Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1474
2024/1335
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1474
KARAR NO:2024/1335
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:17.06.2021
NUMARASI:2020/907 Esas - 2021/518 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkmaya izin olmadığı takdirde şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %20 oranında hissedarı olduğunu, diğer ortakların da yakın akraba olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar şirketin müdürlük görevini üstlendiğini, 19.11.2012 tarihinde istifa etmek zorunda bırakıldığını, o tarihten itibaren müvekkilinin şirketten uzaklaştırılıp ilişkisinin kesildiğini, şirket ortakları arasındaki güven ortamının kaybolduğunu, şirket ortakları arasında ortaklıktan kaynaklanan ve husumet boyutuna gelen uyuşmazlıklar bulunduğunu, şirketin genel kurulunun mahkeme aracılığıyla toplandığını, istifa sürecinde Bakırköy 6.ATM'nin 2011/809 Esas sayılı dosyasına sunulan ıslah dilekçesi ile şirket müdürünün azli ile ortaklıktan çıkarılmasının istenildiğini, istifa sonrası azil davasının konusuz kaldığını, çıkarma talebinin aktif husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, davacının ortaklıktan çıkma ve kar paylı talebiyle Bakırköy 5.ATM'nin 2019/1031 Esas sayılı davasında açılan davanın arabuluculuk şartı nedeniyle reddedildiğini, müvekkilinin istifası sonrası baba oğul olan diğer ortakların müvekkili aleyhine açtığı azil davası nedeniyle istifa edildiğini, şirketin unvanı ve mallarını diğer ortaklarca kötüye kullanıldığını, elde edilen karların usulüne uygun şekilde muhasebeleştirilmediğini, şirketin içinin boşaltıldığını, basiretsiz yönetim nedeniyle vergi ve sigorta borçlarının dahi ödenmeyerek şirketin aciz haline düşürüldüğünü, kazanç elde etme ihtimalinin kalmamasına rağmen diğer ortakların gelir ve refah seviyesinin sürekli arttığını, uzun yıllardır keyfi olarak kar payı dağıtılmadığını, genel kurul toplantısı yapılmadığını, tüm bunların ortaklığı çekilmez hale getirdiğini ileri sürerek, öncelikle TTK'nın 638.maddesi gereğince haklı sebebe dayalı olarak çıkma payı ödenerek müvekkilinin ortaklıktan çıkartılmasına, aksi halde TTK'nın 636/3.maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, davacının şirketten çıkartılmasını veya şirketin haklı nedenle feshini gerektirir nedenlerin bulunmadığını, haklı nedenlerin varlığının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, ayrıca kar payı dağıtılmasıyla ilgili ortaklar kurulu tarafından karar alınması gerektiğini, davacının müdürlük görevini usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini, davacının haksız eylemleri ve kötü yönetiminin dava dilekçesinde belirtildiğini, kusurlu olan tarafın kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı şirket aleyhine TTK 638/2 md gereğince haklı nedene dayalı ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesi istemli ve terditli olarak şirketin yine haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesini talep ettiği, haklı nedenin varlığı veya yokluğunu tanıkla ispatlanması gerektiği, davacı tarafın delil listesinde belirttiği dosyalara ilişkin kararların celp ve tetkikinde davacı yönünden haklı nedenin varlığını ispatlar bir hususun bulunmadığı, ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde anlatılan olayların ispatı için tanık gösterilmediğini, ancak bilirkişi incelemesi talep edildiğini, maddi vakıaların tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceğini, ortaklıktan çıkma için haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının, maddi vakıa niteliğinde olması nedeniyle her türlü delille kanıtlanabileceğini, davacının haklı nedenin varlığını tanıkla ispatlaması gerektiği, davacının delil listesinde belirttiği dosyalara ilişkin kararların tetkikinde haklı nedenin varlığını ispatlar bir hususun bulunmadığı, ispat külfetinin davacıya ait olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verildiğini, oysa dayanılan tüm delillerin toplanmadan karar verildiğini, davacının dayandığı tüm sebepler ve buna ilişkin tüm deliller de değerlendirilerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının şirketten çıkmasını gerektirecek haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca davacının şirket ortaklığından çıkarılması, olmadığı taktirde şirketin fesih istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesinde, davacının, şirketin eski yöneticisi olduğunu, ancak 2012 yılında istifa etmek zorunda bırakıldığını, bu tarihten sonra şirketin yönetimini üstlenen kişilerin şirketi kötü yönettiklerini, şirketi kasten zarar uğrattıklarını, şirket kaynaklarının ortaklara aktarıldığını, borca batık hale getirilen şirketin ticari faaliyetlerini sürdürme imkanı bulunmadığını belirtmiştir. Davacı bu iddialarla öncelikle şirket ortaklığından çıkarılmayı, olmadığı taktirde şirketin fesih ve tasfiyesini istemiştir. TTK'nın 638/2.maddesi "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmünü içermektedir. Aynı Yasanın 636/3.maddesinde ise, "Haklı sebeplerin varlığından, her ortak mahkemenin şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payını gerçek değerinin ödenmesini ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Her iki madde de haklı sebeplerden söz edilmiş olup bu sebeplerin neler olduğu yasada açıklanmamıştır. Ancak kötü yönetim adı altında sınıflandırılabilecek haklı nedenlerin büyük kısmı hukuki fiil olması nedeniyle tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Davacı açıkça tanık deliline dayanmamış ve şirketin zarara uğratıldığı ve yöneticilere haksız menfaat sağlandığı iddiasında bulunmuştur. Belirtilen iddiaların değerlendirilebilmesi için şirketin kayıt ve belgeleri incelenmelidir. Bu tür olguların mutlaka tanık beyanı ile tespit edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu bakımdan, uygulamada çeşitli Yargıtay kararları ile belirlenen yönetici ortakların şirketi kötü yönetmesi, bir kısım ortaklara ayrıcalık tanınması, şirket kaynaklarının bir kısım ortakları ve üçüncü kişilerin haksız şekilde aktarılması olgularına gerçek olup olmadığı ve bu olguların, çıkma veya fesih davası yönünden haklı neden oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacının esasa ilişkin delillerinin tam olarak toplanmaması nedeniyle, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15