan, takip konusu alacak faturaya dayanmakta olup alacağın miktarı taraflarca bilinebilir ve likit olduğundan mahkemenin icra inkar tazminatına dair vermiş olduğu kararda da bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 333,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.06.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45