SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/1026 E. 2024/897 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1026

Karar No

2024/897

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1026

KARAR NO: 2024/897

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/01/2021

NUMARASI: 2018/1409 E. - 2021/39 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket ve yetkilisi ... hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılara faturalara konu ürünlerin teslim edildiğini, ancak faturalara konu borcun ödenmediğini, esasen davalının bu durumu açık bir şekilde bildiğinden faturalara icra takibinden evvel de bir itirazı olmadığını, icra takibine konu fatura ve cari hesap ekstresinde görülen faturaların tümünün ve faturalara konu ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğini, bu durumun borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu açık bir şekilde gösterdiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun açıklığa kavuşacağını, asıl alacak olan 102.403,00-TL için takip tarihinden itibaren sayın mahkemece kabul edilmemesi halinde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiklerinin, takibe konu alacağın temelde faturaya dayalı alacak olduğunu, likit bir alacak olup yargılamayı gerektirmediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davalı gerçek kişinin ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunu, davacı firma ile şahsen hiçbir ticari münasebeti, ticari ilişkisi olmadığını, davacı ile aralarında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmadığı gibi, faturalar üzerinde adının geçmediğini, herhangi bir şahsi kefaleti de bulunmadığını, sırf şirket yetkilisi olması sıfatı ile aleyhine icra takibi yapılamayacağı gibi ve itirazın iptali davası da açılamayacağını, davacının kötüniyetli olarak borçlu olmadığını bildiği halde itiraz edilmezse keşinleşme ihtimaline binaen müvekkilini de borçlu olarak gösterdiğini, bu sebeple davalının % 20'den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davalı müvekkili ... Ltd. Şti.'nin ise davacı ile arasında alım - satıma dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak, söz konusu bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin davacıya icra takibine konu edilen bir borcu bulunmadığını, faturaya konu malların teslim alınmaması nedeni ile fatura bedelinin ödenmediğini, kaldı ki takibe ve davaya konu yapılan faturaların müvekkiline takip öncesi teslim de edilmediğini, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde herhangi bir borcu olmadığının ortaya çıkacağını, davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı asil ile davacı arasında sözleşme olup olmadığı borca kefaletinin olup olmadığı, davacının faturaya konu malları teslim edip etmediği noktasındadır. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile taraflar arasında ticari ilişkinin kabul edildiği, fatura ve malların teslim edilmediği iddia edilmiş ise de; mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların E-Fatura olduğu, 8 günlük yasal süresinde fatura ve muhteviyatına itiraz edilmediği, itiraz edildiğine dair belge de sunulmadığı, elektronik ortamda tebliğ edilen faturalardan dolayı davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu, takip tarihinden önce ihar veya ihtar ile davalı tarafın temerrüde düşürümediğinden takip tarihinden önce faiz talebinin yerinde olmadığı, takibe konu ffaturalarda davalılardan... Hemen'in ismi bulunmadığı halde takip borçlusu olarak aleyhine takip başlatıldığından davalı ...'in husumet itirazının yenide olduğu, aleyhine açılan itirazın iptali davasında husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, davacı şirket tarafından e-fatura olarak düzenlenen faturaların davalı şirkete e-tebliğ ile tebliğ edildiği, 8 günlük yasal süresinde itiraz edilmediğinden fatura ve muhteviyatının davalı tarafa teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı şirket tarafından takibe yapılan itirazın haksız olduğu, faturaya dayalı asıl alacağın davalı şirket tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, davalı ... yönünden ise faturalarda ismi bulunmadığı halde aleyhine başlatılan takibin haksız olduğu, borçlu ...'in borca itirazının haklı ve yerinde olduğu ... " gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile İstanbul Anandolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin 95.030,75 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine davalı ... lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı şirket vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmekle birlikte davalı ... yönünden uyuşmazlık konusu faturalarda adının geçmemesi sebebiyle husumet yönünden reddine, davalı için lehe vekalet ücretine ve kötü niyet tazminatına, diğer davalı şirket için davanın kısmen kabulü edilmesi sebebiyle lehe vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak belirtilen kararların hukuka aykırı olduğunu, davalı ... yönünden davanın kabulüne ve kötüniyet tazminatına yer olmadığına, davalılar yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini, davalı ...'in diğer davalı şirketin yetkilisi konumunda olduğunu, uyuşmazlık konusunda işbu dava yönünden taraf konumunda olduğunu, zira davalının diğer davalı şirketin yetkilisi olduğunu, tek ortaklı olan davalı şirketin, şirket yetkilisi olan diğer davalının söz konusu borcun meydana gelmesinde bilgisi olduğunu ve bu bağlamda borcu ödememe noktasında kötüniyetli olduğunu, bu sebeple borçtan dolayı sorumlu olduğunu, davalı şirket ... Limited Şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, istinaf incelemesiyle bu kararın kaldırılması gerektiğini, aksi kanaatte hükmedilecek vekalet ücretinin davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanması gerektiğini, dava harcına esas değer olarak 102.403,00-TL'yi belirttiklerini, bu toplam miktarın asıl alacağının 95.030,75-TL olduğunu, geri kalan kısım faiz niteliğinde olduğunu, yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin 95.030,75-TL olarak devamına, faiz talebinin reddine karar verildiğini, davanın asıl alacak yönünden kısmen kabul edilmesine rağmen davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak bunun kabul edilemeyeceğini, çünkü asıl alacağın sabit olup reddedilen kısmın faiz niteliğinde olduğunu, faizin asıl alacağın ferisi olup asıl alacaktan bağımsız bir borç olarak nitelendirilemeyeceğini, faiz yönünden haksız yere borca sebebiyet veren davalının bu doğrultuda lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yani faiz için davalının lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise işbu vekalet ücretinin maktu miktar üzerinden hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davanın reddedilen kısmı üzerinden belirlenecek bir oran ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararının hüküm kısmının açıkça yanlış olduğunu, hükümde iki adet 4 numaralı bent ve iki adet 5 numaralı bent bulunduğunu, kopyala yapıştır yönetimi ile karar oluşturulduğunu, hatalı gerekçeli karar tanzim edildiğini, hükümde ilk yazılan 5 numaralı bendin iş bu davanın konusu olmadığı gibi, davacının talebi veya bilirkişi raporu ile tespit edilen bir husus olmadığını, kurulan hükümde bahsedilen 630.000,00 TL tutarlı 5 adet fatura, 194.000,00 TL tutarlı havale kaydı gibi hususların işbu davanın konusu olmadığı gibi yargılamanın hiçbir aşamasında da bu hususlardan bahsedilmediğini, yerel mahkeme kararının bu husus yönüyle bozulması gerektiğini, mal teslim belgesi sunamayan davacının davasının reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun, sadece faturaların ticari defterlerde işlenmiş olmasına dayandırıldığını, ancak davanın en başından beri mal tesliminin gerçekleşmediği yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, alacağın ticari defterlerde işlenmiş olmasının tek başına yeterli olmadığını, malın teslim edildiğinin de ispatlanması gerektiğini, davaya konu alacak likit olmadığından yerel mahkeme tarafından hükmedilen icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkili şirketten icra takibine dayanak 102.403,00 TL'lik fatura alacağı olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının ticari defterlerinde 95.030,75 TL fatura alacağı işlendiğinin görüldüğünü, davacının miktarını kendisinin dahi tam olarak bilmediği borç miktarının likit alacak olmadığını, müvekkilinin borç miktarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari satıma ilişkin açık hesap ve fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine, davalı yanca yöneltilen itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin cari hesap ekstresi ve faturadan kaynaklı alacağı bulunduğunu, fatura konusu ürünlerin teslim edildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürmüş; davalılar vekili ise, müvekkili gerçek kişinin şirket yetkilisi olduğunu, faturalarda adının bulunmadığını, bu sebeple aleyhine takip yapılamayacağını, dava açılamayacağını, müvekkili şirket ile davacının arasında alım satıma konu bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak fatura konusu malların teslim edilmemesi sebebiyle fatura bedelinin ödenmediğini savunmuştur. UYAP sisteminde kayıtlı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ( ... Yeni Esas) sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu olan davalılar aleyhine 95.030,75 TL asıl alacak, 19.006,15 TL yıllık adi kanuni faiz, 2.611,03 TL yıllık adi kanuni faiz, 12.977,92 TL yıllık adi kanuni faiz, 1.913,67 TL yıllık adi işlemiş faiz, 4.061,59 TL faiz olmak üzere toplam 135.601,11 TL alacak yönünden 12.11.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiği, takibin durması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: Davalılar vekili, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu cevap dilekçesinde belirtmiş, ancak mal teslim edilmediğini ileri sürmüştür. TTK'nın 21/2. maddesinde, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yani fatura münderecatı kesinleşmiş olur, yoksa o faturada yazılı malın alcıya mutlaka daha önceden teslim edilmiş olduğu, hizmetin verildiği anlamına gelmez. Akdi ilişki inkar ediliyorsa fatura tek başına akdi ilişkinin varlığını ortaya koymaz ve bu durumda faturayı düzenleyen ayrıca bu faturadaki hizmeti verdiğini, malı teslim ettiğini ispat etmelidir. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ancak adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, hizmetin verildiği, malın teslim edildiği anlamına gelir. Hizmetin verilmediği, gereği gibi verilmediği veya malın teslim edilmediğini faturayı alıp itiraz etmeden ticari defterlerine kaydeden ispatlamalıdır. Bir diğer deyişle, borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 Esas, 2011/608 Karar, 19.09.2018 tarih ve 2017/19-915 Esas, 20181338 Karar sayılı kararları, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 06.01.2014 tarih ve 2013/17289 Esas, 2013/619 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/1735 Esas, 2013/2533 Karar, 13/102015 tarih ve 2015/8908 Esas, 2015/10361 Karar sayılı kararları). Somut olayda, davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı ise sunmamıştır. Davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonunda alınan bilirkişi raporuna göre; tarafların arasında 2018-2019 dönemine ilişkin ticari ilişkileri bulunduğu, davacının davalıya toplam 558.287,60 TL tutarında hizmet verdiği, davalının 462.256,85 TL ödeme yaptığı, davacının davalıdan 95.030,75 TL alacaklı olduğu, davalının 31.12.2018 tarihinden sonra davalıya herhangi bir ödeme yapmadığı, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların E-Fatura olduğu, 8 günlük yasal süresinde fatura ve muhteviyatına itiraz edilmediği, itiraz edildiğine dair belge de sunulmadığı kanaati bildirilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu kabul etmektedir. Ayrıca tarafların kabulünde olduğu üzere davalı şirket tarafından keşide edilerek davacıya ... Bankası, Levent Şubesine ait, 12.10.2018 tarihli, 34.934,00 TL bedelli çek bulunduğu ve çekin karşılıksız çıktığı görülmektedir. Yukarıda da, belirtildiği üzere, davalı şirket vekilince alım satıma dayalı ticari ilişki bulunduğu kabul edilmiş, alınan bilirkişi raporunda da tarafların önceye dayalı ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalı şirketin ödemeler yaptığı, faturaların davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davalının e fatura kullandığı, davacı faturalarının davalı şirkete e fatura tebliğ sistemi üzerinden gönderildiği, davalı şirketin bu faturaları iade etmediği, iade faturası kesmediği, davalı şirketin verilen çeki avans çeki olarak verildiğine dair dosya kapsamında somut bir delilin de bulunmadığı nazara alındığında, fatura konusu malların davalı şirkete teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirket vekilinin mal teslim edilmediği ve borcun bulunmadığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Bu sebeplerle, mahkemece davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmuş, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı şirket vekili, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının yukarıdan 5.bendinde yer alan ''Davacı tarafından düzenlenen 630.000,00 TL tutarlı 5 adet faturanın davalı şirket defterinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından havale edildiği kayıtlı 194.000 TL tutarlı havale kaydının davalı ticari defterinde kaydının olmadığı gibi davacı tarafından havaleye dair belgesinin ibraz edilmediği, taraf ticari defterlerine göre davalının takip tarihi itibari ile 13.055,13 TL borçlu olduğu, alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle bakiye alacak miktarının davalı tarafça belirli ve bilinebilir olduğu, itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, 13.055,13 TL'nin % 20'si olan 2.611,03 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ''ifadesinin, dava konusuna ilişkin olmadığını ve hükümden çıkarılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesinin kararı ile hüküm fıkrası incelendiğinde hüküm fıkrasının 5. bendinin içeriğinin dava dosyası kapsamı ile uyumlu ve ilgili olmadığı, karar yazım aşamasında maddi hata sonucu metin kapsamında kalmış oldu anlaşıldığından, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 5. bendinin hükümden çıkartılmak ve numaralandırmanın yeni duruma göre yapılması suretiyle hükmün Dairemizce düzeltilmesi gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: Davacı vekili, davalı ... yönünden de davanın kabulü gerektiğini, bu davalının diğer davalı şirketin tek hissedarı olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda, dava konusu edilen faturaların davalı şirkete hitaben düzenlendiği, davalı gerçek kişinin dava konusu borçtan şahsen sorumlu olduğuna dair bir belgenin de bulunmadığı nazara alındığından davalı gerçek kişi yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi yerinde olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İİK'nın 67/2 maddesinde, itirazın iptali davasında takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, davacı taraf, davalı şirket adına düzenlenen faturalar sebebiyle şirket yetkilisi diğer davalının da sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de; davalı gerçek kişinin sadece şirket yetkilisi olması davalı şirket adına düzenlenen fatura sebebiyle şahsen sorumlu olduğu anlamına gelmeyecektir. Davalı gerçek kişinin başkaca bir sebeple bu borçtan sorumlu olduğuna dair herhangi bir delil bulunmamasına rağmen bu davalı hakkında da takip başlatılıp dava açılmasında davacının kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığından mahkemece davalı gerçek kişi lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde dava değerini 102.403,00 TL olarak göstermiş, mahkemece 95.030,75 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda reddedilen kısım 7.372,25 TL olup davalı gerçek kişi yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilen karar verilirken AAÜT uyarınca reddedilen miktarı ve maktu vekalet ücreti miktarını geçememek üzere maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Zira dava değerinden kabul ve reddedilen kısmın faiz veya asıl alacağa ilişkin olmasının hükmedilecek vekalet ücretine bir etkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı vekilinin reddedilen kısım üzerinden davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yerinde olmakla birlikte hüküm fıkrasının yukarından 5. bendinin maddi hata sonucu yazıldığı anlaşıldığından davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hüküm fıkrasının yukarıdan 5. bendinin hükümden çıkartılmak ve numaralandırma buna göre yapılmak suretiyle düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Ltd. Şti. aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, bu davalı bakımından takibin 95.030,75 TL alacak üzerinden devamına, 3-Fazlaya dair talebin reddine, 4-Alacağın faturaya dayalı olduğu, davalı ... Ltd. Şti. tarafından alacağın belirli ve bilinebilir olduğu, itirazın haksız olduğu anlaşılmakla asıl alacak miktarı 95.030,75 TL'nin %20'si olan 19.006,15 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalı ... Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... yönünden ise takibe ve davaya konu faturalar üzerinde isminin bulunmadığı, aleyhine icra takibinin haklı olmadığı, itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla asıl alacak miktarı 95.030,75 TL'nin % 20'si olan 19.006,15 TL'nin kötü niyet tazminatı olarak davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 6-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.226,67 TL harç ile icra dosyasında alınan 522,12 TL harcın alınması gerekli olan 6.491,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.742,76 TL karar ve ilam harcının davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak Hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri 140,30 TL, bilirkişi ücreti 600,00 TL olmak üzere toplam 740,30 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 687,00 TL yargılama masrafına, peşin harç 1.226,67 TL eklenerek sonuç olarak 1.913,67 TL'nin davalı ... Limited Şirketi 'nden alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 53,30 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına, davacı tarafın davalı ... yönünden yapılan 25,00 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 12.977,92 TL avukatlık ücretinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı ... Ltd. Şti.yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalıya verilmesine, 10-Davalı ... yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7. maddesi uyarınca 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak bu davalıya verilmesine, 11-Artan gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Taraflarca yatırılmış olan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, b-İlk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulmuş olduğundan, her iki tarafça yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, yatıran taraflara iadesine, c-Kararımızın mahiyetine ve düzeltilen kısmın ilk derece mahkemesinin maddi hatasından kaynaklanmış olmasına göre, taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriİtirazınincelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim