SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/601 E. 2024/690 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/601

Karar No

2024/690

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/601

KARAR NO: 2024/690

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/12/2023

NUMARASI: 2023/795 E. - 2023/848 K.

DAVANIN KONUSU: Yönetim Kurulu Kararının Butlanı- Dava içi ihtiyati tedbir

Taraflar arasında görülen yönetim kurulu kararlarının butlanı davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi dikkate alınarak öncelikle ele alınıp incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu olan, kiracısı bulunduğu ve ... olarak bilinen yapıların yıkılarak yerine konut yapılması konusunda mülk sahibi ... ile ...AŞ arasında bir anlaşma imzalandığını ve 06.01.2023 tarihinde kamuoyuna açıklandığını, 27.01.2023 tarihinde ... firması tarafından keşide edilen bir ihtarname ile ilgili yapılarda bulunan kiracıların işyerlerini tahliyesi amacıyla kiracılara noter marifetiyle ihtar çekildiğini, müvekkili firmaca bu ihtara karşı olarak tahliye talebinin hukuki ve haklı bir sebebe dayanmaması sebebiyle karşı bir ihtar çekilerek müvekkili tarafından ilgili işyerinin tahliye edilmeyeceğinin bildirildiğini, bunun üzerine yaklaşık altı ay geçtikten sonra ... tarafından .... Ltd. Şti.’ne başvurulduğunu ve hazırlanan raporun bu firma tarafından 28.07.2023 tarihli bir dilekçe ile Şişli Belediyesine sunulduğunu, “riskli yapı tespit raporu” çıkarılmak suretiyle ilgili yapıların tahliye edilerek yıkılmak istendiğini, davacının ... AVM'de kiracı sıfatıyla bulunmakta olup hâlen davalı tarafa kira ödediğini, ilgili yapı için alınmış olan yıkım kararı sonrasında kiracıların tahliyeye zorlandığını ve yapının kullanılamaz hâle getirildiğini, davacının kira sözleşmesinden kaynaklanan haklarını kullanamadığını ve zarar gördüğünü, ilgili yapının riskli yapı olduğuna dair alınan raporun gerçeğe uygun olmadığını, yine gerçeğe uygun olmayan bu raporun dayanak olduğu yıkım kararı ve tahliye kararının da hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, Riskli Yapı" kararına dayanılarak ... Tarafından, ... AVM'nin yıkılmasına ilişkin olarak alınmış olan yönetim kurulu kararının dayanağının hukuka uygun olmaması ve gerçeği yansıtmaması sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, ... AVM'nin "Riskli Yapı" olmadığının yukarıda belirtilen raporlarla sabit olmasına rağmen .... Ltd. Şti. 'ne başvurulmak suretiyle ilgili yapılar hakkında rapor alınmasına ilişkin alınmış ... yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, ... AVM'de kiracı olarak bulunan firmaların tahliyesini de içeren ... AŞ'nin 06.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptaline, yıkım kararına neden teşkil eden .... Ltd. Şti.'nin ... AVM'ye ilişkin olarak hazırlamış olduğu riskli yapı raporunun hukuka aykırı olması ve gerçeği yansıtmaması nedenleriyle iptaline, keşif ve bilirkişi incelemesine kadar yapıya dair yıkım iş ve işlemlerinin durdurulması ve bina içindeki yıkıma ilişkin döküm işlemleri konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bilirkişi raporu ve keşif sonucunda yapının riskli yapı olmadığının tespiti hâlinde dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararının devam ettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince dilekçelerin teatisi yapılmadan yani dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, dosya üzerinden karar verildiğinden, davalının cevap dilekçesi mevcut değildir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava , davacının kiracı olarak faaliyet gösterdiği iş merkezinin maliki olan ... Anonim Şirketinin, Yönetim Kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından olup HMK'nın 115. maddesine göre mahkemece dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dava şartlarından olan dava ve taraf ehliyeti ile ilgili kavramlar ve yasal mevzuat irdelenmelidir. Türk Hukuk Lûgatında kelime anlamı 'bir şahıs veya bir şeyin hâli' olarak tanımlanan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, Cilt I, s. 977), dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise, o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, Cilt I, s. 332). Mahkemece taraflar arasındaki dava konusu hakkın esasına yönelik karar verilebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddî hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/(17)4-854 E., 2022/200 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Butlan, işlem veya kararın içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade eder. Yokluk ise hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamaması anlamına gelir.Yönetim kurulu kararlarının butlanı halleri, sınırlı sayı ilkesine tabi olmamak üzere TTK 391.maddesinde düzenlemiştir. TTK.m.391 incelendiğinde, yönetim kurulu kararlarının butlanına yol açacak hukuka aykırılıkların örnekleme yoluyla belirlendiği görülecektir. Anılan maddeye göre; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ya da bunların kullanılmasını güçleştiren veya kısıtlayan, diğer organların devredilmez yetkilerine giren konularda ya da bunların devrine ilişkin yönetim kurulu kararları batıldır. Bu anlamda, sözleşme özgürlüğünün genel sınırı niteliğindeki TBK.m.27 de göz önünde bulundurularak hukuki değerlendirme yapılmalıdır ( Aydın Alper Yüce, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı, Eylül 2013, Vedat Kitapçılık, sf 69 vd.). Yönetim kurulu kararlarının butlanı davasını kimlerin açabileceği konusunda TTK'nın 391. maddesinde açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olup yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu iddiası batıl yönetim kurulu kararı sebebiyle menfaati zedelenen herkes tarafından ileri sürülebilir.Yokluk ve butlan hallerinde dava hakkı ilgililere, diğer bir anlatımla bu davaya açmakta korunmaya değer menfaati olanlara aittir. Bunlar, başta şirket ortakları olmak üzere alacaklılar ve yönetim kurulu üyeleridir. Bu bağlamda paylar üzerinde tesis olunan rehin hakkı ve intifa hakkı sahipleri sözü geçen kararın sakatlığının saptanmasında menfaatleri bulunduğu taktirde ilgililer kapsamına dahil sayılmalıdır. Açıklanan mevzuat hükümleri ve ilkeler çerçevesinde; davacının, davalı şirket sermayesinde pay sahibi olmadığı gibi davalı şirket yönetim kurulu üyesi de olmadığı, dava dilekçesi ve 21/12/2023 havale tarihli dilekçede davalı şirket ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunduğunun veya davacının davalıdan alacağının bulunduğunun iddia edilmediği, dava dilekçesi ile 21/12/2023 havale tarihli dilekçeden davacının; davalıya ait taşınmazda dava dışı şirketle yapılan sözleşmeye istinaden kiracı sıfatının bulunduğu anlaşılmakla davacının ," menfaati zedelenen ilgililer " kapsamında değerlendirilemeyeceği , davacının işbu dava yönünden taraf sıfatının bulunmadığı kanaatine varılmakla HMK. 114/1-d ve 115/2 gereği davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, HMK'nın 114/1.d ve 115/2 maddeleri gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamış ve davanın TTK'nın 391. maddesine dayalı, yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti davası olup maddede, dava açabilecek kişilerin sınırlandırılmadığını, hukuki yararı bulunan herkesin bu davayı açabileceğini, ilk derece mahkemesi kararında da yokluk ve butlan davalarının, menfaati zedelenen kişiler tarafından açılabileceğinin belirtilmesine rağmen davanın sıfat bakımından reddine karar verildiğini, davacı şirketin davalının kiracısı konumunda olup hukuki menfaatinin bulunduğunu, emsal Yargıtay içtihadının bu yönde olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin de kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülerek kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Hukuki niteleme yetkisi mahkemeye ait olup, iddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki dava, hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 391. maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu kararlarının batıl (geçersiz) olduğunun tespiti talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesinde davanın açılması üzerine Mahkemece, 12.12.2023 tarihli ara kararı oluşturularak dava şartlarının denetlenmesi bakımından davacı vekiline, müvekkilinin davalı şirkette hissedar olup olmadığı konusunda açıklama yapması için süre verilmiştir. Davacı vekilinin, 25.12.2023 tarihli dilekçesiyle, müvekkilinin davalı şirkette ortak olmadığı ancak davanın TTK'nın 391.maddesi uyarınca yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti davası olması nedeniyle müvekkilinin dava açma hakkının bulunduğunun bildirilmesi üzerine, ilk derece mahkemesince, dilekçeler teatisi başlatılmadan dosya üzerinden istinafa konu nihai kararın verildiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesi, davacının kiracı sıfatı bulunmakta olup TTK'nın 391. maddesi uyarınca dava açabilecek kişilerin sıfatının belirlenmesinde kriter olan "menfaati zedelenen ilgililer" kapsamında kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının taraf sıfatının bulunmadığı belirtilerek, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.HMK'nın 155/1 maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetip bu konuda karar verebilir. Ancak bunun için dava şartları bakımından bir eksikliğin bulunması gerekir. İlk derece mahkemesi, taraf sıfatı yani davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Oysa taraf sıfatının dava şartlarıyla ilgisi yoktur. Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. HMK'nın 114/1-d bendi uyarınca tarafların dava ve taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Dava ehliyeti, kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek kişiler dava ehliyetine de sahiptir (HMK m.51). Taraf ehliyeti ise HMK'nın 50. maddesi uyarınca, medeni haklardan yararlanma ehliyetini ifade eder. Bu durumda, tüm gerçek ve tüzel kişiler taraf ehliyetine sahiptir. HMK'nın 114/1.e bendi uyarınca dava takip yetkisinin bulunması dava şartı olup HMK'nın 53. maddesi uyarınca dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade eder. Bu yetki, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenir. Davada taraf sıfatı yani husumet ise dava konusu sübtektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapıp karar veremez; davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Daha açık bir ifadeyle, taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu bir defi olmayıp davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Bu sebeplerle, ilk derece mahkemesince taraf sıfatının dava şartı gibi değerlendirilerek, dilekçeler teati edilmeden ve duruşma açılıp her iki tarafın hukuki dinlenilme hakları temin edilmeden karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken, usulüne uygun şekilde dilekçelerin teatisi işlemlerini tamamlamak, bundan sonra, dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olan hâller dışında, duruşma açarak ön incelemeyi ve tahkikatı tamamlayarak bir karar vermekten ibarettir. Taraf sıfatı hakkında duruşma açmadan karar vermek mümkün olmadığı gibi, davanın hukuki niteliği itibariyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, hukuki menfaatin bulunduğu sonucuna varılması hâlinde, davaya konu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391 ve TBK'nın 27. maddeleri uyarınca kanunun emredici hükümlerine, genel ahlaka ya da kamu düzenine aykırı olup olmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmelisi gerekir.Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı, tarafların hukuki dinlenilme haklarını ihlal eder nitelikte ve dava şartlarına aykırı bir karar olduğundan, kararın HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılması gerekmiştir.Davacı vekili, Dairemize hitaben verdiği ek dilekçe ile ihtiyati tedbir talep etmiştir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının, davadaki talepleri bakımından haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmiş olması gerekir. Somut olayda davaya konu şirket yönetim kurulu kararlarının kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine ya da genel ahlaka aykırı olduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığından, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği kanaatine varılmış ve davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve ayrıca davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,2-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 3-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.02.05.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenKurulukonusutaraflarınKararınınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulYönetimgerekçeDavaincelemenedenleriihtiyatiButlanı-kararınıntedbirileriiçiiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim