SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/1059 E. 2024/940 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1059

Karar No

2024/940

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1059

KARAR NO: 2024/940

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/01/2021

NUMARASI: 2019/204 E. - 2021/51 K.

DAVANIN KONUSU: Şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, davalı şirketein % 23.32 oranında pay sahibi olduğunu, Kadıköy 4 ATM'nin 2012-330 esas sayılı kesinleşmiş mahkeme karan ile müdürlük seçiminin iptal edildiğini, daha sonra yetkisi/ müdürlüğü devamla Anadolu 1 ATM'ııin 2012-1031 esas sayılı dosyasında iptali istenen G.K.K. ile kendisini 10 yıl süre ile müdür tayin ettirdiğini, ekte sunulan karar ile müdürlük seçim kararının yokluğuna hükmedildiğini, Anadolu 5 ATM'nin 2014/1735 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalı yanın şirket ortağı ve müdürü ... zimmetine para geçirdiğinin belirtildiğini, ... şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal elliğini, her yıl davalıdan kar dağıtım talep edildiğini, şirket müdürün 2013 yılı genel kurul toplantısına ait 14/08/2014 tarihli 5. gündem maddesine kar dağıtım maddesini koyduğunu, ancak geçersiz oylarla ret kararı alındığını, kar dağıtım talebinin yinelenmesinin üzerine 2015 yılına ait toplantıda bu hususun gündeme konulmadığını, gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının okunduğunu,, hiç dağıtılmayan 2017 yılı şirket karının 4.339,,109,70 TL olarak gösterildiğini, yani 2016 yılına göre % 348,78 oranında arttığını, faaliyet raporunda gösterilen satış artışının % 29,77 olduğunu, dolayısı ile satış ve kar oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda muvazaalı ortak ... oy kakının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, gündemin 4. maddesinde alınan ibra karının hem nisap hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu iddia ederek, 3 ile 4. sırada belirtilen ve 14/11/2018 tarihli tutanak ile genel kurul toplantısında bulunan kararların geçersiz ve yok hükümünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacıların dava dilekçesinde belirtiği 10 yıl süreli müdür seçimine ilişkin İstanbul Anadolu 1 .Asliye Ticaret Mahkemesi kararının temyiz edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, davacıların netice ve talepleriyle ilgisiz birçok hususa yer vererek karışıklık yaratma ve bundan menfaat elde etme çabası içinde olduğunu, zira davacıların müvekkili şirketin her genel kuruluna muhalefet ettiğini ve dava açtığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 413.maddesi uyarınca gündemin toplantıya çağıran tarafından belirleneceğini, gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceğini ve karara bağlanamayacağını, davacılar tarafından kanuna ve usulüne uygun bir şekilde gündeme kar payı dağıtılmasına ilişkin bir madde eklenmesinin talep edilmediğini, şirkete mali olarak büyük bir külfet olan kira giderinden kurtulmak için yönetim ve üretim faaliyetlerinin devamlı yürütülebileceği esaslı bir taşınmaz almak için şitketteki likidin kullanılması gerekliğini, müvekkili şirketçe yapılan 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı çağrısında 2017 yılı finansal tabloları ve 2017 yıl faalıyet raporunun çok açık ve şeffaf bir şekilde davacılara noter kanalı ile tebliğ edildiğini, davacıların kendilerine gereken belgelerin gösterilmediği yönündeki iddiayı ispat etmesi gerektiğin, davacıların bu zamana kadar genel kurul toplantıları dışında şirket merkezine uğramadıklarını, ...'nun pay şahini olmadığı ve muvazaa ile pay sahibi olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 6102 sayılı TTK 'nın 596. maddesi uyarınca ve mal rejimi sözleşmesi gereğince payı iktisap ettiğinden pay sahibi olduğunu, işbu mal rejimi sözleşmesinin iptali için açılan İstanbul Anadolu 5.Aile Mahkemesinin 2014-414 esas sayılı dosyasında davacıların karar düzeltme talebinin reddedilmesiyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğini ve yargılamanın devam ettiğini, ortada kesinleşen bir hükmün bulunmadığını, ayrıca istanbul Anadolu 3.Ticaret Mahkemesinin 2014-1261 esas sayılı dosyasında belirtilen karar ile İstanbul Anadolu 5.Aile Mahkemesinin 2014-414 esas sayılı dosyasında verilen kararların birbiri ile çeliştiğini, 29.04.2014 tarihli Genel Kurul'da ...'nun ortak olarak kabul edildiğini ve pay defterlerine isminin yazıldığını, huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka aykırı hiçbir yönünün bulunmadığını, gündemin 4.maddesinde müzakere edilerek alınan ibra kararının hukuka uygun olduğunu, yapılan oylama sonucunda 46.640 ret oyuna karşılık 68.000 olumlu oy ile ibra kararının alındığını, şirket ana sözleşmesindeki 15.madde hükmünün kaldırıldığını, dolayısı ile 1/3 oy sınırının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Şirket ana sözleşmesinin 15. Maddesi 'her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir, her 500.000 TL bir oy hakkı verir, ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy asyısının 1/3 inden fazlasına sahip olamaz, hakkında ibra kararı verilecek olan ortak bu kararın alınmasında oy kullanamaz' hükmüne haizdir. Davalı şirket yetkisinin ana sözleşmedeki bu hükmü dolanmak amacı ile bir kısım hissesini muvazaalı olarak eşine devir ettiği ve yapılan bu devrin mahkemece geçersizliğine karar verildiği, verilen bu kararın kanun yolu denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalı vekili 29.12.2020 tarihli dilekçesinde her ne kadar davacıların muvazaa iddiasına ilişkin soyut beyan haricinde başkaca yazılı delil olmadığı ilerisi sürmüşsede bu hususta kesinleşmiş mahkeme kararı vardır. Davalı aynı tarihli dilekçede genel kurul tarihinden uzunca süre sonra davanın açıldığını ileri sürmüşse de yokluk halinin ileri sürülmesi iptal sebepleri gibi herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Davalı yine TTK'nın 437/5. Madde ve fıkrası ve TTK'nın 614. Maddesini ileri sürmüşse de yokluk yaptırımı için yukarıda ifade edilen hususlar bu iddia içinde aynen geçerlidir. Bu iddia herhangi bir süreye tabi değildir. Davalı vekili yine aynı tarihli dilekçede şirket ana sözleşmesinde 1/3 oy sınırlaması olmadığını, bu hükmün kaldırıldığını ileri sürmüş ise de davacı yanca sunulan İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret mahkemesi 2012/985 E, 2014/82 K. Sayılı ilamı incelenmiş, mahkemece "...Davalı limited şirketin Ana Sözleşmesinde önceden yer alan 14. ve 15. madde hükümlerini, yeni TTK ile uyumlu hale getirmek amacıyla 6103 sayılı Uygulama Kanunu hükümlerinden yararlanması söz konusu olmayacaktır. Zira 6103 sayılı Uygulama Kanunu, emredici hükümler ilkesine aykırı ana sözleşme değişikliği veya kanuna ya da kanun maddesine atıf yapan ana sözleşme değişikliğinde uygulama alanı bulur. Bu kanunun ilgili hükümleri incelendiğinde anılan hususların açıkça belirtildiği görülecektir. Bu nedenle davalı limited şirketin 6103 sayılı Uygulama Kanunun 20, 22 ve 26. maddesinden yararlanarak esas sözleşmesinin 14. ve 15. maddelerini, ana sözleşmede açıkça hüküm altına alınmış nisaba uymadan değiştirmesi, hukuka uygun değildir.Bu durumda, davalıların iddiasının aksine yapılan ana sözleşme değişikliğinde 6103 sayılı Uygulama Kanunu hükümlerinden yararlanılması mümkün değildir. Öyleyse, alınan karar, yeter sayılar konusunda kanuna uygun olsa dahi ana sözleşmenin 15. maddesindeki nisaba aykırı olduğu için iptali kabil bir karar mahiyetindedir. Zira bir ortak oyların 173 den fazlasına sahip olamamaktadır. Genel Kurul Kararlarının nisap olarak kanuna uygun ve fakat Ana Sözleşmeye aykırı olması halinde yoklukla malül kabul edileceği anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçeleri ile davalı ... Ltd. Şti.'nin 09/07/2012 gün ve 86 sayılı ortaklar kurulu kararının YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE karar verilmiş verilen bu kararın Yargıtay 11. HD. 05/04/2016 gün ve 2015/8156-2016/3641K. Sayılı ilamı ile onandığı, tashihi karar taleplerinin de Yargıtay 11. HD. 2016/9420 E, 2018/4944 K. Sayılı ilamı ile red edildiği, kararın 28.08.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yani ortaklık ana sözleşmesinin 15. Maddesi davalı yanca değiştirilmek istenmiş ancak mahkemece bu hukuka aykırı kabul edilmiş ve kanun yolu denetiminde de davalının itirazları red edilmiştir. Ortaklık ana sözleşmesinin 15. Maddesi halen yürürlüktedir. Davalı vekilinin beyanı doğru değildir. Bilirkişi genel kurulda alınan 3 ve 4 nolu kararlar için davacıların gerekli yasal nisabı sağladıklarını ancak "yokluk" ile ilgili hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. Yokluk her zaman dikkate alınabileceği gibi yok hükmündeki genel kurul kararları başlangıçtan itibaren hiçbir hüküm doğurmadıklarından bununla ilgili açılan dava bir tespit davası mahiyetindedir. Yargıtay 11. HD. 2007/6601 E, 2009/1571 K. Sayılı ilamında '...Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 30.07.2004 tarihli genel kurul toplantısında TTK'nun 388/3 ncü maddesinde yazılı toplantı ve karar nisabının, 10.02.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarda da TTK'nun 378 nci maddesinde yazılı karar nisabının bulunmadığı, her iki genel kurul kararlarının bu nedenle yoklukla malul olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.' belirtmiştir. Yargıtay 11. HD. : 2018/835 E, 2019/5869 K. Sayılı ilamında '...Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Keza Dairemizin 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K.sayılı, 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ve 08.10.2015 tarih 2014/13505 E. 2015/10256K. Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür. Ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü, yine ancak o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. " belirtmiştir. Şirketlerin genel kurullarında Karar nisabı bulunmadan alınan bir karar yoklukla maluldur. Keza yine yukarıda atıf yapılan yüksek mahkeme kararında da belirtildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olduğundan, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalıların ana sözleşmedeki 15. Maddedeki karar nisabını değiştirmek için önce karar aldıkları bu kararın mahkemece yok hükmünde olduğuna karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dolayısı ile ana sözleşmenin 15. Maddesinin halen geçerli olduğu, davalı şirket yetkisinin bu maddeyi bertaraf etmek için bir kısım hissesini eşine muvazaalı olarak devir ettiği, bu devrin de mahkemece muvazaa nedeni ile geçersiliğine karar verildiği ve bu kararın da temyiz denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Söz konusu 14.11.2018 tarihinde yapılmış olan genel kurulda alınan kararlar, ortaklık ana sözleşmesinin 15. Maddesi dikkate alındığında gerekli karar yeter sayısına ulaşamamaktadır. Alınmış olan bu kararlar YOK HÜKMÜNDEDİR. Bu nedenle dava kabul edilmiştir. ...Davacılar iş bu davada ihtiyari dava arkadaşıdır. Yargıtay 11. HD. 2017/379 E, 2018/6440 K. Sayılı ilamında '....Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak, her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine, reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak, her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine, reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus dikkate alınmayarak kabul edilen ve reddedilen tazminatlar toplanarak davacılar ve davalı yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı ise de...' Yargıtay 11. HD. 2009/8599 E,2009/9693 K. '...Davacılar vekilinin temyiz harcını müvekkillerinden birisi için yatırdığı makbuzda yazılı miktardan anlaşıldığı, davanın, genel kurul kararlarının iptali ve kayyım tayini istemlerine ilişkin olduğu, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, her davacının davasının ayrı olduğu ve davacı sayısınca hüküm bulunduğu,..' Yargıtay 11. HD. 2008/1192 E,2009/5289 K. '....yargılamanın yenilenmesi istenen dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her davacının davası ayrıdır ve bu nedenle de davacı sayısınca hüküm bulunduğundan her davacı için ayrı ayrı temyiz harcı alınması gerekmektedir.' gerekçeleri ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların davalarında nasıl davranılması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur.Davacı ... kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten dava açmıştır. Diğer 3 davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve iş bu davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda olduklarından lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir olunmuştur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiş davanın kabulüne dair ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 nolu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, her hak gibi genel kurul kararının butlanını ileri sürülmesininde dürüstlük kuralı çerçevesinde mümkün olduğunu, mahkemenin butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüyü kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda resen incelemesi gerektiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, daha karar alınmadan önce muhalefet durumunun öneriye karşı olduğunu, kararın alınmasından sonra bir karşı çıkmanın bulunmadığını, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı koşulun yerine getirilmediğinin açıkça hüküm altına alındığını, kar payı dağıtmanın şirketin genel kurulun münhasır yetkilerinden olduğunu, davacıların kar payı dağıtılmamasından dolayı müvekkilini suçladığını ancak genel kurulda kar payının dağıtılmamasına ilişkin karar alınmadan müvekkilinin nasıl kar payı dağıtabileceğine dair bir açıklama yapılmadığını, genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini düzenleyen TTK'nın 408 maddesi gereğince kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olarak gösterildiğini, 07.05.2019 tarihinde genel kurul toplantısında ortakların %100 oy oranıyla temsil edildiklerini, toplantıda oy birliğiyle alınan 5 nolu karar ile şirket ortaklarına 7.002.000,22 TL para dağıtılmasının kararlaştırıldığını ve tamamının dağıtıldığını, müvekkili şirketin 5.000.000,00 TL olan sermayesinin iki kere artırılmak suretiyle 20.000.000,00 TL'ye çıkartıldığını, artırımda sermaye için ortakların cebinden bir tek kuruş çıkmadığını, ana sözleşmenin 15.maddesi uyarınca en fazla 1/2 oranında oy sahibine sahip olduğundan %70,825 sermayeye sahip olan ortaklardan ...'nun 13,3 oyu herhalükarda kullanma hakkına sahip olduğunu, davacıların toplam oyunun ise 2,3 denk geldiğini, ...'nun oyunun hiç hesaplanmaya dahil edilmediğinin kabulünde dahi ...'nun 13,3 oy oranı ile TTK'nın 620 maddesindeki müdür seçimi dahil tüm kararları alabileceğinden mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacıların dava dilekçesindeki konu ve sonuç bölümündeki taleplerinin çelişkili olduğunu, davacıların verilen oylara ilişkin iddiaları ele alındığında ... gündemin 3.maddesi görüşülürken şirket müdürü olarak oy kullanıp kullanmayacağı bakımından ise TTK 614/3. maddesi karşısında mümkün olduğunu, gündemin 3.maddesi uyarınca alınan kararın iptalini veya yokluğunu talep edemeyeceklerini, Yargıtay'ın 1980 ve 2004 tarihli kararlarında belirtildiği üzere oydan yoksunluğun sadece ibraya ilişkin olduğundan müdürlerin bilançonun oylamasına katılmasının mümkün olduğunu, genel kurul toplantı tutanağının 4.maddesinde şirket müdürü ibrasına ilişkin oylama yapıldığını, şirket müdürünün ibra edildiğini, müdürün oy kullanmadığını, davacıların konuya ilişkin muhalefet şerhi sunduklarını, sözleşmenin 15.maddesinde yer alan sınırlanmanın dikkate alınmadığı, ... şirket müdürü ... eşi olduğu ve muvazaalı şekilde şirket ortağı olması nedeniyle oy kullanmak hakkının olmadığı yönündeki iddialarının görüldüğü, yerleşmiş içtihatlar uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ibrasının şahsi bir iş olarak değerlendirilmediğinden ... eşinin ibra edilmesine ilişkin oy vermesinin oy hakkından yoksunluk hali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme kararında, kararların neden iptal edilmeyip yoklukla malul olduklarına dair bir gerekçe bulunmadığından bu saptamanın yani 14.11.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan 3 ve 4 nolu kararların neden iptal edilmeyip yokluklarına hüküm edildiğinin gerekçelendirilmediğinden kaldırılması gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davalı vekili dosyaya ibraz etmiş olduğu 17.05.2021 tarihli ek istinaf dilekçesinde; vekalet ücreti yönünden istinaf yoluna başvurduklarını belirterek ,hüküm fıkrasında her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde davanın reddi sebebinin aynı olması durumunda davacılar için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davada davacıların birden çok olmasına rağmen davayı birlikte açmış olduklarından dava konusu uyuşmazlığın tüm davacılar yönünden ortak olduğunu, her bir davacı için hukuki sebebin aynı olmasına, ayrıca farklı bir hukuki sebebe dayalı talep ve davanın olmamasına dayanılarak, davacılar lehine tek bir vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 622. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 447. maddesi gereğince limited şirket genel kurulunda alınan karraların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacıların davalı şirketin hissedarlarından olduğu, şirketin 14.11.2018 tarihinde 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, taraflar arasında birden fazla dava konusu olan uyuşmazlıkların bulunduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı, mahkeme kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, birden fazla davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 2017 yılına ait genel kurul toplantısının yapılması için 23.10.2018 tarihinde kurucu ortak şirket müdürü ... tarafından karar alındığı, alınan kararda 2017 yılı olağan genel kurulunun gündem maddeleri olarak ,2017 yılı faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesi, 2017 bilanço kar/zarar hesaplarının okunması, müzakere ve tasdiki 4. gündem maddesi olarak şirket müdürünün 2017 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak ibrası şeklinde belirlendiği, 14.11.2018 tarihli dava konusu olağan genel kurul toplantısının 2.gündem maddesinde 2017 yılına ait yıllık faaliyet raporunun ... tarafından okunduğu, müzakere edildiği ifadelerine yer verildiği, devamında gündemin 3.maddesine geçildiği, 3.maddede, 2017 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının ... tarafından okunduğu, müzakere edildiği, söz alan ortaklardan ... (1.166 adet pay sahibi) gündemin 3.maddesi ile ilgili muhalefet şerhi olduğunu belirterek tutanağa eklenmek üzere bir adet muhalefet şerhini sunduğu, muhalefet şerhinin tutanağa eklendiği, yapılan oylama sonucunda 2017 yılı bilanço ve gelir tablosunun tasdikine 46.640 ret oyuna karşılık 141.700 olumlu oyla ve oy çokluğu ile karar alındığı, gündemin 4.maddesinde, şirket müdürünün 2017 yılı ile ilgili ibrasına geçildiği, şirket müdürü ... yapılan oylama sonucunda 46.640 ret oyuna karşılık 68.000 olumlu ile ibra edildiği, şirket müdürü ... (73.660 oy sahibi) ibra oylamasında oy kullanmadığı, söz alan ortaklardan ...'nun gündemin 4.maddesiyle ile ilgili muhalefet şerhi olduğunu belirterek tutanağa eklenmek üzere bir sayfadan oluşan muhalefet şerhini sunduğu, ek-4 olarak ..., ...'ne vekaleten ..., ..., ...'nun verdiği genel muhalefet şerhinin tutanağa eklendiğinin belirtildiği, 14.11.2018 tarihli muhalefet şerhinde hiç kar dağıtmayan şirketin 2017 yılı dönem net kararının 4.339.109,70 TL olduğu, karın 2016 yılına göre %384,78 oranında artmış olması başarı sayılsa da faaliyet raporunda belirtildiği şekilde satışlardaki %29,77'lik artışa karşılık karın %384,78 oranında artırma nedenlerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yönetmeliğine göre şeffaf ve belgeli olarak açıklanması gerektiği, bu kadar yüksek kar artışının detaylarıyla açıklanmadığından bilanço kar ve zararları hesaplarının azınlık pay sahipleri olarak ayrı ayrı tasdik etmediklerini, karşı oy kullandıklarını belirttikleri, aynı tarihli 2.nolu muhalefet şerhinde, gündemin 4.maddesindeki şirket müdürünün 2017 yılı faaliyetleri ile ilgili ibrasının ana sözleşme, kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirtikleri ve davacıların birlikte 14.01.2019 tarihinde iş bu genel kurul kararının 3 ve 4 sırasındaki yer alan gündem maddelerinin geçersizliğinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptaline dair dava açtıkları anlaşılmıştır. 10.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu genel kuruldu alınan 3.numaralı karar irdelendiğinde; 2017 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunarak müzakere edildiğinin görüldüğü, ortaklardan ...'nun işbu maddeye “Hiç kar dağılmayan şirketin 2017 yili dönem net karının 3.339,109,76 TL olduğu, karın 2016 yılına göre %384,78 oranında artmış olmasının başarı sayılsa da faaliyet raporunda belirtildiği şekilde satışlardaki %29,77'yik artışa karşılık karın %384,78 oranında artma nedenlerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yönetmeliğine göre şeffaf ve belgeli olarak açıklanması gerektiği, bu kadar yüksek kar artışının detayları belgelerle açıklanmadığından bilanço kar ve zararları hesaplarının azınlık pay sahipleri olarak âyrı ayrı tasdik etmediklerini, karşı oy kullandıklarını” betlirtiği, davacıların bu yöndeki taleplerinin soyut göründüğü, bir şirketin karının artma nedeninin belgesinin somut olarak olmayabileceği, şirketlerin piyasa koşullarına göre karlarının satışların artması, masrafların azalması veya başka nedenlerle masrafların azalması veya başka nedenlerle (demirbaş veya gayrimenkul satış gibi) artıp azalabileceği hususu dikkate alındığında davacı yanın bahse konu madde içerisindeki tasdik etmeme gerek çesinin belgesel anlamda izaha ve ispata muhtaç göründüğü, davacıların yasa gereğince şirket mali tablolarını genel kuruldan önce inceleme ve buna göre gerekçeyi ortaya koyma haklarının olduğu, yine TTK 438 maddesine göre davacıların genel kuruldan özel denetçi tayini isteminin de olmadığı, başka bir ifade ile “özel denetçi tarafından ortaya konmuş” somut bir bulgunun da olmadığı, davacının olduğunu iddia ettiği hususun bilirkişi olarak işlem denetimi yapılmak sureti ile, yani şirketin bir yıllık işlemlerinin ve geçmiş yıllardaki işleyişinin tek tek incelenerek tespit edilmesinin görev alanı dışında kaldığını, davacı yanların iptalini istediği genel kurulun 3.maddesinin iptaline ilişkin somut bir veri olmadığı, dolayısı ile kaydi olarak davacının 3.maddenin iptal isteminin yerinde olmadığı, davacıların gündemin 4.maddesinin İptal isteminde, şirketin 11,707.147,17 TL şüpheli alacağı olduğu, bunun da öz varlığın %33'ine tekabül ettiği, 2016 yılına göre %2 artış gösterdiği, bu durumun şirketin bekasını tehlikeye düşürdüğü yönündeki iddiasının muhasebesel anlamca gerçekçi bir yaklaşımı yansıtmadığı, davalı şirketin mali tabloları incelendiğinde. 11.707.147,17 TL tutarındaki şüpheli alacağın yine 11.707,147.17 TL karşılık ayrılmak sureti ile aktif hesaba dahil edilmediği, yani bahse konu miktarın tahsil edilmemesi halinde öz varlık tutarının değişmeyeceği, dolayısı ile davacıların “şirketin bekasını tehlikeye düşürme” iddiasının kaydı anlamda somut bir gerekçeye dayanmadığı kanaatine varılmakla; bu yönden davacı iddiasının izaha ve ispata muhtaç olduğu, ancak davalı yanın 2017 yılında kar dağıtmama gerekçelerinin şirket mali tabloları incelendiğinde gerçekçi olmadığı, davalı şirketin 20.000.000.00 TL ödenmiş sermayesine karşın 7.000.224.22 TL diğer sermaye yedeği, 4.187.062,48 TL kar yedeği olduğu, yani yedeklerinin toplamının 11.187.286,70 TL olmakla; davalı şirketin sermayesinin yarısından fazlasına denk gelen bir miktarı yedek tutmasının mali anlamda gereksiz olduğu, kaldı ki şirketin 20.000,000.00 TL tamamı ödenmiş sermayesine karşılık 35.526.396,40 TL özvarlığının bulunduğu. dönem varlıklarının tüm toplamının 48.968.018,12 TL, kısa vadeli borçlarının ise 13.515.777,46 TL, cari oranının 3,6 olduğu, cari oranın işletmenin her 1 TL'lik borcuna karşılık ne kadar dönen varlığa sahip olduğunu gösteren bir indikatör olduğu, bu oranın aynı zamanda şirketin riskine ışık tultuğu, yani İşletmenin kısa vadeli borçları, dolayısı ile riski için de genel bir fikir verdiği dikkate alındığında; davalı şirketin “risk” gerekçesi ile kar dağıtmamasının gerçekçi bir yaklaşımı yansıtmadığı, şirketin gayrimenkul alımı gerekçesiyle kar dağıtımı yapmamasının ise kaydi olarak anlamsız olduğu, çünkü davalı şirketin sermayesinin yarısından fazlasına tekabül eden yedek akçelerinden bir kısmı ile gayrimenkul alınmasının mümkün olduğu, böyle bir alımın aktif dengesini ve öz varlığı değiştirmeyeceği, dosya içerisinde somut olarak nerede ve ne tutarda gayrimenkul alımı yapılacağına ilişkin herhangi bir verinin de bulunmadığı, bununla birlikte davacıların bu maddenin iptali isteminin yukarıda açıklanan konu ile alakasının olmadığı, kar dağıtımı kararının genel kurulun yetkisinde olduğu, şirket müdürünün kar dağıtımı kararı ile doğrudan ilişkisinin olmadığı dikkate alındığında davacıların gündemin 4.maddesinde davalı şirket müdürünün ibra edilmemesi yönündeki itirazının ve bu iptal istemine yönelik muha lefet şerhinin kaydi olarak yerinde olmadığı belirtilmiştir. Davacılar vekili rapora itiraz dilekçesini dosyaya ibraz ederek, raporun tamamına itiraz ettiklerini, söz konusu gündem maddelerinin, şirket esas sözleşmesine, usule ve TTK 589,418,436,619,620,621 vs hükümlerine, afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptalinin talep edildiğini, bilirkişinin muhalefet şerhi içeriğini dayanak yapıp rapor tanzim ettiğini, nisap yönünden ve davacı taraf olarak dosyaya sunulan mahkeme kararlarının hiç değerlendirilmediğini, daha önce alınan ve ana sözleşmede hakim ortağın 1/3 oranında oy sınırlamasına dair kısıtlama getiren hükmünü değiştiren kararın iptal edildiğini, şirket müdürünün seçimine dair kararın iptal edildiğini ve kesinleştiğini, huzurdaki toplantının yetkisiz organ tarafından, nisaplara, ana sözleşmeye, usul ve kanunlara aykırı düzenlendiği konularının ayrıca muvazaa ile ilgili derdest dosyaların incelenmediğini, sonuç bölümünde belirtilen kaydi sözcüğünün anlaşılamadığını, %74,82 pay sahibi hakim ortak şirket müdürü ... gündemin 4.maddesinde ibrada TTK 436/2.maddesine göre oy kullanılmadığının tespit edildiğini, azınlık pay sahiplerinin toplam oy oranının %23,32 olup 46.640 adet ret oyu verildiğine göre 68.000 adet olumlu oyun kaynağının ne olduğunun açıklanmasının talep edildiği, ana sözleşmenin 15.maddesindeki 1/3 oy sınırlamasının yok etmek için eşi ... 6.800 hisseyi noterden muvazaalı olarak devir ettiğini, bu hisse devrinin muvazaalı olduğuna dair mahkemenin karar verdiğini, kararın onandığını, tahsihi karar aşamasında olduğunu, ayrıca eşi ... muvazaalı ortak olduğu oy kullandığı itirazlarının ve şirket defterlerinin incelenmesi taleplerinin olduğunu, eş ... şirket pay defterinde ortak olmadığı, o sutünda ortaklardan ...'nun kayıtlı olduğunun tespit edileceğini, ... pay defterinde gerçek ortak olarak kayıtlı olmadığını bu durumda muvazaalı oy kullanma sebebiyle genel kurul kararlarının yok hükmünde olacağının açık olduğunu belirterek diğer hususlara açıklık getirmek suretiyle yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Davacılar vekili tarafından 29.09.2020 tarihli dilekçeye ekli olarak muvazaa yapan eşlerin pay devrinin geçersizliğine dair Anadolu 3. ATM 2014/1261 Esas sayılı kesinleşmiş kararını ibraz ettiklerini belirterek, kesinleşmeden sonra yapılan 05.12.2019 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısındaki şirket kayıtlarına göre incelemenin yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 05.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; mahkemenin şirket ana sözleşmesinin 15.madde hükmüne göre (1/3 oy sınırlandırılması) genel kurulda oy çokluğu ile alınan kararların yok hükmünde sayılması neticesini verip vermeyeceğinin tespitinin istendiği, davalı şirketin ana sözleşmesinin 15.maddesinin; “Her ortağın oy hakkı sermayesine göre hesap edilir, her 500.000 TL bir oy hakkı verir, ancak bir ortak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'inden fazlasına sahip olamaz, hakkında ibra kararı verilecek ortak bu kararın alınmasında oy kullanamaz.” hükmüne haiz olduğu, bu durumda İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı dikkate alındığında dava konusu genel kuruldaki güncel nisap durumunun belirlendiği, mahkeme kararına göre güncel olarak ... 20.000.000 TL toplam sermaye içerisindeki ana sözleşmenin 15.maddesindeki belirtilen “her 500.000 TL için bir oy hakkı” hesabına göre oyu (14.166.000/500.000) - 28,332 adet olduğu, ancak yine aynı madde gereğince ... oyunun bütün ortakların sahip oldukları oy sayısından fazla olamayacağı için ve bütün ortakların oy sayısının da 40 olduğundan ...'nun toplantıda kullanabileceği maksimum oy oranının da (40/3) - 13,33 olarak hesaplandığı, diğer ortakların da hesabı sözleşme maddesi sınırlarını aşmadığından (1.166.000/500.000) - 2,33 şeklinde hesaplandığı ve tabloya eklendiği, yukarıdaki nisap tablosuna göre güncel olarak ... bütün toplantı nisabının içerisinde, yani 62 oyun içerisinde 33.33 adet oy hakkına sahip olduğu, dolayısı ile 4 olarak bakıldığında ... oy hakkı toplantı genel nisabının içerisinde %53,34'*e tekabül ettiği, (33,33X100/62483) - 53,34, ancak toplantıda ... kullandığı oy miktarının yukarıdaki tablodaki gibi olmadığı, eşinin de oy kullandığı ve eşine ait devir işleminin mahkeme tarafından muvazaa olarak tespit edildiği dikkate alındığında, eşinin genel kurulda kullandığı oylar mahkeme kararına göre kullanılmamış sayılırsa; ... 7.366.000 TL sermayesine karşılık kullandığı geçerli oyun 14,73 adet olacağı, buna göre de kaydi olarak davacının gündemin 3.maddesi olan kâr zarar hesaplarının okunması, müzâkere edilmesi ve tasdikine dair itirazının, davacının 23,32 adetlik toplam oyuna mukabil 14,73 geçerli oyuyla kabul edilmiş olacağı, bu madde bakımından davacının iptal için gereken nisabı sağlamış olacağı, gündemin 4. maddesi olan şirket müdürünün 2017 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak ibrası hakkında yapılan oylamada; davacının 23,32 adetlik toplam net oyuna mukabil ... 14,73 oyu ile ibra edilmemiş olacağı, bu madde bakımından davacının iptal talebinin kaydi olarak yerinde olduğu kanaatine varıldığı, davalı şirketin çoğunluk hissedarı konumundaki ... detayı yukarıda açıklanan tabloda görüleceği üzere ana sözleşmenin 15.maddesine göre toplantıdaki güncel oy hakkının toplantı genel nisabı içerisinde 53,34 olduğu, ancak somut olayda davaya konu genel kurulda bahse konu mahkeme kararı dikkate alındığında dava dışı ... kullandığı oyların geçersiz sayılması halinde; davacının, iptalini istediği kararlardan gündemin 3. maddesinin iptali için kaydi olarak gerekli yasal nisabı sağladığı, iptal isteminin yerinde olduğu, davacının iptalini istediği gündemin 4. maddesinde detayı yukarıda açıklandığı üzere yasal nisabı sağladığı ve iptal isteminin kaydi olarak yerinde olduğu, davacının toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu yönündeki iddiasının ise hukuki yorum gerektirdiği, ancak İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı dikkate alındığında muhalefet şerhi konulan bütün kararlarda Limited Şirketlerin Genel Kurullarındaki yasal kabul şartı olan nisabın tutturulmamış olacağı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 nolu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. TTK'nın 622. maddesinde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali düzenlenmiş ve bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 447. maddesinde butlan düzenlenmesine yer verilmiş ise de yokluk konusunda TTK'da özel bir düzenleme yapılmamıştır. Butlan, genel kurul karanın içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s.28-29). Örneğin, kararların yeterli nisapla alınmamış olması, böyle bir toplantıda alınan kararın yokluğu sonucunu doğurur.Somut davada, davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesinde, her ortağı 500.000 TL bir oy hakkı verildiği ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3'den fazlasına sahip olamayacağı, ibra kararı verilecek ortağın bu kararın alınmasında oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 436. maddesinde ise oydan yoksunluk başlığı ile pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait onlardan doğan oy haklarını kullanamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilen genel kurul toplantısının 3 ve 4 nolu maddelerinde davalı şirketin büyük ortaklarından ... dava dışı eşinin toplantıda kendisini vekille temsil ettirdiği, oylamaya katıldığı tartışmasızdır. ... eşi tarafından yapılan hisse devir sözleşmesinin mahkeme kararı ile muvazaalı olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. Bu durumda dava konusu gündem maddelerinin, şirket ortağı sıfatı taşımayan kişinin katılımı ile alındığı, oy kullanan ... gerçekte ortak sıfatını taşımadığı, kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemeyeceği, böylece alınan kararın yok hükmünde olduğu kanaatine varılmıştır. Kesinleşen mahkeme kararları, şirket ana sözleşmesi ve TTK'nın belirtilen yasal düzenlemeleri neticesinde mahkemece ek bilirkişi raporuna göre alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin bu konuda ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Ayrıca davacılar arasında emsal yargı kararlarında belirtildiği üzere, mecburi dava arkadaşlığı mevcut değildir. HMK'nın 58. maddesinde, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu ifadesine yer verilmiştir. AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca, ihtiyari dava arkadaşları lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. Bu sebeple davacılar yararına ayrı ayrı maktu vekalet ücreti takdirinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.06.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülentespitinekonusutaraflarınŞirketözetitespitisavunmalarınınistinafkuruldereceistanbulgerekçeolduğununsebeplerihükmündeincelemekararınınyokgenelilerihükmündediriddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim