Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1453
2024/1333
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1453
KARAR NO:2024/1333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/09/2020
NUMARASI:2018/682 Esas - 2020/412 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan )
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkil ve bir kısım borçlular aleyhinde ... sayılı dosyasında başlatılan takipte, İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2015/1398 D.İş sayılı dosyasına istinaden ihtiyati haciz talep edilerek, müvekkiline ait araçlar ile banka hesaplarının haczedildiğini, ancak sunulan tahsilat reddiyat makbuzlarından anlaşılacağı üzere ... AŞ ... ve ... Şubelerinden icra dosyasına (31.536,92 TL+289,85 TL) 31.827,77 TL para gönderildiğini, 26.11.2015 tarihli makbuz ile alacaklı vekiline 5.800 TL ödendiğini, sonuçta müvekkilince toplam 37.626,77 TL ödeme yapıldığını, .... A.Ş. Sarıgazi Şubesinin 25.06.2016 ve 01.02.2017 tarihli yazıları ile müvekkilinin, alacaklı bankaya hiçbir borcunun kalmadığının anlaşılacağını, müvekkilinin 22.06.2012 düzenleme 03.08.2015 ödeme tarihli 78.400 TL bedelli alacaklısı ...A.Ş. olan bono nedeni ile borçlu olmadığını, senetteki yazı ve imzaların müvekkiline ait olup olmadığının belirlenmesi için inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, davalıya ödenen 37.626,77 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka ile kredi borçlusu ... ve ....Şti arasında düzenlenen sözleşmeye davacının kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlu ve kefiller ihtarname gönderildiğini, daha sonra .... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, borçlu şirkete ait araçların satıldığını, araç satışlarından 29.09.2015 tarihinde 28.293,99 TL, 21.10.2015 tarihinde 43.630,85 ve 26.11.2015 tarihinde ise haricen davacı tarafından 5.800 TL ödendiğini, ancak borcun tamamının tahsil edilemediğini, davacı ile yapılan uzlaşma neticesi şirket hakkındaki bakiye alacakları saklı kalmak kaydıyla, davacının kefaleten borcu kalmadığı hususunda uzlaşıldığını, davacıdan en son alınan ödemenin 26.11.2015 tarihli olduğu ve istirdat için gereken bir yıllık sürenin dolduğunu, alacağa mahsuben verilen bononun takibe konu edildiğini, süresinde bonoya veya imzaya itiraz edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, menfi tespit ve sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında ödenen paranın iadesi talebine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkilinin ... sayılı İcra Dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, Davalı Bankaya ödenen 37.626,77 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep ettiği, davacının müteselsil kefil olarak borçtan sorumlu olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını savunmaktadır. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı asıl borçlu ...ve ...Şti.'nin davalı ... A.Ş.'den kullandığı kredilere müteselsil kefaletine ve müşterek, aval olarak imzaladığı 78.400,00 TL'llk emre muharrer senede istinaden dava dışı asıl borçlu ile birlikte Davacı ...'a karşı 'Kambiyo Senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) Özgü Haciz Yolu ile Takip' başlatıldığı, takibin kesinleşerek Davacı ... tarafından ... nezdindeki hesapları ile elden nakit ödediği tutarlar ile birlikte toplam 37.626,77 TL'llk ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Kredi hesapları üzerinde yapılan incelemelerde; Dava dışı ... Şti.'ne16.05.2013 tarihinde 30.000,00 TL, 25.10.2013 tarihinde 26.000,00TL,09.05.2014tarihinde ise 20.000,00 TL tutarında olmak üzere 3 adet taksitli tüketici kredisi kullandın İdi ğı, bunlardan iki tanesinin taşıt kredisi diğerinin ise ihtiyaç kredisi olduğu, ayrıca dava dışı ....Şti.'nin Davalı Banka nezdinde ... hesap numaralı kredili mevduat hesabının bulunduğu,16.05.2013 tarihinde kullandırılan 30.000,00 TL'lik kredi taksitlerinin 15.03.2015 tarihinden sonra ödenmediği, hesapta kalan 12.820.00 TL'lik borç bakiyesinin 31.07.2015 tarihinde kanuni takibe alındığı, 25.10.2013 tarihinde kullandırılan 25.000,00 TL'lik kredi taks'ıtterinin Ödenerek kredi borcunun kapatıldığı, 05.05.2014 tarihinde kullandırılan 20.000,00 TL tutarındaki kredi taksitlerinin 03.03.2015 tarihinden sonra ödenmediği 12.446.09 TL'lik borç bakiyesinin 31.07.2015 tarihinde kanuni takibe alındığı, Kredili mevduat hesabındaki 15.972.06 TL'lik borç bakiyesinin 31.07.2015 tarihinde kanuni takibe alındığı, Kredi borçlarının kanuni takibe alındığı 31.07.2015 tarihi itibariyle 5.737.50 TL tutarında kredi kartı borcu bulunduğu,Kredi borçlarının kanuni takibe alındığı 31.07.2015 tarihi itibariyle 3 adet Karşılıksız çek için toplam 3 600.00 TL'lik kanuni tutarın idari takip hesaplarından Ödenmiş olduğu,Hesapların kat edilip kanuni takip hesaplarına alındıktan sonra ama icra takibinden önce 03.08.2015 tarihinde 1 adet daha karşılıksız çekin banka sorumluluk bedeli olan 1.200.00 TL'nin idari takip hesaplanndan ödenmiş olduğu, .... Sayılı Dosyası ile başlatılan 78.400,00 TL'lik kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile takip tarihi olan 12.08.2015 tarihi tibariyle toplam 51.775.65 TL tutarında anapara borç bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir.İcra dosyasında belgeleri ile tespit edilen Davacı ...'ın dava dışı ... Bankası'ndaki haciz konulan hesaplarından 28.293,99 TL'nin takip alacaklısı Banka'ya (işbu davanın davalısı) 29.09.2015 tarihinde ödendiği, nicelenen hesap ekstrelerinde de tespit edilmiştir.Aynı şekilde İcra Dosyasında belgeleri ile tespit edilen Davacı ... tarafından elden ödenen 5.800,00 TL'lik tutarın 26.11.2015 tarihinde ödendiği, incelenen hesap ekstrelerinde tespit edilmiştir.Davacı ... tarafından dosyaya sunulan Davalı Banka'nın ....Şubesi tarafından borçlu olmadığına dair verilen iki adet yazının aşağıdaki şekilde olduğu görülmüştür.
'.... ... mobis numaralı... ve ...Şti.'nin kefili ....'ın işbu şirkete Kefilliğinden dolayı (Asıl borçlu şirketten .... Sayılı dosya harçtan ve kanuni vekalet ücreti alacaktan ve her türlü alacak hakkımız saklı kalmak kaydıyla) bankamıza borcu bulunmamaktadır.' 25.05.2016 'Igili Makama, .... mobis numaralı ... ... ve ....Şti.'nin kefili ... mobis ...'ın işbu şirkete kefilliğinden dolayı (Asıl borçlu şirketten ... Sayılı dosya harçtan ve kanuni vekalet ücreti alacaktan ve her t'jrlü alacak hakkımız saldı kalmak kaydıyla) taşıt ve ihtiyaç kredisinden k aynaktanan borcu bulunmamaktadır.'01/02/2017 Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere icra takip dosyasındaki ödemeler ve Banka hesap hareketlerinde 29.09.2015'de 23.293,99 TL, 29 09.2015'de 5.000,00 TL, 22.10.2315'de 43.630,85 TL, 26.11.2015'de ise 5.800,00 TL olmak üzere İcra takibinde vergiler ve harçlar düşüldükten sonra asıl borçlu dava dışı şirket ile kefil ....'dan toplam 77.724,84 TL'lik borç tahsilatı yapıldığı anlaşılmaktadır. Banka tarafından Huzurdaki menfi tespit davasının Davacısı ve İcra takibi borçlusu ...'a verilen işbu yazıların tarihlerinin (25.05.2016 ve 01.02.2017) söz konusu tahsilatlar yapıldıktan sonra olduğu görülmektedir. Yukarıda mahkememizce davanın menfi tespit ile sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında ödenen paranın iadesi talebine ilişkin olduğu ifade edilmiştir.Ancak delillerin incelemesinden de anlaşılacağı üzere ....sayılı icra dosyası ile davalı banka dava dışı asıl borçlu .. inşaat ve .... .Şti.'nin huzurdaki davada Davalı ... A.Ş.'den kullandığı kredilere müteselsil kefaletine ve müşterek, aval olarak imzaladığı 78.400,00 TL'llk emre muharrer senede istinaden dava dışı asıl borçlu ile birlikte Davacı ....'a karşı kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, icra takip dosyasındaki ödemeler ve Banka hesap hareketlerinde 29.09.2015'de 23.293,99 TL, 29 09.2015'de 5.000,00 TL, 22.10.2315'de 43.630,85 TL, 26.11.2015'de ise 5.800,00 TL olmak üzere İcra takibinde vergiler ve harçlar düşüldükten sonra asıl borçlu dava dışı şirket ile kefil ...'dan toplam 77.724,84 TL'lik borç tahsilatı yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ödenmemiş veya devam etmekte olan veyahut başlanmamış olan bir takip söz konusu olmadığı gibi takibe konu senet bedeli de takip dosyasına yapılan ödemeler ile tahsil edilmiştir. Bu kapsamda davacı vekilinin menfi tespit isteyebileceği herhangi bir borcun da bulunduğundan bahsedebilmek mümkün olmayıp bu aşamada menfi tespit talebinde bulunmak için hukuki yaradan bahsedebilmek mümkün değildir. Sayılan nedenlerle davacının menfi tespit talebinin reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talebine ilişkin olarak da; Yukarıya derç edilen delillerin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, dava dışı şirketin .... Sayılı Dosyası ile başlatılan 78.400,00 TL'lik kambiyo Senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü Haciz Yolu ile Takip tarihi olan 12.08.2015 tarihi itibariyle toplam 51.775.65 TL tutarında ana para borç bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu takip talebinde 77.400,00 TL asıl alacak, 232,20 TL Komisyon, 83,90 TL ihtiyacı haciz masrafı, 300,00 TL vekalet ücreti, 200,39 TL işlemiş faiz olmak üzere 78.216.19 TL toplam alacak miktarı istendiği. Takip talebine istinaden düzenlenen ödeme emrinde o gün itibariyle 78.216,49 TL takip toplamı, 3.558,85 TL tahsil harcı, 8.637,32 TL İcra avukat ücreti, 422,88 TL harçlar, 43,10 TL masraflar olmak üzere 90.898.64 TL genel toplam hesaplandığı görülmüştür. Takip kesinleşince, asıl borçlu dava dışı şirket ile kefil ...'dan toplam 77.724,84 TL'lik (vergiler ve harçlar düşüldükten sonra ) borç tahsilatı yapıldığı tespit edilmiştir. Bu tutarın 48.216.49 TL olan toplam alacak miktarından fazla olmadığı, Davacı ve İcra takibi borçlusu olan ....'a verilen ibra yazıların tarihlerinin (25.05.2016 ve 01.02.2017) söz konusu tahsilatların yapılmasından sonra olduğu, dolayısıyla davacının sebepsiz zenginleşme veya istirdat hükümleri kapsamında davalı bankadan talep edebileceği herhangi bir alacağı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinden haksız bir şekilde tahsil edilen paraların tespiti ve iadesi için açılan davadaki ret gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyada alınan kusur ve diğer bilirkişi raporlarının gerekli olan delillerin toplanmadan alındığını, deliller arasında bulunan tanıkların dinlenmediğini, karar duruşmasında belirtilen icra takibine konu senet düzenlenme tarihi itibariyle kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, buna ilişkin senet tevdi bordrosunun düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin delillerin toplanmadığını, müvekkili ile borçlu Şahin İnşaat şirketi arasındaki ilişkinin incelenmeden karar verilemeyeceğini, buna ilişkin deliller toplanmadan alınan raporun da hatalı olduğunu, imza itirazının incelenmeden karar verildiğini, sahtecilik imzasının imza incelemesi suretiyle aşılmadan karar verilemeyeceğini, Dava dışı şirketçe kullanılan kredilerin, müvekkilinin paylarını devir ettikten sonra çekildiğini, müvekkilinin paylarını 02.05.2013 tarihinde ...'a devrettiğini, devir sonrası ... İnşaat Şirketinin 16.05.2013 tarihli ve 30.000 TL tutarlı, 25.10.2013 tarihli ve 25.000 TL tutarlı, 09.05.2014 tarihli ve 20,000 TL tutarlı 3 adet taksitli tüketici kredisi kullandığını, bu kredilerden ikisi taşıt kredisi birinin ise ihtiyaç kredisi olduğunu, kredilerin müvekkilinin ayrılmasından sonra çekildiğini, müvekkilinin ayrılmasından sonra çekilen kredilerde imzası bulunmadığını, talebin haksız şekilde tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olduğunu, kefaletin şirket ortaklığı sıfatı ile ve şirketin elde edeceği gelirin düşünülerek verildiğini, oysa sonradan çekilen kredilerde bu amacın olamayacağını, imza müvekkiline ait olsa bile senedin teminat senedi olması nedeniyle doğrudan takibe konu edilemeyeceğini, 22.06.012 düzenleme ve 03.08.2015 vade tarihli ve 78.400 TL bedelli bononun 22.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlendiğini, anılan sözleşmenin genel kredi sözleşmesi olduğunu ve bu tarihte şirket veya ortakları hesabına ödeme yapılmadığını, buna rağmen senedin nakden düzenlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı bankaca davalı aleyhine başlattığı kambiyo senedine özgü icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemenin istirdatına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.... sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı banka tarafından borçlusu ...ve .... Şirketi olan 22.06.2012 düzenleme 03.08.2015 ödeme tarihli 78.400,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak borçlu ve aval verenler, ..., ... ve ....aleyhine 77.400,00 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 78.216,49 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığı görülmüştür. Takip sonrası, süresinde icra mahkemesinde itiraz edilmediği gibi daha önce bir menfi tespit davası açılmamıştır. Takip sonrası davacının hesabından 16.09.2015 tarihinde 31.536,92 TL, 18.09.2015 tarihinde 289,85 TL'nin tahsil edildiği, ayrıca 26.11.2015 tarihinde, davacının davalı vekiline takip dosyasına mahsuben 5.800,00 TL ödeme yaptığı, bu şekilde toplam ödemenin 37.626,77 TL olduğu görülmüştür.Davacı genel olarak, kambiyo senedinin teminat senedi olduğunu, senette nakden ibaresi bulunmasına rağmen senedin düzenlendiği tarihte banka ile borçlu ... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, oysa bu tarihte bankaca şirket ve ortaklarına para verilmediğini, teminat bonosu nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmektedir. Öncelikle takip konusu bononun tüm şekli unsurlarını içerdiği, kayıtsız şartsız borç ikrarı bulunduğu, senet metninde, bu bononun teminat amacıyla verildiğinin yazılı olmadığı, ayrıca taraflar arasında usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir sözleşme hükmüyle de bononun teminat bonosu niteliğinde olduğunun kanıtlanmaması nedeniyle davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Bononun genel kredi sözleşmesi nedeniyle verildiği tarafların kabulündedir. Davacı, dava dışı şirketin kullandığı kredilere kefil olmuştur. Kefaleti on yıllık süreyi doldurduğu ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Kefaletin şekil yönünden geçersiz olduğu da savunulmamıştır. İncelenen 22.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacının kefil olarak yer aldığı ve kefilin imzasının bulunduğu, kefalet miktarının el yazısı ile yazıldığı görülmektedir. Mahkemece yapılan incelemede bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın bulunduğu belirlenmiştir. Kaldı ki borç kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bonodan kaynaklandığından ve bononun teminat amacıyla verildiği kanıtlanmadığından bono borçluları, bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağından bağımsız olarak bu borçtan sorumludur. Şirket paylarının devir edilerek şirket ortaklığından ayrılmak, kefaletten istifayı da gerektirmez. Kefalet ayrı bir sözleşme olup, şirket ortaklığından kaynaklı bir menfaat elde edilip edilmediğinden bağımsız olarak, yasada öngörülen süre ile hüküm ve sonuç doğurur. Bu nedenle davacının aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki kefaletin geçerliliğine ve borca ilişkin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Banka kayıtları ve yazılı belgelerle kanıtlanması gereken bir olgunun, davacı ile şirket arasındaki menfaat ilişkilerinin ve kefalet sakini araştırılması ile kanıtlanması mümkün değildir. Bu nedenle borcun belgeden kaynaklandığı ve ödemelerin belgeli yapıldığı bir durumda HMK'nın 200 ve devamı maddelerine göre tanık dinletilmesi mümkün değildir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu, banka kayıtları ve dosya içeriğine uygun olup, menfi tespit talep edilen takip dosyasına yapılan hesaplamada tahsil edilen toplam miktarın 78.216,49 TL olduğu, dosyadaki borcun ise toplam 90.898,64 TL anlaşılmıştır. Bu durumda fazladan yapılan bir ödeme bulunmamaktadır. Esasen fazla bir ödeme bulunsa dahi icra dosyasında yapılan kesintiden itibaren İİK'nın 72. maddesine göre bir yıllık süre içerisinde istirdat davası açılması gerektiğinden, davacıdan yapılan tahsilat tarihi itibariyle süresinde açılmayan istirdat davası hakkında mahkemece yapılan değerlendirme yerindedir.Davacının istirdat isteminin yanı sıra menfi tespit istemi de bulunmaktadır. Menfi tespit istemi, dava dilekçesinde yapılan ödemelere dayandırıldığı gibi dilekçenin 5.maddesi ile imzaya da dayandırılmıştır. İmza itirazı mutlak defi olup kural olarak bütün senet alacaklılarına karşı ileri sürülebilir. Ancak her türlü davada olduğu gibi bu davada da hukuki yararın bulunması ve bu yararın davanın sonuna kadar devam etmesi gerekir. Davacı, bono ve kredi sözleşmesi tarihinde ortağı olduğu borçlu ...Şirketi'nin kullandığı krediye kefil olmuş ve takip konusu bonoyu aval veren olarak imzalanmıştır. Takip sonrası borca itiraz etmemiş ve borcun bir kısmını ödemiştir. Ödemeden sonra bankaca verilen 25.05.2016 tarihinde verilen yazı ile kefil ....'ın, kefaletinden dolayı ... sayılı dosyasında borçlu olmadığı belirtilmiştir. Bankaca verilen 01.02.2017 tarihli yazıda da aynı hususlar tekrar edilmiştir. Davacının kefalet ve bonodan kaynaklanan borcunu ödeyip ibralaştıktan sonra, imza inkarında bulunarak menfi tespit istemesi ve İİK'nın 72.madesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süreden sonra menfi tespit istemesinde hukuki bir yarar bulunmamaktadır. Bu durumda menfi tespit talep edilen dosya yönünden, takip konusu borcun tamamen ödenmemesi ve bonoda başka borçluların bulunması nedeniyle, bononun aslı davacıya teslim edilmemiş ise de, bankaca davacıya verilen iki adet ibra yazısından sonra davacıya karşı yöneltilebilecek güncel bir icra tehditi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen ve mahkemece de benimsenen her iki beyan ibra niteliğindedir. Yapılan ödeme ile davacının kefalet borcu ibra ile sonuçlanıp, icra tehditi ortadan kalktıktan sonra, yeniden talepte bulunularak menfi tespit istenilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki yarar bulunmayan bir konuda fazladan yargılama yapıp delil toplamanın da gereği bulunmamaktadır. Esasen menfi tespit davasının kabul edilebileceği düşünülse dahi istirdat davası yönünden sürenin geçmesi nedeniyle talebin reddi gerekeceğinden mahkemece verilen hüküm ve gerekçe yerinde olduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15