SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/497 E. 2024/573 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/497

Karar No

2024/573

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/497

KARAR NO: 2024/573

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01.02.2024

NUMARASI: 2023/463 Esas

DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Yokluk ve Butlanı İstemli

Taraflar arasında görülen genel kurul kararının yokluk ve butlanla batıl olduğunun tespiti davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine dair verilen 01.02.2024 tarihli ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalının %100 hissesinin ... AŞ'ye ait olduğunu, ... AŞ'nin de %100 oranında pay sahibinin muris ... olduğunu, murisin 04.07.2020 tarihinde vefat etmesiyle müvekkili davacının sağ kalan eş sıfatıyla ¼ (%25) oranında miras payı hakkı sahibi olduğunu, böylece ... AŞ'nin ve dolayısıyla davalının payları ve pay sahipliği hakları bakımıdan, murisin vefat tarihi olan 04.07.2020 tarihinden itibaren mirasçılar arasında TMK 640/2, TTK 432/1, TTK md. 477/1, TTK md. 494 hükümleri uyarınca şirketin hisseleri üzerinde elbirliğiyle mülkiyeti esaslarının geçerli olduğunu, oy hakkının hiçbir mirasçı tarafından tek başına kullanamayacağı bir rejime geçildiğini, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/33(2023/13 ) Esas numaralı dosyalarında ''tereke defterinin tutulması'' ve ''terekeye temsilci atanmas'' davalarının halen derdest olduğunu, davalı şirket genel kurulda oy kullanmak üzere halen herhangi bir temsilci atanmadığını, buna rağmen davalı şirketin 08.03.2023 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını, ... AŞ'nin oy hakkının el birliği mülkiyetine döndüğünden herhangi bir genel kurul toplantısı yapılması ve yapılacak toplantıda karar alınmasının olanaklı olmadığını, ancak yapılan araştırma sonucunda, 07.06.2023 tarihli karar hilafına, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.03.2023 tarih ve 10791 sayılı ilanları arasında 149. sayfada davalı "... AŞ'nin 08.03.2023 tarihli genel kurul toplantısında ...'ın 03.08.2026 tarihinde kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği"nin ilan edildiğini, konu genel kurul toplantısında kimlerin oy kullandığı bilinememekle birlikte, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/422 esas numaralı dosyasına konu edildiği üzere, ... AŞ'nin temsil ve ilzam yetkisini sahte/gerçeğe aykırı olarak ele belgelerle geçirmiş olan ...'ın anılan yok hükmünde ve batıl şekli yetkisine dayalı olarak oy kullanıp, yine kendisini seçmiş olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, davalı şirketin tamamına sahip olan dava dışı ... AŞ'nin 19.04.2022 tarihinde olağanüstü genel kurulunun yapıldığını, bu genel kurul kararının yok hükmünde ve batıl olduğunun tespiti için İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, yine İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/765 Esas sayılı dosyası ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/868 Esas sayılı dosyaları ile diğer grup şirketlerle birlikte ... AŞ'nin %5 ve %95'lik paylarının devri kaydının yok hükmünde olması sebebiyle pay defterinin düzeltilmesi talebinde bulunulduğunu, davaların derdest olduğunu, ...'ın, 2016/7 tertip nama yazılı senet üzerindeki sahteliği üç ayrı raporla ispatlanmış ciroyla ... AŞ'nin temsil ve ilzam yetkisini ele geçirmesi sebebiyle davalı şirketin 08.03.2023 tarihli genel kurul toplantısını yapması ve temsilci olarak kayılıp yeniden yönetim kurulu üyesi seçilmesinin genel kurul kararını yokluk ve butlanla malul hale getirdiğini, diğer bir deyişle davalı ... AŞ'nin 08.03.2023 tarihli genel kurulunda kullanılan oyun da oy hakkı olmayan yabancılar tarafından kullanılmış olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/422 Esas numaralı dosyasına konu edildiği üzere dava süreçlerinde sıklıkla sahte ve/veya gerçeğe aykırı pay devirleri veya gerçek dışı pay defteri kayıtları tanzim edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan uzman raporunda da 2016/7 tertip yazılı hisse senedinin devir beyanının sahte olduğunu, imzanın murise ait olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, 08.03.