SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/1057 E. 2024/938 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1057

Karar No

2024/938

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1057

KARAR NO: 2024/938

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/04/2021

NUMARASI: 2020/779 E. - 2021/389 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Şirket ortaklığından kaynaklı)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davacının davalı ... Limited Şirketi hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 2012 yıllının başında eşit hisseli ticari ortaklık kurduğunu ve Yenibosna'da bulunan ... isimli iş yerini devaldıklarını, ... işyerinde toptan satış işlemlerini yapması için oğlu ... işyerine dahil ettiğini, bu toptan satış işleminin, davalı şirketin ..., ..., ... gibi büyük şirketlerden aldığı toptan ürünlerin, ... tarafından bölgedeki içkili mekanlara satışı şeklinde gerçekleştiğini ve yapılan satışların karının, şirket kasasına değil, ... geçtiğini, ... tarafından da ilgili ürünlerin üçüncü şahıslara gayrı resmi yollarla, kayıt dışı satıldığını, bu satıştan doğan gelirlerin işyerine/ şirkete aktarılmadığını, müvekkilinin bu kardan mahrum bırakıldığını, Davalılar arasında muvazaalı ilişki bulunduğunu, bugüne kadar davalı şirket sermayesinde herhangi bir artış olmamasına rağmen, davalı şahısların (özellikle ...) mal varlıklarında önemli artış olduğunu, şirket kayıtlarındaki usulsüzlükler gözetildiğinde, şirket mevduatının davalı şahıslara aktarıldığını, şirket üzerine kayıtlı olması gereken mal varlıklarının davalı şahıslar adına kayıtlı olduğu sonucuna ulaşıldığını, bu durumda, işbu davanın konusunu teşkil eden varlıkların devri halinde, müvekkilinin yasal haklarını elde edememesi tehlikesi oluşacağını, bu nedenle ileride telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verilmemesi açısından, şirket ticari hisseleri dahil tüm mal varlıkları ile davalı şahıslara ait tüm mal varlıklarının başkalarına devrinin önüne geçilmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu beyanla, fazlasına ilişkin talep ve diğer dava hakları saklı kalmak kaydı ile HMK'nın 107. Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre ileride kesin olarak belirlenecek ve talep artırım dilekçesi ile artılacak tutar açısından işleyecek faizi de kapsayacak şekilde şimdilik 10.000,00 TL alacağın, avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; Davacının kısa bir süre davalı şirkette işçi olarak çalıştığını, taraflar arasında hiç bir zaman şirketin tamamı yönünden bir ortaklığın söz konusu olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında bir dönem işçi- işveren ilişkisi mevcut olduğunu, davacının işçilik alacaklarının tamamının kendisine eksiksiz ödendiğini, kaldı ki söz konusu alacakların da mevcut bulunması durumunda dava tarihi itibari ile zaman aşımına uğradığını, yine davacı şirket ile davalı arasında kısa bir süre sadece n kolay fatura ödeme sisteminde gayri resmi %50 bir ortaklık kurulduğunu ve ortaklığın 2017 yılında sona erdiğini, davacının bu ortaklığına ilişkin alacaklarının tamamının da kendisine eksiksiz ödendiğini, söz konusu alacakların mevcut olması durumunda da dava tarihi itibariyle alacağın zaman aşımına uğradığını, bu bağlamda müvekkili ... şirketinin tüzel kişiliğinin bulunmasından ve davaya konu iddialar şirkete ilişkin olduğundan ve müvekkilinin şahsının da davacıya karşı bir sorumluluğu mevcut bulunmadığından davaya taraf olarak eklenmesinin de açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu savunarak , davanın husumet yokluğundan reddine, arabuluculuk son tutanak aslı sunulmadığından davanın usulden reddine, her halukarda hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ortaklık payına ilişkin alacaklarının ve kar payının tahsili istemine ilişkindir. Davacının davalı ... Limited Şirketi hakkında açmış olduğu davanın değerlendirilmesinde ; Gelen belgeler ve tarafların da kabulünde olduğu üzere taraflar arasında Ticaret Siciline tescili gerçekleşmiş resmi bir ortaklık ilişkisi bulunmamaktadır. Davacının talebine konu alacak kalemlerinin yasal pay sahibi gözüken kişi tarafından talep edilebileceği, gizli ortak olduğu iddiasıyla talepte bulunulamayacağı, resmi ortaklık iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı taraf her ne kadar davalı davalı ... hakkında dava açmış isede; ortaklık payına ilişkin alacaklarının ve kar payının tahsili talebine ilişkin istemlerin şirkete yöneltilebileceği şirket ortağına husumet yöneltilmesi doğru olmadığı anlaşıldığından davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan işbu davada davalının pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir Davacı taraf her ne kadar davalı ... hakkında dava açmış ise de ;davalının davalı şirkette resmi bir sıfatının bulunmadığı, böylece davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davada davalının pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş ve sonuç olarak ... " gerekçesiyle davacının davalı ... Şirketi hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Ret kararının yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkeme tarafından davalı şirket yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğuna karar verildiğini, ancak davanın sadece şirket pay alacağı davası olmayıp müvekkilinin ortak olduğu, ticari işletmenin karının paylaşılmamasından kaynaklı alacak davası olduğunu, müvekkilinin davalı limited şirkete ortak olamayacağı kabul edilse dahi tarafların iradesinin bir ticari ortaklık kurma konusunda birleştiği gözetildiğinde en azından adi ortaklığın varlığından kaynaklı olarak müvekkilinin kar payı davası açması önünde yasal engelin olmadığını, birçok Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere gizli ortaklık sözleşmesine dayanarak gizli ortağın iç ortaklıkta talepte bulunma hakkına haiz olduğu, kar payının tahsili davasının açılabilmesi için ortaklığın sona ermesine gerek olmadığını, mahkeme tarafından iddiaları ve taleplerine dair araştırma yapılmadan delil dahi toplanmadan davanın reddine karar verildiğini, davanın nitelendirilmesinde ve taraf teşkilinde vs hata görülmesi halindeki hususun gerekçeli karardan anlaşılamadığını, eksikliğin tamamlanması için taraflarına süre verilmesi gerektiği gibi görevsizlik kararı verilmesi söz konusu olabilecekken sırf resmi ortaklığın olmaması nedeniyle dava açılamayacağının kabulü ile davanın reddi kararının hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin davalı şirkete ve ticari işletmeye %50 ortak olduğuna dair kesin delil niteliğinde kanıtların mevcut olduğunu, bir alacak davasının resmi bir tespit işlemi sonucuna bağlanmasının hukuken şart olmadığını, müvekkili ile davalı ...'ın 2012 yılının başından itibaren eşit hisseli ticari ortaklık kurduğunu, ... isimli iş yerini devraldıklarını ancak resmiyette tek ortaklı olarak şirketin kurulduğunu, yasal olarak ticari faaliyete devam edildiğini, davalı şirketin resmiyetteki tek ortağının ...' görülmekte ise de ticari ortaklığının taraflar arasındaki yıllardır var olan arkadaşlık ve güven ilişkisinden kaynaklı olarak herhangi bir yazılı sözleşme yapmadığını, davalı ...'ın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/122296 soruşturma nolu dosyasında verdiği ifade de 2012 yılının Temmuz ayında ... tekel isimli iş yerini devralarak işletmeye başladığını, şirketin kendi adına olduğunu ancak müvekkili ... isimli arkadaşıyla %50 ortaklığının olduğunu, bu ortaklıkla alakalı aralarında herhangi bir sözleşme yapmadıklarını, sadece sözlü olarak anlaştıklarını, 2019 yılının ortalarına kadar ortaklıklarının devam ettiğini, şuan için herhangi bir ortaklıklarının olmadığını beyan ettiğini, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/80 Esas sayılı dosya içerisinde yer alan polis ifadesinde iş yerinin kendisine ait olduğunu, savcılık ifadesinde ise iş yerini kendisinin ve çocuklarının işlettiğini beyan ettiğini, cevap dilekçesinde, müvekkilinin aslen bir dönem işçi olarak çalıştığını belirttiğini, müvekkilinin 5 ayrı kredi kartından sürekli olarak iş yerinin mal alımlarının yapılması, taşınmaz üzerine şirketin kullandığı krediden kaynaklı ipotek konulması, defterler ile mal alım, mal teslim fatura alımlarının müvekkilinin imzasının olması gibi hususların müvekkilinin iş yerinin ve şirketin ortağı olduğunu açıkça gösterdiğini, iş yerinin bir tekel bayisi olduğunu, satış işlemleri dışında onlarca içkili mekana toptan satış işlemleri de yapıldığını, ...'ın işlemleri yapması için oğlu ... iş yerine dahil ettiğini, baba-oğul ortaklığının iş yerine hakim olması sonrasında sorun yaşanmaya başlandığını, karın şirket kasasına değil ... geçtiğini, şahıslar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de müvekkilinin davalı ... dan alacağının mevcut olduğunu, ... ile davalı şirket arasında herhangi bir hukuksal ilişki bulunmasa da davalılar arasında muvazaalı bir ilişki olduğunu, müvekkilinin iş yeri içinde ayrı bir iş yapılmasına itiraz ettiğini ve gerçeğin resmiyete aktarılmasına, şirketin %50 hissesinin resmiyette kendisine devredilmesini istemiş ise de davalının hiçbir yetkisi olmadığını söyleyerek müvekkilinin iş yerinden uzaklaştırdığını, müvekkilinin toptan satış işleminde yapılan usulsüzlükleri fark etmesi ile şirketin yıllardır ciddi gelir elde ettiği ürünlerin kayıt dışı satıldığını, düşük vergi ödemek için giderlerin şişirildiğini öğrendiğini, davalı şirketin mali kayıtlarında yıllık kazancın düşük göründüğünü, müvekkilinin ise yıllardır bu durumun gerçek olduğunu düşündügünü iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket ortaklığından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının davalı ... Limited Şirketi hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğündeki sicil kaydına göre 25.07.2012 tarihinde kurulduğu, ortağının davalılardan ... olduğu, ayrıca yetkilisinin ... olduğu, davalının davalı şirketten bir dönem SGK'lı olarak çalışmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının, davalı limited şirkette TTK hükümleri uyarınca hissedar olmamasına rağmen ticari işletme karının paylaşılamaması iddiası üzerine davalı şirket ve davalı gerçek kişilere karşı alacak davası açıp açamayacağı, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 25.07.2012 tarihinde davalı ... tarafından ticaret sicile tescil ile kurulduğu, davalının şirketin tek ortağı ve münferiden yetkilisi , davacının davalı şirkette bir süre SGK'lı işçi olarak çalıştığı, cevap dilekçesine ekli İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1427 Esas sayılı dosyasında, 19.11.2013 tarihli celsede; davalı şirket tarafından açılan davada, davacının tanık olarak ifadesinin yer aldığı ancak duruşma tutanak örneğinde davacının tanık olarak imzasının yer olmadığı, zapta geçen beyanında; komşuları olduğunu, aynı semtte oturduklarını, bir ara kuruyemişçinin kapalı olduğunu, kapanmadan önce ... Kuruyemişçisi olduğunu, şimdi ise ... Bayisi olduğunu, sadece dükkanın yerinin aynı olduğunu, sahiplerinin farklı olduğunu, kendisinin oradan alışveriş yaptığını, evinin orada olduğunu beyan ettiği, davacı tarafça, davalı ile 2012 yılından itibaren eşit hisseli olarak ticari ortaklık kurulduğunu ancak resmiyette davalının tek ortak olduğunu, arkadaşlık ve güven ilişkisinden kaynaklı bir yazılı sözleşme yapılmadığını iddia ve beyan ederek dava konusu alacak davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın şirket yönünden esastan reddine, gerçek kişiler yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davalı şirket, bir limited şirkettir. Limited şirketler, TTK'nın 573 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 575. maddesinde, şirket sözleşmesi üst başlığı altında şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucular tarafından Ticaret Sicili Müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda imzalanmasının şart olduğu belirtilmiştir. Zorunlu kayıtlara 576. maddede yer verilmiştir. Şirket kuruluşu 585 vd. maddede, tescil 586.maddede düzenlenmiştir. Ortakların hak ve borçları 593 vd. maddede, esas sermaye payının geçiş halleri ise 595 vd. maddelerde yer verilmiştir. Davacı tarafın iddiası, davalı gerçek kişi ... ile birlikte şirketin kuruluş aşamasından itibaren eşit hisseli olarak davalı şirketin kurulmuş olduğuna ilişkindir. Buna rağmen kâr payı ve ortaklıktan kaynaklanan alacaklarının kendisine ödenmediğini iddia ederek iş bu davayı açmıştır. Davacı tarafça şirkete ortak olunduğuna ve iddia edilen alacak hakkının bulunduğuna dair herhangi bir yazılı bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Dava dilekçesinde sözü edilen ve davalı tarafça Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/122296 Soruşturma nolu dosyasında atfedilen ifadesine istinaden davacı iddiasını güçlendirmek istemiş ise de soruşturma dosyasındaki ifadenin varlığı ve geçerliliği kabul edilse dahi ifade yasal düzenlemeler karşısında limited şirketten işletme kârının talebine olanak verecek nitelikte değildir. Davacının kabulünde olduğu üzere, davacı, davalı şirkette bir süre işçi olarak çalışmıştır. İşçilik alacaklarını saklı tuttuğunu dava dilekçesinde belirtmiştir. Bu durumda, dava dilekçesine ekli irsaliye fatura ve tahsilat makbuz örneklerindeki teslim alan kısmında yer alan davacı isim ve imzasının sonuca etkisi olmayacaktır. Davacının, taraflar arasındaki varolan arkadaşlık ve güven ilişkisinden kaynaklı olarak yazılı sözleşme yapılmadığı iddiasının kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, usulüne uygun şekilde şirket ortağı olduğunu kanıtlayamadığından, davalı şirket yönünden TTK hükümleri kapsamında davanın esas bakımından reddine, diğer davalılar aleyhindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde, en azından adi ortaklığın varlığının kabulü ile müvekkilinin kâr payı davası açması yönünde yasal bir engel olmadığının kabulü gerektiği iddiasında bulunulmuş ise de HMK'nın 357/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davacı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 256,82 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.06.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebeplerikaynaklı)incelemekararınınileri(ŞirketortaklığındanAlacakiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim