SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2024/231 E. 2024/369 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/231

Karar No

2024/369

Karar Tarihi

6 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/231

KARAR NO: 2024/369

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/02/2023

NUMARASI: 2022/1104 E. - 2023/171 K.

DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; TTK'nın geçici 7. maddesine istinaden sicil kaydı resen terk edilen şirket aleyhine Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı dosyasında SGK hizmet tespiti davası açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, yargılama esnasında, dava dilekçeleri ekinde sunulan Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... sayılı yazısından ve İstanbul Ticaret Sicil İl Müdürlüğünün 23/11/2022 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere ... Anonim Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini, icra takibinin devamı, müvekkili kurum alacaklarının tahsili ve taraf ehliyetinin sağlanması amacıyla Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı dosyası için ilgili mahkemeden ihya davası açılması için yetki alındığını, bu nedenle ilgili şirketin ihyası ile sicile yeniden tescili gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile ...' nün ... sicilinde kayıtlı, ... Turizm Anonim Şirketinin Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı dosyası bağlamında ihyası ile sicile yeniden tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, TTK'nın m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34.maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemini, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7'nci maddenin 15'nci fıkrasının, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmüne haiz olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istendiğini, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, şirketin aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarını yapmadığını, bu nedenle resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiğini, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, TTK'nın geçici 7. Maddesine göre ticaret sicil kaydı resen silinen şirketin ihyası istemine ilişkindir. Dosya içinde bulunan Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 29/12/2022 tarihli cevabi yazısına göre; ... Anonim Şirketi'nin sicil kaydının 6102 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince ticaret sicilinden 31/07/2013 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır.İhyası istenen şirketin terkinden önceki sicil adresinin mahkememiz yetki alanında kaldığı anlaşıldığından mahkememiz görevli ve yetkilidir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde limited şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 1. fıkrasının d bendi uyarınca aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması terkin sebebi olarak sayılmış olup, anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirmek isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzenlenmiştir. TTK'nin geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin alacaklıları veya hukuki menfaati bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak, silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Somut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı Sicil Müdürlüğünce 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için 22.04.2013 tarihli ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ancak, ihyası istenen şirkete ve şirket temsilcilerine 29.12.2022 tarihli yazı cevabı ekinde sunulan 24.04.2013 tarihli olduğu anlaşılan ihtarın gönderildiği belirtilen evrakın şirkete çıkarılan ihtar olup olmadığının anlaşılmadığı gibi şirket temsilcilerine de ihtarnamenin tebliğe çıkartılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa yukarıda belirtilen hükümler uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ve yetkililerine tebliğ edilmesi gerekmektedir.Tüm dosya kapsamından ... Anonim Şirketi'nin sicil kaydının 6102 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince ticaret sicilinden 31/07/2013 tarihinde terkin edildiği mahkememize açılan davanın TTK'nin geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlede belirtildiği üzere 5 yıllık sürede açılıp açılmadığının resen değerlendirmesi gerektiği ancak şirkete ve şirket yetkililerine usulüne uygun tebliğ edilmeksizin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtarın usule aykırı olduğu şirketin sicilden terkin işlemi hukuka uygun olmadığından 5 yıllık süre dikkate alınmadan esasa ilişkin inceleme yapılmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicilden terkin işlemleri hukuka uygun olmadığından açılan davanın kabulü gerektiği anlaşılmış, bu haliyle sicilden terkin edilen ... Anonim Şirketinin tüzel kişiliğinin Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ihyası talep edilen şirkete terkin sebepleri göz önüne alındığında tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicilinin ... numarasında kayıtlı iken sicilden terkin edilen ... Anonim Şirketinin tüzel kişiliğinin Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ihyası talep edilen şirketlerin terkin sebepleri göz önüne alındığında ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu edilen şirketi sicilden terkin eden müvekkilinin davanın açılmasında, kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, davanın açılmasına sebep vermediğini, müvekkilin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığını, usul ve yasaya uygun olduğunu, bu sebeple yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihyası istene şirketin TTK'nın Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan arak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; “Aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması“ gerekçeleriyle resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde resen terkin edildiğini, re’sen terkin kapsamına alınan şirketlerin/kooperatiflerin, bu durumun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren iki ay içerisinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkiline ibraz etmesi ya da bu kapsama alınan şirketin/kooperatifin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi ve ayrıca, mezkur hüküm kapsamına giren şirketin/kooperatifin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından), buna ilişkin yazılı beyanın, müvekkiline verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu)ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak, bu ihtara rağmen, dava konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirkete ve şirket yetkilisine de, mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderildiğini, fakat şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarımızdaki adreslerine gönderilen ihtar yazıları, adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini, başka bir deyişle mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, firmaya yollanan ihtarın 02.05.2013 tarihinde, adreste tanınmadığı için iade edildiğini, şirket yetkilisi ...'a yollanan ihtarın ise 04.05.2013'te, adresten taşınmış olduğu için iade edildiğini, mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını, buna göre yerel mahkeme kararında belirtildiği gibi gerekli tebligatın eksik yapılması söz konusu olmadığı gibi bir an için dava kabul dahi edilse, müvekkilinin aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, gönderilen ihtarda da, davaya konu şirket gibi re’sen terkin kapsamındaki şirketlere gönderilen “re’sen terkin kapsamına alınan şirket(ler)in, kendilerine yapılan tebligattan itibaren iki ay içinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkil Müdürlüğe ibraz etmeleri ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunmadığına ilişkin yazılı beyanı, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Tüm bu tebligatlara ek olarak, ayrıca, dava konusu şirketin terkin edileceği hususu, TTK'nın Geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte, Ticaret Sicili Gazetesinde ilan da edildiğini, Yargıtay ve BAM kararlarında da müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin belirtildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava dosyası Dairemizin 2023/986 esasına kaydedilmiştir. Dava dosyası üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; yasal hasım konumunda olan davalının, terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, davalının terkin işlemlerini usulüne ve mevzuata uygun yapmadığına dair bir iddia ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken sicilden resen terkin olan ... Anonim Şirketinin tüzel kişiliğinin Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 E. sayılı davasının görülmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere, Ticaret Siciline yeniden tescili suretiyle ihyasına, ihyası talep edilen şirketin terkin sebepleri göz önüne alındığında, ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, yargılama giderlerinin ise davacının üzerinde bırakılmasına ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine dair 14/09/2023 tarih ve 2023/986 E- 2023/1351 K sayılı karar verilmiştir. Mahkememizin bu hükmünün davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.12.2023 tarihli, 2023/6083 E - 2023/7021 K sayılı ilamıyla, mahkememizin anılan hükmü bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında; "...1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." denilmiştir. Yargıtay bozma ilamı izerine Mahkememizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dava dışı şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar vermek gerekmiştir. Tasfiye memuru olarak, ticaret sicil kayıtlarına göre, ihyasına karar verilen şirketin son yönetim kurulu üyelerinden olan ...'ın atanması uygun görülmüştür. İhya davası, sadece İş Mahkemesindeki davanın görülmesi ve verilecek kararların yerine getirilmesi işlemleriyle sınırlı olup dışarıdan bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve tasfiye memuruna ücret ödenmesi, davacı bakımından ağır bir yük oluşturacaktır. Bu nedenle, tasfiye memuru olarak şirketin son yönetim kurulu üyesinin atanması uygun görülmüş, yapılacak işin mahiyeti ve eski yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle tasfiye memuruna takdiren ücret tayin edilmemiştir.Somut olayda, mahkemece, ...nce TTK'nın geçici 7. maddesi çerçevesinde yapılan terkin işleminin, usul ve yasaya uygun olmadığı, şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğunun gözetilmediğinden usule aykırı olduğu gerekçesiyle ihya kararı verilmiştir. Davalı Sicil Memurluğu vekili, aleyhine hüküm verilen davalı Sicil Müdürlüğünün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüştür. Yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, davalıın terkin işlemlerini usulüne ve mevzuata uygun yapmadığına dair bir iddia da ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu haklı bulunmuş olup kararın düzeltilmesi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/2299 Esas, 2020/4113 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir). Bu nedenle, ilk derece mahkemesince yargılama giderlerinden davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; Uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken sicilden resen terkin olan ... Anonim Şirketi'nin ticaret sicil kaydının, Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/184 Esas sayılı davasının görülmesi ve verilecek kararın yerine getirilmesi işlemleri ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Tasfiye memuru olarak şirketin son yönetim kurulu üyesi ...'ın resen atanmasına, tasfiye memuru için takdiren ücret tayinine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde, kararın Ticaret Siciline tesciline; karar özetinin Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına; tescil ve ilan masraflarının, ileride ihya edilen şirketten tahsil edilmek üzere, şimdilik davacı tarafça karşılanmasına, 4-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan, peşin alınmış olan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yapan davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Kullanılmayan gider avanslarının, karar kesinleştikten sora, yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalının yatırdığı 492,00 TL istinaf başvuru harcı gideri ile ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 406,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere, toplam 898,50 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; Tarafların ve vekillerin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara ve mahkememizce resen atanan tasfiye memuruna tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenihyasınakonusutaraflarınözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebepleriincelemeŞirketinkararınınileriİhyasıiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim