SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/287 E. 2024/481 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/287

Karar No

2024/481

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/287

KARAR NO: 2024/481

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/12/2023

NUMARASI: 2023/316 E. - 2023/955 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ile davalının Tekkeköy/Samsun bölgesinde bayiliğini üstlendiğini, davalının 2022 yılı itibariyle hiç LPG alımı yapmadığı, 39.523,00 TL cari hesap borcu bulunduğunu, LPG alımlarındaki düşüşün sözleşmenin 24-b maddesinde kararlaştırılan miktarları aşan olağanüstü düşüşler olduğunu, bunun üzerine davalıya ilk olarak Kadıköy ... Noterliğinin 16.02.2022 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak davalı tarafından ihlallerin giderilmemesi üzerine bu sefer sözleşmenin 24/b maddesi gereğince Beyoğlu ... Noterliğinin 13.01.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme uyarınca davalıya toplam 74 adet 12 kg siboplu, 11 adet 12 kg vanalı, 63 adet 2 kg'lık dar, 3 adet 2 kg'lık geniş tüp olmak üzere toplam 225 adet tüp teslim edilmiş olup işbu tüplerin halen davalı nezdinde olduğunu, tüplerin iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde ise fiili ödeme tarihlerindeki maliyet bedellerini talep ettiklerini, davalının, sözleşmenin 28. maddesi uyarınca akdin feshine sebep olduğu için 50.000 EURO cezai şart tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL cari hesap alacağının, 1.000,00 TL iade edilmeyen tüp bedeli alacağının ve 1.000,00 TL cezai şart tazminatı alacağının temerrüt tarihi olan 16.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; görevli ve yetkili mahkemenin Samsun Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının cari hesap alacağı, iade edilmeyen tüp bedeli alacağı bulunmadığı gibi cezai şart talep etme hakkı da bulunmadığını, işe başlama tarihinin 01.02.2005 mali yılı olduğunu ve bu tarihte bayi olduğunu, ana sözleşmeyi imzalayarak firmaya senet ve ipotek verdiğini, işe başlarken şirketten sadece 30 adet 12 kg'lık tüp aldığını, peşin olarak bedelini ödediğini, depozito makbuzu (dekont) mahkemeye sunacağını, tüplerin teslim edileceğini, süreçte davacı firmanın el değiştirmeye gittiğini, bu esnada kendisine verilecek olan ek protokol şartlarına uyulmayarak ödemeleri eksik yapmaya başladığını, o zamanki tesis müdürü Semih bey'in ödemeleri tamamlayacaklarını, devir işlemleri nedeniyle zaman istediklerini söyleyerek kendisini oyaladığını, bu söze güvenilerek satışlara devam ettiğini, bu süreçte rekabet amaçlı showroomların fiyatları düşürdüğünü, kendisinin toptan alışından daha ucuza perakende tüp satışları başlattığını, davacının bu durumu bayilerinden saklayarak bayilerini ezmeye başladığını, dolayısıyla ek protokol madde 7'ye davalı tarafça uyulmadığını, davacı firmanın veresiye tüp satışı bulunmadığını, tüplerin bedeli ödenerek alındığını, hiçbir şekilde bedeli ödenmeden tüp alınmasının mümkün olmadığını, bu yöndeki iddiaları ve varsa dayandıkları belgeleri kabul etmediğini, bütün alışverişlerinin ödemeleri çek ya da kredi kartı ödemesi ile yapılmış olup, veresiye hiçbir alımım olmadığını, dolayısıyla alacak iddialarının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, sözleşmeyi asıl davacının ihlal ettiğini, 18.06.2020 tarihinde önce peşin ödediği paranın protokol gereği iadesi gerekirken hiçbir protokol şartına uyulmadığını, alacaklarının ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava; bayılik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağı, sözleşmenin haklı feshinden kaynaklı cezai şart alacağı ile bayilik sözleşmesi gereği ariyet olarak verilen tüplerin aynen iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur. Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve 2016/14786 E. 2019/2165 K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Gelir İdaresi Başkanlığı Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13.12.2023 tarihli cevabi yazılarına göre davalının tacir olmadığı esnaf büyüklüğünde "Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda Evlerde Kullanılan Tüpgaz-kömür Ve Yakacak Odun- Çimento, Alçı, Harç, Kireç, Tuğla, Kiremit, Briket, Taş, Kum, Çakıl Vb. İnşaat Malzemeleri Perakende Satış" faaliyetinde bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2017/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerine göre VUK 177/1-3 madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre esnaf olduğu anlaşılmıştır. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Açıklanan nedenlerle huzurdaki dava, davacının esnaf olması nedeniyle ticari bir dava değildir. Davada, mahkememiz görevli olmayıp, genel mahkemeler görevli olduğundan ... "gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı tarafın esnaf statüsünde olsa da davanın taraflar arasında görülen ticari iş nedeniyle müvekkili şirketin alacaklarının tahsili talebi ile ikame edildiğini, Türk Ticaret Kanunun'da düzenlenmiş işlerin de ticari iş niteliğine haiz olduğunu, TTK'da öngörülmüş işlerin, hukuki yapıları itibarıyla ister ticari iş niteliğinde olsun ister olmasın, sadece TTK'da düzenlenmeleri için ticari iş olarak kabul edildiğini, bu noktada işin ticari işletmeyle ilgili olup olmaması yahut ilgililerin tacir sıfatının bulunup bulunmamasının önem taşımadığını, TTK'da düzenlenen tüm işlerin ticari olduğunu, TTK'nın 3.maddesinin aksi iddia ve ispat edilemeyen bir ticari iş kriteri getirdiğini, öyle işler vardır ki, bunların sadece, TTK'da düzenlendikleri için ve kanun hükmü gereği ticari iş sayıldıklarını, örneğin cari hesap, ticari senetler ve taşıma sözleşmesi ile ilgili işlerin aslında ticari olmadıklarını, ancak bu işleri tacir olsun olmasın herkesin yapabileceğini, somut olayda da taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerin ticari iş kapsamında olduğu ve ticari iş niteliğine haiz işlere ilişkin uyuşmazlıkları görmekle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun izahtan vareste olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari hayatından kaynaklanan bir sözleşme olduğunu, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket bakımından ticari iş niteliğine haiz olduğu ve kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı dikkate alınarak davalı taraf için de ticari iş sayılayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğuna karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, LPG bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi iddiasına dayalı cari hesap ve cezai şart alacağı ile iade edilmeyen tüp bedelinin tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın mahkemenin görevli olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan bayilik sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir. Dava, yukarıda sayılan ve TTK'nın 4/1-son cümlesinde yer alan ticari davalardan da değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava yani nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir. TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gelir İdaresi Başkanlığı Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13.12.2023 tarihli cevabi yazısında, davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerine göre VUK 177/1-3 madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre esnaf olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalının esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimse olmadığı anlaşılmakla, davanın nispi ticari dava olduğunun kabulü de mümkün değildir. Buna göre ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.03.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenincelemeileriistinafderecesebepleriistanbulAlacakkararınınkonusutaraflarıngerekçeiddiamahkemesiözetihükümsavunmalarının

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim