SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/347 E. 2024/470 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/347

Karar No

2024/470

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/347

KARAR NO: 2024/470

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 27.12.2023

NUMARASI: 2023/561 Esas - 2023/989 Karar

DAVA: Şirketin İhyası

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memurları vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı Tasfiye Halinde .... A.Ş. Arasında İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 Esas sayılı dosyasında kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davanın görüldüğünü, davanın derdest olduğunu, Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi.'nin sicilden terkin edildiğini, davaya devam edebilmek için davacıya ihya davası açmak üzere süre ve yetki verildiğinden bahisle sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi.'nin ihyasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü, savunmasında özetle; müvekkili müdürlüğün tescil taleplerini ilgili Yasa'nın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını, yargı mercii gibi hareket edemeyeceğini, bu hususun T.T.K.'nun 32. maddesinde ifade edildiğini, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye süreci eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddini, aksi halde müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Tasfiye Memurları vekili, savunmasında özetle ; İhya davasının ancak mevcut bir hukuki yararın varlığı ve ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması amacıyla ilgili dosya kapsamında sonuç doğurabileceğini, ancak davaya konu şirketin ihyası ile davacı tarafın elde edebileceği bir hukuki yarar bulunmadığını, zira tasfiyesi tamamlanan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirket yaklaşık 8 senedir hiçbir proje gerçekleştirememiş ve yine son 8 sene sürekli zarar etmiş ve bu süreçte gayrifaal bir şirket haline geldiğini, bu nedenle tasfiye sonucunda ortaklarına dağıtılan 1TL dahi olmadığını, bu kapsamda şirket ihya olsa dahi malvarlığını oluşturacak hiçbir değer olmadığından, ek tasfiye ile tahsilat gerçekleştirme imkanı da bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, tasfiye memuru sıfatı ile müvekkillerinin davalı tarafta yer alması da isabetsiz olduğunu, zira, davacı tarafın işçilik alacağına konu davadaki talepleri 20sene önceki çalışma dönemi kapsamındaki talepler olduğunu, bu talepler şirketin kuruluşundan da önceki tarihlere denk geldiğini, (İTO kayıtları) İlgili taleplerin muhatabının tasfiye olunan şirket olmadığı, şirketin kuruluş tarihinden bile önce olduğu dikkate alındığında, alacak taleplerinden ihyası talep olunan şirketin sorumlu olamayacağı ve davanın açılmasına müvekkillerin sebep olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 Esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davacı ... tarafından davalı Tasfiye Halinde .... A.Ş. Aleyhine alacak ( işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan ) davacı açıldığı, 19/07/2023 tarihli ara kararı ile davalının sicilden terkin edildiğinden bahisle davacıya ihya davası açmak üzere süre ve yetki verildiği, davanın derdest olduğu, davacının davayı açmakta hukuki yararının olduğu anlaşılmakla ; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde .... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 E. Sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ve infazı ile sınırlı olarak ihyasına, davalı tasfiye memurları ... ve ...'ın görevlerine devam etmelerine, kararın tescil ve ilanı için davacıya yetki verilmesine, karar verilmesi gerektiği... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 E. Sayılı dava dosyasının sonuçlandırılması ve infazı ile sınırlı olarak ihyasına, davalı tasfiye memurları ... ve ...'ın görevlerine devam etmelerine, kararın tescil ve ilanı için davacıya yetki verilmesine,karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memurları vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memurları vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama sırasında defaatle dile getirmiş oldukları üzere ihya davasının ancak mevcut bir hukuki yararın varlığı ve ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması amacıyla ilgili dosya kapsamında sonuç doğurabileceğinin açık olduğunu, ancak davaya konu şirketin ihyası ile davacı tarafın elde edebileceği herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, Davacı tarafından tasfiye olmuş şirkete yöneltilen İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 esas sayılı davası incelendiğinde de görüleceği üzere davacı taraf müvekkilinin tasfiye olan şirkette 2002 yılında çalışmaya başladığını beyan ettiğini, oysa Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde de görüleceği üzere şirketin kuruluş tarihi 26.05.2008 olup (EK-2:İTO kayıtları) davacının taleplerinin şirketin kurulmadığı bir döneme ilişkin olduğunu, şirketin kuruluş tarihinden bile önce olduğu dikkate alındığında, alacak taleplerinden ihyası talep olunan şirketin sorumlu olamayacağı ve davanın açılmasına müvekkillerinin sebep olmadığının da açık olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın, yukarıda bilgilerine yer verdikleri İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinde alacak talepli açtığı davada, kendisine verilen kesin sürede iş bu davayı açmadığını, iş mahkemesinin, ilgili davada bu hususu gözden kaçırdığını ve davayı reddetmek yerine davacı tarafa sehven ikinci kez kesin süre verdiğini, iş bu davanın, ikinci verilen kesin süreden sonra açıldığını, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, İlk derece mahkemesince hatalı olarak müvekkilleri aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedildiğini, ihya davasında hukuki hasım, ticaret sicil müdürlüğü olmasına rağmen müvekkilleri kabul anlamına gelmemek üzere iş bu davada tasfiye memuru sıfatı ile yargılamaya dahil edildiğini, öncelikle davada hukuki hasım ticaret sicil müdürlüğü olup davanın müvekkillerine yöneltilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin kabulüne göre tasfiye memuru olarak kabul edilen müvekkillerinin avukatlık ücreti ve yargılama gideri yükümlülüğü bulunmadığını, kararın bu haliyle de hatalı olduğunu,Yukarıda izah olunan hususlar çerçevesinde, 8 senedir hiçbir proje gerçekleştirmeyen ve sürekli zarar eden, başkaca bir proje gerçekleştirme ihtimali de olmayan, hiçbir malvarlığı bulunmayan, yıllardır hiçbir aktif ticari ilişkisi de olmayan ilgili şirketin tasfiyesinden ortaklarının hiçbir hakedişi ve alacağı olmadığını, kaldı ki şirkete ait hiç bir malvarlığı bulunmadığından, tasfiye sonucu ortaklara 1TL dahi dağıtılmadığını, ilgili kayıtların İstanbul Ticaret Müdürlüğü uhdesinde mevcut olduğunu, yaklaşık 20 sene önceki döneme ilişkin daha henüz şirket kurulmadan vuku bulan alacak taleplerinin ise şirketin ihyası ve ek tasfiyesi ile tahsil olunabileceği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memurları vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 26.04.2023 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir. Davacı vekili , ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 E sayılı dosyasında müvekkilinin işçilik alacakları için dava açıldığını, ancak davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2020/646 E sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece de kurulan hüküm de söz konusu dava dosyası kapsamında ihya kararı verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İş bu davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, davanın ayrıca tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerekir. Davalılar vekilinin davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yarının bulunmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalılar vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu, ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. İhya davasına dayanak dava talep edilen alacakların şirketin kuruluşdan önceki dönemlere ilişkin olduğu, şirketin sorumlu görülemeyeceği yönündeki hususlar ihya davası kapsamında incelenecek hususlardan olmayıp, iş mahkemesinde görülen davada değerlendirilecek savunma sebepleri olmakla, davalı tasfiye mumurları vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde değildir. Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi' nin 2016 / 2926 Esas 2016 / 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Davalı ... Sicil Memurluğu bu davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. Ancak davalı tasfiye memurları yargılama giderlerinden sorumludur. Bu nedenle davalı tasfiye memurları vekilinin, son tasfiye memuru olan müvekkillerinin tasfiye işlemlerinde kusurlu bulunmaması nedeniyle verilen ihya kararı kapsamında yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Davalı tasfiye memurları vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memurları vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memurları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, temyiz yolu açık olmak üzere , 21.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriincelemeŞirketinkararınınileriİhyasıekitoiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim