İstanbul BAM 14. HD 2024/771 E. 2024/866 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/771
2024/866
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/771
KARAR NO: 2024/866
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2024
NUMARASI: 2023/576 E. - 2024/146 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Saklama sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... teknesine bağlama hizmeti verilmesi için taraflar arasında 13.02.2022 ile 15.03.2023 tarihleri için düzenlenen sözleşmenin süresinin bitmesine rağmen, teknenin marinadan alınmadığını, müvekkilince önceki süre kadar, sözleşmenin yenilendiğini, alınan hizmetin inkar edilmemesine rağmen marina ücret tarifesine göre fatura bedelini ödemediğini, bakiye saklama alacağının ödenmemesi üzerine keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 12.04.2023 tarihli ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, uyuşmazlığın deniz ticareti ya da sigortasından kaynaklanmadığını, uyuşmazlığın marina bağlama hizmeti ve çekek ücretine ilişkin olması nedeniyle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, takibe dayanak sözleşmenin genel işlem koşulu içeren haksız şart niteliğinde olduğunu, sözleşme şartlarının müzakere edilmediğini, çekek ücretinin yönetmeliğe aykırı şekilde artırıldığını, verilmeyen hizmet bedelinin talep edildiğini, savunarak, davanın reddini istemiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işleminden kaynaklandığı, buna göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği, benzer nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/29354 Esas 2020/705 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/99 Esas 2022/290 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2022/2945 Esas 2023/1408 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 2021/1597 Esas 2021/1198 Karar sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla.." gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı oyukluğu nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, İstanbul tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ile ... teknesinin 13.02.2022-15.03.2023 tarih aralığında bağlanması için hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme süresinin dolmasına rağmen teknenin alınmadığını ve marinada konaklamaya devam ettiğini, bu nedenle önceki sözleşme süresi kadar sözleşmenin yenilendiğini, saklama ücretinin ihtara rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, davanın deniz ticareti alacağından kaynaklanan ticari iş olması nedeniyle mahkemenin görevli olduğunu, TTK'nın 4. maddesindeki ticari dava tanımı ile 19. maddesindeki ticari iş kavramına göre, davanın deniz ticaretinden kaynaklanan uyumazlıklar için görevlendirilen mahkemede görülmesi gerektiğini, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda deniz ticareti ile ilgili bir düzenleme bulunmadığını, hüküm olmayan hususlarda işin niteliğine göre, TTK veya TBK’nın uygulanacağını, mahkeme kararında atıfta bulunulan kararlardaki maddi olayın farklı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen tekne bağlanmasına ilişkin saklama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, davalının maliki olduğu Talya 34 isimli teknenin müvekkiline ait marinada konaklaması için düzenlenen sözleşmenin süresinin sona ermesine rağmen, teknenin alınmadığını ve müvekkilince aynı süre ile yenilenen sözleşme kapsamında hizmetin verilmeye devam edildiğini, davalının saklama ücretini ödememesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili ise mahkemenin görevsiz olduğunu, sözleşmenin genel işlem koşulları barındırdığını ve talep edilen ücretin fahiş olduğunu savunmaktadır. Dava konusu teknenin, İstanbul Liman Başkanlığına ait bağlama kütüğü ruhsatnamesine göre, davalıya ait özel tekne niteliğinde olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 14.01.2021 ile 13.02.2022 tarihleri arasında bağlama hizmeti verildiği, bu tarihten sonra da tekneye hizmet verilmeye devam edilmesinden kaynaklanan 13.02.2022 ile 15.03.2023 arası bağlama ücretinin talep edildiği anlaşılmıştır. Denizcilik İhtisas Mahkemeleri 28.04.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5136 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanunla kurulmuştur. 5136 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine son fıkra olarak "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir" hükmü eklenmiştir. Bu maddeye göre Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin görev alanı 6762 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklarla sınırlıdır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır (m.1533). 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5/2 maddesinde "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmü getirilmiştir. Yeni Ticaret Kanunun'da "Dördüncü Kitap" yerine "bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan" denilerek söz konusu mahkemenin bakacağı işlerin alanı, amaca uygun olarak genişletilmiş, münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarıyla ilgili olarak Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlendirme yapabileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda ticaret mahkemelerinden hangisinin münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili hukuk davalarına bakacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun görevlendirme kararına göre belirlenecektir.28.05.2014 tarihinde yüıürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 3/1 maddesinin (k) bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici; (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu ve 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından bağlama hizmeti verilen Talya 34 teknesinin bağlama kütüğü ruhsatına göre özel tekne olduğu, taralar arasında düzenlenen sözleşme ile davalıya bağlama hizmeti verildiği görülmektedir. Eldeki davada, davanın dayanağı bağlama sözleşmesi olup, dosya kapsamı uyarınca sözleşmenin konusu özel yattır. Dava, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup davacı, tacir olmayıp tüketicidir ve taraflar arasındaki işlem 6502 sayılı Kanunun 3/1.madesi uyarınca tüketici işlemidir. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığa bakma görevi Tüketici Mahkemelerine ait olup mahkemece bu gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Davacı vekilince işlemin tüketici işlemi olmadığı, kararın TTK'nın 5/2. maddesine aykırı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması, uyuşmazlığın ticari dava olarak kabulüne engel değildir. Tüketici işlemi kavramı ile ticari dava kavramı farklı iki kavram olup her iki kavrama da farklı sonuçlar bağlanmıştır. Tüketici işlemi niteliğindeki özel hukuk uyuşmazlıklarının aynı zamanda ticari dava niteliğinde olması işlemin tüketici işlem niteliğini ve buna bağlanan sonuçları ortadan kaldırmaz. TKHK'nın 83/2. maddesine göre taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Bu düzenlemeye göre bir işlemin tüketici işlemi olması halinde başka kanunlarda aynı tüketici işlemine ilişkin düzenleme bulunsa bile işlem tüketici işlemi olarak kalmaya devam edecek, dava açılması halinde ise görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Bu nedenle TTK'nın 5/2 maddesine aykırı bir durum söz konusu olmadığından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02