SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 14. HD 2023/2169 E. 2024/248 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2169

Karar No

2024/248

Karar Tarihi

15 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2169

KARAR NO: 2024/248

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18.07.2023

NUMARASI: 2023/258 E. - 2023/706 K.

DAVANIN KONUSU: Ayıp nedeniyle satıma konu aracın değiştirilmesi

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... marka model ... plakalı aracı 22.04.2016 tarihinde davalıdan satın aldığını, aracın 0 Km olarak alındığını, gözden geçirilmesi sonucu bir ayıba rastlanmadığını, alındığı günden itibaren en ufak yağmurda fren balata disklerinden ses geldiğini, bu kapsamda değiştirdiklerini, ancak yine sesin giderilemediğini, ayrıca bagaj kapağının ses yaptığını, servisteki müdahaleyle giderilmişse de daha sonra sesin tekrar başladığını, opsiyonel olarak aracı bagaj kapağının açılmasını sağlayan hands free özelliğinin eklendiğini ancak çalışmadığını, ilk alındığında vites şanzıman sorunları yaşandığını, motorunun 19.05.2018 tarihinde servise girdikten 3 ay sonra 13.08.2018 tarihinde komple değiştirildiğini, aracın daha sonra da 16.09.2018 ve 29.09.2018 tarihlerinde arıza yaptığını, aynı sorunların çok kişi tarafından yaşandığını öğrendiklerini, araçtaki ayıpların gizli ayıp olduğunu belirtmiş ve terditli olarak aracın 0 Km misliyle değiştirilmesini veya ayıplı aracın iadesi ile bedelinin avans faizi ile tahsilini veya ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının talepleri yönünden iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa girilmeden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayıp ihbarının zamanında yapılmadığını, davacının seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını kullandığını, bu nedenle bedelden indirimi, misliyle değişim veya bedel iadesi seçimlik haklarını kullanamayacağını, üretimden kaynaklanan ve ayıp olarak nitelendirilebilecek bir arızanın olmadığını, arızaların garanti kapsamında orijinal parça kullanılarak giderildiğini, kullanım amacı bakımından değerini veya davacının ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran bir durum olmamakla beraber araçtan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi ve tamirin mümkün olmaması hallerinin söz konusu olmadığını, davacının aracı kullandığını ve halen de kullanmayı sürdürdüğünü, araçtan yararlanmayı ortadan kaldıran veya eksilten bir vasıf eksikliğinin olmadığını, ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığını, davanın reddinin gerektiğini, aracın değişimi veya bedel iadesine karar verilmesi hâlinde davacının araçtan elde ettiği faydaların araç bedelinden mahsubuna veya davalı şirkete iadesine karar verilmesi gerektiğini, bedel iadesi veya bedel indirimi durumunda faiz taleplerinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalının zamanaşımı definin incelenmesinde; davacı talebinin TTK’nın ticari satışlara ilişkin 23. ve TBK'nın 231. maddesi uyarınca ticari satışlarda da ayıplı mal satışından kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu, aracın 22.04.2016 tarihinde satın alındığı, seçimlik haklarının 22.04.2018 tarihine kadar kullanılması gerektiği, davacının 19.05.2018 tarihinde iki yıllık süre sona erdikten sonra yetkili servise başvuruda bulunduğu, yetkili servisin aracın motoruna ilişkin arızayı motoru değiştirerek giderdiği, bilirkişi raporu ile bu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, araç motor değişimi sonrasında davacının 16.07.2018 tarihli ihtarnamesi ile aracın misli ile değiştirilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalının satıcı ve ithalatçı olarak iki yıllık süre ile araç için garanti verdiği, garanti süresi başlangıcının 28.04.2016 tarihi olduğu, iki yıllık garanti süresine eklenen bir yıllık sürenin yalnızca yalnızca bedelsiz onarım hakkı için söz konusu olduğu hususunun garanti şartlarında düzenlendiği, aracın misli ile değiştirilmesi yönündeki talebin garanti süresi içerisinde öne sürülmediği değerlendirilmiştir. Davalı aynı zamanda aracın satıcısı olmakla, davacının aracın misli ile değişimi yönündeki talebi, söz konusu ayıbın daha sonra ortaya çıkması halinde de iki yıllık zaman aşımına tabidir. Bununla birlikte TBK.nın 231.maddenin 'Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.' düzenlemesi kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi ile araçtaki ayıbın niteliğinin tespit edilmesi sağlanmış, raporla motor değişimi ile arızanın giderildiği, bagaj kapağı ve balata sesi arızalarının devam ettiği, bu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmişse de, dava dilekçesi ile birlikte bu sorunların aracın satın alındığı tarihten itibaren davacı tarafça fark edildiği beyan edilen açık ayıp niteliğinde olduğu, satıcının ağır kusurunun, alıcıyı aldatmasının söz konusu olmadığı, diğer arızaların onarım seçimlik hakkı kullanımı sonucunda giderildiği, bu çerçevede davacı talebinin iki yıllık zamanaşımı süresi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, zamanaşımı definin yerinde olduğu değerlendirildiğinden davanın zamanaşımı defi nedeniyle reddine karar verilmiştir... gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince atıf yapılan TBK'nın 223/2 maddesinde satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde bu hükmün uygulanmayacağını, ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, satıcının satılanı ayıplı devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanmayacağı, dava konusu araçtaki ortaya çıkan sorunların satın alındığı tarihten bu yana gerçekleştiğini, tek bir tarihte değil, farklı tarihlerde farklı parçalarda ortaya çıktığını, servis kayıtları incelendiğinde dava konusu aracın sürekli arıza verdiğini, bazı arızaların kronik olduğunu, hatta arızaların aracın motorunun değişmesine kadar ileri gittiğinin görüldüğünü, davanın açıldığı esnada dahi aracın serviste olduğunun bilindiğini, araçta üretimden kaynaklanan ve hukuken gizli ayıp olarak nitelendirilebilecek bir durumun olduğunu, dava konusu araca gizli ayıba bağlanan sonuçların uygulanması gerektiğini, emsal yargı kararlarında benzer hususlara değinildiğini, davaya konu araca emsal pek çok araçta da benzer sorunlar bulunduğunu, "şikayetvar.com" internet sitelerinden alınan ekran görüntülerinin ekli olduğunu, davalı tarafın rahatlıkla bilebileceği yürüttükleri faaliyetin meslek olarak yerine getirmeleri nedeniyle davaya konu araçta bulunan ayıpları da bilmeleri gerektiğini, ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, iki yıllık zamanaşımı süresinin değil, on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalı tarafın müvekkiline sattığı araç için üç yıl garanti verdiğini, TBK'nın 231. maddesinde yer alan iki yıllık zamanaşımı süresinin bu davada uygulanamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 227. maddesi uyarınca, gizli ayıp nedeniyle satıma konu aracın ayıpsız yenisiyle değiştirilmesi, olmadığı takdirde araç bedelinin iadesi, bu da mümkün olmadığı takdirde ise satış bedelinden indirim yapılarak indirim tutarının davalıdan tahsili talepleriyle açılmış bir terditli davadır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, araç satım ilişkisinin varlığı, davacının alıcı, davalının satıcı şirket olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. Dosya kapsamına göre; davalı satıcı şirket tarafından, davacı alıcı şirkete dava konusu araç satışı ile ilgili 28.04.2016 tarihli 381.694,68 TL tutarlı fatura düzenlendiği, fatura üzerinde gümrük müdürlüğü beyan tarihinin 22.04.2016 olarak gösterildiği, faturanın ticari fatura ve e-fatura şeklinde düzenlendiği, aracın 2016 model olduğu, dosya içerisindeki müşteri teyit formu servis fişlerinden dava konusu aracın 29.09.2018 tarihinde arıza yaptığı, 10.10.2018 tarihli servis fişinde aracın sıvı uyarısı verdiği, koku saldığı vb. hususların el ile yazıldığı, yine Şile/İstanbul yolunda kaldığı, çekici marifetiyle aracın çekilmiş olduğu, bir hafta sonra ise Sakarya iline yaklaşırken aracın bir anda arıza yaptığı, yine çekici marifetiyle çekildiği, 10.10.2018 tarihinde ise aracın tekrar test için teslim alıdığının beyan edildiği, değişik tarihli arızalara dair servis fişlerinin dosya içerisinde bulunduğu, davalı satıcı şirket tarafından 28.04.2016 tarihinde iki yıl veya 60 km olarak araç için garanti belgesi düzenlendiği, aracın arazi taşıtı ... araç olduğu, davacı tarafça araç satışından yaklaşık iki yıl üç ay sonra 16.07.2018 tarihli Beşiktaş ... Noterliğince düzenlenen ihtarnamenin davalı tarafa gönderilerek ... tescil plakalı aracın 28.04.2016 tarihinde satın alındığı, aracın alındığı günden beri en ufak yağmurda bile fren diski/balata tertibatından ses geldiği, garanti kapsamında değiştirildiği, hâlen sesin giderilemediği, aracın alındığı günden beri ses bagaj kapağından ses geldiği, bagaj kapağının gıcırdadığı, servisteki müdahale sonucunda bir süre kesildiği ve yeniden başladığı, ilk alındığından beri araçta vites şanzıman sorunları yaşandığı, aracın trafik ışıkları veya seyirde dur-kalk hâlinde vitesin parka alınıp yeniden yüke alınması yönünde hata verdiği, servisin üç kez yazılım güncellenmesi yaptığı ancak arızanın giderilemediği, aracın tavan çıtasının yerinden çıktığı, sensörünün bozulduğu, sağ ve sol ön cam direk fitillerinin yerinden çıktığı, aracın serviste yaklaşık elli gün bekletildiği, sorunun giderilmesi bir yana araçta hâlen sorunun devam ettiği iddialarıyla, ayıplı aracın ayıpsız sıfır model misliyle değişiminin ihtaren talep edildiği, ihtarın sonuçsuz kalması üzerine 19.10.2018 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisine taraflarca deliller ibraz edilmiş ve araç servis bilgi ve belgeleri celp edildikten sonra araç üzerinde bilirkişi heyeti ile teknik inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. 18.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı şirketçe düzenlenen 13.08.2018 tarihli faturaya göre araçta motor ve bağlı parçaların komple değiştirilmiş olduğu, KDV dâhil 121.980,36 TL'lik onarım yapıldığı, davalı şirketçe düzenlenen 13.08.2018 tarihli faturaya göre araçta arka balata aşınma sensörü değiştirildiği, 16.09.2018 tarihli Acil Servis Sefer raporuna göre araçta Ad Blue sensörünün çalışmadığı, araç üzerinde 25.07.2019 tarihinde keşfen yapılan incelemede ve deneme sürüşünde, aracın arka bagaj kapağından ses geldiğinin tespit edildiği, ayrıca aracın balatalarının ıslatılmasından sonra vapılan deneme sürüşünde balatalardan tiz bir ses geldiğinin tespit edildiği, aracın motor, şanzıman ve ad blue arızalarının tamir yöntemiyle giderildiğinin anlaşıldığı, araçta hâlihazırda arka bagaj kapağı ve balata ses problemlerinin sürdüğünün anlaşıldığı, bu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, mevcut arızaların tamir yöntemiyle giderilebilecek arızalar olduğu ve bunların, araçtan faydalanamama hâline neden olmadığı, ancak sıfırkm olarak satın alınan araçtan beklenen ekonomik faydaları önemli ölçüde azalttığının tespit edildiği, dosyaya sunulan arıza kayıtlarına bakıldığında aracın balatalarıyla ilgili olarak birden fazla kayıt bulunduğunun görüldüğü, ayıbın gizli ayıp olduğu düşünüldüğünde, davacının araçtan beklediği faydaları sağlanamayacağını anladığı süre de dikkate alındığında ayıp ihbarının vaktinde yapıldığı kanaatine varıldığı, aracın motorunun komple değiştirilmesinin araçtaki olağan bir inceleme ile tespiti mümkün olmayan gizli ayıp niteliğinde bir imalat hatasından kaynaklandığı, aracın trafik tescil belgesinde motor numarasının değişmesine neden olacak bu işlem sonucüu aracın ikinci el rayiç satış değerinde, aracın satış değeri de dikkate alındığında 30.000,00 TL azalmaya neden olacağının tespit edildiği, bununla birlikte davacı motorun değişiminden sonra aracı bir süre kullanmakla motordaki ayıp bakımından onarım hakkını kullandığı kanaatine varıldığı, aracın dosyaya sunulan arıza kayıtlarından davalının muhtelif zamanlarda aracın onarımını yaptığının görüldüğü, davalının aracın onarımını yapması onarım hakkının tanındığı anlamına geldiği, karşı tarafa onarım hakkının tanınmasının zamanaşımını keseceği, zamanaşımının seçimlik haklardan birisi için kesilmesinin diğerleri için de kesilmesi sonucunu doğuracağını, bu nedenle zamanaşımının dolduğu iddiasının yerinde olmadığı, dava konusu aracın motorunun gizli ayıplı olduğu, motordaki gizli ayıp bakımından onarım hakkının kullanıldığı, araçtaki bagaj kapağı sesi ve balata sesi arızalarının davalı şirketçe tamir edilerek giderilebileceği, bu işlemlerin araçtan faydalanamama hâlinin süreklilik kazanmasına yol açmayacağı, ancak sıfır kilometre olarak satın alınan araçtan beklenen ekonomik faydaları önemli ölçüde azaltacağı, ayıp ihbar süresine uyulduğu tespitlerine yer verilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında; aracın 2016 yılındaki sıfır km değerinin 381.694,68 TL olduğunu, bugün itibariyle ikinci el fiyatlarının 450.000,00 - 500.000,00 TL civarında olduğunu, motorun aracın en önemli parçası olduğu düşünüldüğünde araç değer kaybının eksik hesaplandığını, ayrıca davaya konu aracın onarımı için davalı şirkete birçok ödemede bulunulduğunu, bu ödemelerin servis formları üzerinden hesaplanması ve müvekkili zararına dahil edilmesi gerektiğini belirterek, ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığını, diğer hakları talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, raporda yer alan aracın gizli ayıplı olduğuna yönelik tespitin teknik bir inceleme içermeksizin varsayımlara dayalı olarak oluşturulduğunu, motor değişimi sebebiyle araçta değer kaybının olacağı belirtilmiş ise de dava konusu aracın motorunun orijinal parçalar değiştirilmesi halinde herhangi bir değer kaybının olmayacağını iddia ederek, bilirkişi raporu ile de davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığının sabit olduğu belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Öncelikle, HMK'nın 282. maddesi uyarınca, mahkeme, bilirkişi raporlarındaki teknik tespitleri serbestçe değerlendirir. Bilirkişi kurulunun yaptığı hukuki değerlendirmeler mahkemeyi bağlamaz. Somut olayda zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolup dolmadığının değerlendirilmesi mahkemece yapılmalıdır. Nitekim ilk derece mahkemesi, dosya kapsamına göre zamanaşımı süresini değerlendirmiş ve bu değerlendirme sonucuna göre hükmünü vermiştir. Mahkemenin zamanaşımına ilişkin gerekçesi, davacının istinaf sebepleri kapsamında aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir:TTK'nın 23. maddesinde, ticari satış ve mal değişimi düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca, özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de TBK'nın satış sözleşmesiyle mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasının c bendinde ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK'nın 223. maddesinin 2. fıkrasının uygulanacağı belirtilmiştir. Zamanaşımı konusunda maddede özel bir düzenleme getirilmediğinden, TBK'nın taşınır satışına ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekir.TBK'nın 231. maddesine göre; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşına uğrar. Maddenin 2. fırkasına göre ise satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz; bu durumda aynı Kanun'un 146.maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. TBK'nın 227. maddesinde, satılanın ayıplı olması hâlinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiş olup davacının talebi, bu maddede düzenlenen seçimlik haklara ilişkindir. Ancak alıcının, bu seçimlik haklarını, aynı Kanun'un 231. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi içinde kullanması gerekir. Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; davaya konu aracın satış tarihinin 28.04.2016 olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihten itibaren hesaplandığında, TBK'nın 231. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih 28.04.2018'dir. Eldeki dava ise bu süre dolduktan sonra 19.10.2018 tarihinde açılmıştır. Dolayısıyla davanın, maddede öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı sabittir.TBK'nın 231. maddesi uyarınca, alıcının daha uzun bir süre için garanti vermiş olması hâlinde, zamanaşımı bakımında da garanti süresinin esas alınması gerekir. İlk derece mahkemesinin daha önce verdiği hükmün Dairemizce kaldırılmasından sonra ilk derece mahkemesi, aracın garanti belgesini dosyaya kazandırmıştır. Garanti belgesinin yapılan incelemesinde, iki yıl veya 60.000 km için garanti verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda garanti süresinin de yasadaki iki yıllık zamanaşımı süresi kadar olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle garanti süresinin de geçmiş olduğu açıktır.Somut olayda TBK'nın 231. maddesinin son fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmiştir: Anılan fıkra uyarınca, satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Böyle bir durumun sabit olması hâlinde uygulanacak zamanaşımı süresi, Kanun'un 146. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresidir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için satıcı davalının, satım sözleşmesi yapılırken aracın ayıplı olduğunu bilerek veya ağır kusurlu olarak satım sözleşmesini yapmış olması gerekir. Somut olayda davalının satım sözleşmesi kurulurken bu ayıbı bildiğine, davacıya zarar vermek amacıyla ve ayıplı malı satma iradesiyle hareket ettiğine dair bir kanıt yoktur. Satım sözleşmesinin kuruluşu sırasında davalının ağır kusurlu olduğuna dair somut bir olguya da dayanılmamıştır. Davacının dayandığı olaylar, satım sözleşmesi kurulduktan sonra ortaya çıkan ayıp iddialarına ilişkindir. Davacı, aracı aldıktan sonra tamir için servise başvurduğunda, davalının yetkili servisi tarafından gerekli tamir işlemleri yapılmıştır. Bu arızaların bildirilmesi üzerine serviste giderilmeye çalışılmış olması, davalının satım sırasında ayıbı bildiğine ve ağır kusurlu olduğuna dair iddiayı göstermez. TBK'nın 231. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, ayıbın gizli olduğu hâllerde de uygulanır. Nitekim maddede, "...satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile" tümcesiyle ifade edilmiştir. Yani salt ayıbın gizli olması, on yılık zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirmez. Bunun için ayrıca satıcının, ayıplı malı satmakta ağır kusurunun da bulunduğunun kanıtlanması gerekir ki somut olayda böyle bir olgunun varlığı ispat edilmemiştir. Bu nedenle, on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine dair davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davacının servis talepleri doğrultusunda gerekli tamiratların yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının seçimlik haklarını kullanmasını davalının engellediğine ya da TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davranışlarla zamanaşımı süresinin geçmesine sebebiyet verdiğine dair somut bir iddia ve delil de yoktur.Davacının başvurusuyla tamir çalışmalarının yapılması ve aracın tamir edilmiş olması, davacının oyalandığı anlamına gelmez. Nitekim davacının iddiasına ve bilirkişi raporuna göre araçtaki ayıplar; motor arızası, add blue arızası, şanzıman arızası ile firen balatalarından ve arka bagaj kapağından ses gelme arızalarıdır. Bilirkişi raporuna göre, araçtaki en önemli arızalar olan motor arızası, add blue arızası ve şanzıman arızası tamamen giderilmiştir. Hâlen devam ettiği belirtilen arıza ise fren balatalarından ve bagaj kapağından ses gelmesidir. Bilirkişi kurulu, bu ayıpların tamir edilebilecek nitelikte olduğunu belirtmiştir. Bu teknik tespitlere göre davacı, motor arızası, add blue arızası ve şanzıman arızası bakımından garanti belgesindeki seçimlik haklardan tamir seçeneğini kullanmış ve ayıplar tamamen giderilmiştir. Geriye kalan arıza ise bagaj kapağından ve firen balatasından ses gelmesi olup bu iki ayıp, niteliği gereği açık ayıptır. Nitekim davacı da dava dilekçesinde, aracı aldığı günden buyana bu seslerin geldiğini ve bunun için müteaddit kereler servise gidildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, araçta halen mevcut olduğu iddia edilen bu ayıplar, açık ayıp niteliğinde olup iki yıllık süre içinde seçimlik hakların kullanılması gerekir. Somut olayda on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektiren ve davalıya atfedilecek ağır kusurlu bir davranış ya da dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın varlığı kanıtlanmadığından, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oy çokluğuyla ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 15.02.2024

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

AZLIK OYU; TBK 231 maddede, zamanaşımı üst başlığı ile, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zaman aşımından yararlanamaz.Yine Ticari satışlarda da satıcı alıcıyı aldatmışsa bu zamanaşımından yararlanamaz. (19.HD.12.2.2008, E. 2007/11897 K. 2008/1114 sayaılı emsal kararı).Yasalardaki bu hükümlere göre, ağır kusuru, hilesi, kandırması nedeniyle iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacak olan satıcıya hangi zamanaşımı süresi uygulanacağı, hile durumunda satıcıya karşı açılacak davalarda zamanaşımının ne olacağı yasalarda açıklanmamış ve bu boşluk öğretide yapılan yorumlarla doldurularak BK m.125’deki (TBK m.146’daki) on yıl olacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından davacıya satıldığı ihtilafsız olan dava konusu aracın satış tarihi 28.04.2016 dır. Davalı satıcı şirket tarafından aynı tarihli düzenlenen garanti belgesinde garantinin 2 yıl veya 60 km olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça satılan malın ayıbının garanti süresi içinde ortaya çıkması üzerine ihbar yapılmıştır. Diğer taraftan davalı servisi tarafından bir kaç kez ayıpların giderilmeye çalışıldığı, böylece ayıbın tamamen giderileceği konusunda güven oluşturulduğu görülmektedir. Nihayetinde araç motorundaki imalat hatası nedeniyle motoru değiştirilmiştir. Davalı şirketçe düzenlenen 13.08.2018 tarihli faturaya göre araçta motor ve bağlı parçaları komple değiştirilmiş, başka değişikliklerde gerçekleştirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından gerçekleştirilen araç üzerinde ki 25.07.2019 tarihli incelemede ,aracın arka bagaj kapağından ses geldiği, araç balatalarının ıslatılmasından sonraki test sürüşünde balatalardan tiz bir ses geldiği belirtilmiştir. Bu durumda, davalının, ayıbı giderememiş olmasına rağmen zamanaşımı defini ileri sürmesi MK m.2'de düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırıdır.Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. (TBK.m.219) Satıcı ile alıcı, ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma yapabilirler ise de, “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.( TBK.221)Yine satıcının hilesi varsa, ayıbın kendisine zamanında ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek ayıba karşı güvence borcundan ve sorumluluktan kurtulamaz.Dosyada alınan bilirkişi heyet raporuna göre aracın imalat hatası nedeniyle gizli ayıplı olduğu ve davanın bu nedenlerle garanti ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, araç tesliminden kısa süre sonra ilk arızası ile birlikte yetkili servise başvurulduğu, defalarca servise girmesine rağmen arızaların tam olarak giderilemediği, aracın motorunun gizli ayıplı olduğu ve araç motorunun değiştirilmesi nedeniyle 30.000,00 TL değer kaybının meydana geldiği, ilk arızadan itibaren aracın kat ettiği mesafe ve yaşının kendi segmenti de değerlendirildiğinde motor ve taşıt ömrü açısından oransal olarak çok düşük olduğu, arızanın üretimden kaynaklandığı, alındığı esnada bu ayıbın tespiti mümkün olmadığı,ayıbın gizli ayıp olduğu, arıza ve ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı, bu şekilde aracın kullanılmasının mümkün olmadığı ve araçtaki arızanın giderilememesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında haklı olduğu , mahkemece TBK'nın 227. maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi isabetli görülmemiştir. Bu sebeplerle çoğunluk görüşüne katılmadığıma dair görüşümü beyan ederim.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenazlıkkonusutaraflarınözetisavunmalarınınistinafderecearacınistanbulgerekçesebeplerikonukanunincelemenedeniyledeğiştirilmesikararınınsatımaileriiddiaAyıpmahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim