İstanbul BAM 14. HD 2024/283 E. 2024/556 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/283
2024/556
28 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/283
KARAR NO: 2024/556
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13.12.2023 - 08.01.2024 tarihli ara kararlar.
NUMARASI: 2023/749 Esas
DAVANIN KONUSU: Şirket yöneticisinin azli- şirkete kayyım atanması
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacılar vekilinin davalı ... AŞ'ye kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 13.12.2023 tarihli ara kararına ve davalı yönetim kurulu başkanının işlem yapma yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyım atanması talebinin reddine dair 08.01.2024 tarihli ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili tarafından sunulan 23.11.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacılar ... ve ... oluşan yönetim kurulu tarafından yönetilmeye çalışılan davalı ... Anonim Şirketinin yönetim kurulu başkanı diğer davalı ... olduğunu, davacı ... şirket hissesi toplam sermayenin %0,25'ini, davacı ... şirket hissesi toplam sermayenin %0,25'ini, dava dışı ... şirket hissesi toplam sermayenin %0,25'ini, dava dışı ... şirket hissesi toplam sermayenin %0,25'ini, davalı ... şirket hissesi ise toplam sermayenin %99'unu oluşturduğunu, davacıların şirketteki azınlığı oluşturduğunu, hem şirket yönetim kurulu başkanı hem de çoğunluk hisse payına sahip bulunan davalının kararı ve onayı olmaksızın şirket hakkındaki önemli kararların davacılarca tek başına alınamadığını, yönetim kurulu başkanının şirket aleyhine aldığı kararlara ve yönetim yetkisine dayalı yaptığı hatalı ve keyfi işler nedeniyle yönetim kurulu başkanını azledemediklerini, çoğunluk paya sahip davalı, yönetim kurulunu istediği gibi belirlediğini, kâr dağıtmama kararı aldığını, ihracatları engellediğini, piyasadaki prestijini kötü etkileyecek işler yaptığını, tüm bu nedenlerle şirketin günden güne iflasa doğru sürüklendiğini, davalının katılımı olmaksızın şirket genel kurulu-yönetim kurulunun toplanamadığını, davalının katılımı olsa bile onayı olmaksızın genel kurulda-yönetim kurulunda karar alınamadığını, davanın kabulüne, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirket lehine yapılan ihracatların devamının sağlanması adına davalı ... şirket yönetim kurulu üyeliğinden doğan yetkilerinin geçici olarak durdurularak / kaldırılarak dava süresince tedbiren mahkemece şirketin üstün menfaati kapsamında öncelikle davacıların mümkün olmadığı takdirde üçüncü şahısların ivedilikle denetim ve yönetim kayyımı olarak atanmasına, şirkete ait başta ... Bankası hesabı olmak üzere (sırasıyla TL, USD ve EURO hesapları) diğer ilgili tüm banka hesaplarının davalı ... imza ve temsil yetkisi kaldırılarak davacılar tarafından ilgili bankalarda her türlü işlem yapma konusunda davacıların ivedilikle yetkilendirilmesine, davalı ... şirket yetkilerinin kaldırılmasına ve şirket yönetim kurulundan azline, davalı ... Türk Medeni Kanunu kapsamında kısıtlandığı takdirde yönetim kurulu üyeliğinden çıkarılmasına, davalı ... A.Ş.'ye dava sonrasında da mahkemece şirketin üstün menfaati kapsamında öncelikle davacıların mümkün olmadığı takdirde üçüncü şahısların denetim ve yönetim kayyımı atanmasına, davalı ... A.Ş.'de ivedilikle genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesinin 13.12.2023 tarihli ara kararıyla; ".... Davacılar vekili davalı şirkete denetim kayyımı atanması talebinde bulunmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere denetim kayyımının atanmasına ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Denetim kayyımının atanmasına ilişkin düzenlemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer almaktadır. Davacılar vekili denetim kayyımının atanması için bir takım iddiaları dava dilekçesinde öne sürmüş ise de, dava dilekçesi ve ekindeki belgeler ile dosyaya celp edilen deliller kapsamında denetim kayyımının atanmasına yönelik şu aşamada yaklaşık koşulun bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin davalı şirketin yönetim kurulunun denetlenmesi için denetim kayyımı atanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilerek..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin bankalardaki işlem yapma ile diğer hususlarda şirketin işlemlerinin yapılmasına dair davalı ... imza ve temsil yetkisi kaldırılarak davacılar tarafından ilgili bankalarda ve diğer hususlarda şirketle ilgili her türlü işlem yapma konusunda davacıların yetkilendirilmesine dair ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacılar vekilinin davalı ... AŞ'ye yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacılar vekilinin davalı ...AŞ'ye yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Davacılar vekili 04.01.2024 havale tarihli talep dilekçesinde özetle; davalının çalışanların maaşlarını, tedarikçilerin ücretlerini, vergileri ödememesi gibi kötü yönetimi nedeniyle şirketi borç altına soktuğunu, bu ödemelerin yerine getirilmesi amacıyla, özellikle son dönem olarak kast edilen bir dönemde şirketin hesabından yüklü olmayan bir bedel çekilerek çalışanların maaş ödemeleri yapıldığını, davalının bahsettiği para çekme işleminin yalnızca bundan ibaret olduğunu, bunun da davalının ödemeyi ihmal ettiği borçlarından ileri geldiğini, davacıların şirketin hesabından kendi hesaplarına para aktardıkları iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davacı ... yapılan isnatların aksine müvekkilinin, davalı ... ve şirketin tüm ihtiyaçlarını tek başına karşıladığını ve karşılamaya da devam ettiğini, buna rağmen müvekkilinin uzun yıllardan beri davalının şirketi borçlandıran işlemlerinin telafisi gibi yaptığı tüm fedakarlık ve verdiği mücadele görmezden gelindiğini, şirketin finansal yönetimi konusunda eğitim alan ve bu yönde şirketi yöneten müvekkili ... şirketin üstün menfaatlerinin korunması amacıyla sürekli olarak şirkete yatırımlar yaptığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; tedbir talebinin kabulü ile davalı ... davalı şirket hesaplarındaki yetkilerinin kısıtlanmasına, davacılara davalı şirket hesaplarından para çekme yetkisi verilmesine ve davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, bu ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 08.01.2024 tarihli ara kararıyla; "... Somut olayda da davacılar vekili davacıların yasal pay sahibi olduğu davalı şirketin temsilcisi olan ... yasal yükümülüklere aykırı davranarak şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin ifade edildiği, yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesi gereğince tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunun ifade edildiği, toplanan deliller, davacılar vekili tarafından sunulan belgeler kapsamında kayyım atanması yönünden yaklaşık koşulun bulunmadığı, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği, tedbir kararının verilmemesi durumunda hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı noktasında kanaatin şu aşamada oluşmadığı, ayrıca ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde şirkette yönetim kurulu açısından organ boşluğunun bulunmadığı, bu yüzden şirketin yönetim kurulunun fiilen görevde bulunduğu, bu nedenle de şirkete yönetim kurulunda boşluk bulunmadığından kayyım atanamayacağından şirkete kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek... " gerekçesiyle, davacılar vekilinin bankalardaki işlem yapma ile diğer hususlarda şirketin işlemlerinin yapılmasına dair davalı .... imza ve temsil yetkisi kaldırılarak davacılar tarafından ilgili bankalarda ve diğer hususlarda şirketle ilgili her türlü işlem yapma konusunda davacıların yetkilendirilmesine dair ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacılar vekilinin davalı ... AŞ'ye kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.Davacılar vekili tarafından, mahkemece verilen 13.12.2023 tarihli ara karara ve 08.01.2024 tarihli ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF BAŞVURU NEDENLERİ Davacılar vekili 13.12.2023 tarihli ara karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme karar gerekçesinde anonim şirketin yöneticisinin görevden alınmasına ilişkin TTK'da hüküm bulunmadığı, bir şirketi kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerektiği, bu kuralında TTK'nın 1.maddesi atfıyla TMK'nın 427/1-4 maddesinde ifade edildiği bu maddeye göre bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış yönetime başka yollardan sağlanamamışsa yönetim kayyumu atanmak zorunda olduğu belirtilerek bu kurala istinaden toplanan deliller ve sunulan belgeler kapsamında kayyım atanması yönünden yaklaşık koşulun bulunmadığı, sicil kayıtlarında yönetim kurulu açısından organ boşluğunun bulunmadığı gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığına dair kanaatin mevcut deliller karşısında hatalı olduğunu, TMK 427/4 maddesinin ortaklığa uygulanarak bir veya birden çok yönetim kayyımı atanabilmesinin sadece organ boşluğu halinde mümkün kıldığını, somut olaya kıyasen uygulanabilecek TMK 427/4'te bir tüzel kişinin gerekli organlar yoksun kalmış olması ve yönetiminde başka bir yoldan sağlanamamış olmasının kayyımlığı gerektiren bir hal olarak düzenlendiğini, kayyımlığı gerektiren halin tespitinde de her somut olayın kendi özelinde değerlendirilerek hükmün olaya uygulanması gerekip gerekmediğini tespit edileceğine, davalı şirketin diğer davalı ortağının kusurlu ve suç oluşturan eylemi ile genel kuruldan ve yönetim kurulundan yoksun kalmasına neden olduğunu, davalı şirket hakkında önemli kararlar alınması gerektiğinde toplantının yapılmadığını ve karar alınamadığını, genel kurul ve yönetim kurulunun bazen hiç toplanamadığını ve karar alınmadığını, davalı ... yönetim kurulu başkanlığını yaptığı şirketi müvekkilleri ile ortak bir şekilde yönetmediğini, şirket yönetimi ile ilgili kararları tek başına aldığını, genel kurul ve yönetim kuruluna herhangi bir çağrı yapılmadan tek başına aldığı kararları müvekkilleri adına fakat müvekkillerinden habersiz şekilde aldığını, davalının bu eyleminin aynı zamanda özel belgede sahtecilik suçunu teşkil ettiğinden şikayetçi olunduğunu, gerekli imza incelemeleri yapıldığında toplantı tutanakları altındaki imzaların müvekkillere ait olmadığı, bariz bir şekilde anlaşılacağı, uzun yıllar boyunca genel kurul ve yönetim kurulu organlarının toplanamadığı halde böyle bir çağrı hiçbir zaman yapılmadığı halde müvekkilleri adına müvekkillerinden habersiz bir şekilde imzalarını taklit eden davalının bu toplantıları usulsüz bir şekilde tek başına gerçekleştirerek kararlar aldığını, geçersiz kararlar nedeniyle şirketteki organsızlık unsurunun gerçekleştiğine açık bir karine teşkil ettiğini, yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olmasının şart olduğunu, yaşlılık ve hastalılıkları sonucunda kendisine bakıma muhtaç hale getiren davalı ... şirketi yönetim kurulu başkanlığını yürütme fonksiyonunu da kaybettiğini, sürekli şirket aleyhine işler yaptığını, yönetim kurulu üyeleri ile inatlaştığını, şahsi menfaat ve hırsları uğruna şirket aleyhine usulsüz kararlar alarak şirketi borç altına soktuğunu, davalının şirketi kötü yönetimi nedeniyle şirkete verdiği zararların müvekkillerince giderilmeye çalışıldığını, uzun bir süreden sonra ilk Özbekistan ihracatını gerçekleştirmiş olduğunu, yaklaşık 6 ay sonra Bangladeş ihracatının gerçekleştirilmiş olduğunu, durdurulan tahsilatlar ve tedariklerin yeniden canlandırıldığını, davalının özel belgede sahtecilik suçu işlediği gibi tek taraflı aldığı kararları da şirket menfaatlerine aykırı aldığını ve yok hükmünde bir yönetim kurulu oluşturduğunu, davalı ...'ın kanser hastası ve yaygın anksiyete bozukluğu bulunan ileri yaşlarda bir kimse olduğunu, şirket yönetiminde tek başına kararlar alabilmek için suç işlemeyi bile göze aldığını iddia ederek mahkemenin 13.12.2023 tarihli ret kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiş ve talep dilekçesine ekli olarak özel belgede sahteciliğe konu olduğu iddia edilen olağan genel kurul toplantı tutanak örneklerinin ve yönetim kurulu karar örneklerini dosyaya ibraz etmiştir. Davacılar vekili 08.01.2024 tarihli ara karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'da ticaret şirketlerine kayyım atanması ile ilgili bir düzenleme yok ise de AŞ'nin kanunen gerekli organlarından birinin yokluğu halinde mahkemece yönetim kayyımının atanacağını, yapılması zorunlu ve acil olan bir görev için ise tedbir yoluyla kayyım atanmasının mümkün olduğunu, davanın esası yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, dava konusunun davalı şirkete organ boşluğuna dayalı kayyum atanması talebine ilişkin olduğunu, müvekkillerinin şirketin yönetim kurulu üyesi davalı ... ise yönetim kurulu başkanı olduğu, davalı ... şirketi sahte imzalarla yönettiği, mahkeme gerekçesinde her ne kadar sicil kayıtlarında şirkette yönetim kurulu açısından organ boşluğunun bulunmadığı, şirketin yönetim kurulunun fiilen görevde bulunduğu, yönetim kurulunda boşluk bulunmadığında kayyım atanamayacağından buna ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmişse de ticaret sicil kayıtlarındaki tescilleri davalı yönetim kurulu başkanını suç teşkil eden eylemi nedeniyle usulsüz olduğunu, somut olayda kıyasen uygulanabilecek TMK 427/4'te bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve yönetimininde başka yoldan sağlanamamış olmasının kayyımlığı gerektiren bir hal olarak düzenlendiğini, davalı yönetim kurulu başkanının şirket yönetimi ile ilgili kararları kanuna aykırı şekilde tek başına aldığını, kayyım atamaya ilişkin tedbir kararı verilmediği takdirde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceği gecikme sebebi ile ciddi bir zararın doğacağını, davalı ... ağır kusurlu suç teşkil eden eylemlerde bulunarak şirket yönetim kurulunun yok hükmünde olmasına sebep olduğu, genel kurulun toplanmadığı, ortada olduğunu, iddia ederek, mahkemenin 08.01.2024 tarihli ret kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket yöneticisinin azli ve şirkete tedbiren denetim ve yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin, davalı yönetim kurulu başkanının imza ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine dair 13.12.2023 tarihli ara kararına ve ayrıca, davalı yönetim kurulu başkanı ... imza ve temsil yetkisinin kaldırılarak davacıların yetkilendirilmesine ve davalı şirkete kayyım atanması talebinin reddine dair 08.01.2024 tarihli ara kararlara karşı, davacılar vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacıların davalı şirketin ortaklarından ve yönetim kurulu üyelerinden oldukları, davalı gerçek kişinin ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, taraflar arasında hukuki uyuşmazlıkların mevcut olduğu, davacılar vekili tarafından davalı gerçek kişi hakkında 23.11.2023 tarihli ayrı bir dilekçe ile Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesine dava açtıkları, dava dilekçesinde davalı ... çocukları olduklarını, müşterek şekilde vasi tayin edilmek istediklerini, kısıtlı adayının 70 yaşında olup şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, hastalıkları ve yaşlılığı dolayısıyla mal varlığını yönetemeyecek derecede müsrifleştiği ve davranışlarını kontrol edememesi nedeniyle bütün işleri yürütmek üzere vasi tayin edilme talebinde bulundukları, davalı şirketin sicil kayıtlarından şirketin yönetim kurulu üyelerinin mevcut olduğu, şirketin faal durumda bulunduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 389.maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. 390/3.maddesi uyarınca ise tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davada davacı şirket ortakları ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri tarafından ileri sürülen iddialar, dava ve cevap dilekçesi içerikleri, muhtelif mahkemelerde taraflar arasında görülmekte olan davalar nazara alındığında, şirkette hissedar olan davacı ile diğer davalı yönetim kurulu başkanı arasında uyuşmazlık çıktığı anlaşılmakla birlikte, şirketin kararlarının davalı yönetim kurulu başkanı tarafından sahte imzalarla alındığı, şirketin zarara uğratıldığı, iddiası uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığına ilişkin dosyanın mevcut durumu itibariyle yaklaşık ispatın gerçekleştiğinden söz edilemez. Öte yandan, bir tüzel kişiliğe kural olarak kayyım atanması, ancak kişiliğin organsız kalması halinde mümkündür. Eldeki davada, şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi davalı yöneticinin şirketi kasıtlı ve kötü niyetli olarak kötü yönetip, dava dışı şirketi veya davacıyı zarara uğrattıkları da yaklaşık olarak ispat edilememiştir. Diğer taraftan, davacılar tarafından davalı yönetim kurulu başkanı hakkında kısıtlanması talepli sulh hukuk mahkemesine dava açılmış ise de buna ilişkin olarak herhangi bir kararın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin her iki karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin 13.12.2023 ve 08.01.2024 tarihli ara kararlara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01