İstanbul BAM 14. HD 2024/690 E. 2024/883 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/690
2024/883
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/690
KARAR NO: 2024/883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22.02.2024 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2023/657 E.
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının butlanının tespiti davasında davacı tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... 13.01.1980 tarihinde kurulduğunu ve çeşitli tarihlerde unvan değişikliği yaparak günümüze kadar geldiğini, 08.12.2004 tarihinde yapılan 1997 ile 2003 faaliyet dönemlerine ilişkin genel kurul toplantılarında şirket paylarının tamamına yakın kısmının davacıya ait olduğunu, ancak bu tarihte yürürlükte bulunan mevzuat gereğince şirketin bir kaç payının davacının çocukları ile dışarıdan alınan iki ortağa verildiğini, 26.12.2014 tarihinde yapılan 2004-2013 yıllarına ilişkin genel kurulda davacının tek yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve şirketin tek paydaşı haline geldiğini, usulsüz işlemlerle üçüncü kişilere devir edilen taşınmazlarından başka şirketin bir faaliyeti ve mal varlığı bulunmaması nedeniyle uzun yıllar genel kurul toplantılarının yapılmadığını, ihtiyaç duyuldukça bazı yıllarda genel kurul toplantısı yapıldığını, bu kapsamda 1997 yılından 2014 yılına kadar 2 kez olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin ... ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel ile ... parselde 11 adet bağımsız bölümü bulunduğunu, bu taşınmazların, davalıların suç oluşturan faaliyetleri ile gerçekleştirilen sahte işlemlerle bir kısım davalılara devir edildiğini, şirketin muamele merkezi itibariyle genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali ile pay devrinin iptali yönünden mahkemenin yetkili olduğunu, tapu iptali yönünden taşınmaza ilişkin kesin yetki kuralının gündeme gelebileceğini, ancak devre ilişkin genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının yokluğunun tespiti istenmesi ve asıl talebin bu olması nedeniyle bu yönden de mahkemenin yetkili olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette sahibi olduğu 40.000,00 TL sermayeye tekabül eden (şirketin toplam hissesinin %80’i) payının sahte işlemlerle davalı ...'a devir edildiğini, şirketin tüm kayıt ve belgelerinin davalı ...'un elinde bulunması nedeniyle pay devri için ne gibi bir işlemler yapıldığının tam olarak bilinemediğini, pay devrine ilişkin bedelin ödenmediğini, ancak şirketteki payın %10'unun bu davalının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd.Şti.’ne 11 adet taşınmazın 35.000.000,00 USD bedelle satılması koşulu ile aracılık bedeli olarak verilmesinin kararlaştırıldığını, bu miktarda bononun alıcı şirket tarafından müvekkiline teslim edilmesine rağmen bono bedelinin ödenmediğini, sonradan yapılan incelemede davalı ...'un 2017 yılında alıcı şirketin paylarını dava dışı ... satın aldığını ve şirketin paylarının, davacı ile davalı şirketin dolandırılmasında kullanılmak üzere devir alındığının anlaşıldığını, 13.10.2017 ve 17.06.2020 tarihinde yapılmış gözüken genel kurul toplantılarında müvekkilinin % 90 oranında paydaş olmasına karşın katılmadığını, müvekkilinin 18.08.2022 tarihinde yapılmış gözüken batıl genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinde ise %10 oranında paydaş göründüğünü, devrin suç teşkil eden eylemlerle yapıldığını, davalıların birlikte hareket ederek geçersiz şekilde davacının paylarını davalı ...'a devir ettiklerinden, yapılan usulsüz işlemin iptali ile payların davacı adına tescili gerektiğini, davalı ... tarafından davacıya yönelik dolandırıcılık eylemlerinin gerçekleştirildiğinin anlaşılması üzerine yapılan incelemede 13.10.2017,17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihlerinde yapılmış olan genel kurullarda sahte imzalar atıldığının belirlenmesi nedeniyle bu genel kurulların yok hükmünde olduğunu, ayrıca bu genel kurullarda alınan kararlarla oluşturulan yönetim kurulunun ve yönetim kurulunca alınan kararların da yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiğini, şirketin taşınmazları dışında mal varlığının bulunmaması nedeniyle uzun süre genel kurul toplantısı yapmadığını, davalı ...'un davacının imzalarını taklit ederek genel kurul toplantıları yaparak pay devirlerini yaptığını, alınan usulsüz genel kurul kararları ile oluşan yönetimin de sahte ve dolandırıcılık oluşturan eylemlerle şirkete ait ... ilçesi ... ada ... parsellde bulunan 1,2,3,4,5 ve 8 nolu bağımsız bölümler ile ... parselde bulunan 1,2,3,4,5 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin diğer davalılara devir edildiğini, devir bedeli alınmadığını, usulsüzlüğün fark edilmesi üzerine sonradan ... tarafından şirket kayıtlarında fiktif işlemler yapılarak düzeltme yapılmaya çalışıldığını, taşınmaz satışının geçersiz ve bedelsiz yapıldığının yapılacak bilirkişi incelemesinde anlaşılacağını, satım konusunda şirket genel kuruluca usulüne uygun şekilde alınmış bir karar bulunmadığını, suç oluşturan eylemlerin gizlenmesi amacıyla sonradan yapılan işlemlerin hukuki kılıfa uydurulmaya çalışıldığını, yapılan işlemlerin düzeltilmesi için şirketin genel kurulunun gerçek ortaklarla toplanması gerektiğini, ancak bu durumun sahte işlemlerle şirketi ele geçiren yönetim kurulunca yapılamayacağından mahkemece şirketi belirlenen gündemle toplantıya çağırması için tedbiren kayyım atanması gerektiğini, sahte şekilde yapılan ve yokluğunun tespiti istenen genel kurullarda seçilen yöneticilerin şirketi zarara uğratmaları nedeniyle şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması gerektiğini, davalı ... tarafından hileli ve sahte işlemlerle elde edilen payın iptali istendiğinden, dava sonucunda verilecek hükmün infazı için pay devrinin tedbiren önlenmesi gerektiğini, şirkete ait olup sahte şekilde devir edilen taşınmazların tapusunun iptali ile tescili istendiğinden bu taşınmazların tapu kayıtlarına da tedbir konulması gerektiğini ileri sürerek, davacıya ait olup sahte işlemlerle davalı ...'a devir edilen şirket paylarının iptali ile davacı adına tesciline, payların üçüncü kişilere devrinin tedbiren durdurulmasına, şirketin 13.10.2017,17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihlerinde yapılmış olan genel kurullarının sahte şekilde yapılması nedeniyle yok hükmünde olduğunun tespitine, bu genel kurulda alınan kararla oluşturulan yönetim kurulunun aldığı tüm kararlarının batıl olduğunun tespitine, şirkete ait olup davalılara satılan taşınmazların tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tesciline, payların dava sonuna kadar üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine, şirketin 13.10.2017, 17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihlerinde yapılan genel kurullarının sahte olması nedeniyle şirketin yönetimsiz kaldığından tedbiren yönetim kayımı atanmasına, seçilmiş bir yönetim kurulu bulunmadığından dilekçede belirtilen gündem ile şirketin genel kurul toplantısına çağrılması için kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince 13.10.2023 tarihli ara kararla değerlendirilen tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, bu arar karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuş; Dairemizin 14.12.2023 tarih ve 2023/2452 Esas, 2023/2055 Karar sayılı ilamı ile incelenen talep reddedilmiştir. Davacı vekili bu kez sunduğu 30.10.2023 tarihli dilekçesinde özetle; davalı şirketin 13.10.2017 tarihli,17.06.2020 tarihi ve 18.08.2022 tarihli genel kurul kararlarının butlanı talep edildiğini, bu genel kurullardaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmaması nedeniyle yöneticisiz olan şirketlere yönetim kayyımı atanmasına, şirket genel kurulunun talep edilen gündemle toplanmasına çağrı için kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.Davalılar ... A.Ş. vekili, savunmasında özetle; genel kurul kararlarının butlanına ilişkin davanın şirkete karşı açılması gerektiğini ve bu davada ortak veya yönetim kurulu üyelerinin taraf olarak gösterilemeyeceğinden müvekkili ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı şirketin yöneticisiz kaldığı iddiasıyla şirkete yönetim kayyımı ataması ve şirketin yönetim kurulu olmadığı için genel kurulun toplantıya çağrılamayacak olması nedeniyle dava dilekçesinde belirtilen gündem maddelerinin görüşülmesi üzere genel kurulun toplantıya çağrılması için kayyım ataması istenmesine rağmen talebin yersiz olduğunu, şirketin organsız kalmadığını, ...'un şirketi 18.08.2025 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğunu, azınlık pay sahiplerinin genel kurulu toplantıya çağırma talebine ilişkin düzenlemelerin yasada bulunduğunu, bu yolların tüketilmeden genel kurul çağrısı için kayım atanması talebinin reddi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının, davalı şirketin %100 payına sahibi olduğu, daha sonra bilinmeyen bir işlemle %10 yayın ...'a devir edildiğini, ancak devir için ödeme yapılmayarak davacının dolandırıldığı, payı temsil eden senetlerin davacıda, diğer belgelerin davalıda olduğuna ilişkin gerçek dışı iddialarda bulunulduğunu, şirket paylarının büyük kısmına sahip olduğunu iddia edilen davacının elinde şirkete ilişkin belge bulunmaması ve pay devrinin ne şekilde yapıldığının bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hukuka aykırı şekilde müvekkiline devir edilen şirket paylarının iptali ile davacı adına tescilinin talep edildiğini, oysa genel kurul iptali davasında müvekkili adına olan şirket paylarının iptali ile davacı adına tescilinin mümkün olmadığını, müvekkiline yapılan pay devirlerinin usulüne uygun olduğunu, pay devrine ilişkin ödemelerin müvekkilince, davacının talebi ile davacının eşinin banka hesabına gönderildiğini ve davacıya ellden ödendiğini, pay devrine ilişkin davacının da katıldığı ıslak imzalı karar alındığını, davacının imzasının bulunduğu karar defterinin incelenmesi halinde bu durumun açıklığa kavuşacağını, iptali istenilen genel kurul toplantılarının sahte imza ile yapılmadığını, toplantıların yasada belirtilen usullere uyularak yapıldığını, davacının hayali beyanlar ve asılsız iddialarla pay devrini inkar ettiğini şirket işlerine katılmadığın, haksız çıkar elde etmek için kurgular yaparak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının benzer iddialarla başka kişilere sattığı taşınmazlara ilişkin imza inkarı ile tapu iptali ve tescil davaları açtığını, davacının, aleyhine başlatılan soruşturma için delil üretmek üzere davayı açtığını, davacının müvekkili şirkete ait parayı ve sözleşmeleri şirket merkezinden izinsiz alması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, sunulan uzman görüşlerinde genel kurul tutanakları, karar tutanakları ve hazurun belgelerindeki davacıya atfen yer alan ıslak imzaların davacının eli ürünü olduğunun belirlendiğini, yapılan tüm işlemlerin usulüne uygun şekilde yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davası ayrılan davalılar ..., ... ve ... vekilleri savunmalarında özetle, piyasa koşullarında gerekli araştırmaların yapılarak, tapu siciline ve ticaret siciline güvenilerek taşınmaz satın alındığını belirtmişlerdir.İlk Derece Mahkemesi, 22.02.2024 tarihli ara kararında;"...HMK'nın 389/1.maddesi 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'HMK'nın 390/3.maddesi 'Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.' HMK'nın 391/1.maddesi, 'Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.' hükmünü içermektedir.Mahkemece tedbir talebi, dosya kapsamı dava dilekçesi,cevap dilekçeleri ve ibraz olunan belgeler itibariyle değerlendirilmiş olup,Yönetim kayyımı atanması istenen davalı şirketin halen seçilmiş ve yönetime devam eden bir müdürünün/yönetim kurulu başkanının olduğu, yönetim kurulu başkanının ayrıca çoğunluk pay sahibi ortak olduğu, yönetim boşluğu bulunmadığı,şirketin organsız kalmadığı Davalı şirkette bu aşamada yeni yönetim oluşturulması amacıyla genel kurul toplantısı yapılmasında; mevcut yönetim bulunması, pay oranlarının değişmemiş olması nedeniyle, genel kurulda yapılacak seçimde muhtemel yönetim değişikliğinin öngörülemeyeceği İhtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişki dosya kapsamı delillere göre yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği..' gerekçesiyle davalı ...'nin 13.10.2017,17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihlerinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantılarında Hazır bulunanlar Listesi ve Toplantı tutanaklarında davacıya atfen atılı bulunan imzaların eli ürünü olmaması sebebiyle, şirketin hukuka uygun şekilde seçilmiş Yönetim Kurulu Bulunmaması sebebiyle, Yöneticisiz olduğundan Yönetim Kayyımı atanması, şirket’in hali hazırda hukuka uygun şekilde seçilmiş Yönetim Kurulu Bulunmaması ve TTK.m.412 gereğince Yönetim Kurulu’ndan genel kurul çağrısı yapılmasının istenmesine hukuken olanak bulunmadığından; dilekçesinin 5.maddesinde yazılı olan gündem maddelerinin görüşülmesi için Genel kurul Toplantı çağrısı yapılması ve genel kurul toplantısının düzenlenmesi için kayyım atanması..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ;Davalı şirketin 13.01.1980 tarihinde kurulduğunu ve çeşitli tarihlerde yapılan unvan değişikliği ile bugünkü unvanını aldığını, 08.12.2004 tarihinde yapılan 1997 ile 2003 faaliyet dönemlerine ilişkin genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesine göre şirketin tüm paylarının davacıya ait olduğunu, ancak yasa gereğince bir kısım payların davacının çocukları ile dışarıdan ortaklara verildiğini, 26.12.2014 tarihinde yapılan 2004 ile 2013 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında şirketin tek yönetim kurulu üyesi olarak davacının seçildiğini, bu tarihli toplantının hazirun cetveline göre şirkete ait tüm payların davacıya ait olduğunu, suç teşkil eden eylemlerle üçüncü kişilere satılan taşınmazlar dışında şirketin faaliyeti bulunmadığını, bu nedenle olağan genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığını, 1997 yılından 2014 yılına kadar iki kez olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, şirkete ait olan ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokağı ... ada, ... ve ... parsellerde yapılan binalarda kat irtifakı tesis edilmiş 11 adet bağımsız bölümü bulunduğunu, ancak taşınmazların davalılar arasında oluşturulan çıkar amaçlı suç örgütü faaliyetleri kapsamında ve düzenlenen sahte resmi ve özel belgelerle, ticari şirket dolandırıcılığı eylemleri sonucu, yolsuz tescil ile davalılar adına tescil edildiğini, Davada her ne kadar davalı ...’a usulsüz olarak devredilmiş gibi gözüken şirkete ait %90 payın iptali ile davacıya devri, şirkete ait gayrimenkullerin danışıklı olarak üçüncü kişilere devri sebebiyle, tapu iptali ile şirket adına tescili taleplerinin dava konusu yapılmasına karşın mahkemece bu taleplerin dava dosyasından tefrik edilerek ayrı esasa kayıt edildiğini, böylece davanın yönetim kurulu kararlarının ve genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti, şirketin hali hazırda hukuka uygun olarak seçilmiş bir yönetiminin bulunmaması sebebiyle, yönetim kayyımı atanması, şirket genel kurul toplantısının yapılması için, hissedarın TTK'nın 411. maddesine göre talepte bulunacağı bir yönetim kurulu bulunmadığından genel kurul toplantı çağrısının yapılması ve toplantının tüm aşamaları ile tamamlanması için kayyım atanmasına karar verilmesi istemi ile sınırlı hale geldiğini, Bu talepler yönünden talep edilen ihtiyati tedbirin reddine karar verilmekle birlikte 13.10.2017, 17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihli genel kurul toplantıları hazır bulunanlar listesinde bulunan davacıya ait imzaların sahte olduğunun 4.09.2023 tarihli ve ...tarafından hazırlanan uzman görüşü ile belirlendiğini, davacının katılmadığı genel kurullarda imzası taklit edilerek alınan kararların usulsüz olması nedeniyle yoklukla malul olduğunu, genel kurul karar defteri, tescil için sicile verilen toplantı tutanakları ve hazır bulunanlar listesinin celbi halinde belgelerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşılacağını, sahtecilikle yapılan yönetim kurulu toplantıları ve genel kurul toplantılarının batıl olduğuna ilişkin imzaya yönelik inceleme raporunun bulunduğu dikkate alındığında, yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini, bu kararlara dayalı olarak işlem yapılamayacağını, paydaşın genel kuruldaki haklarının sadece yeni yönetimi seçme olmayıp, şirketi denetleme ve mali durumu hakkında bilgi alma hakkı bulunduğundan bu hakların kullanılması için genel kurul çağrısı için kayyım atanması gerektiğini, usulsüz olarak seçilmiş gözüken yönetim kurulu üyesi ...’un, yasal sınırlamalara karşın, şirkete ait tüm varlıkları hileli işlemlerle elden çıkardığını, şirketin tek varlığı ve faaliyeti olan gayrimenkullerin toptan devri ile ilgili genel kurul onayının bulunmadığını, muvazaalı işlemin perdelenmesi için piyasa değerinin çok altında şirkete girmiş paraları zimmetine geçirdiğini, bu eylemleri yapan bir yöneticinin usulüne uygun seçildiğinden söz edilerek talebin reddine karar verilemeyeceğini, davası ayrılan davalılarla bu davalı arasındaki suç teşkil eden eylemler nedeniyle mahkemece CMK'nın133.maddesi gereğince kayyım atanmasının gerekli olabileceğini değerlendirerek, Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunmak gerekçesi ile ret kararı vermesinin gerekçe açısından daha doğru olacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 30.10.2017, 17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihli genel kurullarının sahte imzalarla yapılması nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine, bu genel kurul kararlarına göre oluşan yönetim kurulunun aldığı kararların batıl olduğunun tespitine, sahte ve usulsüz işlemlerle devir edilen şirkete ait taşınmazların tapu kaydının iptali ile şirket adına tesciline, davacı adına kayıtlı şirket paylarının usulsüz şekilde davalı ...'a devir edilmesi nedeniyle pay devrinin iptali ile payların davacı adına tescili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde ayrıca şirket yöneticisinin usulsüz işlemlerle diğer davalılara devir ettiği ileri sürülen şirkete ait taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile şirket adına tescili talep edilmiştir. Davacı vekili dava içinde genel kurul toplantısının yapılması için şirkete kayyım atanmasını, sahte devir ve genel kurul toplantıları ile oluşturulan yönetim kurulunun usulüne uygun seçilmemesi nedeniyle şirkete yönetim kayyımı atanmasına ve devre konu paylar ile taşınmazların üçüncü kişilere devrinin tedbiren durdurulmasını istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesi ile birlikte talep edilen ihtiyati tedbir talepleri 13.10.2023 tarihli ara kararla değerlendirilerek tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuş ve istinaf talebi Dairemizin 14.12.2023 tarih ve 2023/2452 Esas, 2023/2055 Karar sayılı ilamı ile incelenerek reddedilmiştir.Dairemizin incelemesinden sona davacı vekili bu kez 30.10.2023 tarihli dilekçe ile yönetim kurulunun usulsüz oluşması nedeniyle şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve usulsüz şekilde oluşan yönetim kurulundan, genel kurulu toplantıya çağrılmasının istenemeyeceği gerekçesiyle, şirketin belirtilen gündemle genel kurulunun yapılması için kayyım atanması hususunda tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin tüm paylarına sahip olduğunu, şirketin dava konusu edilen taşınmazlar dışında mal varlığının bulunmaması nedeniyle uzun süre genel kurul toplantısı yapmadığını, ihtiyaç duyuldukça bir kaç yıllık genel kurulların bir kerede yapıldığını, 2014 yılında yapılan genel kurul toplantı tutanağında davacının şirketin tüm paylarına sahip olduğunu, ancak davalı ...'un hileli ve sahte işlemlerle davacının paylarının büyük kısmını ele geçirdiğini, bu devirle oluşan sahte ortaklık yapısı ile müvekkilinin imzası taklit edilerek sahte şekilde düzenlenen genel kurullarla yeni yönetimin oluşturulduğu ileri sürmektedir. Bu şekilde oluşturulan yönetimin gerçek bir ticari ilişki olmaksızın hileli ve sahte işlemlerle şirkete ait dava dilekçesinde belirtilen taşınmazları diğer davalılara devir ettiği, yapılan devir işleminin fiktif olduğu, şirket kasasına para girmediği, hileli işlemlerin anlaşılması üzerine şirket kayıtlarında sonradan düzeltme yapılmaya çalışıldığı belirterek pay devri ile taşınmaz devrinin iptaline, sahte şekilde düzenlenen genel kurul kararları ile genel kurullara göre oluşturulan yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir. Dava dilekçesinde ayrıca taşınmazların üçüncü kişilere devrinin tedbiren önlenmesi, sahte işlemle yapıldığı ileri sürülen pay devri nedeniyle dava süresince payların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi, sahte genel kurullarla oluşturulan ortaklık yapısı nedeniyle şirketin yönetimsiz olması nedeniyle şirkete yönetim kayyımı atanması, dilekçede yazılan gündemle gerçek ortaklarla genel kurulun toplanması için çağrı yapmak üzere kayyım atanmasına karar verilmesi istenmiştir. İlk derece mahkemesinin 22.02.2024 tarihinde yapılan duruşmasında, davalı şirketin 13.10.2017, 17.06.2020 ve 18.08.2022 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında hazır bulunanlar listesi ve toplantı tutanaklarında davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olmaması sebebiyle, yapılan genel kurul toplantıları ile bu toplantılardan alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespiti yönünden ön inceleme yapılmış ve eldeki davada sadece bu talebe ilişkin yargılama yapılmasına karar verilmiştir. Mahkemece aynı duruşmada, şirkete ait olan ... Mahallesi ... ada ... ve ... parselde bulunan 11 adet kat irtifakı kurulmuş bağımsız bölüme ilişkin tapuların davalılar ..., ... ve ...’ya devrine ilişkin tapu iptali ve tescil davasının ayrılarak başka bir esasa kaydına ve bu davalar yönünden görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkemece ayrıca davacının, davalı şirketteki davalı ... adına kayıtlı gözüken 40.000,00. TL sermayeye tekabül eden (Şirket’in toplam payının %90’ı) payın iptali ile davacı adına tesciline, davacının halen sahibi gözüktüğü %10 payla birlikte Şirket’te toplam %100 (50.000,00TL sermayeyle tekabül eden) paya sahip olduğu hususunun pay defterine işlenmesine ilişkin talebinin de bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verilmiştir. Bu durumda eldeki davada, sadece davalı şirkete yönelik olarak açılan TTK'nın 445 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel kurul kararlarının iptali/butlanı ve yokluğunun tespiti ile bunlara ilişkin tedbir taleplerinin yargılama konusu olarak kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yargılama konusu şirkete yönetim kayyımı atanması ile genel kurulun belirlenen gündemle toplanması için kayyım atanmasına ilişkin tedbir talebi, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacı vekili, yapılan genel kurullara ilişkin hazır bulunanlar listesindeki davacıya atfen atılan imzanın, davacının eli ürünü olmadığına ilişkin uzman görüşü sunmuştur. Davacı vekilince sunulan ... tarafından sunulan ve UYAP ortamında bulunan uzman görüşünün fotokopi belgeler üzerinden düzenlendiği ve bir kısım imzaların davacının eli ürünü olduğu, bir kısım imzaların ise davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir. Diğer yandan davalı şirket ile davalı ... vekilince de genel kurul tutanakları, alınan yönetimsel kararlar ile birlikte imza incelemesine ilişkin üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan uzman görüşü sunulmuştur. Prof. ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 01.11.2024 tarihli uzman görüşünde, atılan imzaların davacının eli ürünü olduğu belirlenmiştir. Mahkemece, 16.05.2024 tarihli duruşmada, sunulan uzman görüşleri arasında çelişki bulunduğundan genel kurul tutanaklarının asıllarının ve tatbike esas imza örneklerinin alınarak Adli Tıp Kurumundan imza incelemesi hususunda rapor alınmasına karar verilmiştir.HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Mahkemece tedbir talebinin değerlendirildiği tarih itibariyle, davalı şirket ve davacı tarafından sunulan uzman görüşleri ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmiştir. Belirtilen delilere göre ve henüz ibraz edilen uzman görüşleri arasındaki çelişki giderilmeden, davacı tarafından sunulan uzman görüşündeki tespitler ile bu raporun fotokopi belge üzerinde inceleme yapılarak düzenlendiği dikkate alındığında tedbire ilişkin iddiaların yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemez. Mahkemece mevcut delillere göre inceleme yapılmış olup, ayrıca CMK'nın 133.maddesi kapsamında işlem yapılması için talepte bulunulmasına veya bu gerekçe ile talebin reddine gerek bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelere göre mevcut durumda şirketin organsız kalmadığı ve genel kurul toplantısının çağrısı için yönetim kurulunun yetkili olduğu, yönetim kurulunun usulsüz oluştuğu iddiasının sunulan uzman görüşleri ve dosya kapsamına göre yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı, ilerleyen yargılama sürecinde taraflarca sunulan delillerin toplanıp incelenmesinden sonra mahkemece her zaman ihtiyati tedbirin yeniden değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Mahkemece sunulan deliler ve uzman görüşlerinin incelenmesine göre, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişki yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğine ilişkin ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin 22.02.2024 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02