İstanbul BAM 14. HD 2024/504 E. 2024/901 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/504
2024/901
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/504
KARAR NO: 2024/901
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2023/1141 E. - 2024/161 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin otomotiv, kamyon ve benzeri ticari araçların yedek parça ithalat ve ihracatını yapan bir şirket olduğunu, davalının da otomotiv yedek parça imalatı ve ticareti yaptığını, tarafların kendi aralarında bir kaç defa ticari alışveriş yaptığını, bu alışverişlerin döviz bazında (EURO) olduğunu, esasen otomotiv sektörünün dışa bağımlı olduğu için bütün ticari anlaşmalar ve ödemelerin EURO kuru baz alınarak yapıldığını, son olarak davacının 450.000 TL (68.384,17 EURO) otomotiv yedek parça alımı için davalıya 08.08.2018 tarihinde sipariş verdiğini, bu siparişin karşılığı olarak, 18.01.2019 vade tarihli 50.000 TL, 01.02.2019 vade tarihli 100.000 TL, 08.02.2019 vade tarihli 100.000 TL, 18.02.2019 vade tarihli 100.000 TL ve 22.02.2019 vade tarihli 100.000 TL'lik 5 adet ... çeki verdiğini, bu çekleri davacı, davalıya kendi şirketinin merkezinde teslim ettiğini, sipariş konusu ürünlerin teslimini beklediğini, ancak davalı şirketin işbu çekleri teslim alıp gittiğinden yaklaşık bir ay sonra, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1025 Esas sayılı dosyası ile konkordato ilan ettiğini, davacının verdiği çeklerin karşılığı olan ürünlerin teslim edilmediğini, verilen çeklerin de üçüncü kişilere ciro edildiğini, işbu çeklerin de davacı tarafından mecburen karşılığının ödendiğini, konkordato ödeme tablosu gereğince davacıya bu güne kadar, 10.350,2 EURO, yani 182.142,89 TL ödendiğini, bakiye 58.033,97 EURO (1.741.000 TL.) ödenmediğini, davalının daha sonra konkordato talebinden vazgeçtiğini, ancak bakiye alacağın halen ödenmediğini, bunun üzerine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında takip yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında mutabık kalınmış 1741.000,00 TL bedelli bir alacak söz konusu olmadığı gibi alacak iddiası ve miktarının mesnetsiz olduğunu, taraflar arası kur farkı ve döviz cinsinden ödeme yapılacağı hususunda da mutabakat bulunmadığını, kabul edilmesi mümkün olmayan davacı iddiasına göre tarafların alış veriş tarihinde malın EURO karşılığı hesaplanarak bugüne uyarlanması gerektiğini, ancak pek tabi bu talebin kabul edilemeyeceğini, tarafların EURO üzerinden alışveriş yaptığını, ne de kur farkı ödeneceği hususunda mutabakata vardığını, davalı davacı taraftan TL bedelli fatura karşılığı alım yapmış olmakla bu fatura bedelinden ve temerrüt oluşmuş olması halinde temerrüt sonrası faizinden sorumlu tutulabileceğini, konkordatonun tasdiki talepli dava kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı tarafın var ise alacağının mahkemeye bildirilen ve tasdik olunan rakam üzerinden değerlendirmeye alınacağını, konkordato projesi kapsamında taksitli ödemeler yapılmaya başlandığını, davacı tarafa da bu kapsamda taksit ödemeleri yapıldığını, bu hususta konkordato hukuku konusunda uzman bir bilirkişi tarafından incelemesi yapılması ve komiserliğe bildirilen alacak miktarından yapılan taksit ödemelerinin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının var ise borcun konkordato komiserliğine bildirilen rakam üzerinden ve ödenen taksit miktarlarının mahsubu ile hesaplanması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''... Somut olayda davacı tarafından mal almak için avans olarak verilen ve tahsil edilen çeklerin karşılığında davalı tarafından mal teslimi yapılmaması nedeniyle tahsil edilen çek bedellerinin tahsili için davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibi başlattığı, davalı tarafın ise süresinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamı itibariyle genel yetki kuralları uyarınca yetkili yer olan ve aynı zamanda sözleşmenin ifa yeri de olan davalı borçlunun adresinin Bornova/ İzmir olduğu ve ve İzmir İcra Dairelerinin yetki sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Takip konusu para alacağı olduğu için BK 89/1 maddesi uyarınca davacı alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu icra daireleri de yetkili olup, davacının ticaret sicil kayıtları uyarınca adresinin Küçükçekmece/İstanbul olduğu ve Küçükçekmece İcra Dairelerinin sınırları içerisinde kaldığı dosya kapsamı itibariyle anlaşılmıştır.İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle İcra Mahkemesinin yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek, kesin olarak sonuçlandırmak zorundadır. Zira İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasının görülebilmesi için, 1- İlamsız bir takip yapılmış olması ve bu icra takibinin geçerli olması, 2- Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3- Alacaklının, bu itirazın kaldırılması için İcra Mahkemesine başvurmamış olması, 4- Bu davanın, dinlenebilmesi için icra takibine itiraz eden borçlunun bu itirazının, alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurması gerekir. Öte yandan sayılanlardan önce bir itirazın iptali davasının görülebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli, ayakta bulunan bir icra takibinin varlığı şarttır. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve bu itirazın olumlu veya olumsuz sonuçlandırılmadığı hallerde geçerli bir takibin bulunamayacağı açıktır. O halde bu husus İİK.nun 67. maddesi uyarınca bir dava şartıdır ve dava şartları da mahkemece re'sen ( kendiliğinden ) gözetilmek zorundadır. Diğer taraftan mahkemenin icra dairesinin yetkisizliğine ilişkin itirazdan önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karara bağlayacağı kabul edilirse mahkeme yetkisizlik kararı verecek, yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Görüldüğü gibi bu sonuç Anayasa'nın 141/son maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisine aykırı düşecektir. Ayrıca İİK.nun 50. maddenin ikinci fıkrasında icra dairesine yapılan yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte yapılacağı, İcra Mahkemesinin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtildiğine göre merciiden daha geniş yetkilere sahip mahkemenin öncelikle İcra Dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi yasal bir zorunluluktur. Anılan ilkeler Yargıtay'ca kararlı bir şekilde uygulanmaktadır ( Bkz. Y.H.G.K. 28.03.2001 E: 2001/19-267, K. 311, 20.03.2002 gün E. 2002/13-241 K. 2002/208 ). Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında; icra dairelerinin yetki hususu İ.İ.K'nun 50. Maddesinde düzenlendiği, buna göre; para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Bu hüküm uyarınca yetki hususunun HMK hükümleri uyarınca belirleneceği açıktır. HMK'nın 6. Maddesi uyarınca Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir ve aynı kanunun 10. Maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer (alacaklının ikametgahı) mahkemesinde de açılabilir. Bu hükümler uyarınca somut olayda davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa edileceği yer itibariyle takibin yapıldığı Bakırköy İcra daireleri yetkili ve görevli olmadığından, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olduğu, bu kapsamda somut olayda geçerli takip bulunmadığı ... " gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın konusu, istirdat (alacak) davası olduğunu, davalının, davacıdan aldığı çeklerin karşılığı olan ürünleri davacıya teslim etmediğini, davalının bu çekleri üçüncü kişilere ciro ederek verdiğini, davacının da bu çekleri ödemek durumunda kaldığını, bilahare davalının konkordato ilan ettiğini, bu talebinden de 4 yıl sonra vazgeçtiğini, burada davacının ödediği çeklerin karşılığının iadesi ile ilgili bir dava söz konusu olduğunu, sözleşmenin yapıldığı yer, davacı şirketin adresi olduğunu, ödemenin yapıldığı yer yani, çeklerin tanzim edildiği yerin de davacının ikametgahının bulunduğu yer olduğunu, takibin açılması için yetkili yerin normalde Küçükçekmece Adliyesi veya İzmir Adliyesi olduğunu, ancak Küçükçekmece Adliyesinde ticaret mahkemeleri henüz kurulmadığından dolayı yetkili yerin Bakırköy Adliyesi olduğunu, icra takibinin de Bakırköy adliyesinde açılması veya buna dayanılarak Bakırköy Ticaret Mahkemelerinde itirazın iptali davasının açılmasının mümkün olduğunu, davalının arabuluculuk yetki itirazına dair aynı gerekçeler ile açtığı davanın Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/855 Esas ve 2023/820 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, bu bağlamda yerel mahkemenin kararının isabetli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan ve cari hesaba dayalı alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı taraf, davalı ile yedek parça alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu ileri sürmüş, davalı yanca sunulan cevap dilekçesinde ticari ilişkinin varlığına itiraz edilmemekle birlikte borcun bulunmadığı, konkordato kapsamında davacıya yapılan ödemelerin mahsubu gerektiği savunulmuş olup bu durumda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı yanca da kabul edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre alım satım sözlemesinde davacı alıcı, davalı satıcı konumundadır. Davacı, satım sözlemesi nedeniyle ödenen çeklerin karşılığı malların kendisine teslim edilmediğini, bu sebeple ödediği bedellerin cari hesabında Euro karşılığının davalıdan tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmıştır. Davalı vekilince süresinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilerek, İzmir İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu belirtilmiştir. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Çünkü, itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2 maddesi anlamında özel dava koşuludur. Somut olayda, davalı cevap dilekçesinde ticari ilişkiyi reddetmemekle birlikte borcun bulunmadığını, konkordato kapsamında yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini savunmuştur. Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme, öncelikle tetkik merciinin yerine geçerek, icra dairesinin yetkisini incelemeli ve kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir ve icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz üzerine yapılan inceleme sonucunda mahkeme, kendisinin de yetkili olup olmadığını belirlemiş olacaktır. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. İtirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir. Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. İcra dairesinin yetkisi ise İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, İİK'nın 50/1. maddesinde, HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunacağı belirtilmiştir. Buna göre, HMK'nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun 10.maddesi hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, TBK'nın 89.maddesi hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Bu bilgilere göre somut olayın incelenmesinde; davanın, alım satım sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen çek bedelleri karşılığı mal teslimi yapılmaması sebebiyle ödenen bedelinin iadesi talebine ilişkin para alacağının tahsili istemiyle açılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu, alacaklı davacının ikametgahı Küçükçekmece İcra Daireleri ile genel yetkili İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkemece de bu yönde tespitte bulunularak davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45