İstanbul BAM 14. HD 2024/218 E. 2024/567 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/218
2024/567
4 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/218
KARAR NO: 2024/567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/09/2023
NUMARASI: 2023/322 E. - 2023/493 K.
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile terkin edilen ve ihyasını talep etikleri ... San. ve Tic. Ltd. Şti arasında finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu finansal kiralama sözleşmesi gereği borçluya teslim edilen finansal kiralama konusu malların kira bedellerinin davacıya ödenmediğini, bu sebeple finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin feshi üzerine 30.04.2008 vade tarihli senede ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya üzerinden sözleşme kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini ve takbin kesinleştiğini, ardından diğer takip borçlusu adına kayıtlı Tekirdağ İli Çorlu İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel, Tekirdağ İli Çorlu İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel,Tekirdağ İli Çorlu İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... blok ... nolu bağımsız bölüme haciz konulduğunu Çorlu ...İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından kıymet takdiri düzenlendiğini, düzenlenen 30.03.2022 tarihli kıymet takdiri raporunun borçlu Çorlu İstif şirketinin Ticaret Sicil Gazetesinde elverişli adresi olmaması sebebiyle tebliğ edilemediğini, şirketin 29.11.2013 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin, tescil ve ilan edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, re'sen secilden terkin edilen ...San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ihyası istenen şirketin müvekkili nezdinde tescilli bulunmakta iken TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca şirket yetkililerine yapılan ihtar ve 28.08.2013 tarihli ve 8393 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle 29.11.2013 tarihinde sicilden resen silindiğini, müvekkilinin TTK Geçici 7.maddesinin gereğini hukuka ve yasal mevzuata uygun olarak yerine getirdiğini, davacının davasının hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkilinin yasal olduğunu ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İhyası talep edilen ... Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi gereğince 29/11/2013 tarihinde sicilden resen terkin edilerek kaydının silindiği anlaşılmaktadır. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi yapılmamış ve tasfiye gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. ... Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu finansal kiralama sözleşmesi gereği borçluya teslim edilen finansal kiralama konusu malların kira bedelleri davacıya ödenmediğinden, finansal kiralama sözleşmesi feshedildiğini, sözleşmenin feshi üzerine 30.04.2008 vade tarihli senede ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosya üzerinden sözleşme kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, adı geçen şirketin 29/11/2013 tarihi itibariyle terkin olunan şirket konumunda bulunduğunu, şirketin 29/11/2013 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi gereğince resen terkin edilmiş ve ticaret sicilden kaydı silindiği, işlem yapılmak için resen terkin edilen şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararın bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7/4.a. maddesi gereğince terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtaratın öncelikle şirkete ya da şirket yetkililerine tebliğ edilmesi gerektiği, şirkete veya şirket yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan ticaret sicil gazetesinde ilan sureti ile yapılan ihtarın usule aykırı olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediğinden, bu yüzden dava dışı şirket olan ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, usulüne uygun geçerli bir terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirket yönünden davaya konu ihya talebinin Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreye tabi olmadığından davanın kabulü ile, Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 23/12/2013 tarih 8470 sayılı ilanı ile terkin edilen ... Limited Şirketi'nin ihyasına karar verildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2021/471 Esas 2021/1244 Karar sayılı ilamı ile Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2017 tarih 2016/8629 Esas 207/6341 Karar sayılı ilamlarında da ifade edildiği üzere; ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı anlaşıldığından ihyası istenen şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediğinden şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğinden dava konusu uyuşmazlıkta dava dışı şirket Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediğinden şirkete tasfiye memuru atanmaksızın ihyası yönünde karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2021/471 Esas 2021/1244 Karar sayılı ilamı ile Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2018 tarih 2018/2834 Esas 2018/5605 Karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere ticaret sicil müdürlükleri tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçeklemeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden resen terkin etmekle iş bu davanın açılmasına davalı ticaret sicil müdürlüğünün sebebiyet verdiği anlaşıldığından davalının yargılama giderleri ve harçtan sorumlu tutulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir:" gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 23.12.2013 tarih ... sayılı ilanı ile terkin edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, kararın kesinleşmesine müteakiben Çorlu Ticaret Siciline tescili için bir suretinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile ilanına, bu konuda davacıya yetki verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama giderleri, harç ile vekalet ücretinin müvekkili üzerinde bırakılmasının somut olaya uygun olmadığını, müvekkilinin yasal hasım olduğunu, kanun koyucunun TTK'nın Geçici 7/4 maddesi kapsamında özel ve ayrıntılı düzenlemeye gittiğini, ancak ihtar ifadesi ile yetinildiğini, ihtarın şeklini, ihtarın tebliğ edilmesi zaruretini belirlemediğini, müvekkilince ihtarın ilgililerin sicil adreslerine cevap dilekçesi ekindeki posta evraklarından anlaşılacağı üzere muhataplarına davalı Sicil Müdürlüğü tarafından yollandığını, usul ve yasaya uygun işlem yapıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (Eski Esas numaraları; ... Esas, ...Esas) ... San. ve Tic. Ltd. Şti.aleyhine sözleşme kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, ancak takip sırasında bu şirketin sicilden terkin edilerek silinmiş olduğunu, kıymet takdir raporunun tebliğ edilemediğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 29.11.2013 tarihinde, TTK'nın Geçici 7.maddesi ve 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebliğ hükümleri (5/1-b) uyarınca sicil kaydının resen silindiği, şirketin son ortaklarının ..., ..., ... olduğu, son yetkilisinin ... olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre ihyası istenen ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında resen terkinine karar verildiği ve 29.11.2013 tarihinde resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın Geçici 7maddesine bakıldığında ise şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlemeleri yer almaktadır. İhyası istenen şirketin, davacı tarafça hakkında başlatılan ve derdest olan icra dosyası varken 29.11.2013 tarihinde resen terkinine karar verilmesi doğru olmadığından mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesi doğru olmuştur. Ancak yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest icra takibinden haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Davacının sadece şirketin ihyasını talep ettiği, herhangi bir Yasa hükmüne dayanmadığı dikkate alındığında ve Geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamış ve davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde görülmüştür (Yargıtay 11. HD'nın 2020/2299 E- 2020/4113 K sayılı, 14.10.2020 Tarihli kararı ile 04.12.2023 tarih ve 2023/6083 Esas, 2023/7021 Karar)). Bu sebeplerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25.09.2023 tarih ve 2023/4063 Esas, 2023/5283 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7.madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır. Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7.maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm aynı Kanun'un 547.maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir.6102 sayılı Kanun'un geçici 7.maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. Ancak somut uyuşmazlıkta mahkemece sınırlı şekilde ihya kararı verilmediği anlaşıldığından resen yapılan istinaf incelemesi sonucunda yeniden hüküm kurulurken ihyanın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının infazı işlemleri ile sınırlı olmasına karar verilmesi gerekmiştir. Diğer yandan, TTK'nın Geçici 7.maddesindeki sebeplerle resen terkin edilen şirketin ihyası davasında husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yöneltilmesi gerekmekte olup eldeki davada da dava doğru şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Ancak Geçici 7.maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirkete ek tasfiye kapsamında işlemlerin yerine getirilmesi için bir tasfiye memuru atanması gerekirken mahkemece tasfiye memuru atanmaması doğru olmamıştır. Dairemizin önceki uygulamalarında tasfiye memuru atanmaması gerektiği belirtilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 Esas, 2021/1107 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25.09.2023 tarih ve 2023/4063 Esas, 2023/5283 Karar sayılı kararları sonrasında Dairemizce de görüş değiştirilmiş ve TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirketlere de tasfiye memuru atanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenle, resen yapılan istinaf incelemesi sonunda yeniden hüküm kurulurken şirkete tasfiye memuru da atanmasına karar verilmesi gerekmiştir. Tasfiye memuru olarak, ticaret sicil kayıtlarına göre, ihyasına karar verilen şirketin son yetkilisi ... atanması uygun görülmüştür. Zira, ihya davası, sadece icra dosyasının takibi ve infazı işlemleriyle sınırlı olup dışarıdan bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve tasfiye memuruna ücret ödenmesi, davacı bakımından bir yük oluşturacaktır. Bu nedenle, tasfiye memuru olarak şirketin son yetkilisinin atanması uygun görülmüş, yapılacak işin mahiyeti ve son yetkili olması nedeniyle tasfiye memuruna takdiren ücret tayin edilmemiştir. Bu nedenlerle somut olayda, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, ihyasına karar verilen dava dışı şirkete tasfiye memuru atanması, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması yönünde Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ve resen gözetilen sebeplerle, ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulüne; Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının takibi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere, Ticaret Siciline yeniden tescili suretiyle ihyasına,2-Tasfiye memuru olarak resen, şirketin son yetkilisi olan ... TC kimlik numaralı ...'nin atanmasına, takdiren tasfiye memuruna ücret verilmesine yer olmadığına,3-Keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride ihya edilen şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yapan davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş ise de davalı yasal hasım konumunda olduğundan, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kullanılmayan yargılama gider avansının, karar kesinleştikten sonra, yatıran tarafa iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davalıya iadesine,b-Davalının yatırdığı 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak verildi.04.04.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01