SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/399 E. 2024/930 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/399

Karar No

2024/930

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/399

KARAR NO: 2024/930

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/12/2023

NUMARASI: 2023/268 E. - 2023/842 K.

DAVANIN KONUSU: Şirket ortaklığının tespiti

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin davalı ... ve müvekkili tarafından birlikte kurulduğunu, ancak inançlı işlem gereğince şirketlerin davalı ... adına kurulup tescil ettirildiğini, müvekkilinin davalı şirketlerde gizli ortak olması nedeniyle davalı ... ile birlikte %50'şer oranında hissedar olduğunun tespitine; 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarının kar paylarının müvekkile ödenmesine; davalı şirketlerin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, tasfiye sonunda hesaplanacak ortaklık payının müvekkile ödenmesine; karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince diğer talepler yönünden tefrik kararı verilerek, eldeki dava şirket ortaklığının tespiti davası olarak görülüp sonuçlandırılmıştır. Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davada davalı olarak gösterilmiş bulunan ...’ın işbu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, davanın davalı ... bakımından tefrikini ve ardından pasif husumet yokluğundan reddedilmesini talep ettikleri, davacı tarafın davalı şirketlerde pay sahibi olmadığından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı da bulunmadığını, davanın esas yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davacı yan, davalı şirketleri davalı ... ile birlikte kurduklarını, şirketlerin büyümesi üzerine davacının kaydi olarak ortaklığının bulunmuyor olmasını fırsat bilen davalının 2019 yılından itibaren davacıyı şirketlerin yönetiminden ve denetiminden uzaklaştırdığını, 2018-2019 yıllarına ilişkin kar payı almadığını, davacının davalı ... ile birlikte davalı şirketlerde %50'şer hissedar olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, tescil talebinde bulunmamıştır.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/16289 Esas, 2017/17592 Karar sayılı ilamı). Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115 m.) Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının tescil talebinin bulunmaması, tespit hükmünün ise icra ve infaz kabiliyetinin olmaması nedeniyle davanın bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı sonucuna varıldığından ..." gerekçesiyle davanın, HMK'nın 114/1-h, 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı gerçek kişi ile birlikte davalı şirketlerde %50'şer oranında ortak olduğunun tespiti ve daha sonra müvekkilinin davalı şirketlerden 2018 yılından bu yana alması gereken kar payının davalı şirketlerden tahsili, bilahare şirketlerin tasfiyesi ve müvekkiline ait tasfiye payının tahsili talepli dava açıldığını, müvekkilinin hissedar olduğunun tespiti ile diğer taleplerin 19.10.2023 tarihli duruşmada tefrik kararı ile ayrıldığını, müvekkilinin hissedar olduğunun tespitine dair taleplerinin yargılama yapılması gerekirken yargılama yapılmadığını, ara karar ile davacının tescil talebinde bulunmadığı, tespit hükmünün icra ve infaz kabiliyetinin olmaması nedeniyle hukuki yararın olmadığı sonucu ile ret kararı verildiğini, tescil talebinin olmaması nedeniyle müvekkilinin hukuki yararının olmadığını göstermeyeceğini, TTK 490 maddesinde düzenlenen hükme göre nama yazılı pay senetlerinin devrinin kural olarak herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın yapılabileceğini, pay senetlerinin pay defterine kaydedilmesinin kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte olduğunu, ayrıca ilan edilmesi gibi bir zorunluluğunda bulunmadığını, her ne kadar payın devrinin pay defterine kaydedilmedikçe şirkete karşı ileri sürülemese de bu durumun pay defterine kaydın kurucu bir niteliği haiz olduğu anlamını taşımadığını, deftere kaydın açıklayıcı niteliği sahip olduğunu, mahkemenin müvekkilinin hissedar olduğunun tespiti halinde müvekkilince payların pay defterine kayıt edilmesi amacıyla davalı şirketlere başvurulacağını, bu durumda ise davalı şirketlerin TTK 'nın 499 maddesinde, düzenlenen istinaslar hariç olmak üzere pay senetlerini pay defterine kayıt etmekten imtina etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin hissedar olduğunun tespiti neticesinde davalı şirketlere başvurulduğunda hissedarlığın bir mahkeme hükmüne dayandığında davalı şirketlerin pay defterine kaydetmekten imtina edemeyeceğini, kaydetmekten imtina etmeleri durumunda pay defterine kayıt davasının açılabileceğinin açık olduğunu iddia ederek, yargılama yapılmasından kaçınılarak ara kararla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, inançlı işlem nedeniyle anonim şirketlere hissedar olunduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, mahkemece davacının dava konusu etmiş olduğu diğer taleplerinin tespit isteminden tefriki ile dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tefrik edilen dava hakkında ara kararla birlikte usulden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacının iş bu davada hukuki yararının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile davalı şirketlerin %50 ortağı olduğunun tespitine, davalı şirketlerden 2018 yılından bu yana alması gereken kar payı için uzman bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonucu artırılmak üzere 1.000,00 TL kâr payı alacağının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı şirketlerin feshine ve tasfiyesine, müvekkiline ait tasfiye payı için uzman bilirkişiler tarafından inceleme sonucu artırılmak üzere 1.000,00 TL tasfiye payı alacağının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların karşılıklı dilekçelerini ibrazı sonucunda tensip tutanağı ile birlikte ön inceleme duruşması olarak 19.10.2023 tarihi tespit edilmiştir. Ön inceleme duruşması gerçekleştirilerek bir sonraki duruşmanın 08.02.2024 tarihine bırakılmasına dair karar verilmiştir. Mahkeme tarafından oluşturulan karar sonrasında taraf vekillerinin tanık listesini sundukları belirtilerek, dosyanın 04.12.2023 tarihinde ele alındığı ve ara karar oluşturulduğu, ara kararın 1.nolu bendinde, "...Tefrik sonucu eldeki davanın davacının, davalı şirketlerde %50 oranında hissedar olduğunun tespitine ilişkin olduğu, davacının tescil talebinde bulunmadığı, tespit hükmünün icra ve infaz kabiliyetinin bulunmaması nedeniyle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı sonucuna varıldığından, tanık dinlemesine ve duruşmanın talikine ilişkin ara kararından rucü edilmesine, davanın HMK nun 114/1-h, 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine..." şeklinde karar verilmiştir.Özetle, davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerin %50 ortağı olduğunun tespitine, davalı şirketlerden alması gereken kâr payı alacağının müştereken ve müteselsilen tahsiline, şirketlerin fesih ve tasfiyesi ile tasfiye payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verildiği üzere tespit talebi ile ilgili davanın tefrikine karar verilerek hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. HMK'nın 2.kısım 1.bölümünde dava çeşitleri düzenlenmiştir. HMK'nın 105. maddesinde eda, 106. maddesinde tespit, 107. maddede ise belirsiz alacak, 108. maddede, inşai davalara yer verilmiştir. HMK'nın 114.maddesinde ise dava şartları düzenlenmiştir. 114/1-h bendinde, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Yine tespit davasını düzenleyen HMK'nın 106/2.maddesinde, tespit davası açanın hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir.Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesinde yarar vardır. Bilindiği üzere mahkemeden istedikleri hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesidir. Tespit davasında sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu kesin olarak hükme bağlanır. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Tespit davasında, eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Yargıtay HGK'nun 2022/10-994 E- 2023/142 K sayılı, 01.03.2023 tarihli kararı). Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mahkemece, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının dava dilekçesindeki talep ve iddiaları ve tespit talebinde bulunduğu şirketin anonim şirket olması ile birlikte tefrik kararı verilen diğer talepleri göz önünde bulundurulduğunda, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Zira davacı, şirket ortaklığı sıfatını, ancak böyle bir tespit hükmüyle elde edebilir. Kaldı ki davcının dava dilekçesindeki diğer talepleri eda davası niteliğinde olup, tefrik edilen hususlarda karar verilebilmesi, eldeki tespit talebinin karara bağlanmasına bağlıdır. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayacak gereklerle dava şartı yokluğundan verilen ret kararı isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05.06.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenortaklığınınkonusutaraflarınŞirketözetitespitisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriincelemekararınınileriiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim