SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2022/2331 E. 2024/898 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2331

Karar No

2024/898

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2331

KARAR NO: 2024/898

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/07/2022

NUMARASI: 2021/593E. - 2022/582 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali ve maddi-manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; karşı davanın maddi tazminat yönünden reddine, manevi tazminat yönünden kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Silivri şubesi ile kredi borçlusu, ... San ve Tic arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden firmaya taksitli ticari krediler açılıp kullandırıldığını, davalının da 17.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek asıl borçlu ve diğer kefillere nakit kredi borcunun ödenmesi için Silivri ... Noterliğinin 08.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ihtar edilmişse de söz konusu borcun ödenmediğini, akabinde davalı ...'na borcun ödenmesi için Üsküdar ...Noter1iğinin 08.04.2014 tarihli ihtarnamesi ile bildirilmesine rağmen borcun ödenmediğini, nakit kredi borcu ödenmediğinden İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/l79 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile infaz edilerek davalı-borçlu hakkında genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı-borçlu tarafından yapılan haksiz itiraz ile davalı-borçlu açısından icra takibinin durduğunu, davalı -borçlunun takipte, borca ve talep edilen faiz oranına, kısacası borcun tamamına ve fer'ilerine ve imzaya itiraz ettiğini, itirazların ve iddiaların hukuki dayanaktan yoksun, yersiz ve mesnetsiz iddialar olduğunu, davalının 17.02.2012 tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini imzaladığını, bu sebeple icra takibine konu borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalı-borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve %20' den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar evrilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; itirazın iptali davasında, dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edilmesi, yapılan tebligatın herhangi bir hukuksal kıymetinin bulunmadığını, itirazın iptali genel bir dava olup, icra dairesi ve icra hukuk mahkemesi arasındaki birliktelik bu dava da olmadığını, 23.02.205 tarihinin müvekkiline tebliğ tarihi olarak kabul edilmesini, 17.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile atılan imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu durumun 14.04.2014 tarihinde çektikleri cevabi ihtarnamede de belirtildiğini, imza inkarıyla birlikte davacı tarafın Silivri Şubesi ve Begesan ... Silivri Cumhuriyet Savcılığının 2014/5428 dosyasıyla şikayet edildiğini, borcu bulunmadığını savunarak, asıl davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir. Karşı davacı vekili, karşı davasında özetle; davacı/karşı davalının her aşamada imza itirazında bulunmalarına rağmen haksız ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararı alınır alınmaz , müvekkili adına kayıtlı araç sorgulamaları yapıldığını ve araç üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin menkul mallarının haciz ve muhafazasına ilişkin haciz talimatları gönderildiğini, gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğunu, davacı/karşı davalının haksız hacizleri nedeni ile müvekkilinin maddi zararlara uğradığını, müvekkilinin haczi kaldırmak için dava açmak zorunda kaldığını ve açılan davaya teminat mektubu sunarak haczi kaldırdığını, manevi olarak da müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek, haksız ihtiyati haczi nedeni ile 100.000,00-TL manevi tazminat ile 38.673,49-TL maddi tazminatın 30.04.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada davalı vekili, savunmasında özetle; karşı davanın yasal sürede açılmadığını, haksız ihtiyati haciz uygulandığı iddiası ile tazminat davası ikame edilebilmesi için öncelikle ihtiyati haczin haksız olduğunun sabit olması gerektiğini, ikame edilen itirazın iptali davası sonuçlanmadığı için bu aşamada davalının haksız ihtiyati haciz sebebiyle tazminat davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, dava şartları bulunmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlık; asıl dosya yönünden kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, karşı dava yönünden ise; ihtiyati haczin uygulanması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde; davacı ... Bank tarafından davalı/karşı davacı ... aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden 257.823,21-TL tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve takibe itirazı üzerine icra takibinin davalı yönünden durdurulduğu, itirazın iptali davasının yasal süre dahilinde açıldığı, ayrıca dava konusu alacak için davalı/karşı davacı aleyhine İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/04/2014 tarih, 2014/179 D.iş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiği, ihtiyati haciz kararına istinaden davalı adına kayıtlı taşınmazlarda 30/04/2014 tarihinde ihtiyati haciz işlemi uygulandığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak yapılan 17/02/2012 tarihli ... Bank'a ait Genel Kredi Sözleşmesi aslı ile davalının mukayese yazı ve imzalarını içerir belge asılları celp edilmiş, kredi sözleşmesindeki kefil sıfatı ile atılan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmıştır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 08/01/2018 tarihli raporunda; inceleme konusu belgede ... adına atılan imzalar ile davalının mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlılar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaları mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir rapor düzenlenmiştir. Davalı/karşı davacı vekilinden ihtiyati haczin uygulanması sırasında oluşan maddi zararlarına ilişkin talep sonucunu açıklaması ve maddi zararın hangi hususta oluştuğu sorulmuş olup; icra dosyasına sunulan 18/12/2014 tarihli teminat mektubu nedeni ile ödenen komisyon, masraf ve giderlerin maddi zararını oluşturduğunu beyan etmesi üzerine; ...'a müzekkere yazılarak, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına sunulan 18/12/2014 tarih, ... no.lu kesin teminat mektubu nedeni ile davalı tarafça ödenen komisyona masraf ve teminat mektubuna ilişkin yapılmış tüm masraflara ilişkin belgeler ile ayrıca verilen teminat mektubu uyarınca davalının hesabında bloke edilen nakit tutarın hangi tarihler arasında bloke edildiği, bu hesabın öncesinde vadeli ya da vadesiz hesap olup olmadığı ve bu hesaba mevduat faizi işletilip işletilmediği hususları sorulmuş olup, bu hususta banka tarafından mahkememize cevap verilmiştir.Yapılan yargılama sonunda mahkememizce verilen 13/03/2019 tarihli 2015/108 E. 2019/223 K. Sayılı karar ile 'Asıl Dava Yönünden ; Davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ...Şti. Arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı davalı Hakan Karamahmutoğlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyası ile toplam 257.823,21-TL nakit alacak tutarında ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Davacı vekili, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın haksız olması nedeni ile itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği üzere, takibe dayanak yapılan genel kredi sözleşmesinde davalı adına atılan imzanın davalının eli ürünü olmadığı, davalı tarafından verilmiş bir kefalet bulunmadığı, dolayısı ile kredi borcundan dolayı davalının sorumluluğu bulunmadığından, asıl davanın reddine karar verilmiştir. Davacının başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir. Karşı Dava Yönünden; Birleşen davada; davacı vekili, ihtiyati haczin uygulanması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talep edilmiştir. Dava konusu alacak için davalı/karşı davacı aleyhine İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/04/2014 tarih, 2014/179 D.iş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiği, davacı aleyhine alınan ihtiyati haciz kararının, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe konularak ihtiyati haciz kararına istinaden davalı adına kayıtlı taşınmazlarda 30/04/2014 tarihinde ihtiyati haciz işlemi uygulandığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK’nun 259/1. maddesinde ise, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden TBK’nun 58. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafından genel kredi taahhütnamesi uyarınca, borcun kefili konumundaki davacı aleyhine ihtiyati haciz kararına istinaden icra takibi başlatarak davacının taşınmazları üzerine haciz kaydı işlenmiştir. Davalı bankanın elinde bulunan genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza atan kişinin basiretli bir tacir olarak kim olduğunu bilmesi gerekir. Davalı banka, genel kredi sözleşmesinin kurulması aşamasında basiretli bir tacir gibi davranmadığı, davalının davacı hakkında haciz istemekte ve icra takibi yapmakta haklı olmadığı ve basiretli tacir gibi davranmadığından dolayı kusuru olması nedeni ile, davacının manevi tazminat talep etme hakkı olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada hüküm altına alınacak manevi tazminatın miktarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Yargısal içtihatlarda, anılan yasa maddesi hükmüne göre özel haller göz önünde tutularak hükmolunacak manevi zarar tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu tazminatın bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği,bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği,takdir edilecek miktarın mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği,manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği belirtilmektedir. Buna göre, üst paragraftaki ilkeler göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede, davalının kusur durumu, uygulanan ihtiyati haciz kararının etkisi, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabın ağırlığı nazara alındığında mahkememizce takdir edilen manevi tazminat miktarlarının uğranılan zararla/zararlarla orantılı olduğu, bu miktarın davacı için zenginleşme aracı olmayacağı gibi davalı yönünden de ekonomik yıkıma neden olmayacağı değerlendirildiğinden hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat miktarı belirlenmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden ise; davacı vekili ihtiyati haczin kaldırılması için ... Sefaköy Şubesinden teminat mektubu alındığı bu nedenle teminat mektubundan kaynaklanan masraflar ile faiz kaybına dayalı uğralına zararın tazmini talep edilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere; blokaj nedeni ile davacının faiz vs. kaybı oluşmadığı, teminat mektubuna ilişkin yapılan masrafların karşı dava tarihi itibariyle toplam 775,17-TL olduğu, dava tarihinden sonra yapılan masrafların ise ayrı bir dava konusu yapılarak talep edilebileceği anlaşılmakla, bu miktar üzerinden maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.'' denilerek asıl davanın reddine, karşı dava yönünden manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000-TL manevi tazminatın 30/04/2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 775,17-TL nin 24/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bam 14. H.D ne 17/06/2021 tarihli kararı ile 'Tüm dosya kapsamında toplanan deliller neticesi, kredi sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde kefil sıfatıyla imzası bulunduğu iddia edilen ... ve asıl borçlu açısından tahsilde tekerrür olmamak üzere ayrı icra takiplerinin yapıldığı, bu duruma ilk önce gönderilen kat ihtarnamesinde sehven Hakan Karamahmutoğlu'nun borcu sıfatıyla yazılmasının unutulmasının sebebiyet verdiği, sonrasında kefilin tarafına yapılan icra takibine itiraz ettiği ve söz konusu itiraz neticesi eldeki istinafa konu itirazın iptali davasını açıldığı, anlaşılmaktadır.

İstanbul 46. ATM'nin 2014/179 D.iş 2014/180 D.İş esas sayılı dosyasında talep edenin ... Bank A.Ş., karşı tarafın ise ... olduğu ve 247.757,38 TL tutarındaki alacağı teminen 25.04.2014 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiği anlaşılmaktadır. ...'nun 18.12.2014 tarihinde kesin teminat mektubu vermesi sebebiyle İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı kararıyla söz konusu ihtiyati haciz kararı kaldırıldığı görülmektedir. ...'nun vermiş olduğu bahsi geçen teminat mektubu kapsamında bankada yer alan hesabı üzerine blokaj uygulanıp uygulanmadığı, netice olarak söz konusu hesaba ilişkin faiz kaybının bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa ne kadar olduğu yargılama konusudur. Davalı-karşı davacı, karşı davasında, 18.12.2014 tarihli teminat mektubu nedeniyle ödemiş olduğu komisyon masraf ve giderleri ihtiyati haciz uygulama sırasında oluşan maddi zarar şeklinde talep etmiştir. Dosya içerisinde 18.12.2014 tarihli ... nolu kesin teminat mektubu bulunmakla, ilk derece mahkemesi tarafından 10.10.2018 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı gereği ...bank'a müzekkere yazılarak İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına sunulan 18.12.2014 tarih ... nolu kesin teminat mektubu nedeniyle davalı tarafça ödenen komisyona, masraf ve teminat mektubuna ilişkin masraflara ait belgelerin gönderilmesi istenilmiş, ayrıca teminat mektubu uyarınca davalının hesabında bloke edilen nakit tutarın hangi tarihler arasında bloke edildiği, bu hesabın öncesinde vadeli veya vadesiz hesap olup olmadığı ve bu hesaba mevduat faizi işletilip işletilmediği hususları da sorulmuştur. Söz konusu müzekkere cevabı incelendiğinde; ... adına özel bankacılık merkezi Avrupa 2 Şubesinde önceden açılmış bulunan kapalı ve özel bankacılık merkezi Avrupa Sefaköy Şubesinde açılmış hesap tespit edilmekle söz konusu hesapta mevduat blokajı bulunduğu ve %23,50 faiz işletildiği, söz konusu hesabın 11.11.2016 tarihinden beri vadeli mevduatta olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda, blokaj nedeniyle faiz kaybının olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Ancak 24.02.2015 tarihi olan karşı dava tarihi itibariyle teminat mektubuna ilişkin komisyon ve BSMV toplamı şeklindeki masraflarla birlikte faiz hesabı da yapılarak toplamda yapılan masraflarla ilgili 775,17 TL alacak hesaplanmakla 11.11.2016 tarihli elde dava tarihi itibariyle ise söz konusu toplam alacak 3.547,88 TL olarak hesaplanmıştır. ...'nun söz konusu blokajın bulunduğu hesapların ait olduğu şirketlerin yöneticisi ve ortağı olduğu, ancak söz konusu hesapların sahibi olan şirketlerin de ayrı tüzel kişiliği bulunduğu gözetilerek bahsi geçen şirketlerin hesapları üzerine konulan blokajdan ötürü davacının kendi mal varlığında oluşan bir zarardan söz edilip edilmeyeceği, zarar nedeniyle tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı ilk derece mahkemesince irdelenerek sonuca ulaşılması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin gerekçesinde, bu hususa yönelik hiçbir değerlendirme yapmadan karar verdiği ve bu şekilde eksik gerekçe ile sonuca ulaştığı görülmektedir. Davacı karşı davalı vekili 30.03.2015 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına delil listesinde dayanmış olmakla; ilk derece mahkemesinin 11.10.2019 tarihli duruşmasında da davacı karşı davalı vekili; '... asıl borçlu ... ve diğer kefiller daha sonra borca itiraz etmeyerek daha sonra İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasından dosyaborcunu ödemişlerdir. ... Asıl davanın konusuz kalması karşı davanın da maddi ve manevi zararının olmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep ederiz' şeklinde beyanda bulunmuştur. Ancak ilk derece mahkemesince söz konusu icra dosyası celp edilmeden karar verilmekle, bahsi geçen icra dosyasının tarafları ve takip talebindeki asıl alacak UYAP sisteminden araştırılarak tarafımızca denetlenmiş ancak dosyaya yapılan bir ödeme varsa ödemenin miktarı söz konusu ödemenin hangi tarihte yapıldığı ve bu ödemeyle dosya borcunun bütünüyle kapatılıp kapatılmadığı aydınlatılmaya muhtaçtır. Açıklanan bu gerekçelerle ve ilk derece mahkemesinin davanın çözümünde etkili delillerin toplanıp değerlendirilmemiş olması nedeniyle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.'' gerekçesi ile mahkememizce verilen kaldırılmış olup yukarıda yazılı esasa yeniden kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davalı - karşı davacı vekiline müvekkilinin ortağı olduğu şirket hesapları üzerine konulan blokajdan ötürü davalı - karşı davacının kendi mal varlığında zarar olup olmadığı hususunda beyanda bulunması için 2 hafta süre verilmesine karar verilmiş olup davalı-karşı davacı vekili beyan dilekçesi sunmamış, 10/06/2022 tarihli celsedeki beyanında müvekkilinin şahsi zararına ilişkin evrak bulunmadığını beyan ederek bu şekli ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul ... İcra dairesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyasının celbi ile dosyada yapılan reddiyat ve tahsilatlara ilişkin tüm makbuzlar gönderilerek dosya borcunun tümüyle kapatılıp kapatılmadığının bildirilmesi istenilmiş olup İstanbul ... İcra dairesinin 13/06/2022 tarihli cevabi yazısında dosyaya 04/08/2016 tarihli dosya hesabı yapıldığında 379.736,82 TL bakiye borç kaldığı, 16/08/2016 tarihinde İzale-i Şuyu Satış Memurluğundan dosyaya 379.736,82 TL ödeme gelerek dosya borcunun bittiği bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamında; asıl dava davacı banka tarafından dava dışı ... A.ş ye kullandırılan kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemiş olmasından dolayı davalı kefil aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde ... Bank A.ş tarafından Silivri ... Noterliğinin 08/03/2013 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarname ve ekine istinaden genel kredi sözleşmesinden doğan 137.153,90-TL asıl alacak, 9.469,26-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 146.623,16-TL alacağın tahsili için dava dışı ... A.ş., ..., ..., ... ve ... aleyhine icra takibi başlatılmış olduğu görülmüştür. Her ne kadar asıl davada davalı ... hakkında kefil sıfatıyla kredi borcunun ödenmesi için itirazın iptali davası açılmış ise de davanın açılmasından sonra aynı borcun tahsili için asıl borçlu ve dava dışı kefiller aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına 16/08/2016 tarihinde yapılan ödeme ile borcun tamamı ödenmiş olduğundan asıl dava yönünden dava konusuz kalmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karşı dava yönünden; İstanbul 46 Atm nin 2014/179 D.iş sayılı dosyasında talep edenin ... Bank a.ş, karşı tarafın ise ... olduğu, 247.757,38-TL tutarındaki alacağı teminen ihtiyati haciz kararı verildiği, ...'nun 12/04/2014 tarihinde kesin teminat mektubu vermesi sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı kararı ile söz konusu ihtiyati haciz kararının ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı, karşı davacı tarafça 18/12/2014 tarihli teminat mektubu nedeniyle ödenen komisyon, masraf ve gider zararı talep edilmiş ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile kefalet sözleşmesindeki imzanın karşı davacıya ait olmadığı, bu sebeple karşı davacının kredi borcundan dolayı sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle uygulanan haczin haksız olduğu tespit edilmekle birlikte dosyaya sunulan teminat mektubu nedeniyle blokaj konulan hesapların karşı davacının yöneticisi ve ortağı olduğu şirketlere ait olduğu, davacının kendi mal varlığında zarar oluştuğuna ilişkin delil sunulmadığından karşı davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karşı dava ile talep edilen manevi tazminat talebi yönünden; Davalı bankanın elinde bulunan genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza atan kişinin basiretli bir tacir olarak kim olduğunu bilmesi gerekir. Davalı banka, genel kredi sözleşmesinin kurulması aşamasında basiretli bir tacir gibi davranmadığı, davalının davacı hakkında haciz istemekte ve icra takibi yapmakta haklı olmadığı ve basiretli tacir gibi davranmadığından dolayı kusuru olması nedeni ile, davacının manevi tazminat talep etme hakkı olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada hüküm altına alınacak manevi tazminatın miktarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Yargısal içtihatlarda, anılan yasa maddesi hükmüne göre özel haller göz önünde tutularak hükmolunacak manevi zarar tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu tazminatın bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği,bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği,takdir edilecek miktarın mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği,manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği belirtilmektedir. Buna göre yapılan değerlendirmede, davalının kusur durumu, uygulanan ihtiyati haciz kararının etkisi, davacının duymuş olduğu elem ve ızdırabın ağırlığı nazara alındığında mahkememizce takdir edilen manevi tazminat miktarlarının uğranılan zararla/zararlarla orantılı olduğu, bu miktarın davacı için zenginleşme aracı olmayacağı gibi davalı yönünden de ekonomik yıkıma neden olmayacağı değerlendirildiğinden karşı davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 10.000-TL manevi tazminatın ihtiyati haczin uygulandığı 30/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı- karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilere aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; karşı dava yönünden, maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 10.000,00 TL manevi tazminatın ihtiyati haczin uygulandığı 30.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili Bankanın Silivri Şubesi ile kredi borçlusu ... Turizm San ve Tic.AŞ arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden davalının 17.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu ve diğer kefillere nakit kredi borcunun ödenmesi, Silivri ... Noterliği'nin 08/03/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ihtar edildiğini, borcun ödenmediğini, akabinde davalının borcu ödemesi için Üsküdar ...Noterliğinin 08.04.2014 tarihli ihtarnamesi ile bildirilmesine rağmen borcun ödenmediğini, nakit kredi borcu ödenmediğinden İstanbul 46.Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/179D İş. sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talep edildiğini, İstanbul 46.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile infaz edilerek davalı-borçlu hakkında genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, asıl dava yönünden davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, asıl dava yönünden yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, dava ikamesinden sonra dosya borcunun icra dosyasına yatırılarak dosyanın kapatıldığını, borcun ödenmiş olması sebebiyle mahkeme tarafından itirazın iptali davası yönünden bir inceleme yapılamayarak davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olduğunu, karşı davada maddi tazminat talebi yönünden davalı karşı davacının maddi zararı bulunduğunu iddia etmişse de bu hususu ispatlayamamış olması ve karşı davacının 10.062022 tarihli celsede zapta geçen maddi zararının bulunmadığına ilişkin ikrarı sebebiyle maddi zarar yönünden davanın reddine karar verilmesinin de yerinde olduğunu, ancak karşı davada manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere kısmen kabulune karar verilen tutarın da fahiş olduğunu, somut uyuşmazlıkta manevi tazminat talebi yönünden müvekkilinin kusurlu olmadığını, ihtiyati haciz talep etmekte de kusurlu olmadığını, dava dışı asıl borçlu .. şirketi ve davacının akrabası olan diğer şirket hissedarlarının icra takibine itiraz etmeyerek borçlu olduklarını kabul ettiklerini, varlığı tartışmasız olan alacağın tahsili için müvekkilinin elindeki belgeler uyarınca yasal işlemler başlatıldığını, davalı-karşı davacının başlatılan sürece itirazında “müvekkilim 15.04.2012 tarihinde ortaklıktan ayrılmış olup, müvekkilimin kefaleti sona ermiştir. Müvekkilimin alacaklıya herhangi bir borcu yoktur. Alacaklı taraf asıl borçluya yapılan takip açılan davaları da açıklamak zorundadır” şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyanı ile davalı karşı davacı esasen kefaletinin varlığını ikrar ettiğini, ancak kendisinin ortaklıktan ayrıldığını, kefaletinin sona erdiğini, asıl borçlu ve ortağı olduğu ...'a ve akrabası olan diğer kefillere açılan icra takipleri ve davaların açıklanmasını talep ettiğini, bu durumda davalı-karşı davacının ... şirketinin kredi borcunun olduğunu, bu borcun ödenmemesi sebebiyle icra takibinin başladığını bildiğini ikrar ettiğini, esasen davalı karşı davacının hissedarı olduğu şirketin borcu olup olmadığını bilecek durumda olduğunu, ayrıca davalı-karşı davacının Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5428 sayılı dosyası ile kardeşi ... hakkında şikayette bulunması ve karşı davacı ile dava dışı şirket yetkilisi ...'nun da karşılıklı olarak birbirleri hakkında karşılıklı benzer ceza davalarının olması nedeniyle müvekkilinin kasıtlı olarak yanıltıldığının davalı-karşı davacı tarafından bilindiğini ispatladığını, imzanın iğfal kabiliyetinin bulunduğunu ve davalı- karşı davalının da bu husustan haberdar olduğunu, manevi tazminat talebinin kötüniyetle yapıldığını, davalı karşı davacı hakkında menkul haczi uygulanmadığını, davalı-karşı davacının sadece gayrimenkulleri üzerinde haciz uygulandığını, ancak icra dosyasına gelen tapu kayıtları incelendiğinde davalı-karşı davacının gayrimenkullerinin büyük kısmının arsa vasfında olduğunu, taşınmazların hisseli olduğunun, taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi davalarının açılmış olduğunun, ayrıca müvekkilinin haczinden önce çok sayıda haciz olduğunun görüldüğünü, davalı-karşı davacının tek başına malik olduğu taşınmazların tamamında da ... ipoteği olduğunu, Silivri Değirmendere Köyünde yer alan taşınmazda ... AŞ'nin müvekkil bankanın ihtiyati haczinden önce konulmuş, ipoteği ve taşınmazın satış işlemleri için konulmuş 150c şerhi bulunduğunu, bu durumun ... tarafından taşınmazın satışı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapıldığını gösterdiğini, bu açık somut vakıalar dikkate alınmaksızın kaydı ihtiyati hacze dayalı olarak davalı -karşı davacının manevi zarara uğradığını düşünmenin hukuka aykırı olduğunu, davalı-karşı davacının mevcut durum itibariyle zaten hakkında çok sayıda icra takibinden dolayı haciz, izalei şüyuu davası ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını, dolayısıyla mezkur ihtiyati hacizden dolayı davalı-karşı davacının taşınmazları yönünden somut bir zarar, elem veya ızdırap oluşmadığının açık olduğunu, kaldı ki davacının önce maddi zarara upradığı iddiası ile dava açmasına rağmen sonradan bir maddi zararının oluşmadığının anlaşılması dikkate alındığında manevi zarara uğranıldığını gösteren somut delilin de bulunmadığını, davalı- karşı davacının şirketlerinin faaliyetlerine devam etmesi, bu şirketler üzerinden teminat mektubu temin edebilmesinin ticari faaliyetine de bir etkisi olmadığını ispatladığını, bu sebeplerle manevi zarar talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına manevi zarar talebinin kabulü kararının kaldırılarak, karşı davada hükmedilen manevi zararın tahsili talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 08.04.2014 tarihinde kat ihtarnamesi ile talepte bulunulduğunu, 14.04.2014 tarihinde davalıya cevabı ihtarname çekildiğini, borca ve imzaya itiraz edildiğini, kat ihtarnamesinin kesinleşmediğini, 30.04.2014 tarihinde davalının takip başlattığını, 14.05.2014 tarihinde icra takibine itirazda bulunulduğunu, 09.06.2014 tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına davalı ve diğerleri için şikâyette bulunulduğunu, 24.11.2014 tarihinde davalının haksız ihtiyati haczinin öğrenildiğini, 16.12.2014 tarihinde teminat mektubu mukabilinde ihtiyati haczin kaldırıldığını, 29.01.2015 tarihinde davacı-karşı davalı taraf itirazın iptali davası açtığını, bu kronolojiden de anlaşıldığı üzere davacı-karşı davalının haksız itirazın iptali davasını açmadan önce müvekkilinin imza inkârını bilmekte olduğunu, bu nedenle davacı-karşı davalı tarafın haksız itirazının iptali davası açtığını, e icra takibini müvekkilime karşı infaz etmeye çalıştığından dolayı müvekkiline % 20 haksız icra tazminatı ödemek zorunda olduğunu, cevap dilekçelerinde davacı-karşı davalının haksız icra takibi nedeni ile % 20 icra tazminatına mahkûm edilmesini talep etmelerine rağmen bu konuda bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, imza inkârının davacı-karşı davalının müvekkiline karşı açtığı icra takibi dosyasında kendisine bildirildiğini, icra dosyasına yaptıkları itirazda ve 14.04.2014 tarihinde Bakırköy ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamelerinde imza inkarının davacı-karşı davalıya tebliğ edildiğini, davacı-karşı davalının kendisine yapılan bu tebliğe rağmen itirazın iptali davası ile haksız icra takibine devam etmeye çalıştığından, % 20 tazminatı ödemek zorunda olduğunu, yargılama aşamasında Adli Tıptan alınan bilirkişi raporu ile imzanın müvekkiline ait olmadığının da anlaşıldığını, ret edilen asıl dava yönünden mahkemece maktu vekalet ücretine karar verilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, asıl davada, harca esas değerin 257.823,21 TL olduğunu, bunun üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, 5.100 TL maktu vekalet ücretine hükmetmesinin isabetsiz olduğunu, icra dosyasının ödenmiş olmasının davadaki haklılık, haksızlık durumunu ve müddeabihi göz ardı etmeyi gerektirmediğini, asıl davada müvekkilinin yaptığı mahkeme masraflarının davacı-karşı davalıdan alınarak kendilerine ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkemece asıl davada yaptıkları masrafların taraflarına ödenmesine karar verilmediğini, icra dosyasının ödenmiş olmasının yaptıkları masrafların taraflarına ödenmesine engel teşkil etmediğini, karşı davalarında takdir edilen 10.000 TL manevi tazminat miktarının yukarıdaki kronoloji sıra incelendiğinde çok az olduğunun görüleceğini, davacı-karşı davalının ihtiyati haczi imza inkarına rağmen bile bile aldığını, ihtiyati haciz nedeni ile şeref ve itibarın zedelendiği, çekilen üzüntü ve acının ispattan ari olduğu düşünüldüğünde 10.000 TL manevi tazminat davacı-karşı davalıyı caydırmaktan uzak olduğunu, karşı davadaki maddi tazminat taleplerinin reddedilemeyeceğini, dosyadaki mevcut bilirkişi raporunun teminat mektubu masraflarını somut olarak ortaya koyduğunu, teminat mektubuna ait masrafın müvekkilinden alındığını, buna rağmen mahkemece teminat mektubu masraflarının tazminat olarak hükmedilmemesinin yanlış ve isabetsiz olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine; karşı dava ise haksız ihtiyati haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın maddi tazminat yönünden reddine, manevi tazminat yönünden kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı-karşı davada davalı ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 247.757,38 TL asıl alacak, 9.153,26 TL 11.04.2014-30.04.2014 arası işlemiş faiz, 457,66 TL BSMV ve 454,91 TL masraf olmak üzere toplam 257.823,21 TL toplam alacak yönünden 30.04.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Üsküdar ...Noterliğinin 08.04.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ve eki hesap özetleri, Silivri ...Noterliği 08.03.2013 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ve eki hesap özetleri, genel kredi sözleşmelerinin gösterildiği, davalı tarafından 14.05.2014 tarihinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve itirazın iptai için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince verilen 13.03.2019 tarihli ve 2015/108 Esas, 2019/223 Karar sayılı asıl davanın reddi, karşı davanın kısmen kabulüne dair karar, Dairemizin 22.06.2019 tarihl 2019/1125 Esas, 2021/785 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme ile karar verildiği belirtilerek kaldırılmış olup mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda istinafa konu eldeki kararın verildiği görülmektedir. Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Asıl davada davacı, 17.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun süresinde ödenmediğini ileri sürerek, asıl davada davalı/karşı davada davacıya kat ihtarnamesi göndermiş, ardından asıl dava da davalı-karşı davada davacı aleyhine ihtiyati haciz talep etmiş, İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.04.2014 tarih, 2014/179 D.iş sayılı kararı ile 247.757,38 TL tutarındaki alacağı teminen ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, ihtiyati haciz kararının ardından 30.04.2014 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yukarıda özetlenen ilamsız icra takibi başlatmış ve ihtiyati haciz kararına istinaden davalı adına kayıtlı taşınmazlarda 05.05.2014 tarihinde ihtiyati haciz işlemi uygulanmıştır. Asıl davada davacı tarafından davalıya 08.04.2014 tarihli ihtarname ile kat ihtarnamesi gönderilmiş olup davalının buna karşı verdiği 14.04.2014 tarihli cevabi ihtarnamede borca ve imzaya itirazda bulunduğu, yine icra takibine itirazında da borca ve imzaya itirazını yinelediği, asıl davalının imza itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumunun 08.01.2018 tarihli raporunda dava konusu genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalı müteselsil kefilin eli ürünü olmadığının belirtildiği görülmektedir. Dava konusu aynı borcun tahsili için dava dışı asıl borçlu ve diğer kefiller aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.08.2016 tarihinde yapılan ödeme ile borcun tamamının ödenmiş olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince, asıl davada dava tarihinden sonra dava konusu aynı borcun tahsili için asıl borçlu ve dava dışı kefiller aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 16.08.2016 tarihinde asıl borçlu ve diğer kefiller tarafından yapılan ödeme ile borcun tamamı ödenmiş olduğundan asıl dava yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Asıl davalı-karşı davacı tarafça, cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatına da karar verilmesi talep edilmiş ancak mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Somut olayda, dava konusu borç dava açıldıktan sonra ödenmiş olduğundan dava konusuz kalmış ise de, asıl davada genel kredi sözleşmesinde asıl davalıya müteselsil kefil olarak atfen bulunan imzanın asıl davada davalının eli ürünü olmadığına dair ATK raporu bulunmakta olup eldeki dava açıldığı tarihte davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Buna göre; İİK'nın 67/2. maddesi gereğince, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun belirlenmesi hâlinde, karşı tarafın talebi üzerine, hükmolunan alacağın % 20'sinden az olmamak üzere uygun bir tazminata karar verilebilecektir. Maddede de belirtildiği gibi, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinin haksız olması ile birlikte kötü niyetli de olması gereklidir. Kötüniyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, dava konusu kredi sözleşmesinin düzenlenmesi aşamasında bu sözleşmeye kefil sıfatı ile imza atan kişilerin kimliklerini bilmek (ve denetlemek) sözleşmenin hâkim tarafı olan ve basiretli bir tacir gibi davranması gereken bankanın yükümlülüğünde olup, takip başlatan ve dava açan banka sözleşmede yer alan imzaların kime ait olduğunu bilebilecek durumdadır. Bu nedenle de alacaklı bankanın, sözleşmedeki sahte imzaya dayalı olarak davalı aleyhinde icra takibine başlaması ve imza itirazına rağmen itirazın iptali davasını açması, davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterir (Yargıtay HGK'nın 29.01.2014 tarihli ve 2013/19-469Esas, 2014/45 Karar, 29.04.2015 tarihli ve 2013/19-2006 Esas, 2015/1277 Karar sayılı kararları, Yargıtay 11.HD 07.10.2020 tarihli ve 2020/2423Esas, 2020/3904 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 10.02.2020 2018/1469 Esas, 2020/37 Karar sayılı emsal kararları ). Bu nedenle, mahkemece, asıl davada davalı lehine İİK'nın 67/2. maddesi hükmü uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu taleple ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan karşı davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulü ile hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa dava konusuz kalır. HMK’nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenleme altına alınmış olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınması gerekir. Bir diğer deyişle, davanın konusuz kalması hâlinde mahkemece yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilip, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre haksız olduğu tespit edilen tarafa yüklenmesine karar verilmelidir.Somut olayda, dava konusu borç, dava açıldıktan sonra ödenmiş olduğundan dava konusuz kalmış ise de asıl davada genel kredi sözleşmesinde asıl davalıya müteselsil kefil olarak atfen bulunan imzanın asıl davada davalının eli ürünü olmadığına dair ATK raporu bulunmaktadır. Bu şekilde asıl davada davalının esasında dava açıldığı tarihte haklı olduğu, eldeki dava açıldığı tarihte davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ve asıl davada hükmün vekalet ücretine yönelik kısmı bakımından, asıl davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davanın konusuz kalması hâlinde karar verilmesine yer olmadığına dair kararla birlikte, dava tarihi itibariyle haklı olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan taraf lehine, dava konusunun değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup somut olayda mahkemece asıl davada davalı lehine asıl dava değeri olan 257.823,21 TL üzerinden nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğundan, asıl davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de kabulü ile hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Asıl davada davalı-karşı davacı vekili, asıl davada yapılan mahkeme masraflarının karşı davalıdan alınarak kendilerine ödenmesine karar verilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, mahkemece karşı davada ret ve kabul oranına göre hesaplama yapılarak karşı davacıya ödenmesi gereken yargılama masrafları belirlenerek hüküm altına alındığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı- karşı davacı vekili, karşı davada hükmedilen manevi tazminat bedelinin düşük olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de takip tarihindeki ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında, mahkemece hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşıldığından, karşı davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı- karşı davacı vekili, karşı davadaki maddi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de ilk derece mahkemesi gerekçesinde de belirtildiği üzere, davacının maddi zararına ilişkin somut bir delil sunamadığı, maddi zararını ispatlayamadığı anlaşıldığından, bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, davalı- karşı davacı vekilinin asıl davadaki vekalet ücreti ve kötüniyet tazminatı talebine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Dairemizce asıl davada davalı lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücreti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için yeniden hüküm kurulması, asıl davaya yönelik diğer istinaf sebeplerinin ve karşı davaya yönelik istinaf sebeplerinin ise reddi gerekmiştir. Davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı- karşı davalı vekili, karşı davada manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek karşı davaya yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunmuştur. Yukarıdaki açıklamalarda da belirtildiği üzere, karşı davada davacı hakkında, karşı davalı yanca icra takibine girişildiği, karşı davacının imzaya ve borca itirazı üzerine karşı davalı tarafından itirazın iptali davası açıldığı, itirazın iptaline ilişkin asıl davada alınan ATK raporu ile takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki karşı davacı imzasının karşı davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, karşı davacı hakkında haksız haciz tatbik edildiği, haksız icra takibinin ve haczin kişilik haklarını zedeler nitelikte olduğu, davacının haciz ve takip nedeniyle duyduğu elem ve üzüntü nazara alındığında mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi yerinde olduğundan, karşı davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ayrıca, takip tarihindeki ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında mahkemece hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarı yerinde olduğundan, manevi tazminatın fahiş olduğu yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, davacı- karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik tüm istinaf sebeplerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı- karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı- karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı- karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı- karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Asıl dava yönünden; davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, Asıl davada davalının, tahsil ettiği alacak tutarı olan 257.823,21 TL bakımından icra takibine girişmekte haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından, İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca, bu tutarın takdiren %20'si oranında hesaplanan 51.564,76 TL kötüniyet tazminatın asıl davada davacıdan alınarak asıl davada davalıya verilmesine, 2-Karşı dava yönünden; Maddi tazminat davasının reddine, Manevi tazminat davasının kısmen kabul-kısmen reddi ile 10.000-TL manevi tazminatın ihtiyati haczin uygulandığı 30.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davada davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Asıl dava yönünden, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın asıl davada davacı tarafından yatırılan 3.113,88 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.686,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl davacıya iadesine, 4-Karşı dava ile talep edilen maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 427,60 TL karar ilam harcı ile manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 683,10-TL karar ilam harcının peşin alınan 2.368,25-TL'den mahsubu ile arta kalan 1.257,55-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde karşı davacıya iadesine, 5-Asıl dava yönünden asıl davacının yaptığı masrafların HMK'nın 331/1 maddesi gereği davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Karşı dava yönünden alınması gerekli olan 1.110,70 TL karar ilam harcının karşı davacı tarafından yatırılan peşin harçtan mahsup edilmesi sebebiyle 1.110,70 TL'nin karşı davalı- asıl davacıdan alınarak asıl davalı-karşı davacıya verilmesine, 7-Karşı davacı tarafından yapılmış olan 696,00 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre (%92,79-7.21) 50,18-TL'sinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, 8-Asıl davada davalı- karşı davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca asıl dava değeri (257.823,21 TL) üzerinden hesaplanan 40.673,48 TL nispi vekalet ücretinin asıl davacı- karşı davalıdan alınarak asıl davalı-karşı davacıya verilmesine, 9-Karşı davada maddi tazminat talebi yönünden davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin asıl davalı-karşı davacıdan alınarak asıl davacı-karşı davalıya verilmesine, 10-Karşı davada manevi tazminat talebi yönünden kabul edilen kısım göz önünde tutularak asıl davalı-karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/1 ve 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 17.9000,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 11-Karşı davada manevi tazminat talebi yönünden reddedilen kısım göz önünde tutularak asıl davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine,12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcından asıl davacı tarafından peşin yatırılan 271,65 TL'nin mahsubu ile bakiye 155,95 TL karar harcının asıl davada davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,c-Asıl davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı- karşı davacı tarafından asıl dava yönünden yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; asıl davada davalı tarafından yatırılan 161,40 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince asıl davada davalıya iadesine, d-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan 220,70 TL başvuru harcı ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı olmak üzere 150,00 TL posta giderinin toplamı olan 370,70 TL istinaf kanun yolu giderinin, davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine, e-Karşı davacı tarafından karşı dava yönünden yatırılan istinaf karar harcı ve başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; bakiye 346,90 TL bakiye karar harcının karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.05.2024

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınkanunincelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim