İstanbul BAM 14. HD 2022/1679 E. 2024/688 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2022/1679
2024/688
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1679
KARAR NO: 2024/688
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/06/2022
NUMARASI: 2021/475 E. - 2022/471 K.
DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz ve şirketin ihya edildiğinin tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle;davacı ... Şirketi ... Ortakları şirketinin 04.04.1973 tarihinde sicilde ilan edilerek kurulduğunu, kuruluşta ortakların gerçek kişi davacıların babası muris ... ile başka kişiler olduğunu, daha sonra hisse devirleri ile davacıların babasının şirketin %79 hissesine sahip olduğunu, %21 hissenin ise davacı gerçek kişilere ait olduğunu, davacılara ait %21 oranındaki hissenin davacıların verdiği vekaletnameyi kullanarak muris tarafından yine murisin ikinci eşi olan dava dışı ... devredildiğini, ardından davacı şirketin unvanının "... Adi Komandit Şirketi ... ve Ortağı ..." olarak değiştirildiğini, yine müvekkillerinden gizli biçimde Beşiktaş .... Noterliğinden tasdikli 19.02.2003 tarihli fesihname ile şirket fesih ve tasfiye edildiğini, daha sonra şirket üzerinde devredilmemiş araç ve gayrimenkul mal bulunduğunun ortaya çıkması üzerine muris ve ...'ın 07.10.2003 tarihinde İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesinde şirketin ihyası davası açtıklarını, mahkemece 11.02.2004 tarih 2003/1165 Esas, 2004/119 K arar sayılı ilam ile sadece ... İlçesi ... Mah. ... Cad. ... pafta ... Ada, ... parsel sayılı 1190 m2 miktarlı arsa üzerinde bulunan ve davacı şirkete ait kargir apartmanın A blok Zemin + 1. Kat ve 217/944 arsa paylı dubleks mesken ve B Blok zemin + 1 Kat, 208/944 arsa paylı tripleks meskenin tamamı ile ... aracın devrine münhasır kullanılmak üzere yetki belgesi tanzimi için davacı şirketin geçici olarak sicile kaydı ile salt bu amaçla yeniden açılmasına karar verildiğini, bu karardan hemen sonr davacı şirkete ait ait ... İlçesi ... Mah. ... Cad. ... pafta ... Ada, ... parsel sayılı 1190 m2 miktarlı arsa üzerinde bulunan kargir apartmanın ... Blok Zemin + .... Kat ve ... arsa paylı dubleks mesken ve ... Blok Zemin + ... Kat, ... arsa paylı tripleks meskenin tamamını ... tapuda satış gibi gösterilerek bağışlandığını, yine ... plakalı araç da ... adına tescil edildiğini, bu işlemlerin yapılmasından hemen sonra da davacıların babası muris ... 13.10.2004 tarihinde vefat ettiğini, bunu öğrenen davacılar ... ve ... tarafından bu tasarrufların iptali davası açıldığını, İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 18.06.2007 tarih, 2005/923 Esas, 2007/292 Karar sayılı ilamı ile, davaların kabulü ile davalara konu edilen şirket hisse devri, taşınmaz ve araç satışlarına ilişkin tasarrufların iptali ile kayıtların önceki hale getirilmesine, şirketin ''... Şirketi ...'' olarak tescilin karar verildiğini, böylece murisin vefatından önce ...’a devrettiği tüm hisse ve şirkete ait mal devirlerinin iptal edildiğini, şirket kayıtlarının ...'a yapılan hisse devri öncesine getirildiğini, müteveffa ile ... gerçekleştirdiği fesih ve tasfiye işleminin de ortadan kalktığını, hükümsüz hale geldiğini, nitekim mahkeme kararının Ticaret Sicile ibrazı üzerine davalının da karara uygun yaptığı tescil ve ilan ile şirket unvanının düzeltilerek kayıtların eski hale geldiğini, ... Şirketi ... ve Ortakları unvanının tescil edildiğini, esasen daha sonra, 27.10.2008 tarih ve 7176 sayılı TTSG'de tescil ve ilan edilen 3 nolu ortaklar kurulu kararı ile de şirketin temsil ve ilzamında komandite ortak ve müvekkil ...'ın münferit imza ile yetkili tayin edildiğini, şirketin işyeri nakli yaptığını, 31.07.2013 tarih ve 8375 sayılı TTSG'de şirketin 4 nolu ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklarının soyadı değişikliklerinin tescil ve ilan edildiğini, bu şekilde şirketin mahkeme kararı gereği kayıtları eski hale getirilerek fesih ve geçici ihya ortadan kalktığından şirketin için halen faal olduğunu, taşınmazlarını kiraladığını, vergi beyannamelerini eksiksiz ve muntazaman verdiğini, defterlerini tuttuğunu, fatura tanzim ettiğini, banka hesabının da aktif biçimde kullanıldığını, ....’a yapılan hisse devirleri mahkeme kararıyla iptal edilince ...’ın vefatı öncesi ... ’ın Şirket’te herhangi bir ortaklığı veya pay sahipliği kalmadığını, vefat sonrası sağ kalan eş....’a ihtarname gönderilerek ...’dan miras yoluyla intikal eden pay nispetinde ... Adi Komandit Şirketi ... ve Ortakları Şirketine komandite veya komanditer ortak olarak katılıp katılmayacağını bildirmesinin istendiğini, ... cevabi ihtarnamesinde kendisine mirasen intikal eden şirket hissesine karşılık şirkete komandit ve komanditer ortak olarak katılmayacağını bildirdiğini, ayrıca İstanbul Asliye 11. Ticaret Mahkemesinde şirket aleyhine dava açıp, ortaklıktan çıktığını, miras yoluyla intikal eden hissesinin rayiç değerinin tespiti ile kendisine ödenmesine karar verilmesini istediğini, daha sonra bu davasından feragat ettiğini, bu şekilde ortaklıktan çıkan ... müteveffadan mirasen intikal eden hisseleri kanunen miras payları nispetinde müvekkillerine intikal edip de, müvekkillerinin yeni pay ve paydaş durumunun tescil ve ilanını talep edilince davalının 13.08.2021 tarihli ve ... sayılı ret yazısı ile, daha evvel tescil ve ilan ettiği İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2007 tarih, 2005/923 Esas ve 2007/292 Karar sayılı ilamı ve bu ilam gereği kayıtların eski hale gelmiş olduğunu görmezden gelerek, şirketin kaydının kendi iradesi (fesihname) ile kapandığı ve bundan sonra ise sicil kaydının belirli konulara münhasır olarak geçici olarak açıldığı, İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2003/1165 Esas sayılı dosyasından verilen şirket kaydının açılması (ihya) kararının Sarıyer'de bulunan bir gayrimenkul ve arazi aracının satış ve devri için yetki belgesi alınmasını teminen ve sadece bu amaçla geçici olarak açıldığı, davaya konu tescil talebi ile tescil ve ilanı talep edilen hisse devri, şirket yönetimin temsil ve ilzamı ile esas sözleşme tadilinin İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2003/1165 Esas sayılı dosyasından verilen söz konusu ihya kararının kapsamına girmediği gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verdiğini, bu kararın hatalı olduğunu, zira şirketin İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesince "kayıtların iptal edilen hisse devrinden önceki hale getirilmesine" karar verilmekle, zaten ihya edildiğini, kaldı ki İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 18.06.2007 tarih, 2005/923 Esas ve 2007/292 Karar sayılı kararı uyarınca tüm devirlerin iptali ile kayıtların önceki hale getirildiğini, .... İnşaat Adi Komandit Şirketi ... ve Ortakları adına tesciline karar verildiğini, 23.092008 tarihli TTSG ile davalı tarafından tescil ve ilan edildikten sonra, şirketin temsil ve ilzamı ve işyeri nakline ilişkin 3 nolu, ortakların soyadı değişikliğine ilişkin 4 nolu ve işyeri nakline ilişkin 6 nolu ortaklar kurulu karalarını da tescil ettiğini, şirketin faal olduğunu, bunun da davalının, bugüne kadar İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin bahsi geçen kararı ile ihya edilmiş olduğunun kabulüyle işlem yaptığını açıkça ortaya koyduğunu, tüm bu olgulara rağmen davaya konu ret kararında İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 18.06.2007 tarih, 2005/923 Esas ve 2007/292 Karar sayılı kararı ve bu kararın tescil ve ilan edilmiş olduğu olguları yokmuş gibi hareket edildiğini, İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin kararı ile ret kararının dayanağı yapılan işbu İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin kararının hiçbir geçerliliği kalmadığını ileri sürerek, red kararına itiraz edilerek evvelemirde müvekkili şirketin zaten İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi kararı ile ihya edilmiş olduğunun tespiti ile davaya konu haksız ve hukuka aykırı ret kararına itirazın kabulüne, red kararı kaldırılarak müvekkillerinin tescil talebinin kabulü ile 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanına, buna mukabil eğer mahkeme aksi kanaatte olur ise terditli biçimde ve her hal ve şartta müvekkili şirketin fesih ve infisahını gerektirir hiçbir neden bulunmadığından şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Beşiktaş Vergi Dairesi, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Sarıyer Tapu Müdürlüğü, yazı cevapları bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı davanın delillerini oluşturmaktadır. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/923 esas 2007/292 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların, ... , davalının ... , davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama neticesinde; " Öncelikle davalıya devredilen taşınmaz, araç ve şirket hisselerinin devrinin muvazaalı mı, yoksa gerçek mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. BK.nun 18. md göre muvazaadan bahsedebilmek için tarafların akitteki gerçek amaçlarını gizlemek için bir işlemde bulunmaları gerekmektedir. Yani gerçek amacın bağışlama olmasına rağmen satış gibi gösterilmesi halinde muvazaadan söz edilebilecektir. Burada şu hususlar gözden uzak tutulmamalıdır. Gayrimenkul, araç satışı ve hisse devrinin gerçekten var olabilmesi için iradelerin satım konusunda uyuşması gerekmektedir. Oysa ki somut davada biraz sonra açıklanacağı üzere satım konusunda uyuşma olduğundan bahsetmek mümkün değildir. O zaman muris ve davalı arasında irade sakatlığı olduğundan, iradelerinin uyuşmadığından bahsetmek olasıdır. Ayrıca amaç bağışlamak olup gerçek amacından gizlendiği anlaşılmakla muvazaanın varlığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Davalıya yapılan devirlerin tarihleri dikkate alındığında murisin ölümünden çok kısa süre önce olduğu ve murisin gerçekten de bankalarda parasının bulunduğu, şirketin herhangi bir kötü durumunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalıya satılan gayrimenkullerin satım tarihi olan 17.08.2004 tarihinde tapuda 81.500 YTL olarak gösterildiği, oysa ki bunların gerçek değerinin 1.350.000 YTL olduğu anlaşılmaktadır. Yani ortada açıkça bir oransızlık söz konusudur. Bu dahi muvazaanın tek başına göstergesidir. Söz konusu aracın satımında ise kayıtların incelenmesinden aracın 22.946,00 YTL ye satıldığı görülmektedir. aracın değeri ise yıpranmalar dikkate alınarak 22.000 YTL bulunmuştur. Bedelde muvazaa söz konusu olmamakla beraber daha önce açıklandığı gibi işlemin temelinde muvazaa olduğundan ve bu paranın murise ödenip ödenmediği gerçekten belirgin olmadığından, murisin eşine araç satacak kadar maddi olarak düşük bir düzeyde olmadığı, gelen kayıtlar ve keşif sırasında gayrimenkulun gözlenen durumu karşısında anlaşılmaktadır. Yani yine bir muvazaa söz konusudur. Davacıların küçüklüğü ve okumaları nedeniyle şirkette bulunan %21 hisselerinin kullanımı alımı satımı konusunda muris babalarına vekaletname verdikleri görülmektedir. Muris de bu vekaletnameye dayanarak hisseyi davalıya devretmiştir. Ortada ortak değişikliğini gerektirecek bir hususun olmadığı bir zamanda durduk yere vekalet akdi kötüye kullanılarak hissenin devredilmesinin hukuki bir açıklaması bulunmamaktadır. Amaç kanaatimizce davacılardan mal kaçırmaya yöneliktir. Üstelik bu devir 42.000 YTL ye yapılmış iken bilirkişiler tarafından devir tarihi olan 07.01.2003 tarihi itibariyle 435.750 YTL bulunmuştur. Bu dahi muvazaanın açık bir göstergesi olmaktadır. Davalı vekilleri her ne kadar İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/1165 esas ve 2004/119 sayılı kararı ile fesih ve tasfiye olunan komandit şirkete ilişkin malların satıldığını, dolayısıyla ortada muvazaa olmadığını iddia etmiş ise de, birinci olarak yukarıdaki açıklamalar dışında bunun kabulü mümkün değildir. İkinci olarak tasfiye edilen bir şirketin mallarının henüz zarar dahi olmayan bir durumda ikinci eşe satışının gerçek olduğunun kabulü mümkün değildir. Çünkü gerek doktrinde ve gerekse istikrar bulmuş Yargı kararlarında eşlere yapılan bu tür satışların bağışlama sayıldığı tartışmasız kabul edilmiştir. Sonuç olarak MK.nun 669. maddesinde belirtildiği üzere ayrım yapmaksızın tüm mirasçıların aşırı şekilde pay almalarının önlendiği ve sağlar arası yapılan karşılıksız kazandırmaların iptalinin gerektiği gözden uzak tutulmamıştır. Çünkü kanuni mirasçılar miras hissesine mahsuben murisin sağlığında almış oldukları bütün bağışlamaları tereke iade ile birbirlerine karşı yükümlü tutulmuşlardır. Tüm bu açıklamalar karşısında ortada gerçekten bir satış olmadığı, muris muvazaasının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulü ile tasarrufa konu gayrimenkul, araç ve şirket hisselerinin ... Adi Komandit Şti ... ve Ortakları adına tesciline karar vermek gerekmiştir. Bu durumda davalının da çıkarları korunmaktadır. Çünkü mirasçılık sıfatı sabit olup diğerlerinin de aleyhine zenginleşmesi önlenmiştir." gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile, davalara konu edilen şirket hisse devri, taşınmaz ve araç satışlarına ilişkin tasarrufların iptali ile, kayıtların önceki hale getirilmesine, "... Adi Komandit Şirketi- ... ve Ortakları" adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 11.02.2004 tarih 2003/1165 E. ve 2004/119 K sayılı ilamı incelendiğinde, davalı şirketin 19.02.2003 tarihli fesihname ile fesih ve tasfiye edildiği, fakat fesih ve tasfiye sonrası Şirket üzerinde devredilmemiş araç ve gayrimenkul mal bulunduğunun ortaya çıkması üzerine sadece bu malların (... İlçesi ... Mah. ... Cad. ... pafta ... Ada, ... parsel sayılı 1190 m2 miktarlı arsa üzerinde bulunan Şirket’e ait kargir apartmanın .. blok Zemin + .... Kat ve ... arsa paylı dubleks mesken ve ... Blok zemin + ... Kat, ... arsa paylı tripleks meskenin tamamı ile ... plakalı aracın) devrine münhasır kullanılmak üzere yetki belgesi tanzimi için Şirketin ihyasına karar verildiği görülmektedir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan davanın, davalı ... sicil müdürlüğünün davacı tarafça tescil ve ilanı talep olunan 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının reddine 13.08.2021 tarih ve ... sayılı kararına karşı itiraz olduğu, davacıların iddiasının, davalı şirketin, İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi’nin 18.06.2007 tarih 2005/923 E. ve 2007/292 K. sayılı ilamı ile ihya edildiği, bu bakımdan 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının tescil ve ilan edilmesi gerektiği yönündedir. Davalının red gerekçesinin ise; şirketin kaydının kendi iradesi (fesihname) ile kapandığı ve bundan sonra ise, sicil kaydının belirli konulara münhasır olarak geçici olarak açıldığının (ihya edildiği) tespit edildiği, İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi' nin 2003/1165 E. sayılı dosyasından verilen Şirket kaydının açılması (ihya) kararının Sarıyer'de bulunan bir gayrimenkul ve arazi aracının satış ve devri için yetki belgesi alınmasını teminen ve sadece bu amaçla geçici olarak açıldığı, davaya konu tescil talebi ile tescil ve ilanı talep edilen hisse devrinin, şirket yönetimin temsil ve ilzamı ile esas sözleşme tadilinin İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi' nin 2003/1165 E. sayılı dosyasından verilen söz konusu ihya kararının kapsamına girmediği yönündedir. Bu noktada taraflar arasında ihtilaf konusu olan husus; İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1165 E. sayılı dosyasından verilen ihya kararının davalının tescil ve ilan ettiği İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi'nin 18.06.2007 tarih, 2005/923 E. ve 2007/292 K. sayılı ilamı ile ortadan kalkmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2005/923, K. 2007/292 sayı ve 18/06/2007 tarihli kararında; “her ne kadar İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/1165 esas ve 2004/119 sayılı kararı ile fesih ve tasfiye olunan komandit şirkete ilişkin malların satıldığını, dolayısıyla ortada muvazaa olmadığını iddia etmiş ise de, birinci olarak yukarıdaki açıklamalar dışında bunun kabulü mümkün değildir… Sonuç olarak … ortada gerçekten bir satış olmadığı, muris muvazaasının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulü ile tasarrufa konu gayrimenkul, araç ve şirket hisselerinin .... Komandit Şti ... adına tesciline karar vermek gerekmiştir” denilerek İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi' nin 2003/1165 E. sayılı dosyasından verilen ihya kararının da muvazaa gerekçesiyle kaldırılarak şirketin hisse devrinden önceki hale getirildiğinin ve ihya edildiğinin görüldüğü, iş bu kararla davalı şirket ihya edildiğinden, bu karar davalının red kararına dayanak olarak gösterdiği mahkeme kararından sonra verildiğinden ve bu kararda ayrıca red kararında dayanak gösterilen mahkeme kararı da tartışıldığından, ihya kararı veren mahkemece yapılan tespitlerin işbu dava açısından da bağlayıcı olduğunun kabulü ile davacıların tescil ve ilanını istedikleri 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının reddine dair davalının 13.08.2021 tarih ve ... sayılı kararına karşı itirazın kabulüne, davacı şirketin kesinleşmiş ve evvelce davalı tarafından tecil ve ilan edilen İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 18.06.2007 tarih, 2005/923 E. ve 2007/292 K. sayılı ilamı ile ihya edilmiş olduğunun tespitine ve davalı tarafın red kararının kaldırılmasına, davacının talebi gibi 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının tesciline dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davacıların tescil ve ilanını istedikleri 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının reddine dair davalının 13.08.2021 tarih ve ... sayılı kararına karşı itirazın kabulüne, davacı şirketin kesinleşmiş ve evvelce davalı tarafından tescil ve ilan edilen İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesinin 18.06.2007 tarih, 2005/923 Esas ve 2007/292 Karar sayılı ilamı ile ihya edilmiş olduğunun tespitine ve davalı tarafın ret kararının kaldırılmasına, davacının talebi gibi 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının tesciline, mahkeme kararının Ticaret Sicil Müdürlüğünce ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline kanuna ve usule uygun olarak tebligat yapılmadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlâl edildiğini, dava dilekçesinin ve sair tebligatların İstanbul Ticaret Odası - Ticaret Sicili Müdürlüğü UETS hesabına gönderilmesi gerektiği hâlde Ticaret Bakanlığı - Ticaret İl Müdürlüğü UETS hesabına gönderildiğini, diğer bir ifadeyle, müvekkiline 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bir tebligatın yapılmadığını, huzurdaki davadan müvekkil Müdürlüğe 04.07.2022 tarihinde ulaşan gerekçeli kararın tebliği (... numaralı kapalı tebligat) ile haberdar olunduğunu, dava dilekçesi ve tensip zaptının bulunduğu tebliğ mazbatasının "[...] Uets Hesap Sahibi: Ticaret Bakanlığı > İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü"ne tebliğ edilmişse de, müvekkilinin UETS hesabının, "..." numaralı UETS hesabı olduğunu, bu nedenle hukuki dinlenilme hakkı ihlâl edilerek aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilininTTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 09.10.2017 tarih ve 7 nolu ortaklar kurulu kararının tescilinin reddi kararının usul ve yasaya mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin mahkeme kararlarının hüküm kısmı ile bağlı olduğunu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının hüküm kısmında, dava konusu şirketin sicil kaydının tamamen açıldığı sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığını, kaldı ki söz konusu mahkeme kararının bütünün değerlendirilmesinden de mahkemenin yorumuna ulaşmanın son derece güç olduğunu, müvekkilinin bir mahkeme gibi hareket ederek bu şekilde bir yorum yapma yetkisinin de fiilen ve hukuken bulunmadığını, bu bağlamda dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, T.C. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/1165E sayılı dosyasında verilen şirket sicil kaydının açılması (ihya) kararının, sınırlı konulara (Sarıyer'de bulunan gayrimenkul ve bir arazi aracının satış ve devri için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden yetki belgesi alınmasını teminen ve sadece bu amaca) münhasıran geçici olarak açılmış olması ve yine, söz konusu İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ile anılan kararın kaldırılmasının da mümkün olmaması karşısında şirketin söz konusu ihya kararında belirlenen konular haricinde karar alması veya herhangi bir işlem tesis etmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığını, ve ret kararı verildiğini, bununla birlikte davacı şirketin 04.01.2018 tarihinde yaptığı tescil başvurusunda hisse devri ile birlikte şirketi temsil ve ilzam bakımından yetkililerin atanmasına ilişkin kararların tescili ve esas sözleşmenin de tadilinin istendiğini, oysa, tescil edilen ve İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi, şirketin kaydının; Sarıyer'de bulunan gayrimenkul ve bir arazi aracının satış ve devri için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden yetki belgesi alınmasını teminen ve sadece bu amaçla geçici olarak açılmasına karar verildiğinden mahkemenin ihya kararının kapsamına girmediği çok açık olan hisse devri tescili ve şirket yönetim temsil ve ilzamı ile esas sözleşme tadiline ilişkin kararların tescil edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığını, bir an için İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ihya kararının İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile ortadan kalktığın kabul edilse dahi bu durumda da şirket hisselerinin davacılar ve vefat eden murisin mirasçıları (davacılar ve davacılar arasında bulunmayan diğer mirasçı) adına tescili gerekeceğini, başka bir deyişle hal böyle olduğunda da red kararına konu kararla birlikte, murisin paylarının veraseten intikali ve veraseten intikal neticesinde şirket ortağı olan ortakların katılımı ile dava konusu kararının tescilinin istenmesi gerektiğini, söz konusu kararla birlikte veraseten intikal eden payların tescil edilmemiş ve yine veraseten pay intikal eden davacılar dışındaki mirasçının, dava konusu kararın alınmasına katılmadığı ve hatta ortak olarak adının dahi geçmediğinin anlaşıldığını, bu bakımdan da dava konusu reddedilen kararın dava konusu şirketin ortaklık yapısını doğru yansıtmadığını, yani dava konusu edilen ortaklar kurulu kararının, tüm ortakların katılımı ile alınmaması ve aslında, açıklanan nedenlerle şirketin ortaklık yapısını doğru şekilde yansıtmaması veyahut da ortaklık yapısını eksik ve hatalı şekilde yansıtması nedeniyle tescilinin hukuken mümkün olmadığını, aslında, veraset yolu ile şirket ortağı olması gereken davacılar dışındaki mirasçının, ortaklardan biri değilmiş ve onun payı yokmuş (adeta buharlaşmış) gibi alınmış dava konusu ortaklar kurulu kararının red kararının mevzuata uygun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkil aleyhine yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraza ve davacı şirketin ihya edilmiş olduğunun tespitine; bu kabul görmediği takdirde şirketin ihyasına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar, davacı ... adlı şirketin 09.10.2017 tarih ve 7 no'lu ortaklar kurul kararının tescil talebinin reddine ilişkin davalının 13.08.2021 tarihli ve... sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, bu karara itirazlarının kabulü ile davacı şirketin ihya edilmiş olduğunun tespitine, bu talepleri kabul edilmezse şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekili, dava dilekçesinin müvekkili yerine Ticaret Bakanlığı - Ticaret İl Müdürlüğü UETS hesabına gönderildiğini, dava ve duruşma günlerinden haberdar edilmediğini, davadan gerekçeli kararın tebliği ile haberdar olduklarını, usulsüz tebligat yapıldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.Dosya kapsamının incelenmesinden; dava dilekçesinin ve sair tebligatların dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen davalı ... Odası - Ticaret Sicili Müdürlüğü UETS hesabına gönderilmesi gerekirken Ticaret Bakanlığı - Ticaret İl Müdürlüğü UETS hesabına gönderildiği görülmüştür. Her ne kadar mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava dilekçesinin ve sair tebligatların dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen davalı ... Odası - Ticaret Sicili Müdürlüğü UETS hesabına gönderilmesi gerekirken Ticaret Bakanlığı - Ticaret İl Müdürlüğü UETS hesabına gönderildiği, diğer bir ifadeyle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bir tebligatın yapılmadığı, davalıya yapılan ilk tebligatın 04.07.2022 tarihinde yapılan gerekçeli karar tebliği olduğu, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede dava dilekçesi ve tensip zaptının bulunduğu tebliğ mazbatasının "[...] Uets Hesap Sahibi: Ticaret Bakanlığı > İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü"ne tebliğ edildiği, davalının UETS hesabının, "..." numaralı UETS hesabı olduğu, bu durumun dosyadaki İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü Personel ve Destek Hizmetleri Şubesi Müdürlüğünün yazısından da anlaşıldığı bu şekilde davalının dahli olmadan, taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapıldığı ve karar verildiği, davalının adil yargılanma hakkı ihlal edildiği anlaşılmış olup, mahkemece dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi için, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taraf teşkili sağlanarak yeniden görülmesi için dosyanın kakarı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.02.05.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41