İstanbul BAM 14. HD 2022/1906 E. 2024/886 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2022/1906
2024/886
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1906
KARAR NO: 2024/886
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2022
NUMARASI: 2021/6 E. - 2022/52 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit ve tazminat (ticari satım kaynaklı)
Taraflar arasında görülen menfi tespit ve tazminat davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin davacıya satmış olduğu baskı makinesinin iş yerine kurulup çalıştırılması yapılamadığı, kurulan makenenin çalışmaması üzerine davalı şirketin 15 gün sonra makineyi yenisi ile değiştirdiği, değiştirilen makinenin üst model makine olup fiyat farkının 38.389,83 TL + KDV olarak kararlaştırıldığı, bu makine ait faturanın 27/10/2011 tarihinde düzenlendiği, satın alınan bu makine karşılığı nakten ve çekler ile ödeme yapıldığı, davalı tarafça tahsil edildiği, bunun dışında borca karşılık çeşitli vadelerde 9 adet senet düzenlenerek davalıya verildiği ve bu senetlerin halen davalı elinde kaldığı, ancak fatura edilip satılan makine bedeli tahsil edildiği halde makinenin gizli ayıplı olması sebebi ile çalıştırılmasının ihtaren davalıya bildirildiği, ancak davalının kayıtsız kaldığı, bu sebeple sözleşmeden dönmek zorunda kaldıkları, bedel iadesi ile zararlarının tazminini talep ettikleri, Değişik İş tespit dosyası ile makinedeki ayıpları belirledikleri gerekçesi ile bu senetlerin davalı şirket ortağı tarafından ... isimli diğer davalıya ciro edildiği ve diğer davalının da bu senetleri icra takibine konu ettiği, icra tehditi altında takibe konu edilen senetlerin bedellerinin ödendiği, davalıların birlikte hareket ettiği gerekçesi ile makine bedeli olarak ödenen 38.900,00 TL nin davalı şirketten tahsili ve şirket elinde bulunan senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve senetlerin istirdatı , icra takibine konu edilen ve diğer davalı tarafından takibe konulan senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine , ayıplı makine nedeni ile uğranılan iş ve kar kaybına ilişkin tazminatın satıştan itibaren işleyecek avans faizi ile .birlikte davalı şirketten tahsiline ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 21.03.2011 tarihli Satış Sözleşmesinin yetki başlıklı kısmında "İşbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkisini taraflar kabul ederler" denildiğini, dolayısıyla taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça yetki sözleşmesi ile belirlenen Mahkemelerin davaya bakmakla yetkili olduğunu, bu bağlamda görülen davaya bakmakla yetkili Mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olup öncelikle yetki itirazının kabulüne karar verilmesini, davacı tarafından işbu huzurda görülen davada diğer davalı ... Makine tarafından davacıya satılan makinenin gizli ayıplı olduğu iddiası ile makine bedelinin ödenmesini, müvekkilinde bulunan senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile bahse konu senetlerin istirdatını, ... Makineden kar kaybı tazminatı talep edilmesini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ödenecek bedelin müvekkiline tedbiren ödenmemesini ve nihayetinde davalı aleyhine denilerek icra inkar tazminatı istenilmesine karar verilmesini, müvekkili şirketin ... marka dijital baskı makinesinin Türkiye distribütörü olarak Türkiye çapında iş bu makinenin satış ve servis hizmetlerini verdiklerini, işbu distribütörlük hakkını elinde bulunduran müvekkili şirketin söz konusu dijital baskı makinelerini ürüten Çin menşeli ... % ...Ltd firması ile yaptığı anlaşmayı sunduklarını, müvekkili şirketin iş bu distribütörlük sözleşmesine istinaden davacıya 4 kafa 14 pikolitre ... marka bir dijital baskı makinesi sattığını, müvekkili şirketin daha henüz sözleşme imzalanmadan gerek davacıya söz konusu makinenin çalıması konusunda eğitim vermek gerekse de taraflar arasındaki karşılıklı güven ilişkisine dayalı ticari ilişkiye istinaden 10.02.2011 tarihinde makineyi davacı işyerinde kurduğunu ve çalışır vaziyette davacıya teslim ettiğini, ancak davacının henüz kullanımı konusunda bir tecrübe sahibi olmaması nedeniyle kullanım hatalarından dolayı iki kez servis çağırdığını, müvekkili şirketinde 09.03.20211 ve 11.04.2011 tarihlerinde davacıya servis hizmeti verdiğini ve davacıya makineyi çalışır vaziyette teslim ettiğini, davacının da her iki servis formunda da makinenin çalışır halde olduğunu kabul ettiğini, daha sonra taraflarca 2011 yılı içerisinde tanzim edilmesi kararlaştırılan faturanın davacının talebi nedeniyle müvekkili şirket tarafından 27.10.2011 tarihinde davacı adına düzenlendiğini, söz konusu faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğini ve davacı tarafından da iş bu faturaya herhangi bir itiraz olmadığını, nitekim makinenin tesliminden yaklaşık 8 ay sonra tanzim edilen faturaya davacının itiraz etmemiş olmasının dahi davacının kullandığı makineden memnuniyetini gösteren bir kanıt olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu baskı makinesinin Türkiye çapında tek satıcısı olması nedeniyle baskı boyalarının orjinal olanını piyasaya sattığını, nitekim müvekkili şirketin tüm Türkiye çapında makine satışı gerçekleştirirken yine aynı makinelerin boyalarının da satışını gerçekleştirdiğini, davacının da makinenin kendisine teslim edildiği tarihi izleyen 10.02.2011 - 13.12.2011 tarihleri arasında baskı makinesinin orjinal boyasını müvekkili şirketten tedarik ettiğini, ancak daha sonra davacının müvekkili şirket tarafından alması gereken dijital baskı makinesinin orjinal boyası dışında daha ucuza mal etmek ve kar oranını artırmak amacıyla bir takım fason üretim boyalar kullandığını, ayrıca davacının fason boya kullanımı dışında yetkisiz bir takım kişilere de imkan tanıyarak makineye müdahale etmesine izin verdiğini, işbu durumun bile makinenin garanti kapsamının dışına çıktığının göstergesi olduğunu, iş bu durumun da makineye ilişkin son servis hizmetinin verdiği tarihten itibaren tam 14 ay sonra 21.06.2012 tarihinde meydana gelen makinenin arızalanması hadisesiyle ortaya çıktığını, müvekkili şirketin servis elemanları tarafından bu durumun fark edildiğini ve kendisine gerekli uyarıların şifahen yapıldığını, ayrıca operatörün baskı yapacağı folyo topunu makineye takarken medya sargı gözünü kırdığını ve meydana gelen arızanın yenisinin değiştirilmesi ile onarıldığını, buna ilişkin olarak da müvekkili şirket tarafından davacı adına 29.06.2012 tarihinde onarıldığını, buna ilişkin olarak da müvekkili şirket tarafından davacı adına 29.06.2012 tarihinde yenisi takılan medya sargı gözü bedeli olarak fatura tanzim edildiğini, malın çalışır vaziyette tesliminin üzerinden 14 ay geçtikten sonra arıza meydana gelmesinin nedeninin de oldukça açık olduğunu, davacının makinenin kendisine tesliminden 13.12.2011 tarihine kadar müvekkili şirketten baskı makinesinin orjinal boyasını kullandığını ancak daha sonra fason ve 2.kalite boyaları kullandığını, keza davacının son boya aldığı tarihin 13.12.2011 iken ihtarname ile ayıp iddiasında bulunduğu tarihin ise 22.11.2012 tarihi olduğunu, yaklaşık bir yıl fason boyalar kullandığını, davacı tarafından ileri sürelen ödeme iddialarının kabulünün mümkün olmadığı gibi kambiyo hukuku gereği, senede ilişkin ödendiği ileri sürülen ödemelerin açıkça belirtilmiş olması veya senedin geri alınmış olmasının zorunlu olduğunu, davacıya yaptığı ve sunduğu bir takım ödeme belgelerini kabul etseler dahi ödemelerin müvekkili şirketten alınan boya bedelleri olduğunu, davacının ödeme iddialarına ilişkin olarak İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/578 Esas sayılı dosyasında icra takibine yaptığı itirazının da reddedildiğini, bu bağlamda davacının ödeme iddialarının farazi olup ispata muhtaç olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın müvekkili ... yönünden husumetten reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen davanın esastan reddini, kötü niyetli açılan iş bu dava nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak, davalı şirketle birlikte ... isimli gerçek kişi de davalı olarak gösterilmiştir. Davanın ilk olarak açıldığı Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/479 E sayılı dosyasında dava görülürken, davalı ... aleyhindeki dava, bu dosyadan tefrik edildikten sonra, davalı şirket hakkındaki dava bakımından yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, anılan mahkemece yapılan yargılama sonucunda, eldeki istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. Eldeki davanın tek davalısı, davalı şirkettir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından sadece davalı ...Ltd.Şti yönünden yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize geldiğinden; bu davalı yönünden davacının dava dilekçesindeki talepleri incelenecek olursa; taraflar arasındaki öncelikle çözülmesi gereken hususun davalı şirketçe 10/02/2011 tarihinde teslim edilerek kullanılmaya başlanan dijital baskı makinesinin ayıplı olup olmadığı hususudur. Küçükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından aldırılan 06/01/2013 tarihli bilirkişi raporunda sabit olduğu üzere, dijital baskı makinesinin garanti kapsamında olmasına rağmen 3.şahıslara tamir ettirilip parça değişimi yaptırıldığı, bu hususların koruyucu bakım olarak nitelendirildiği, kafanın çerçeveyi tamamlamadığı ve bu hususun imalat hatası olduğu kanaati belirtilmiş ise de; mekanizmaya ilişkin verilerin sunulmadığı, anlaşılmış, ayrıca makinenin tesliminden sonra 1 aylık deneme süresinden sonra makinenin arızasız çalışması nedeniyle davacı tarafından makinenin kabul edilip sözleşme yapıldığı, teknik servis formlarına göre 2 kez kafa değişimi 1 kez makine sargı sürgüsünün değiştirildiği , alınan kök ve ek raporlarda davacı tarafından 21 ay boyunca makinenin kullanıldığı boya ve solvent alımlarının sürdüğü, makineye bağlı arızanın 2 kez olduğu oysa imalat hatası olsa ara sıra arızanın oluşmasının mümkün olmadığı, kafa hareketini sağlayan mekanizmanın bilgisayar yazılımı olduğu gizli veya açık bir ayıp olduğuna ilişkin teknik bir kanıtın bulunmadığı, istinaf ilamına konu dosyada mevcut flash belleğin incelenmesi neticesinde; davacının iddia ettiği hususun bir imalat hatası ve ayıp olmayıp sadece kalibrasyonun zaman içinde bozulduğunu gösterdiği husususun bilirkişilerce açıklandığı anlaşılmış, ayrıca keşif esnasında makinenin çalışıp çalışmadığının tespiti yönünden davacı tarafça herhangi bir hazırlık yapılmadığı, kabloları kesilen ve bilgisayar donanımı bulunmayan makine olmasının ayıbı ispata yeterli olmadığı, ayıp ispatlanamadığından davacı tarafın davalı şirkete karşı açtığı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olup hüküm vermeye elverişli olmadığını, ilk derece mahkemesince daha önce verilmiş olan davanın reddine dair kararın İstanbul BAM 16. HD'nin 2018/162- 2020/2198 K sayılı kararıyla kaldırıldığını, kaldırma gerekçesinde belirtildiği üzere, bilirkişi raporunun CD incelemesi yapılmadan düzenlendiğini, kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden ek rapor aldığını, bu ek raporun herhangi bir inceleme içermediğini, mahkemece uyuşmazlığa ilişkin hiç bir maddi vakıa değerlendirilmeden ret kararı verildiğini, İlk derece mahkemesi kararında, keşif sırasında makinenin çalışıp çalışmadığının tespiti bakımından davacının bir hazırlık yapmadığının belirtildiğini, gizli ayıplı olan ve teknik çalışmayı gerektiren makinenin çalıştırılmasının da teknik adam işi olduğunu, teknik adamın makineyi çalıştıramadığını, sübjektif yorum yaptığını, oysa teknik adamın makineyi çalıştırarak görüş belirtmesi gerektiğini, mahkemenin keşif sırasında davacıya makineyi çalıştırmak konusunda bir yükümlülük getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin hazırlık yapmamakla suçlanmasının haksız olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇEDava, hukuki niteliği itibariyle İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit, satılanın ayıbı nedeniyle sözleşmenin feshi, ödenen satım bedelinin geri tahsili ve ayıptan kaynaklı gelir kaybı nedeniyle maddi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde iki davalı aleyhine açılmış, 2013/479 E sayılı dosyasında dava görülürken, davalı ... aleyhindeki dava bu dosyadan tefrik edildikten sonra, davalı şirket hakkındaki dava bakımından yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş olup eldeki istinaf incelemesine konu karar, yetkili mahkemece davalı şirket hakkında verilmiş olan karardır. Taraflar arasında 21.03.2011 tarihli baskı makinesi satım sözleşmesinin kurulduğu, davalının makineyi davacıya çalışır hâlde teslim ettiği, satım bedeli karşılığında menfi tespit talebine konu bonoların davalıya verildiği konularında uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satıma konu baskı makinesinde imalattan kaynaklı gizli bir ayıp bulunup bulunmadığı, satıma konu makinedeki sorunun kullanıcı hatasından veya kötü boya kullanılmasından ya da davacının yetkili olmayan servislerden bakım hizmeti almasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının ayıba dayalı olarak satımı feshetmesinin haklı olup olmadığı, buna bağlı olarak da ödediği satım bedelinin istirdadını talep hakkının doğup doğmadığı ve satım bedeli karşılığı verilen bonolar nedeniyle borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı, eldeki davayı açmadan önce Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/146 D.İş sayılı dosyasıyla, satıma konu makine üzerinde delil tespiti yaptırmıştır. Anılan dosyada, makine mühendisi bilirkişi tarafından 06.01.2013 tarihli raporun düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu raporda; satıma konu dijital baskı makinesinin çalıştırılarak yapılan incelemesi sonucunda, halihazır durumu itibariyle, basılması istenen farklı renklerdeki motifleri ve yazıları oluşturan raporu yani çerçeveyi sağlayan elektronik sistem ile çalışan kafa yani beynin düzenli çalışmadığı, çerçeveyi tamamlamadığı, bu ayıbın çalıştırma sürecinde belirlenebilecek nitelikte gizli ayıp olduğu, ayıbın imalattan kaynaklandığı, inceleme konusu makinede daha önce davacı tarafından üçüncü şahıslara yaptırılan tamiratların ve değişen parçaların keşif esnasında tespit edilen arızayla ve ayıpla ilgili olmayıp sadece koruyucu bakım için yapıldığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Davalı vekili, davaya cevap dilekçesinde bu rapora itiraz etmiştir. Yargılama sırasında, yetkisizlik kararından önceki aşamada mahkemece teknik üniversitelerden uzman bilirkişi ismi sorulduktan sonra oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyeti eliyle, satıma konu baskı makinesi üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve 19.01.2015 tarihli rapor alınmıştır. Anılan bilirkişi heyeti raporunda; davaya konu baskı makinesinin elektrik güç kabloları kesilmiş ve atıl bir vaziyette bekletildiği, sistemi kumanda edecek bilgisayar bulunmadığı, makinede kullanılan boyanın niteliğini belirleyecek markalı herhangi bir boya kabına rastlanmadığı, davacı ...'un keşif sırasında piyasada hiç kimsenin orijinal boya kullanmadığını beyan ettiği, elektrik kablolarının kesilmiş olması ve kumanda edecek bilgisayarın mevcut olmaması sebebiyle baskı makinesini çalıştırmanın mümkün olmadığı, satış faturası 27.11.2011 tarihli olsa da makinenin 02.10.2011 tarihinde teslim edilerek iş yerine kurulduğu, davacının 2011 Mart ayından itibaren boya ve solvent alımı yaptığı, 2011 yılı Mart ayından 2012 yılı Kasım ayına kadar boya ve solvent alımları olduğu dikkate alındığında makinenin çalıştırıldığının anlaşıldığı, teknik servis raporlarına bakıldığında ise pabuç ve kafa değişimi yapıldığı, bunların makineye bağlı arızalar olduğu, üçüncü tamiratın ise kırılan medya sargı gözünün değiştirilmesine ilişkin olup bunun kullanıcı hatasından kaynaklandığı, dosyadaki belgelere göre yaklaşık 21 aylık kullanım sonucu makineden kaynaklı arıza sayısının iki adet olduğu, makine mühendisi tarafından düzenlenen delil tespit raporunda, davacının dava dışı üçüncü şahıslara makine üzerinde tamirat yaptırıp ödemeler yaptığı bu nedenle maddi zarar ve iş kaybı oluşturulduğu belirtilmiş ise de raporun son kısımlarında bu bedellerin keşif sırasında tespit edilen arızaların giderilmesine yönelik olmayıp sadece koruyucu bakım için yapıldığına dair tespite yer verildiği, aynı raporda kafanın çerçeveyi tamamlamadığı ve bunun imalat hatasından kaynaklandığı sonucuna varılmış ise de anılan bilirkişi tarafından mekanizmanın neresinde ve ne tür bir imalat hatası olduğunun ortaya konulmadığı böyle bir mekanik hatanın kendisini ara sıra göstermesinin mümkün olmadığı, gerçekte ise kafa hareketini planlayan kısmın bilgisayar yazılımı olup bu yazılımın programa virüs bulaşması veya imajlarla hafızanın dolması gibi kullanıcıya bağlı sebeplerle işlevini yerine getirememesi gibi sebeplerle kaynaklı olabileceğinin düşünüldüğü, sonuç olarak bu tespitlere göre satıma konu dijital baskı makinesinde imalattan kaynaklı gizli veya açık bir ayıbın bulunduğuna dair herhangi bir teknik kanıta rastlanmadığı, bunun sonucu olarak dava konusu makinenin ayıplı olmadığı tespitlerine yer verilmiştir. Bundan sonra yetkisizlik kararıyla dosya kendisine gönderilen ilk derece mahkemesince, aynı bilirkişi heyetinden 05.04.2016 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda, davacı vekilinin itirazları değerlendirilmiş olup; bu ek raporda da kök rapordaki görüşler tekrarlanmıştır. İlk derece mahkemesince alınan bu ek rapordan sonra, davanın reddine dair 2015/713E- 2017/114 K sayılı, 23.02.2017 tarihli hüküm verilmiştir. Bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan İstanbul BAM 16. HD'nin 2018/162 E- 2020/2198 K sayılı, 17.12.2020 tarihli kararıyla; "... Somut dava, taraflarca hazırlama ilkesine tabi davalardan olup ve davacı tarafın bu konudaki görevini ihmal ettiğinden, makinenin incelenmesi gerektiği yönündeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte davacı taraf, bir CD'den bahsetmiş ve bu CD'nin incelenmediğini ileri sürmüştür. Gerçekten de tespit dosyası içerisinde herhangi bir CD olmamakla birlikte naylon dosya poşeti içerisinde sarı renkli bir adet flash bellek mevcut olup söz konusu flash belleğin incelenmesi yönünden bilirkişilerden ek rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule aykırı olup bu yönden davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü..." gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu kaldırma kararı üzerine dosya kendisine gönderilen ilk derece mahkemesince, dosya ve dosya arasındaki flash bellek aynı bilirkişi kuruluna verilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi kurulu tarafından 04.12.2020 tarihli ikinci ek rapor düzenlenmiştir. Bu ek raporda; İstanbul BAM 16 HD'nin kaldırma kararında bahsi geçen flash bellek içeriği incelenmiş olup, flash bellekte yer alan video görüntüsünde cihazın kafasının kaydı yapan kişiye göre sağ tarafında çerçeveyi tamamlamadığı, sol tarafta ise hızla kenara çarptığı ve onu itelediği hususunun gözlemlendiği, ancak bu durumun bir imalat hatası olmayıp sadece cihazın kalibrasyonunun zaman içinde bozulduğunu gösterdiği, basit bir ayar ile cihazın kalibre edilerek bu sorunun giderilebileceği, bu tür cihazların belli periyotlarda kalibre edilmesi gerektiği, dolayısıyla flash bellekti görüntülerin cihazda ayıp bulunduğuna dair iddiayı ispatlamadığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Yukarıda bilirkişi rapor içeriklerinde açkılandığı üzere; satıma konu baskı makinesinin davalıya çalışır vaziyette teslim edildiği, cihazın uzun süre kullanıldığı, bilirkişi kurulunca yapılan teknik inceleme ve değerlendirmelere göre cihazda imalattan kaynaklı bir ayıp bulunduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Dava açılmadan önce alınan delil tespit raporunda cihazda ayıp bulunduğuna dair görüş belirtilmiş ise de esas hakkındaki yargılama sırasında mahkemece teknik üniversiteden seçilen öğretim üyesi bilirkişi tarafından yapılan teknik değerlendirmeler, tespit aşamasında alınan raporda yer alan tespitlerin denetlenebilir olmadığı, sorunun imalat ayıbından değil cihazı kalibrasyon yapılmamış olmasından kaynaklandığı sonucunu ortaya koymaktadır.Davacı vekili, bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra düzenlenen ek raporun yetersiz olduğunu belirtmiş ise de bilirkişi raporunda flash bellek içeriğinin incelendiği ve video görüntüsündeki sorunun, cihazdaki imalat ayıbından değil, cihazın kalibre edilmemesinden kaynaklandığı tespitine yer verilmiştir. Bilirkişilerin, BAM 16. HD'nin kaldırma kararında belirtilen doğrultuda gerekli teknik incelemeyi yaptıkları anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişiler tarafından keşif sırasında cihazın çalıştırılmadığını ve bunun eksik inceleme olduğunu, mahkemenin davacıya cihazın çalıştırılması konusunda bir yükümlülük yüklemediğini belirtmiş ise de bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; satıma konu baskı makinesinin davacı tarafından elektrik güç kabloları kesilmiş ve atıl bir durumda bekletildiği, cihazı kumanda edecek bilgisayar sisteminin mevcut olmadığı yönündeki tespitler dikkate alındığında, bilirkişilerin cihazı çalıştırmaları beklenemeyeceğinden, davacı vekilinin bu konudaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki son alınan ek raporda, makinenin çalışır durumdaki videosu incelenmiş ve sorunun cihazdaki ayıptan değil, kalibrasyon yapılmamasından kaynaklandığı teknik olarak açıklanmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02