İstanbul BAM 14. HD 2024/639 E. 2024/869 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/639
2024/869
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/639
KARAR NO: 2024/869
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/01/2024
NUMARASI: 2023/1005 E. - 2024/20 K.
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılı Aralık ayından itibaren Tasfiye Halinde ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'de çalışmasına rağmen, sigorta kaydının yapılmadığını, erken emekliliğe ilişkin yasadan faydalanmak için hizmet tespiti davası açılacağını, ancak şirketin re'sen terkin edildiğinin öğrenildiğini, hizmet tespiti davasında taraf teşkilinin sağlanması için 13.10.2016 tarihinde re'sen terkin edilen şirketin ihyası gerektiğini, re'sen terkin nedeniyle husumetin ticaret sicil müdürlüğüne ve tasfiye memuruna yöneltildiğini ileri sürerek, hizmet tespit davası açabilmek ve husumet yönünden taraf teşkili sağlanması için Tasfiye Halinde ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde sorumluluğun şirketin tasfiye memuruna ait olduğunu, ek tasfiye kararı verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davada yasal hasım olan ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacının ihyasını talep ettiği şirkette çalışmış olduğunu iddia ettiği ve sigorta hizmet tespitine ilişkin açmak istediği davaya istinaden Tasfiye Halinde ... İşletmeciliği San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasını talep ettiği, ihyası talep edilen şirkete karşı açılmış olan bir davasının mevcut bulunmadığı, davacının ihyası talep edilen şirkette çalışmış olduğuna dair herhangi bir delil de sunulmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının şu aşamada tespit edilememesi" gerekçesiyle ihya davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1998 yılı Aralık ayından beri çalışmasına rağmen sigorta girişinin yapılmadığını, TBMM'ye sevk edilen erken emeklilik ile ilgili yasadan faydalanmak için terkin edilen şirkete karşı hizmet tespiti davası açılacağını, terkin edilen şirkete karşı açılacak hizmet tespiti davasında taraf teşkilinin sağlanması için ihya davası açılması, şirketin ihyası ile şirketin hizmet tespiti davasına taraf olarak ekletilmesi gerektiğini, bu nedenle dava açılmasında hukuki yarar bulunduğunu, müvekkilinin, davalı iş yerinde çalıştığına ilişkin belgelerin mahkemeye sunulduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
NCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için şirket sicil kaydının ihyası talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılının Aralık ayından itibaren tasfiye edilen ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde çalışmasına rağmen, bir kısım çalışmalarının SGK'ya bildirilmediğini, erken emeklilikle ilgili yapılacak yasal düzenlemeden faydalanmak için hizmet tespit davası açılacağını, ancak terkin edilen şirketin davalı gösterilmesinin mümkün olmadığından taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasının talep edildiğini belirterek, şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklar kurulunca alınan kararla tasfiye sürecine sokulduğu, tasfiye işlemlerinin tamamlanarak 07.10.2016 tarihinde şirketin terkin edildiği, dava dilekçesinin aksine terkinin re'sen yapılmadığı ve TTK'nın 547. maddesi gereğince, ihya talebinin yasal hasım olan sicil müdürlüğü ile son tasfiye memuruna yöneltildiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. Yukarıda belirtildiği üzere, ihya talebi TTK'nın 547maddesine dayalıdır. İlk derece mahkemesince, yetkisizlik kararı üzerine tensip zaptı düzenlenmiş ve duruşma açılmaksızın hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçeli kararda isabetli şekilde hukuki yararın bir dava şartı olduğu belirlendikten sonra, derdest bir hizmet tespiti davası bulunmadığı ve ihyası talep edilen şirkette çalışıldığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Tüzel kişiliği sona eren bir şirkete karşı dava açılmak istendiği takdirde, bu şirketin ihyasına karar verilmesi zorunludur. İhya davası basit yargılama usulüne göre incelenmesi gerekmektedir. HMK'nın 316 vd. maddelerinde basit yargılamaya ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. HMK'nın 318. maddesinde, tarafların tüm delillerini dilekçe ile birlikte verecekleri düzenlenmiştir. Ön inceleme ve tahkikatın usulü ise aynı Kanun'un 320. maddesinde belirlenmiştir. Yargılamada, tarafların ileri sürdüğü vakıaların denetlenmesi gerekmektedir. Dava basit usule tabi olmakla, HMK'nın 320/1. maddesi uyarınca duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün ise de bunun için hukuki dinlenilme hakkının tam olarak sağlanmış olması ve müphem noktaların açıklığa kavuşmuş olması gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece tensip zaptı ile duruşma günü tebliğ edilmiş ancak duruşma açılmamıştır. Esasen, çalışmaya ilişkin belgeler açılacak davada değerlendirilecek olup, ihya davasında bu belgelerin değerlendirilmesine gerek bulunmamasına rağmen, davacı vekili istinaf başvurusu ekine bir kısım çalışma belgelerini eklemiştir. Derdest bir dava bulunması halinde ihya kararı verilmesi gerekirse de, açılacak bir davada ihya kararının verilmesi için TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına göre işlem yapılması gerekir. Eldeki davada, davacı, hizmet tespiti davası açacağını belirterek, somut beyanlar ileri sürmüş ve çalışmaya ilişkin bir kısım deliller sunmuştur. İhya davasının amacı dikkate alındığında, bundan fazla bir ispat yükü davacıdan beklenemez. Bu nedenle ihya talebine ilişkin delillerin duruşma açılarak sorulması ve sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkını ve mahkemenin bu açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve karaların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de kapsar. Davacıya taleplerini açıklama fırsatı verilmeden karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder niteliktedir. Bu nedenle, mahkemece duruşma açılarak, davacının sunacağı belgelerin değerlendirilmesi ile gerektiğinde hizmet tespiti davasının yürütülmesi ve infazı ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve deliller toplanmadan karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, ilk derece mahkemesince, talep hâlinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, İlk Derece Mahkemesi tarafından, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02