İstanbul BAM 14. HD 2023/1825 E. 2024/23 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2023/1825
2024/23
24 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1825
KARAR NO: 2024/23
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2023
NUMARASI: 2023/249 E. - 2023/500 K.
DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Bankası nezdinde kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, kurucu intifa senetlerinin ortaklıkta bir sermaye payını temsil etmediklerinden pay senedi olmadıklarını ve sahibine ortaklık hakları vermediğini, bununla birlikte kurucu intifa senetlerinin sahiplerine hissedarlara özgü kar payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı şeklinde hissedarlara özgü hakları bahşettiğini, ancak intifa senedi sahiplerinin şirkete karşı pay sahibi değil üçüncü kişi alacaklı konumunda olduğunu, ana sözleşmenin 63.ve 22.maddesinde bu hususların belirtildiğini, buna göre kurucu intifa senedi sahiplerinin sözleşmesel nitelikteki alacak haklarının genel kurul tarafından değiştirilebilmesi için ya esas sözleşmede değişiklik hakkı saklı tutulmuş olması ya da hak sahibinin bu değişikliğe rıza göstermesi gerektiğini, dolayısı ile kurucu intifa senetlerinin sağladı bu hakların tek taraflı genel kurul kararı ile değiştirilemeyeceğini, ancak ana sözleşmede böyle bir hak saklı tutulmadığı gibi rıza da bulunmadığını, bu nedenle dava dışı bankanın 31.05.1991 tarihlinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas söyleşmenin 58.maddesinde yaptığı değişikliğin hukuka uygun olmadığını ve hükümsüz olduğunu, kurucularının her birinin ayrı ayrı tek tek rıza ve onaylarının alınmadan banka ile aralarındaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak tek taraflı bir işlem olduğunu ve üstelik bu senedin Atatürk'ün vasiyetinin bulunmasından dolayı, alınan kararın, Atatürk'ün vasiyetini de ilgilendirmesinden, Anayasa ihlali başta olmak üzere ağır hukuk ihlalleri içermesinden dolayı Ticaret Sicil Gazetesine işlenmesinin mümkün olmadığını, fakat sicil müdürlüğünce olayın sıradan basit bir pay sahipliği genel kurulu olarak değerlendirilmesini, kurucu senet sahiplerinin ayrı ayrı ıslak imzalarının olup olmadığının sorgulanmaması gibi görevini ihmal ettiğini, görevini yapmadığını, yetki aşımında bulunma gibi sebeplerle hatalı olarak sicil gazetesine işlenmesi neticesinde olaya işlerlik kazandırmasının kişilerin ve devletin büyük zarara uğramasına ve mağdur olmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, hukuka aykırı olan kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nden sicil gazetesinden kaldırılmasına ve kurucu intifa senedi kar payı ile ilgili olan ... Bankası esas sözleşmesinin 58.maddesinin sicil gazetesinde 1991 yılından önceki haline getirilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; TTK'nın 34.maddesi uyarınca müvekkili tarafından verilmiş bir ret kararının bulunmadığını, ancak ret kararı üzerine eldeki davanın açılabileceğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı şirketin esas sözleşmesinin 1991 yılında tescil edilen 58.maddesinin ticaret sicilden terkinini talebine ilişkin olduğunu, tescil edilmiş olguların terkininin de ancak kesinleşmiş mahkeme kararları ile mümkün olduğunu, bu davalarda da husumetin ilgili şirkete karşı yöneltilmesinin gerektiğini, bu bakımdan da huzurdaki davada davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın ilgili sıfatını haiz olmadığından huzurdaki davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalının TTK'nın 32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34.maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davacının talebinin sicile kayıtlı bir olgu ve tescile tabi bir husus olmadığından davalı tarafından yapılabilecek bir işlem söz konusu olmadığını, davacı tarafın ticaret sicilinden terkinini talep ettiği husus, 6762 sayılı TTK'nın 330.maddesinde ve 6102 sayılı TTK'nın 354.maddesinde tescil edilmesi öngörülmüş bir husus olmadığını, bu nedenle de tescil edilmemiş bir hususun ticaret sicilinden terkininin mümkün olmayacağını, bu itibarla da davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının da konusunu ettiği genel kurul kararı tescile tabi olmayıp şirketin kendi iç işleyişine ilişkin bir karardan ibaret olduğunu, dava konusu genel kurul kararına ilişkin bir uyuşmazlığın tarafları ancak davacı ile dava dışı şirketin olduğunu, davalı müdürlük davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine ticaret sicile tescil edilen genel kurul kararlarının tescil işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle tescil işleminin terkin edilmesi isteminden ibarettir.Davacı ... bankasının 31.05.1991 tarihinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas sözleşme m.58'de yaptığı değişiklik hukuka uygun olmadığından ve hükümsüz olduğundan, kurucuların her birinin ayrı ayrı, tek tek rıza ve onayları alınmadan bankayla aradaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak, tek taraflı bir işlem olmasından ve üstelik bu senedin Atatürk'ün vasiyetinde bulunmasından dolayı, alınan kararın, Atatürk'ün vasiyetinide ilgilendirmesinden, Anayasa ihlali başta olmak üzere ağır hukuk ihlallari içermesinden dolayı, sicil gazetesine işlenmesi mümkün bulunmadığından Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan tescil işleminin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf müvekkili tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararı ve dava açma ehliyeti olmadığını, davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğinden müvekkilin pasif husumeti bulunmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava konusu ihtilaf davacı tarafın iddia ettiği ... bankasının 31.05.1991 tarihinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas sözleşme m.58'de yaptığı değişikliğe ilişkin 31/05/1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tescil işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, ilgili tescil işleminin terkin koşularının oluşup oluşmadığına ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi; "(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." düzenlemesini içermektedir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/05/2023 tarih, ... sayılı yazısı ile; yapılan araştırmada, şirketin 31.05.1991 tarihli genel kurul kararının 09.07.1991 tarihinde Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce tescil edildiği ve 11.07.1991 tarih 2814 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 110. ve 111. sayfalarında ilan edildiği anlaşılmış olup, söz konusu gazete sayfalarının fotokopileri bilgi için ekte gönderildiği, evrak kayıtlarında yapılan incelemede, ... tarafından yazınızda belirtilen hususlarla ilgili Müdürlüğümüze yazılan bir dilekçeye rastlanılmadığı, ancak, kayıtlarımızda bulunan ...'in, Müdürlüğümüze 13.04.2022 tarihinde gelen tarihsiz dilekçesinin sureti ekleriyle birlikte bilgi için ilişikte gönderildiği bildirilmiştir.TTK'nun 34/1.maddesine göre; ticaret sicil memurluğunun kararlarına karşı, ilgililerin tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili taleplerine karşı, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğ tarihinde itibaren 8 gün içinde itiraz mümkündür. Ticaret Sicil Müdürlüğünden verilen cevabi yazıya göre; Davacı taraf davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkinine dair yazılı bir başvurusunun bulunmadığı, tarihsiz dilekçe bulunduğu bildirilmekle, davacı tarafın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığı gibi tarihsiz dilekçe hakkında Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından karar verilmeden doğrudan dava açma yoluna giderek eldeki davayı açmıştır. Bu haliyle davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davacı tarafın davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkinine ilişkin davalı Ticaret Sicil Müdürülüğünce verilmiş bir karar bulunmadığı, davacı taraf söz konusu bu tescilin terkini talebine yönelik İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce karar verilmeden doğrudan Mahkememize müracaatla işlemin iptalini talep etmiştir. Ticaret Sicil Memuru Kararına karşı itiraz davalarında ticaret sicil müdürlüğünün kararından sonra yapılacak başvuru sonrası sekiz gün içinde dava açılabilecek olup, öncelikle ticaret sicile başvuru ve başvurunun reddi bir dava şartı olarak belirtilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 24.10.2017 tarih, 2015/10026 Esas, 2017/2852 Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir.Bu haliyle davacı tarafça davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkinine talebi hakkında Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından karar verilmeden önce dava açılması nedeniyle dava tarihi itibariyle davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı ve yine dava tarihi itirabiyle TTK 34 maddesi kapsamında Ticaret Sicil Müdürlüğünce davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkini isteminin reddine dair verilmiş bir karar ve başvurunun reddine ilişkin yapılmış bir tebliğ bulunmadığından dolayı, davacı tarafça açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazı ile davacının davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkinine yönelik tarihsiz dilekçesinin bulunduğu bildirildiğinden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu bir an düşünülse dahi somut olayda talep konusu olan davalı şirketin 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkini yönünden Ticaret Sicil Müdürlüğünün davalı şirketin genel kurul kararın tescili talebi yönünden mevzuata uygun şekilde ticaret sicile tescil işlemini yaptığı, Ticaret sicil müdürlüğünün davalı şirketin genel kurul kararlarının içeriğini ve esasını usul ve esas yönünden yerindelik denetimine ve şirket hissedarlarının menfaatine yada hissedarların hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığına bakma gibi bir yükümlülüğü olmadığı gibi bu hususta yetkisinin ve görevinin de bulunmadığı açık olduğundan davacı tarafça eldeki davanın konusunu oluşturan genel kurul kararlarının iptaline ve kar payı istemlerine yönelik davalı şirket hakkında dava açma hakkının bulunduğu tartışmasız olmakla, davacı tarafın bu yöndeki taleplerini davalı şirkete yöneltmesi gerektiği açık olup, davalı müdürlükçe mevzuata uygun şekilde tescil edilen genel kurul kararının hakkını kısıtladığından bahisle davalı müdürlüğe husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından dolayı davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün eldeki davada pasif husumeti bulunmadığından davacı tarafça açılan davanın yukarıdaki açıklanan gerekçelerle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davacı tarafça açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, davanın, davalı yanca ticaret sicile tescil edilen genel kurul kararlarının tescili işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle tescil işleminin terkin edilmesi isteminden ibaret olduğunu, ... Bankasının 31.05.1991 tarihinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas sözleşme m.58'de yaptığı değişikliğin hukuka uygun olmadığından ve hükümsüz olduğundan, kurucuların her birinin ayrı ayrı, tek ek rıza ve onayları alınmadan bankayla aradaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak, tek taraflı bir işlem olmasından ve üstelik bu senedin Atatürk'ün vasiyetinde bulunmasından dolayı, alınan kararın, Atatürk'ün vasiyetini de ilgilendirmesinden, Anayasa ihlali başta olmak üzere ağır hukuk ihlallari içermesinden dolayı, sicil gazetesine işlenmesi mümkün bulunmadığından Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan tescil işleminin terkinine karar verilmesinin talep edildiğini, mülkiyetin mevcut dağılımının meşruluğunun, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzenin temelini oluşturduğunu, devletin bunu güvence altında tuttuğunu, buna aykırı müdahelenin zor alım olduğunu, bu haliyle kendiliğinden geçersiz olan bir işlemin hukuken de butlan/hükümsüz olduğunun tartışmasız olduğunu, batıl olan bir genel kurul kararı tescil edilerek sicile işlenerek geçerlilik kazandırılamayacağını, tescil edilmiş ise tescilin de hukuken geçersiz olduğunu, bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, aynı zamanda, uzun yıllar boyunca ilk sermaye kısıtı olmadan, kar payı verdikten sonra, artık zımni bir anlaşma doğacağını ve yıllar sonra tek taraflı olarak sermaye kısıtı getirilmesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olacağını, ... Bankasının 1991 yılında aldığı kısıt kararının TTK'ya aykırı olduğunu, dava konusu olayın hukuken geçersiz/butlan/hükümsüz olan bir genel kurul kararının sicile işlenmesi tescilinin yapılması ile ilgili olduğunu, asıl olanın davalının butlan/hükümsüz olan bir genel kurul kararının tescilini yapmaması ve sicile işlememesi gerektiği olduğunu, zaten butlan olan bir olayın 8 gün içinde butlan olduğundan bahisle dava konusu ve itirazın yapılmaması nedeniyle bu hakkın artık kullanılamayacağından hareketle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının mahkemeyi yanılttığını, dava konusu olayla ilgili bir çok yazılı başvuru yapıldığı halde sessiz ve suskun kaldığını, cevap vermediğini, davalının bu başvuruları mahkeme ile paylaşmadığını ve hiç başvuru yapılmamış, neticesi beklenilmeden dava açılmış gibi bir algı yaratıldığını, oysa ki davalının kep adresi üzerinden sicil müdürlüğüne başvuru yapıldığını ancak yanıt alınamadığını, bu başvuruların ''...@...tr adresi üzerinden 27.03.2023 tarihinde saat:01:00 da başvuru yapılmıştır.sicil müdürlüğüne ...@..tr adresi üzerinden 09.10.2022 tarihinde saat:18:59 da başvuru yapılmıştır.sicil müdürlüğüne ...@...tr adresi üzerinden 24.09.2022 tarihinde saat:15:01 da başvuru yapılmıştır. sicil müdürlüğüne ...@...tr adresi üzerinden 24.09.2022 tarihinde saat:13:48 de başvuru yapılmıştır.sicil müdürlüğüne ...@...tr adresi üzerinden 08.08.2022 tarihinde saat:17:56 da başvuru yapılmıştır.sicil müdürlüğüne ...@...tr adresi üzerinden 02.08.2022 tarihinde saat:16:29 da başvuru yapılmıştır.sicil müdürlüğüne ...@..tr adresi üzerinden 11.07.2022 tarihinde saat:18:12 de başvuru yapılmıştır'' şeklinde olduğunu, görüldüğü üzere davalı tarafa çeşitli tarihlerde dava konusu olayla ilgili 7 kez başvuru yapıldığı halde, hiç yapılmamış gibi mahkemeye yalan beyanda bulunulduğunu, davalının bu dilekçelere yanıt vermemesi sebebiyle bu davanın açıldığını, bu nedenlerle mahkemenin bunları gözetmeksizin, davalı tarafın beyanına itibar ederek davalıya başvuru yapılmadan ve sonucu beklenilmeden dava açılmasından bahisle davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün ticaret sicil mevzuatına uymakla yükümlü olduğunu, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34.maddesine göre Yönetmeliğin ''ç''maddesi sicil müdürlüğünün alınan genel kurul kararının tescil edilecek olan kararın kanunun emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı hususunda denetleme yapma görev ve sorumluluğu olduğunu yazdığını, ''d'' maddesinde tescil edilecek kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi gerektiğini yazdığını, ''e'' maddesinde tescil edilecek kararın, kanunun bulunması zorunlu kıldığı hükümleri içerip içermediğinin kontrol edilmesi gerektiğinin yazdığını, ''2''inci maddede de kanuna aykırılık varsa giderilmesi isteneceği, giderilmezse kararın tescil edilmeyeceğinin yazılı olduğunu, davalının Yönetmelikte m.34'te yazılı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kurucu senet sahiplerinin aleyhine kurucuların onayı alınmadan yapılan kısıtlı/eksik ödeme kararını sicile işlememesi gerekirken, kurucuların onayının olup olmadığını sorgulaması gerekirken, sorgulamayıp tescil etmesi ve sicile işlemesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, ... Bankası nezdinde kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, kurucu intifa senetlerinin ortaklıkta bir sermaye payını temsil etmediklerinden pay senedi olmadığını ve sahibine ortaklık hakları vermediğini, bununla birlikte kurucu intifa senetlerinin sahiplerine hissedarlara özgü kar payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı şeklinde hissedarlara özgü hakları bahşettiğini, kurucu intifa senedi sahiplerinin bu alacak haklarının banka genel kurulu tarafından değiştirilebilmesi için ya esas sözleşmede değişiklik hakkının saklı tutulmuş olması ya da hak sahibinin bu değişikliğe rıza göstermesi gerektiğini, ancak ana sözleşmede böyle bir hak saklı tutulmadığı gibi kurucu intifa senedi sahiplerinin rızasının da bulunmadığını, bu nedenle, dava dışı bankanın 31.05.1991 tarihli genel kurul toplantısında kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas söyleşmenin 58.maddesinde yaptığı değişikliğin hukuka uygun olmadığını ve hükümsüz olduğunu ileri sürerek, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nden kaldırılmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık, dava dışı ... Bankası'nın 31.05.1991 tarihinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas sözleşme m.58'de yaptığı değişikliğe ilişkin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tescil işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, ilgili tescil işleminin terkini şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.Mahkemece, davalı tarafından davacı tarafın davalı şirketin 31.05.1991 tarihli genel kurul kararının tescil işleminin terkinine ilişkin verilmiş bir karar bulunmadığı, davacının tescilin terkini talebine yönelik davalı yanca karar verilmeden doğrudan mahkemeye müracaatla işlemin iptalini talep ettiği, sicil memuru kararına karşı itiraz davalarında ticaret sicil müdürlüğünün kararından sonra yapılacak başvuru sonrası sekiz gün içinde dava açılabileceği, bu şekilde başvuru ve başvurunun reddinin bir dava şartı olduğu, ayrıca davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ticaret siciline tescil işlemi TTK'nın 27. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 28/2. maddesine göre tescil, ticari işletmeyle ilgili belirli hukuki hususların, ticaret sicilindeki ilgili sütunlarına yetkili müdür tarafından ilk kez yazılmasını ifade eden teknik bir terimdir. TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Terkin ise tescil edilen kayıtların silinmesi olup Kanunda aksine bir hüküm yoksa bir kaydın kısmen veya tamamen silinmesi işlemi de tescil hakkındaki hükümlere tabidir. TTK'nın 29.maddesine göre tescil başvurusu dilekçe ile yapılır. Yine Ticaret Sicil Yönetmeliğinin ''Başvuru, içerik ve şekil'' başlıklı 23.maddesi (1) Müdürlüğe başvuru yazılı şekilde ya da elektronik ortamda yapılır.(2) Dilekçede istem açıkça belirtilir ve tescil edilecek olgular gösterilir. Dilekçeye doğrulayıcı belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri eklenir. Belgeler, hukuki gereklere uygun şekilde onaylanarak imzalanır. Onaylı örnekler elektronik ortamda da hazırlanabilir.(3) Başvurunun elektronik ortamda yapılması halinde dilekçe ve belgeler güvenli elektronik imza ile imzalanır.(4) Dilekçe tescil isteminde bulunmaya yetkili kişi veya kişilerce imzalanır.(5) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza, noterlikçe onaylanmış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur. Müdür, noter tarafından onaylanmamış veya güvenli elektronik imza ile imzalanmamış dilekçelerde imza bakımından her türlü karşılaştırmayı yapar, ilgilinin sicil dosyasında istemde bulunan kişinin daha önceden verdiği onaylı imza beyannamesi varsa bununla karşılaştırır, gerek gördüğü takdirde dilekçe altındaki imzanın noterlikçe tasdik edilmesini ister.'' hükmünü içermekte olup söz konusu maddeden de anlaşılacağı üzere davalı Sicil Müdürlüğüne elektronik ortamda da başvuru yapılabilecektir. TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. TTK'nın 34.maddesine göre sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur. Ticaret Sicil Müdürlüğüne hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır. Dava açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılarak bir karar alınması dava şartı niteliğinde olmakla birlikte bu dava şartı daha sonradan tamamlanabilir bir dava şartı da değildir. Eksik ise dava usulden reddedilir. Somut olayda, davacı, gerek yargılama sırasında sunduğu beyan dilekçesi ile gerekse de istinaf dilekçesinde davalıya KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) yoluyla 11.07.2022-27.03.2023 tarihleri arasında bir çok kez başvuruda bulunduğunu bildirmiş, davalı ise davacının imzasız, harçsız, yazılı bir dilekçesi bulunduğunu, bu konuda da bir karar verilmediğini savunmuştur. Öncelikle, mahkemece, davacının KEP yoluyla yaptığı başvurularının davalı yana yapılan geçerli birer başvuru olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Esasen davacı beyanlarından, davalının KEP başvurularına cevap verilmediği anlaşılmakta olup mahkemece davacının bu KEP başvurularına ilişkin olarak TTK'nın 34.maddesine göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu husus dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca mahkemece, ''usulden ret'' kararı verilirken gerekçede aynı zamanda tescil isteminin yerinde olduğu, davalının yerindelik denetimi yapamayacağı, genel kurul kararlarının hissedarların menfaatine olup olmadığını denetim görev ve yetkisi olmadığı, ayrıca davacı talebi yönünden davalıya husumet yöneltilemeyip dava dışı bankaya yöneltilebileceği şeklindeki esasa ilişkin de ret gerekçelerine yer verilmiştir. Bu durum da çelişkili olmuştur. Zira dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Dava şartı yokluğu halinde davanın ''usulden reddine'' karar verilir. Eğer dava şartlarında bir eksiklik bulunmaz ise o durumda davanın esasına girilir ve esas ilişkin bir karar verilir. Bu durumda mahkemece, davacının KEP yoluyla yaptığı başvuruların geçerli bir başvuru olup olmadığı, bu başvurulara davalı yanca bir cevap verilip verilmediği araştırılmalı, ardından dava şartlarının eksik olduğu sonucuna ulaşılırsa sadece davanın usulden reddine; dava şartlarının tamam olduğu görülürse ancak o zaman işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarfından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.01.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38