SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/877 E. 2024/773 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/877

Karar No

2024/773

Karar Tarihi

9 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/877

KARAR NO: 2024/773

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/01/2020

NUMARASI: 2018/1197 E. - 2020/31 K.

DAVANIN KONUSU: Ortaklıktan Çıkarma Veya Fesih Tasfiye

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarma veya fesih tasfiye davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı ortağın çıkarılması talebinin husumet yönünden reddine, haklı nedenlerin oluşması nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tarafların eşit paylarla ortak olduğu davalı şirkete davalı ortak ile ... münferit yetkili olarak şirket müdürü olarak atandıklarını, ancak davalının şirket sözleşmesinden ve kanundan doğan yükümlülüklerinin ihlal ettiğini, sergilediği davranışlar nedeniyle kendisine olan güveni ortadan kaldırdığını, şirket sözleşmesinde haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin hüküm bulunmadığını, şirket sözleşmesinin 13. maddesine göre, sözleşmede hüküm bulunmayan hususlarda TTK hükümlerinin uygulanacağını, 26.10.2016 tarih ve 2016/1 nolu genel kurul kararı ile şirketin adresinin değiştirilerek davalının kızının ev adresinin muamele merkezi yapıldığını, davalı müdürün kızının şirketine büyük miktarda para gönderildiğini , müvekkilinin bu genel kurul toplantısından haberi olmadığı ve katılmadığı halde sahte imza atılarak karar yönünde oy kullanmış gibi gösterildiğini, 17.08.2017 tarihli TTSG'de ilan edilen 10.08.2017 tarih ve 2017/1 nolu genel kurul kararı ile ...'ın müdürlükten istifasının kabul edildiğini ve şirketin muamele merkezinin değiştirildiğini, bu toplantıda da müvekkilinin yerine sahte imza atılarak toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, 19.08.2018 tarihli TTSG'de ilan edilen 06.07.2018 tarih ve 201/1 nolu kararla şirket merkez adresinin yine değiştirildiğini, bu işlem için oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayeninin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerektiğini, müvekkilinin toplantıya katılmadığı halde, adına sahte imza atılarak oy kullanmış gibi gösterildiğini, sahte imza ile genel kurul yapıldığından suç duyurusunda bulunulduğunu, şirket sözleşmesinin 7. maddesine göre genel kurul toplantılanna ilişkin ilanlanın toplantıdan en az 10 gün önce yayınlatılması gerektiğini, genel kurula ilişkin yetkilerin müdürün devredilemez yetkisi olduğu gibi, genel kurula katılmanın müvekkilinin vazgeçilmez hakkı olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılmasının ve şirket iradesinin oluşumunun engellendiğini, ilk olağan genel kurulun kuruluşu izleyen ilk hesap yılının başlangıcından itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerekmesine rağmen 31.03.2015 tarihine kadar ve 2015 yılı içerisinde olağan genel kurul toplantısı yapılmadığını, davalının usulsüz topladığı genel kurulun yetkilerinin kötüye kullanarak, keyfi şekilde kar dağıtmamaya karar vererek müvekkilini mağdur ettiğini, sürekli kar payı dağıtılmamasımn şirketin haklı sebeple feshi ve davalı ortağın şirketten çıkarılması için haklı bir sebep olduğunu, kar dağıtmama kararına karşı iptal davası açılmasının bir seçenek olduğunu, ancak iptal davalarının tekrarlanması halinde bununda haklı nedenle fesih davasının yolunu açacağının kabul edilmesi gerektiğini, iki kişilik limited şirkette haklı sebeple çıkarma davası açılabilmesi için genel kurul kararının aranmayacağını, davanın gerçek taraflarının her iki ortak olduğunu, şirketin bu davada herhangi bir rolü bulunmadığını, haklı sebeple çıkarılma talep edecek ortağın doğrudan mahkemeye başvurarak şahsında veya davranaışında haklı sebep oluşan ortağın çıkartılmasını talep edebileceğini, davalı ortağın, sadece müvekkili adına sahte imzalar atmakla yetinmediğini, şahsi harcamalarını şirket hesaplarından gerçekleştirdiğini, davalı şirketle aynı adreste davalının kızı tarafından kurulan şirkete fiktif işlemlerle para aktarıldığını, ticari ilişki bulunmayan başka şirketlere yüklü miktarda para gönderildiğini, TTK'nın 636/3. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketin feshini talep edebileceğinin düzenlediğini, genel kurulun bir çok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık haklan ile bireysel hakların devamlı ihlali, bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, sürekli kar payı dağıtılmaması, dağıtılan kar payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığını, ortağın açacağı davada husumetin şirkete yönlendirileceğini ileri sürerek, davalı ... haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkanlmasına, olmazsa tedritli olarak davalı şirketin haklı sebeplerle feshine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Bu genel açıklamalar ışığında huzurdaki dava değerlendirilecek olursa: şirketin %100 üne sahip pay sahibi olan davacı ile diğer ortağın bir araya gelerek uzun zamandan beri ortaklar kurulunu toplayamadıkları ve yaptırılan zabıta araştırmasına göre davalı şirketin tescilli adresinde faaliyet göstermediği,davalı şirketin gayri faal olduğu anlaşılmıştır.Şirketler kâr amacıyla kurulur. Gayri faal olma durumunun süreklilik arzetmesi halinde, ekonomik amacını yitirdiğinin kabulü gerekir.(Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/11/2013 gün ve 2013/2984 esas,2013/19604 karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı şirketin uzun zamandan beri herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu gibi durumlarda ortaklar arasındaki anlaşmazlıkları gidermek üzere şirketin feshedilmeksizin çözüm yolları getirmek üzere konuyu düzenleyen 6102 sayılı TTK. 636/3' te 6762 sayılı kanundan farklı olmak üzere ilave çözüm yollarına hükmedilmiştir. Hükmün ikinci cümlesinde mahkemeye ilave bir imkân getirilerek 'Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir' şeklinde bir kural konulmuştur. Hüküm anonim ortaklığın haklı sebeple feshini düzenleyen TTK. 531' e paralel olduğundan bu hükümle ilgili kabul edilen esaslar limited ortaklıklar bakımından da tatbik edilebilir mahiyettedir.Esasen hüküm ilave bir imkâna yer verdiği gibi, davaya bakan mahkemeye son çare niteliğinde fesih kararı vermezden evvel uygun çözüm yollarını inceleme mükellefiyeti de getirmektedir. Şöyle ki, fesih kararı verilmeden önce diğer çözümlerin, söz gelimi çıkmanın sonuç sağlayıp sağlamayacağı tartışılmalıdır. Zira bu yapılmadan feshe karar verilmesi bir bozma gerekçesidir (ERDEM, s. 223). Bir hukuki ilişkinin haklı sebeple sona erdirilmesi, son çare olarak uygulanması gereken ve eğer taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümü başka bir yolla sağlanabiliyor ise ancak ondan sonra başvurulması gereken tali bir çözüm tarzıdır. Kaynak İsviçre Hukukunda da, ortaklığın haklı sebeple feshi davasının tali bir yol olduğu kabul edilir. Her ne kadar gerek TTK 531' in gerekse TTK. 636/3' ün lafzı öncelikle fesih yöntemini dile getiriyor ise de bu yanıltıcıdır. Zira fesih, tali ve son çare 'ultimo ratio' bir çözüm tarzıdır. Taliliğin genel olarak iki şekilde anlaşıldığı görülür. Bunlardan ilki, öncelikle diğer çözüm yollarına başvurulmuş olması gerektiği, diğeri ise, haklı sebeple fesih sebeplerinin diğer fesih sebepleri yoksa başvurulması gereken bir sebep olduğudur. Ayrıca, bilimsel öğretide yeni kabul gören bir fikre göre, diğer tedbirlerin uygulanması ile olası bir aykırılık giderilebilecek ise haklı sebeple fesih talebinin kabul edilmesi doğru olmayacağı gibi verilecek hüküm yönünden de orantılılık ilkesi göz önünde bulundurularak uygun ve kabul edilebilir bir çözüme hükmedilebilecektir.Yine diğer uygun çözümler değerlendirilmeden feshe karar verilmesi de bir bozma sebebidir.Ancak somut olayda şirketin faal olmaması ve davalı şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi hususları gözönüne alındığında davalı şirketin feshine,limited şirketin feshi davasında davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup,davacının ilaveten diğer ortağı davalı göstermesi doğru olmadığından gerçek kişi ortak aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi.." gerekçesiyle davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı olan davalı ... Limited Şirketinin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere SMMM ... TTK'nun 643. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 536/3.maddesi uyarince tasfiye memuru olarak atanmasına, bu hususta kendisine yetki verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İki ortaklı limited şirkette, diğer ortak davalı olarak gösterilebileceğinden aktif husumet bulunduğunu, tek ortaklı şirketin mümkün olması karşısında, ortaklığının diğer ortakla devamı ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, TTK'daki yeni düzenleme karşısında, iki kişilik ortaklıklarda çıkarılmanın mümkün olmayacağına ilişkin doktrinde de eleştirilen Yargıtay kararlarının geçerliliğinin kalmadığını, kaldı ki Yargıtay kararlarında da iki kişilik ortaklıklarda, diğer ortağa karşı dava açılmasının yeterli olacağının kabul edildiğini,Taleple bağlılık ilkesine uyulmadığını, öncelikle davalı ortağın haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, olmazsa terditli talep olarak şirketin haklı sebeplerle feshinin talep edildiğini, iki ortaklı şirkette haklı sebeple çıkarma davasının diğer ortak tarafından açılması ve takip edilmesinin mümkün olması nedeniyle, mahkemece kusurlu olan davalı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken şirketin feshine karar verildiğini, fesih davasında hakimin, davacının talebi dışında alternatif çözümlere karar verme yetkisi bulunduğunu, mahkemece alternatif çözüm yolları değerlendirilmeden tasfiyeye karar verilmesinin hatalı olduğunu, feshin son çözüm olması nedeniyle, davacı pay sahibinin paylarının satın alınması alternatifi gibi yolların değerlendirilmesi gerektiğini, haklı sebeple fesih davası için diğer hukuki yolların tüketilmesine gerek bulunmadığını, bunun için genel kurul kararlarının iptali veya butlanlarının tespiti, müdürler aleyhine sorumluluk davası açılması, bilgi alma ve özel denetim yollarının denenmiş olmasının şart olmadığını şirketin faal olmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, TTK'nın 636/2de yer alan "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa" hükmüne dayanılamayacağını, şirket genel kurulunun şekli de olsa toplandığını, fesih kararı verilmesi halinde şirket müdürlerinin dinlenerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için süre verilmesi, düzeltilmemesi halinde şirketin feshine karar vermesi gerektiğini, mahkemece verilecek sürenin bir fayda sağlamayacağının düşünülerek karar verildiğini, ancak bunun için Yargıtay kararlarına göre beş sene gibi bir sürenin geçmesi gerektiğini, işletme konusunun imkansız hale geldiğine ilişkin tespitin yerinde olmadığını, öncelikle şirketin konusu itibariyle objektif bir imkansızlık bulunmadığını, imkansızlığın tam mı kısmi mi olduğunun da değerlendirilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı ortağın limited şirket ortaklığından çıkarılmasına, olmadığı takdirde şirketin TTK'nın 636.maddesi uyarınca haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı şirket iki ortaklı limited şirket olup, davacı ve davalı ortak davalı şirketin eşit paylı ortaklarıdırlar. Eldeki davada HMK'nın 111. maddesine göre, terditli olarak, davalı ortağı şirket ortaklığından çıkarılması, olmadığı takdirde şirketin feshi ve tasfiyesi talep edilmiştir. Yargıtay 11.HD'nin 08.02.2016 tarih ve 2016/24-1120 E. K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, TTK'nın 640. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açabilir. Ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616. maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerekir. Bu durumda, istinaf başvurusunda ileri sürülen soyut ve teorik nedenlerin aksine bir ortağın diğer bir ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını talep edemeyeceği ve bu tür bir davada dava açan ortağın aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilerek davanın bu nedenle reddi gerektiği ve mahkemece ilk talebe ilişkin yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, terditli taleplerden ilki reddedilerek fesih ve tasfiye koşulları incelenmiştir. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine davacı ortağın payını gerçek değerinini ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Dava dilekçesinde ileri sürülen sahte imzalı genel kurul toplantılarının yapılması, bu toplantılarda usulsüz şekilde kararlar alınması, düzenli şekilde kar payı dağıtılmaması, şirketle aynı adreste davalı müdürünün yakınlarına ait bir şirket kurulması ve davalı şirketin mal varlığının bu şirkete veya fiktif işlemlerle başka şirketlere aktarılması başlı başına haklı sebep olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince haklı sebebin varlığına ilişkin araştırma yeterli olup, mahkemece ileri sürülen nedenlerin fesih ve tasfiye nedenleri olarak kabul edilmesi yerindedir. İstinaf başvurusunun aksine mahkemece talep aşılmamış, talepten başka veya farklı bir şeye karar verilmemiştir. Terditli taleplerden ilki reddedilmekle ikinci talep incelenmiştir. Fesih ve tasfiye de dava dilekçesinde, davacı tarafından talep edilmiştir. Yukarıda belirtilen TTK'nın 636/3. maddesinde belirtildiği üzere fesih yerine davacı ortağın gerçek değerinin ödenmesine ve davacının ortaklıktan çıkarılmasına veya başka bir uygun tedbire karar verilebilir. İstinaf başvurusunda açıkça davalı ortağın payının değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılması talep edilmiştir. Bu alternatif çözüm yolu yukarıda belirtildiği üzere, bir ortağın diğer ortağın çıkarılmasını talep edemeyeceği ilkesine aykırıdır. Ayrıca davacı ortağın payının ödenerek ortaklıktan çıkarılması yönünde mahkemece yapılan incelemede şirketin faal olmadığı ve şirketin devamında herhangi bir yarar bulunmadığı, işletme konusunun gerçekleştirilmesinin imkansız hale geldiği tespit edilmiştir. Nitekim mahkemenin gerekçeli kararından sonra, davalılarca sunulan 22.03.2021 tarihli dilekçe ile yasa yollarına başvurmaktan feragat edilmiş ve hükmün kesinleştirilmesi istenmiştir. Bu durumda davacı fesih istemiş davalılar fesih kararının yerinde olduğunu kabul etmişlerdir. Mahkemece yapılan araştırmada da şirketin faal olmadığı ve devamında ortaklar ve ekonomi için bir yarar kalmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle, deneysel olarak şirketin devamına karar verilmesinde hukuken korunabilir bir yön bulunmamaktadır. Mahkemece, fesih ve tasfiye ile alternatif çözüm yolları için yapılan araştırma ve inceleme ile varılan sonuç dosya kapsamındaki delillere uygundur. Davacı vekili davadan ve istinaf feragat ettiğine ilişkin 14.12.2020 havale tarihli dilekçeyi sunmuş ve mahkemece incelenen vekalette feragat yetkisinin bulunmaması nedeniyle, davacı vekiline tebligat gönderilmiş, yeni vekalet sunulmaması nedeniyle feragat konusunda bir işlem yapılmamış, feragate ilişkin bir vekalet sunamayan davacı vekili hükme yönelik istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosyadaki deliller, yapılan inceleme ve mahkemenin karar ve gerekçesine göre davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusun esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınVeyaTasfiyeözetisavunmalarınınÇıkarmaistinafdereceistanbulFesihgerekçesebepleriincelemeOrtaklıktankararınınilerierdemiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim