İstanbul BAM 14. HD 2024/229 E. 2024/147 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/229
2024/147
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/229
KARAR NO: 2024/147
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26.12.2023 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2023/449 Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasında görülen tazminat davası sırasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince kabulüne dair ara karara davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne dair verilen ara karara karşı, itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 02.07.2008 tarihinde "... Satış Bayiliği Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşme ile davacının ... yetkili satıcısı olarak tayin edildiğini, davacının ayrıca "... Yetkili Servisi" olarak da faaliyette bulunduğunu, "..." isimli ... Sipariş Planlama Aracının devreye alındığı ilk yıllarda, bu sistem üzerinden davalıya iletilen çeşitli ... modellerinde araç sipariş talepleri davalı tarafından tedarik edilmekte iken, ilerleyen yıllarda davalının, davacının ve diğer diğer ... bayilerinin en çok talep gören modellerindeki sipariş taleplerini karşılamamaya yani tedarik yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemeye başladığını, bu kapsamda ilk olarak, ... satış bayilerinin ... model yeni araç taleplerinin 2012 yılından itibaren karşılanmadığını, davalının 2016 yılında başlayıp 2017 yılına sarkan süreçte, tüm satış ağında "... yeni kurumsal kimlik uygulaması"na geçtiğini, bu geçiş kapsamında tasarım, proje, işçilik, iç-dış dekorasyon elemanları, nakliye ve uygulama dahil tüm masrafları bayilerden temin edilmek üzere, tüm bayilerin de tabelalar ve showroom içi görsel ve malzemelerde yenilemeye gittiğini, davacının yeni kurumsal kimlik uygulaması yatırımı olarak ...'ya KDV dahil toplam 362.606,92-TL ödediğini, davacının sözleşme ilişkisinden kaynaklı tüm edimlerini eksiksiz ve fazlasıyla yerine getirmeye devam ederken, davalının 2018 yılından itibaren satış bayilerinin yeni CX-3 model araç tedarik taleplerini, 2019 yılından sonra ise yeni ... model araç tedarik taleplerini karşılamamaya başladığını, söz konusu modellerin tedarikinin kesilmesinin gerekçesi olarak da, araç içi acil çağrı (e-call) sistemlerine ilişkin Türk mevzuatında yapılan düzenlemeleri ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ("BTK") gibi kamu kuruluşlarının verdiği kararları gösterdiğini, davalının, yerel mevzuattaki düzenlemelere uyum için gerekli olan bilişim sistem ve hizmetlerinin "yerli kaynaklardan temini"ne yönelik minimal tutardaki yatırımı yapmak yerine, bu düzenlemelerin söz konusu araçların ithal edilmesine engel olduğunu ileri sürerek, bayilerinin yeni CX-3 ve Mazda-3 modellerine ilişkin taleplerini karşılamadığını, davacının İzmit'te ... tek satıcısı konumunda olduğunu, davacının 2009 - 2019 yılları arasındaki satış ortalamasının 108 olduğunu, 2017 yılından itibaren ise, davacının davalı ... araç satışları, davalının tedarik yükümlülüğünü yerine getirememesinden ötürü düşmeye başladığını, davacının son ... araç alımı yaptığı 2019 yılına gelindiğinde araç satışının 29 adete düştüğünü, takip eden yıllarda ise hiç araç satışı olmadığını, yeni araç satışında yaşanan bu düşüş ve son 3 yılda hiç araç satışı olmamasının davacının yaşadığı gelir kaybını gözler önüne serdiğini, bu arada davalının 26.10.2022 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamede, 1600 cc ve daha büyük motorlu araçlara uygulanan yerel ÖTV uygulaması nedeniye düşük satış oranları gerekçe gösterilerek, "... Avrupa model yelpazesinin ve motor tipleinin Türkiye pazarı ile uyumlu olmadığı" tümevarımından hareketle ...'nın Türkiye pazarından çekileceği belirttiğini, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 yılın sonunda da tek satıcılık ilişkisinin sona ereceği ihtar ettiğini, davalıya gönderilen cevabi ihtarnameyle, ...'nın 2019 yılı başlangıcından bu yana en asli sözleşmesel sorumluluğu olan tedarik yükümlülüğünü yerine getirmediği, 2019'dan bu yana söz konusu kusurlu ifanın giderileceğine ilişkin davacıya taahhütler verdiği, ancak taahhütlere karşın tek satıcılık ilişkisinin devam edeceği 1 yıllık ihbar önelinde bilgi dahi vermediği hususlarının belirtildiğini, basiretli bir tacire yakışmayacak bir tutum ile Türkiye pazarından çekileceğini açıkladığını, kusurlu ifasını nasıl ve hangi koşullarda düzelteceğine ilişkin herhangi bir tutum içerisinde olmadığını, davacının yatırımlarının ve zararının nasıl karşılanacağına değinmediğini, davalının ihtarnamesinin kusurlu ifayı itiraf eder nitelikte olduğunu, bu şekilde aradaki güven ilişkisinin de tamamen bitirildiğini, davacının, davalının kusurlu ifası, sözleşmesel sorumluluğu olan tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve haklı nedene dayanmayan fesih ihtarnamesi nedeniyle tek satıcılık sözleşmesini 03.01.2023 tarihli ihtarname ile haklı nedenle derhal feshettiğini, davalının sözleşmesel yükümlülüğünü kusurlu olarak yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili davacının gelir ve itibar kaybına uğradığını, kardan mahrum kaldığını, portföy tazminatı alacağı doğduğunu, ... satış bayiliğine özgülenen personel gideri gibi sair kalemler nedeniyle de zararı doğduğunu, yatırım harcamaları nedeniyle zararı oluştuğunu, manevi zarara uğradığını, davacının 26.10.2022 tarihli Türkiye'deki satış ağını sonlandıracağı ve Türkiye pazarından çekileceği beyanını içeren ihtarnamesi uyarınca yargılama süreci göz önüne alındığında davalının, davacının hak ve alacaklarını yerine getirmemesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davacının geri dönülmez hak kaybı yaşamaması ve alacağın tahsili tehlikeye girdiği için ihtiyati haciz konulması gerektiğini ileri sürerek, 175.000,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi zararın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı, bu davanın şartlarının oluşmadığını, davacının yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle ve bu çerçevede DBS limitinin yetersiz olmasından ötürü 2020,2021 ve 2022 yıllarında müvekkilinden araç satın alamadığını, bu süre içerisinde esasında fiilen bir bayilik ilişkisi söz konusu olmadığını, sonrasında Türkiye’deki yeni ... otomobil satışlarının azalma eğilimi göstermesi, ilerleyen süreçte bu durumun kayda değer seviyede değişmeyeceğinin öngörülmesi, Türkiye pazarında yeni otomobil satışları açısından pazar dinamiklerinin oldukça zorlu seyretmesi, 2022 yılının başından 2022'nin ortalarına kadarki duruma bakıldığında, güncel istatistiki verilerin, binek otomobil pazarında kayıtlı otomobillerin %88’inin motor hacminin 1600cc’nin altında olduğunu göstermesi ve yerel ÖTV uygulaması nedeniyle, 1600cc’den daha düşük motorlarla satılan araçların genel araç satışları içerisindeki payının son yıllarda önemli ölçüde artması, bunun sonucunda ise 1600cc ile 2000cc arasında motor hacmine sahip binek otomobillerin satışlarının gerileyerek, mevcut durumda, genel araç satışları içinde %0,7’lik bir paya sahip olduğunun görülmesi ve bu durumun, yalnızca 2022 yılına özgü olmayıp, pazarda daha uzun yıllar boyunca eğilim göstereceğinin öngörülmesi oysa ... Avrupa model yelpazesi ve motor tiplerinin Türkiye pazarı ile uyumlu olmadığı, 7G ürünlerinin (... ve ...) tamamının 2.0L motorlarla donatılmış olmasının yanında, piyasaya sürülecek en yeni aracın (...) yakıt türlerine bağlı olarak önemli ölçüde daha büyük motor hacmine sahip olacağı hususları birlikte değerlendirilerek Türkiye’de yeni araç satışı pazarı dinamiklerindeki söz konusu gelişmeler ve bu gelişmelerin bir sonucu olarak yeni ... otomobil satışlarındaki düşüş göz önüne alınarak, ... tarafından Türkiye’deki ... satış ağının sonlandırılması kararı alındığını, bu kararı müteakip müvekkili tarafından diğer bayiler yanında ayrıca davacı şirkete de 26.10.2022 tarihli, 1 yıl önelli, fesih ihtarnamesi gönderilerek taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 1 yıllık feshi ihbar süresi sonunda sona ereceği ihtar edildiğini, davacının, zaten fesihten önceki son 3 yıllık dönemde herhangi bir araç siparişi vermediğini, bu 3 yıllık dönemde araç alışverişi gerçekleşmediğini, ancak buna rağmen davacının söz konusu feshi ihbar süresini beklemeksizin, müvekkilinin bayilik sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle sözleşmeyi derhal fesih ettiğini, bayinin her siparişinin müvekkili tarafından karşılanacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin bayiye asgari satım yükümlülüğünün de bulunmadığını, davalının ürün tedarik edemediği iddiasının da doğru olmadığını, tedarikin sağlandığını, davacının bu yönde bir delilinin bulunmadığını, son üç yıldır araç siparişi de vermediğini, davalının, 10.6.2019 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu tüm bayilere yönelik olarak, OPT sistemi üzerinden araç siparişi verilebileceğine ilişkin duyurusu bulunduğunu, aksi iddiasının yerinde olmadığını, davacının taleplerinin yersiz, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARLARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği, 14.12.2023 tarihli ara kararda özetle;" ... taraflar arasında 2008 yılında yapılan ... Satış Bayiliği Sözleşmesi'nin 2023 yılı itibariyle fesih ile sonlandığı, davacı tarafın davalıdan feshe dayalı tazminatlarını talep ettiği, yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmekle birlikte davalının davacıya gönderdiği noter ihtarında ... satış ağının sonlandırılacağı beyan edilmekle davalının ülkemizde muayyen yerleşim yerinin olup olmayacağı belirsiz hale geleceğinden davacının ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....'' gerekçesiyle dava değeri 175.000,00 -TL maddi tazminat, 125.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 300.000,00-TL miktar üzerinden, %20 oranında nakit veya teminat mektubu olarak yatırılacak teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince sunulan itiraz dilekçesi ile ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı ileri sürülerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, aksi kanaat halinde nakdi teminat dikkate alınarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 26.12.2023 tarihli ara kararda özetle; "...Davalı'nın kusuru sebebiyle davacı şirketin uğradığı müşteri ve itibar kaybına karşılık manevi tazminat kalemlerini maddi ve manevi tazminat olarak talep ettiği, dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde davacı tarafça alacağının varlığının (sözleşmenin haklı nedeniyle feshedildiğinin) yaklaşık olarak ispatlandığı kanaatine varılması gerektiği, yukarıda dökümü yapılan ve davacı tarafça talep ve iddia olunan alacağın (varlığı kabul edilir ise) nitelikleri itibariyle en geç fesih tarihinde muaccel olarak kabul edilmesi gerektiği, bu noktada itiraz eden davalının tazminat alacağının normal bir alacak olmaması ve varlığının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle muaccel olmadığı yönündeki beyanının kabul edilebilir olmadığı, tazminat alacağının da nitelik itibariyle konusu para olan alacak hakkı olduğu ve tazminatı doğuran olayın gerçekleşmesiyle muaccel hale geldiği, dolayısıyla somut olayda müeccel borçlar için ihtiyati haciz şartlarının tartışılmasının yeri olmadığı, tüm bu sebeplerle davalının ihtiyati hacze karşı itirazlarının yerinde olmadığı, ancak İİK'nun 266. maddesi uyarınca teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasının mümkün olduğu, teminatın davalı tarafça nakit olarak mahkeme veznesine yatırıldığı, nakit teminatın (ihtiyati hacze kıyasla) her iki taraf açısından daha masrafsız ve daha emin bir teminat olması nedeniyle tarafların menfaat dengesine uygun olarak kabul edilmesi gerektiği, bu sebeple İİK'nun 266. Maddesi uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması gerektiği, borçlunun malları üzerine konulmuş olan ihtiyati hacizlerin karar üzerine kalkması (kararın infazı için kesinleşme şartının aranmaması) (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, sayfa 1058) nedeniyle kararın infazı ve davalının icra veznesine yatırmış olduğu teminat iadesi hususunda icra dairesine müzekkere yazılması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.." gerekçesiyle, ihtiyati hacze itiraz eden davalının ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine, davalının ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması talebinin kabulü ile dava değeri olan 300.000,00 TL'nin nakit teminat olarak mahkeme veznesine yatırılmış olması sebebiyle 14.12.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının İİK'nın 266. maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşmediğini, ''davalının ülkemizde muayyen yerleşim yerinin olup olmayacağının belirsiz hale geleceğinde'' bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, vadesi gelmemiş bir borçta ''muayyen yerleşim yerinin olmamas'' şartının aranmadığını, ''muayyen yerleşim yeri olmaması ihtimali''nin ihtiyati haciz şartı olmadığını, davalının yerleşim yeri bulunduğunu, ticaret sicilde kayıtlı olduğunu, yasada bulunmayan ve geleceğe ilişkin bir tahminden öteye gitmeyen ''davalının ülkemizde muayyen yerleşim yerinin olup olmayacağının belirsiz hale geleceğinden'' bahisle ihtiyati haciz kararı verildiğini, davalının şube olduğunu ve merkezin Belçika'da olduğunu, vadesi gelmiş (muaccel) ya da vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacaktan da söz edilemeyeceğini, davanın sözleşmenin haklı feshi iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğunu, alacağın varlığının yargılamaya muhtaç olduğu bir davada, vadesi gelmemiş bir alacağın var olduğunu kabul edip üstelik ''yaklaşık ispatın da gerçekleştiğ'' ileri sürülerek ihtiyati haciz kararı vermenin yasaya ve yerleşik yargı kararlarına kesin olarak aykırı olduğunu, davanın dahi belirsiz alacak davası olarak açıldığını, yaklaşık ispatın sağlanamadığını, feshin haklı olup olmadığının, haklıysa bir zararın doğup doğmadığının değerlendirilmesinin bir yargılama sürecini, bir başka deyişle tahkikatı gerektirdiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2021/1313 E., 2021/1203 K., 01.09.2021 tarihli kararında; ''Talep, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşme gereği cezai şart istemli davada davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. İİK'nın 258/1. Maddesinin 2. cümlesine göre: "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." İhtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. Maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Cezai şart alacağı tazminat kabilinden olup, davalıların sözleşmeye aykırılığının bulunup bulunmadığı, aykırılık var ise cezai şart ödenmesi gerekip gerekmediği, gerekiyorsa tenkis gerekip gerekmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği açıktır. Davanın bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati haciz istemi yönünden muaccel bir alacağın varlığı konusunda kafii kanaat verici görmeyen mahkemenin takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının bu alacağını, iddiaları kapsamda davalıdan talep edip edemeyeceği yargılamaya ve ispata muhtaçtır. Dosya kapsamı itibariyle; ihtiyati haciz isteminin reddine dair ara karara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişti'' denilerek ihtilaflı bir alacağın ''muaccel ya da müeccel bir para borcu'' olarak kabul edilemeyeceğinin hiçbir tereddüte yer verilmeksizin belirtildiğini, bu nedenlerle ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının tümden kaldırılması ve müvekkili şirketçe dosyaya yatırılan teminatın iadesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin davacı yanca haklı nedenle feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine; istinaf ise ihtiyati haciz kararına davalı yanca yapılan itirazın kısmen kabul-kısmen reddi ile ihtiyati haciz kararının İİK'nın 266. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair 26.12.2023 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına karşı davalı yanca yapılan itirazın 26.12.2023 tarihli ara kararla kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile aralarındaki ... Satış Bayiliği Sözleşmesini, davalının tedarik yükümlülüğünü gerçekleştirmemesi, Türkiye pazarından da çekilme kararı alması üzerine tek taraflı ve haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek, uğradığı maddi zararın ve manevi zararın tazmini talep etmiş; davalı ise, davacının yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle ve bu çerçevede DBS limitinin yetersiz olmasından ötürü 2020, 2021 ve 2022 yıllarında müvekkilinden araç satın alamadığını, bu süre içerisinde esasında fiilen bir bayilik ilişkisinin söz konusu olmadığını, davacının iddialarının ve fesih bildiriminin haklı olmadığını savunmuştur. Mahkemece, yaklaşık ispatın gerçekleştiği, davalının davacıya gönderdiği noter ihtarında Türkiye ... satış ağının sonlandırılacağını beyan ettiği, bu nedenle davalının ülkemizde muayyen yerleşim yerinin olup olmayacağının belirsiz hale geleceği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı tarafın itirazı üzerine, istinafa konu ara karar ile ihtiyati hacze itiraz eden davalının ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine, davalının ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması talebinin kabulü ile dava değeri olan 300.000,00 TL'nin nakit teminat olarak mahkeme veznesine yatırılmış olması sebebiyle 14.12.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının İİK'nın 266.maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, 2 bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.Somut olayda, istinafa konu 26.12.2023 tarihli ara kararda davalının ihtiyati haczin tamamen kaldırılması talebi reddedilmiş, teminat karşılığında devamı talebi ise kabul edilmiş, davalı vekilince bu ara karar yönünden istinaf talebinde bulunulmuş ve kaldırılması istenmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemecesince, ihtiyati haczin şartlarının oluştuğu belirtilerek ihtiyati haczin kabulü ile bu ara karara davalı yanca yapılan itirazın kısmen reddi ile ihtiyati haczin teminat üzerinde devamına karar verilmiş ise de, davacı ve davalı taraflarca dava ve cevap dilekçesi ekinde sunulan belge ve delilerden somut olayda ihtiyati haczin yukarıda yer verilen şartlarının oluşmadığı, davacının muaccel bir alacağının varlığının bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu yönünde bir delilin de bulunmadığı, davalının Türkiye piyasasından çekilme kararı almış olmasının muayyen yerleşim yerinin olmadığı veya olmayacağı anlamına gelmediği kanaatine varılmıştır.. Bu nedenlerle, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece, davalının itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu sebeplerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun İİK'nın 265 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz isteminin kabulü kararına yapılan itirazın reddine dair 26.12.2023 tarihli ara kararının kaldırılarak, itirazın kabulüne dair Dairemizce yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/5. maddeleri uyarınca ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın reddine dair verdiği 26.12.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-İİK'nın 265. maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin ihtiyati hacze itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesinin itiraza konu 14.12.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, 2-İstinaf eden davalı vekili tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 427,60 TL istinaf peşin karar harcının talep hâlinde davalıya iadesine, 3-İstinaf eden davalı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2.ve İİK'nın 265/5. maddeleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 08.02.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/5 maddeleri uyarınca karar kesindir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20