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan "yönetim kurulu seçimi" kararının yoklukla ve butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca davalı taşınmaz tapu kayıtları üzerine "davalıdır" şerhi verilmesi, 08.03.2023 tarihli genel kurul kararının TTK md. 449 uyarınca yürütülmesinin geri bırakılması ve organ yokluğu sebebine dayalı olarak TMK md. 427/4 uyarınca davalı şirkete kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının aktif husumet ehliyetinin şüpheli olduğunu, hukuki yararı bulunmadığını, genel kurulun usul ve yasaya uygun şekilde toplandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tedbir talebinin değerlendirildiği 21.11.2023 tarihli ara kararda özetle; " ... Mahkememizce talepler yönünden yapılan incelemede; dava konusu 08/03/2023 tarihli Genel Kurul kararının, davacı tarafından 6. Maddesi ile " Gündemin altıncı maddesine geçildi. Yönetim Kurulu Üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere pay sahipleri dışından ... Mahallesi, ... Caddesi , ... Sitesi, ... Apartmanı, D:... Yakacık İstanbul adresinde ikamet eden ... TC kimlik numaralı ...'ın seçilmesine karar verildi"şeklinde oluşturulan kararın yok hükmünde ve butlanla sakat olduğu iddiası ile açılan işbu davada, dava konusu kararın icranın geri bırakılması talep edildiği anlaşılmakla; Mahkememizce dava konusu olan ...Anonim Şirketine yönetim kurulu seçimi ve başkanının atanmasına ilişkin kararın, davalı şirketin ortağı ve %100 pay sahibi ... AŞ'nin yönetim oluşturulmasına ilişkin pay intikallerinde sahte ciro ve imza ile muris ...'nun şirketteki hisselerinin 3. Şahıslar ... ile ile ...'e intikal ettiği, oysa murisin mirasçılarının tek hak sahibi olduğu iddiası ile İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/422 Esas sayılı dosyasında dava açılmış olup derdest olduğu, böylece davalı şirketin tek sahibi ve şirket yönetim kurulu oluşturulduğu toplantıya katılan ... AŞ'nin temsilcisi ve temsilci sıfatı ile ... Genel Kurul kararına katıldığı anlaşılan ...'ın , davalı şirketin ortaklık sıfatını ve yönetici olma durumu yargılama sürecinin tamamlanması neticesinde ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır. Dosyada birden çok şirketin hissedarı ...'nun , nama yazılı pay senetlerinin ciro yolu ile intikalini sağlayan imzanın murise ait olmadığına ilişkin davacı iddiasını destekleyen , imzanın murise ait olmadığını tespit eden grafolog bilirkişilerin mütalaalarının bulunduğu gibi, imzanın murise ait olduğunu gösteren özel uzman görüşlerinin dosyaya sunulduğu, bu aşamada işbu imzanın murise ait olup olmadığı konusunda tam bir kanaat edinilmesinin mümkün olmadığı, bu konuda mahkemece yargılama sırasında deliller toplandıktan sonra, Adli Tıp veya Uzman Adli Tıp Heyetinden yeni rapor alınarak , şirket Genel Kurullarına katılan yeni pay sahiplerinin hak sahibi ve dolayısıyla gerek ... AŞ'nin gerekse davalı ... AŞ'nin ortağı olan bu şirketin temsilcisi, şirketi temsilen Genel Kurullara katılan dava dışı temsilci ...'ın hak sahibi ve temsilci sıfatının ancak hukuka ve gerçeğe uygun olarak tespit edildikten sonra hak sahipliğine ilişkin şüphe ve iddiaların ortadan kalkacağı , ayrıca davalı şirket tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre davacının muris ... ile evliliğinin iptali davasının Aile Mahkemesinde devam ettiği, nüfus kaydına göre halen eş ve veraset ilamına göre aksi kanıtlanıncaya kadar mirasçı olarak gözüken davacının miras hakkının ihlal edildiği iddiası ile işbu davayı açmada ve tedbir istemede hukuki menfaatinin bulunduğu mahkememizce benimsenmiştir.Bu süreçte İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/422 Esas sayılı dosyasında İstanbul 12 BAM Hukuk Dairesi'nin 2022/1823-2022/1606 sayılı 17/11/2022 Günlü ihtiyati tedbir kararında "Somut olayda; icrasının geri bırakılması talep edilen genel kurul kararı, ...'ın katılımı ile yapılan genel kurul toplantısında alınan ...'ın yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkindir. Miras yolu ile şirketin %25 hissesine sahip olduğunu iddia eden davacı, terekeye temsilci atanmasına ilişkin dava devam ederken, ...'a yapılan pay devrinin gerçek olmadığı, dolayısıyla genel kurul toplantısının, toplantıya katılma ve oy hakkı bulunmayan kişi tarafından şirketin % 5 hissesine tekabül eden ve gerçek olmayan pay devri suretiyle gerçekleştirildiği gerekçesiyle genel kurul kararının yok hükmünde veya batıl olduğunu ileri sürmektedir. Davacı tarafından ibraz edilen, Gelir İdaresi Başkanlığı'na sunulan 2020 yılı vergi beyannamesinde işletme sahibi olarak % 100 hissedar sıfatıyla müteveffa belirtilmiştir. Genel kurul toplantısı şirketin hissesinin % 5'ine isabet eden hisse ile yapılmış olup, genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibariyle terekeye henüz temsilci atanmamıştır. Dosyadaki delillere göre bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, davacının bu iddiaları ve mirasçı sıfatından kaynaklanan hakları dikkate alındığında, yönetim kurulu seçilmesine ilişkin genel kurulda alınan kararının icrasının durdurulmaması halinde, telafisi imkansız zarara neden olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığından 19/04/2022 tarihli genel kurul toplantısında 3 nolu gündem maddesi ile alınan şirket yönetim kuruluna 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ...'ın seçilmesine ilişkin kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin şirkete tedbiren kayyım atanması talebi ile ilgili olarak; TTK'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Diğer taraftan Anonim Şirketler TTK'nun 365. maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. Somut olayda davacı, usulüne uygun olarak atanacak yönetim kurulu göreve başlayıncaya kadar şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep etmiştir. Yönetim Kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararının icrasının durdurulması ile şirkette organ boşluğu oluşacağı açıktır. Yönetim kurulu oluşturuluncaya kadar, şirket işleyişi ve ortakların menfaati gereğince şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması zorunludur. Karşı yan şirket davacı mirasçı'nın, paylar miras ortaklığına ait bulunduğundan, huzurdaki davayı ikame etme hak ve imkânı, dava takip yetkisi olmadığını ileri sürmüş ise de terekeye temsilci atanmış olup ,tereke temsilcisi göreve başlayıp davada temsil sağlanıncaya kadar şirketin ve davacı mirasçının haklarının korunması zorunluluktur. Açıklanan nedenlerle, şartları oluşmasına rağmen mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin 05/08/2022 tarihli ara kararının kaldırılmasına, bahsi geçen yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 19/04/2022 tarihli genel kurul toplantısında 3 nolu gündem maddesi ile alınan şirket yönetim kuruluna 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ...'ın seçilmesine ilişkin kararının yürütmesinin durdurulmasına, yönetim kurulu oluşturuluncaya kadar şirkete tedbiren kayyım atanmasına dair karar vermek gerekmiştir. " şeklinde belirtildiği gibi davacının miras haklarının ve muris terekesinin oluşumuna kadarki tüm mirasçıların haklarının korunması bakımından davalı şirkete yönetici atanmasına ilişkin kararının geri bırakılmasında TTK 449 ve HMK 389 ve devamı koşulları oluştuğu mahkememizce benimsenmekle; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil numarasında kayıtlı ... ANONİM ŞİRKETİ 'nin 08/03/2023 günlü Genel Kurul Kararının 6.maddesinin " Gündemin altıncı maddesine geçildi. Yönetim Kurulu Üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere pay sahipleri dışından ... Mahallesi, ... Caddesi , ... Sitesi, ... Apartmanı, D:... Yakacık İstanbul adresinde ikamet eden ... TC kimlik numaralı ...'ın seçilmesine karar verildi " dava sonuna kadar icrasının (yürütülmesinin) geri bırakılmasına, Davalı şirkete Yönetim Kurulu atanmasına ilişkin kararın uygulanmasının geri bırakılması sebebi ile şirketin yönetim organının boşalması sebebi ile organsız kaldığı anlaşılmakla; TTK 630 ve TMK 427/4 maddesi gereğince , şirketin yönetim organının yasa gereği ve ana sözleşme gereği kullanılan yetkilerle donatılmış olarak şirkete yönetim kayyımı olarak Mali Müşavir / Hukukcu ...'in atanmasına, Ayrıca; davacı yanın , davalı şirkete ait taşınmazların 3. Şahıslara devri ve temliki yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebin, dava konusu taşınmazları doğrudan dava konusu olmadığı, mahkememizce davalı şirkete kayyım atanmasından sonra taşınmazın devri ve temlikinin yönetim kayyımının mahkememizden gerekli izinleri aldıktan sonra ancak mümkün olacağı dikkate alınarak; 6100 sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddeleri koşulları oluşmadığından, işbu talebe ilişkin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil numarasında kayıtlı ...Anonim Şirketi'nin 08.03.2023 günlü genel kurul kararının " Gündemin altıncı maddesine geçildi. Yönetim Kurulu Üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere pay sahipleri dışından ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sitesi, ... Apartmanı, D:... Yakacık İstanbul adresinde ikamet eden ... TC kimlik numaralı ...'ın seçilmesine karar verildi " şeklindeki 6.maddesinin dava sonuna kadar icrasının (yürütülmesinin) geri bırakılmasına, davalı şirkete yönetim kurulu atanmasına ilişkin kararın uygulanmasının geri bırakılması sebebi ile şirketin yönetim organının boşalması sebebi ile organsız kaldığı anlaşılmakla TTK'nın 630 ve TMK'nın 427/4 maddesi gereğince, şirketin yönetim organının yasa gereği ve ana sözleşme gereği kullanılan yetkilerle donatılmış şekilde şirkete yönetim kayyımı olarak 15.000,00 TL ücret ile Mali Müşavir / Hukukcu ...'in atanmasına, davacı tarafından, ileride haklı çıkması halinde temsil kayyımı atanan şirket kasasından davacıya ödenmesi koşulu ile temsil kayyımı giderlerinin karşılanması için 75.000,00 TL masrafın mahkememiz veznesine depo ettiğinde, temsil kayyımının göreve başlamasına, kararın özetinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; tedbir talep edebilmek bakımından şart olan ihtiyati tedbire esas hakkının bulunması koşulunun eldeki dosyada gerçekleşmediğini, kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın henüz mirasçılık sıfatı kesinleşmemişken ve işbu şüpheli/tartışmalı mirasçılık sıfatı nedeniyle tereke dosyaları dahi hukuken tıkanmış ve beklemedeyken Mahkeme tarafından sanki davacının aktif dava ehliyetine yönelik hiçbir şüphe yokmuş gibi davanın esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün hatalı olduğunu, davacı tarafın mirasçılık sıfatının hukuken şüpheli/tartışmalı olduğunu, zira İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2022/2456 Esas ve 2023/455 Karar sayılı ilamında davacının sözde mirasçılık sıfatı ile ilgili olarak aynen “derdest evlenmenin iptali davası ile mirasçılık sıfatı tartışmalı hale gelen mirasçı yönünden bu davanın sonucunun beklenmesi gerekeceğine, zira söz konusu daya sonucuna göre davada aktif dava ehliyeti (dava şartı) hususunun değerlendirilecek olmasına” ifadelerine yer verildiğini, müteveffa ....'nun terekesine temsilci atanması talepli davada yerel mahkemenin tereke temsilcisi atanmasına ilişkin kararının kaldırıldığını, bozma ilamı sonrasında dosya yeni esas numarası alan dosyada davacının geçici tereke temsilcisi atanmasına ilişkin tedbir taleplerinin -mirasçılık sıfatlarının tartışmalı hale gelmesi nedeniyle- reddine karar verildiğini, sonuçta davacı ile müteveffa ... arasındaki evliliğin mutlak butlanla batıl olduğuna yönelik ikame edilen derdest İstanbul 13. Aile Mahkemesi 2022/1285 Esas sayılı dosya nedeniyle davacının aktif dava ehliyetini şüpheye düşürdüğünü, terekeye temsilci atanamamışken eldeki dosyada da sözde mirasçı davacı dışındaki tüm mirasçıların davaya muvafakat etmediği belirlendiğinden, tereke temsilcisinin atanmadığı/atanamadığı bir tereke bakımından, diğer tüm mirasçıların iradesi aleyhine tedbir kararı verilmesi ve anonim ortaklığın gidişine hukuka aykırı bir şekilde müdahale edilmesinin hukuken kabul edilebilir mahiyette olmadığını, davacının hukuki yararı da bulunmadığını, zira davalı müvekkili şirketin 4100 hissedarı olan dava dışı ... AŞ'nin hisselerinin 45'inin ...'a, 495'inin ise ...'e ait olduğunu, nitekim bu hususa İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı dosyasında tesis edilen 14.12.2022 tarihli ara kararda ''Dosya kapsamına sunulan güncel bilgi ve belgeler ile Beşiktaş ... Noterliğinin 24.11.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı pay devrinin onayına ilişkin şirket kararı incelendiğinde, muris ...'nun hayatta olduğu 20/05/2016 tarihinde ... sayılı şirket kararı ile şirket hisselerinin tamamının nama yazılı şekilde basıldığı, söz konusu hisselerin işbu karar tarihi itibarıyla 965'lik kısmının ...; 2695'lik kısmının ... tarafından davalı şirkete ibraz edilerek pay defterine kaydının yapılmış olduğu görülmektedir. Gelinen aşamada davalı şirkete ait hisselerin *...'ünün davacı mirasçı dışındaki üçüncü kişilerin uhdesinde bulunduğu, bu kişilerin ciro silsilesi itibarıyla görünüşte yetkili hamil oldukları ve şirket pay defterine kayıtlarının yapıldığı, mevcut haliyle şirket hisselerinin yasal mirasçılara intikal edebileceğine dair yaklaşık ispatın bulunmadığı..'' şeklinde ortaya koyularak tedbir talepleri bakımından tedbire esas ha koşulu ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin belirtildiğini, bu ara karara karşı davacı tarafın yapmış olduğu istinaf başvurusunun da reddedildiğini, bir diğer deyişle, dava dışı hissedar şirket ... AŞ'nin tereke malı olmadığını, dolayısıyla eldeki dosyanın davalısı müvekkil şirketin de tereke kapsamında kalmadığının tevsik edildiğini, davacının şirket hisselerine ilişkin hak sahipliğini yaklaşık olarak dahi ispatlayamadığını, hissedar şirket ... dışında ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği olan, ticari hayatta hissedar şirketten ayrı olarak ortaklık faaliyeti sürdüren davalı müvekkil şirketin uyuşmazlık konusu genel kurulunun katılma ve oy kullanma hakkı sahiplerince TTK m.415/1 ve TTK m. 425 uyarınca hukuka uygun bir biçimde icra edildiğini, davalı müvekkil şirketin mevcut yönetiminin hangi iş ve eylemler ile ortaklığı zarara uğrattığı, ortaklık menfaatlerini gözetme yükümlülüğünü hangi iş ve eylemler ile ihlal ettiğinin de Mahkemenin 21/11/2023 tarihli kararında ortaya koyulmadığını, bu kapsamda bekletici mesele dosyaları da nazara alındığında minimum 5 sene boyunca nihai kararın tesis edilemeyeceği işbu dosyada neden ortaklığın gidişine böyle bir müdahalede bulunulduğunun gerekçeli karar hakkına uygun bir şekilde gerekçelendirilemediğini, yönetim kurulunun varlığına rağmen ortaklığa kayyum atanması gereken üç durumdan bahsedilebileceğini, genel kurul kararının iptali ya da butlanın tespiti davasının yönetim kurulu tarafından açılması, ikinci durumun, yönetim kurulunda çoğunluğu oluşturacak sayıdaki üyelerin dava açması, üçüncü durumun ise tüm üyelerin veya temsil yetkisi bulunan ve aynı zamanda pay sahibi olan tüm üyelerin, pay sahipliği hakları çerçevesinde dava açması olduğunu, eldeki dosyada ise söz konusu üç ihtimalden birinin dahi gerçekleşmediğini, davacının eldeki dosyaya dayanak oluşturma çabasına hizmet eden sahtecilik iddialarının tümünün kesinleşen takipsizlik kararı ile çürütüldüğünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/150724 soruşturma ve 2022/133980 karar sayılı dosya üzerinden şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tesis edildiğini, davacı tarafça yapılan itirazın da İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği (2023/947 D.İş) tarafından incelenerek davacının itirazının reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, sahtecilik iddiaları bakımından davacı tarafın dosyaya ibraz ettiği söz konusu raporların tümünün fotokopi belgeler üzerinden düzenlendiğini, bu yönü ile ilgili raporların herhangi bir hukuki hükme esas alınması mümkün olmadığını, bu sebeplerle tedbirin kaldırılmasını, aksi kanaat halinde 250.000,00 TL teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 01.02.2024 tarihli ara kararda özetle; "... Davalı ... vekilince; davacı tarafın tedbir talep edebilmek bakımından şart olan ihtiyati tedbire esas hakkının bulunması ve yaklaşık ispat koşulu eldeki dosyada gerçekleşmediğinden, itirazlarının kabulü ile, ara kararda müvekkili şirket aleyhine verilen tedbir kararının kaldırılmasını, aksi yönde kanaat oluşması halinde tedbir kararının HMK 395 uyarınca teminat karşılığı kaldırılmasını, teminat tutarının menfaat dengesinin sağlanması açısından yükseltilmesini ve kayyım ...in müvekkili şirketin dava dosyalarında bilirkişilik yapması hasebiyle objektifliğini mümkün olamayacağından listeden başka bir yönetim kayyımının görevlendirilmesini talep ettikleri görülmüştür. İşbu itiraz talebi üzerine mahkememizce mürafaa duruşması yapılmış olup, Davacı vekili mürafaa duruşmasında; " biz dosyaya sunduğumuz davalı müteris şirket vekilinin beyanlarına karşı , beyan dilekçemizi tekrar ediyoruz, itirazlarını kabul etmiyoruz, mahkemece karar verilen aşamadaki müvekkilin durumu ile deliller ve itiraz aşamasındaki dava dosyasınında bir değişiklik olmamıştır , davacı yanın bahsettiği SHM'nin kararında defter tutma yönünde karar oluşturmuş bizim geçici tereke temsilcisi atanması talebimizin defter tutma sürecinde değerlendirilmesine karar verildi , dosya kapsamına göre müteris itirazlarının reddine karar verilsin " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan inceleme sonucunda; davacının muris ...'nun eşi ve mirasçısı sıfatıyla işbu davayı açtığı, evliliğin iptali için dava açan diğer mirasçıları, işbu davaya muvafakat vermedikleri ancak azınlıkta kalan mirasçının hakları korunması bakımından muvafakatin miras şirket ve mümessil tayini yoluyla olabilmesi(alınıp alınmayacağı) belirlenebilmesi bakımından ve davayı miras şirketi mümessilinin takip edip etmeyeceğini ancak terekeye mümessil tayinine ilişkin İstanbul 1 SHM'nin 2023/13 tereke dosyasında verilecek kararın kesinleşmesiyle mümkün olduğu anlaşılmakla, davalı yanın, davacı yan sıfatı ve tedbirin esasına yönelik itirazlarının, terekenin ileride doğabilecek haklarının doğabilmesi ve telafisi imkansız zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine, kayyım raporu ve dosya kapsamı dikkate alınarak heyete Ticaret Hukukçusu ... ve Finans Uzmanı Doç. Dr. ...ın eklenmesine dair karar vermek gerekmiştir. ... "gerekçesiyle, davacının muris ...'nun eşi ve mirasçısı sıfatıyla işbu davayı açtığı, evliliğin iptali için dava açan diğer mirasçılarım, işbu davaya muvafakat vermedikleri ancak azınlıkta kalan mirasçının haklarınım korunması bakımından muvafakatin miras şirket ve mümessil tayini yoluyla olabilmesi(alınıp alınmayacağı) belirlenebilmesi bakımından ve davayı miras şirketi mümessilinin takip edip etmeyeceğini ancak terekeye mümessil tayinine ilişkin İstanbul 1 SHM'nin 2023/13 tereke dosyasında verilecek kararın kesinleşmesiyle mümkün olduğu anlaşılmakla, davalı yanın, davacı yan sıfatı ve tedbirin esasına yönelik itirazlarının, terekenin ileride doğabilecek haklarının doğabilmesi ve telafisi imkansız zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça ihtiyati tedbirin yasal süresi içerisinde infazı istenmediğinden ve kayyım ücreti yasal süresi içerisinde yatırılmadığından tedbirin kendiliğinden kalktığının tespitiyle, davacı tarafça yatırılan toplam 30.000,00-TL kayyım ücretinin davacıya iadesine karar verilmesi gerektiğini, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, davacı tarafın henüz mirasçılık sıfatı kesinleşmediğini, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının hukuki yararı da bulunmadığını, zira davalı müvekkili şirketin 4100 hissedarı olan dava dışı ... AŞ'nin hisselerinin 45'inin ...'a, 495'inin ise ...'e ait olduğunu, nitekim bu hususa İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı dosyasında tesis edilen 14.12.2022 tarihli ara kararda ''Dosya kapsamına sunulan güncel bilgi ve belgeler ile Beşiktaş ... Noterliğinin 24.11.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı pay devrinin onayına ilişkin şirket kararı incelendiğinde, muris ...'nun hayatta olduğu 20/05/2016 tarihinde 2016/21 sayılı şirket kararı ile şirket hisselerinin tamamının nama yazılı şekilde basıldığı, söz konusu hisselerin işbu karar tarihi itibarıyla 965'lik kısmının ...; 2695'lik kısmının ... tarafından davalı şirkete ibraz edilerek pay defterine kaydının yapılmış olduğu görülmektedir. Gelinen aşamada davalı şirkete ait hisselerin *4100'ünün davacı mirasçı dışındaki üçüncü kişilerin uhdesinde bulunduğu, bu kişilerin ciro silsilesi itibarıyla görünüşte yetkili hamil oldukları ve şirket pay defterine kayıtlarının yapıldığı, mevcut haliyle şirket hisselerinin yasal mirasçılara intikal edebileceğine dair yaklaşık ispatın bulunmadığı..'' şeklinde ortaya koyularak tedbir talepleri bakımından tedbire esas ha koşulu ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin belirtildiğini, bir an için davacı tarafın mirasçılık sıfatı -başka bir deyişle aktif dava ehliyeti- bakımından herhangi bir hukuki şüphenin olmadığı, yine müvekkil şirketin de tereke malı olduğu düşünülse dahi somut olay bakımından bu defa da davanın tereke adına açılmış olması hasebiyle taraf ehliyeti problemi gündeme geldiğini, eldeki dosyada sözde mirasçı davacı dışındaki tüm mirasçıların eldeki davaya muvafakat etmediği belirlendiğinden, tereke temsilcisinin atanmadığı/atanamadığı bir tereke bakımından, diğer tüm mirasçılar aleyhine tedbir kararı verilmesi ve anonim ortaklığın gidişine hukuka aykırı bir şekilde müdahale edilmesinin hukuken kabul edilebilir mahiyette olmadığını, zira eldeki dosyada; aktif dava ehliyeti - hukuki yarar - taraf ehliyeti olmak üzere 3 ayrı dava şartı bakımından eksiklik bulunduğunu, bu eksiklikler rağmen tedbir kararının minimum 5 - 6 sene boyunca devam edeceği ortaya çıktığını, iddiaların merkezindeki şirket bakımından dahi yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığına yönelik kesin mahkeme kararları karşısında mezkur kabulün hukuken makul karşılanmasının mümkün olmadığını, hissedar şirket ... dışında ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği olan, ticari hayatta hissedar şirketten ayrı olarak ortaklık faaliyeti sürdüren davalı müvekkil şirketin uyuşmazlık konusu genel kurulunun katılma ve oy kullanma hakkı sahiplerince TTK m.415/1 ve TTK m. 425 uyarınca hukuka uygun bir biçimde icra edildiğini, iddiaların merkezindeki dava dışı şirkete kayyım atanmamışken müvekkiline kayyım atanmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı müvekkil şirketin %100 hissedarı ... bakımından da davacı tarafça onlarca kez kayyım atanması talebinde bulunduğunu, fakat eldeki dosya ile birebir aynı iddialarla ileri sürülen söz konusu davacı taraf taleplerinin mahkemeler ve yüksek mahkemeler tarafından reddedildiğini, dosyaya ibraz edilen ve yaklaşık ispat bakımından oldukça ehemmiyet arz eden İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı ve 14.12.2022 ve 24.10.2023 tarihli kararları ile davacı taraf iddialarının merkezindeki şirket olan dava dışı hissedar şirkete kayyım atanması taleplerinin reddedildiğini, salt işbu ara kararlar dahi eldeki dosyada yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davacının eldeki dosyaya dayanak oluşturma çabasına hizmet eden sahtecilik iddialarının tümünün kesinleşen takipsizlik kararı ile çürütüldüğünü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/150724 soruşturma ve 2022/133980 karar sayılı dosya üzerinden şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tesis edildiğini, davacı tarafça yapılan itirazın da İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği (2023/947 D.İş) tarafından incelenerek davacının itirazının reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, sahtecilik iddiaları bakımından davacı tarafın dosyaya ibraz ettiği söz konusu raporların tümünün fotokopi belgeler üzerinden düzenlendiğini, bu yönü ile ilgili raporların herhangi bir hukuki hükme esas alınması mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tedbirin kaldırılmasını, aksi kanaat halinde 250.000,00 TL teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasına, aksi halde teminat tutarının menfaat dengesinin sağlanması açısından yükseltilmesine kayyım ...'in müvekkili şirket dava dosyalarında bilirkişilik yapması hasebiyle objektifliği mümkün olamayacağından listeden başka bir yönetim kayyımının görevlendirilmesini talep ettiklerini görevlendirilmesini karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 08.03.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimi kararının yokluk ve butlan ile malul olduğunun tespiti istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbir istemin kabulü kararına yapılan itirazın reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbire yönelik itirazların reddine dair 01.02.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davalının %100 hissesinin ... AŞ'ye ait olduğunu, ... AŞ'nin de %100 oranında pay sahibinin muris ... olduğunu, murisin 04.07.2020 tarihinde vefat etmesiyle müvekkili davacının sağ kalan eş sıfatıyla ¼ (%25) oranında miras payı hakkı sahibi olduğunu, davalı şirketin 08.03.2023 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını, ancak bu toplantıda yönetim kurulu seçilmesin dair kararın yokluk ve butlan ile batıl olduğunu, zira murisin dava dışı ... AŞ'nin gerçek hissedarı olduğunu ve ...'a yapılan murise ait olmayan imzalarla sahte evraklarla pay devri yapıldığını, bu kapsamda devredilen payların murise aidiyetinin tespiti için dava açıldığını ileri sürmüş, genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması ve davalı şirkete kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece, 20.11.2023 tarihli ara karar ile 08.03.2023 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı kararının yürütmesinin durdurulmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmiş, bu ara karara davalı tarafından yapılan itirazın reddine dair istinafa konu karar verilmiştir. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının yokluğu, iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Öncelikle, davacı vekili ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığını ileri sürmüş ise de, somut olayda mahkemece dosya üzerinden verilen 20.11.2023 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair ara kararın davacı tarafa 06.12.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine davacı vekilince 06.12.2023 tarihinde hükmedilen teminat ve kayyım giderleri için hükmedilen depo bedeli mahkeme veznesine yatırılmış ve gerekli ilanlar yapılmış olduğundan aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Somut olayda, davacı tarafça, muris ...'nun, davalı şirketin tüm hisselerinin sahibi olan dava dışı ... AŞ'nin tüm hisselerinin sahibi olduğu, murisin geçerli bir pay devri olmadığı, sahte belge ve imzalarla pay devri yapılmış olduğu ileri sürülmüştür. Aynı şekilde davacı ... tarafından İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı dosyası ile ... AŞ'ye yönelik olarak açılan ve 19.04.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimi kararının yoklukla batıl olduğunun tespiti istemli davada davacının, eldeki davada da ileri sürdüğü sahtelik iddialarına dayandığı görülmektedir. Mezkur dava dosyasının UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemesinde; davaya ...'in müdahil olarak katıldığı, ...'e pay devrinin onayına dair 03.11.2022 tarihli yönetim kurulu kararı, yönetim kurulu kararı ile ekinde bir adet ortaklar pay belgesi, muris ...'nun paylarının nama yazılı olarak düzenlendiğine dair 2016/21 sayılı yönetim kurulu kararı ile murise teslimine dair belge sunulduğu görülmektedir. Ancak müdahilin muristen %95'lik payı ne şekilde devraldığına ilişkin bir belgenin veya imzalı ve cirolu nama yazılı pay senetlerinin sunulmadığı, bu belgeler sunulup sahtecilik iddiasına ilişkin inceleme yapılmasının ve sahtelik konusunun aydınlığa kavuşturulması gerektiği, mevcut sunulu belgelerden murisin hak sahibi olduğunun yaklaşık olarak ispatlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, somut olayda yaklaşık ispatın sağlandığı, bu sebeple mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde olduğu, menfaatler dengesi ve ölçülülük ilkesi nazara alındığında ihtiyati tedbir kararının devamı gerektiği anlaşıldığından mahkemece, davalının itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf, davacı mirasçının aktif husumeti ve hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüş ise de, tereke temsilcisi göreve başlayıp davada temsil sağlanıncaya kadar şirketin ve davacı mirasçının haklarının korunması zorunluluk olduğundan aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.04.2024

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 394/5. maddeleri gereğince karar kesindir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenkonusutaraflarınşirketiKararınınözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulgerekçesebeplerikanunmahkemesiveincelemeKurulGenelButlanıkararıİstemliilerianonimiddianumarasıYokluk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim