SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2021/905 E. 2024/764 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/905

Karar No

2024/764

Karar Tarihi

9 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/905

KARAR NO: 2024/764

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/01/2021

NUMARASI: 2018/420 E. - 2021/4 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan )

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; http://... internet sitesinde 02.05.2018 tarihinde “...” başlığı ile yayınlanan habere konu olan olayın manipüle edilerek, okuyucu ile paylaşıldığını, müvekkiline hakaret edilerek, manevi zarara sebep olunduğunu, oysa müvekkilinin setteki kaza iddiasına karşı gerekli açıklamayı yaptığını, kazanın müvekkilinin anlaştığı yapım firmasının çekimleri sırasında gerçekleştiğini ve doğrudan müvekkili ile bağlantılı olmadığını, haberde ifade edildiği üzere müvekkilinin olayla ilgili olarak sessiz kalmadığını ve kazanın setteki ihmallerden kaynaklanmadığını, buna karşın haber içeriğinin kamuoyunu yanlış yönlendirecek ve müvekkilinin itibarını zedeleyecek tarzda olduğunu, bu gibi durumlarda tüzel kişilerin de manevi tazminat talebinde bulunabileceklerini ileri sürerek, 50.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ... Ltd. Şti’nin yetkilisi olduğunu, şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğundan şirket yetkilisinin davalı olarak gösterilemeyeceğini, haberin ...’nin kendi haberi olmadığını, “...” tarafından yapılan basın açıklamasının haberleştirildiğini, olayın bir çok ... sitesinde yer aldığını, haberde ...’nin açıklamalarına da yer verildiğini, haberin tarafsız, objektif, görünürdeki gerçeğe uygun olduğunu, haberin manipüle edilmediğini, hakaret kastı bulunmadığını, manevi tazminatı gerektirir bir durum olmadığı gibi, talep edilen miktarın manevi tazminatın amacını aşar mahiyette olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, davalının http: //.... com internet sitesinde 02.05.2018 tarihinde 'TRT’nin dizisinde bir çocuğun vücudunun yarısını yaktılar' başlığı ile verilen haberden kaynaklanmaktadır. Davacı, anılan haberin, TTK'nın 54,56 maddesi, TMK24,25maddesi, TBK 49 ,57maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere 6102 sayılı Yasanın 54,56 maddesi uyarınca haksız rekabet hallerinden sayılmış olup, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı olmadığı, yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerek haber içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunmadığı, internet sitesinde yaptığı haberler nazara alındığında eleştiri sınırları dahilinde kabul edilerek yapılan yayında basın özgürlüğü sınırlarının aşılarak kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı, toplumun haber alma özgürlüğü kapsamında kaldığı, haksız rekabetin unsurlarının gerçekleşmediği , davalılara atfedilen eylemde hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığı, haksız rekabet hükümlerine dayalı tazminat talebinin kabulü açısından ayrıca zarar unsurunun oluştuğunu ortaya koyan ve HMK m.194 çerçevesinde somutlaştırılmış bir delil olmadığı, davaya taraf olan ve gazetecilik faaliyetiyle iştigal eden şirketlerin mevcut yayın politikaları karşısında okuyucu kitlelerinin genel olarak bu haberden etkilenebileceği yönünde somut bir delil bulunmadığı, davalıların haksız fiil niteliğindeki yanlış, yanıltıcı, gerçek dışı haber yapma eylemlerinden dolayı haksız rekabetin oluştuğuna ilişkin davacı iddiaları kanıtlanmış değildir. Yazılan yazılarda davacıyı kötüleme, incitme, toplumda hor görme amaçlarının da hedeflendiği belirgin değildir ve yayınlanan bu haberin davacı şirketin itibarını zedelediği de kanıtlanmış durumda değildir. Haber, özü itibariyle Basın Yasası'nın verdiği özgürlük sınırı içinde kaleme alınmış olup, B.K. 49., M.K'nın 24. ve 25.Maddeleri'nde yerini bulan koşullar da davacı yönünden gerçekleşmiş değildir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 04/10/2017 tarih 2016/2228 Esas 2017/5069 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/04/2014 tarih 2012/17232 Esas 2014/6509 Karar sayılı ilamı) Bu kapsamda davacının manevi tazminat talepleri yönünden davalılar hakkında yerinde görülmeyen.." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalıların 02.05.2018 tarihinde "..." başlığıyla yayımladıkları yazıda gerçeklerin manipüle edilerek, müvekkiline hakaret edildiğini, haberin müvekkiline yöneltilen algı operasyonunun bir parçası olduğunu, müvekkilince olaya ilişkin açıklama yapıldığını, olayın müvekkilinin anlaştığı bir yapım firmasının çekimleri sırasında gerçekleştiğinden doğrudan ... ile bağlantılı olmadığını, haberlerde ifade edildiği şekliyle müvekkilin olayla alakalı sessiz kalması, süreci takip etmemesi ve kazanın setteki ihmallerden kaynaklanması gibi bir durumun bulunmadığını, haberde adı geçen Oyuncular Sendikası ve Sinema Televizyon Sendikasının yaptığı basın açıklamasının başlığının "..." şeklinde olmasına rağmen, davalının haber başlığının "..." şeklinde manipülatif bir başlık kullanıldığını, haberle müvekkili ile ilgisi bulunmayan bir olayın hukuka aykırı şekilde müvekkiline bağlanarak manevi zarar verildiğini, alınan rapor ile başlıkta kullanılan dilin, basın özgürlüğü ve manevi zarar arasındaki dengenin oluşturulması için kullanılan "aracın amaca uygunluğu ilkesini" ihlal edebilecek mahiyet taşıdığı, dolayısıyla haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiğini, bir çok Yargıtay kararında kişilik haklarına saldırı oluşturan bu gibi durumlarda haksız rekabet oluştuğunun kabul edilerek tazminata karar verildiğini, yazının müvekkilini baskı altına alma amacıyla kaleme alındığı, kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aştığı, basın özgürlüğü kapsamında kalmadığı, içeriğindeki ifadelerin davacının doğrudan kişilik değerlerine yöneldiğini, kararın anaya sa ve uluslararası sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 55. maddesinde, “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). Buna göre, bir kişi bir başkasını ya da o kişilerin mal, iş ürünü, fiyat veya faaliyetlerini yanlış yere, yanıltıcı yere ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, haksız rekabet oluşturur. TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri ile basın hürriyetinin çatışması halinde korunması gereken hukuki yarar somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/1008 Esas, 2010/3631 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel medya bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; davacı vekili, davalıların, müvekkili kurumla ilgisiz bir haberi, gerçeğe aykırı bir tarzda ve müvekkilini sorumlu tutacak şekilde sunarak kişilik haklarına zarar verdiğini ileri sürmektedir. Dava konusu haber, davalı internet sitesinin yanı sıra başka haber mecralarında da okuyucuya ulaştırılmıştır. Haberde, davacı kurumun yapım için anlaştığı dava dışı bir şirketin "..." setinde yaşanan küçük bir çocuğun yanmasına ilişkin sendika açıklaması haberleştirilmiş ancak, açıklamadaki başlığın aksine "..." başlığı kullanılmıştır. Davacı vekili, bilirkişi raporundaki tespite göre haberin başlığı itibariyle aracın amaca uygunluğu ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Haberde, gerçek ve güncel bir olayın topluma haber verme amacıyla işlendiği ve haberde gerçeğe aykırı bilgi bulunmadığı açıktır. Haber içeriğinde, ... ve Oyuncular Sendikasının açıklamalarına yer verilmiş ve dizi setindeki çekim sırasında kaza sonucu bir çocuğun yanması olayına ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Başlık sarsıcı olmakla birlikte, haksız rekabet oluşturacak nitelikte değildir. Zira, başlık ve haber içeriği birlikte değerlendirildiğinde, kazanın meydana geliş şekli ile ilgili tüm bilgilerin derlenerek haberleştirildiği ve çekimi yapılan dizinin doğrudan ... tarafından çekilmemesine rağmen, ... tarafından hizmet alınan bir yapım şirketi tarafından çekilmesi nedeniyle, kullanılan başlığın manevi tazminatı gerektirir şekilde haksız rekabet oluşturmadığı açıktır. Aksi kabul basın özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğünün ağır şekilde ihlal edecektir. Mahkemece, bilirkişi raporu alınmış ise de, HMK'nın 266. maddesine göre, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel bilgilerle çözülecek hususlarda bilirkişi raporu alınması mümkün değildir. Haberdeki içerik ve dilin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususu da hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülebileceğinden esasen bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmamaktadır. Diğer yandan, alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi zorunlu değildir. Bilirkişi raporu, HMK'nın 281. maddesine göre hakim tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilir. Bir haberin hukuka uygun olup olmadığının hukuki bir değerlendirme içermesi nedeniyle, teknik veriler elde edildikten sonra hukuka aykırılığın mahkemece değerlendirilerek karar verilmesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenTazminatkonusutaraflarınözetisavunmalarınınistinafKaynaklanandereceistanbul(HaksızgerekçeRekabettensebepleri)incelemekararınınileriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim