Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1439
2024/1326
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1439
KARAR NO:2024/1326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/04/2021
NUMARASI:2020/532 E. - 2021/304 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe davalıdan satın alınan düğmelerde gizli ayıp bulunması nedeniyle 18.06.2020 tarihli .... seri numaralı, 80.886,16 TL bedelli “Düğme Sedef 4 Delikli" açıklamalı reklamasyon faturası düzenlenerek tebliğ edildiğini, davalının bu faturayı Bakırköy ... Noterliğinin 19.06.2020 tarihli ihtarı ile iade ettiğini, davalının teslim ettiği "..." model düğmelerin ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin 80.886,18 TL alacaklı olduğunu, davalının fatura borcunu ödememesi üzerine .... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesinini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili adına düzenlenen 18.06.2020 tarihli ve 80.886,18 TL bedelli reklamasyon faturasının iade edildiğini, davacıya satılarak teslim edilen "....” model ürünlerin kontrollerinin yapıldığını ve davacının sözlü olarak emtiada herhengi bir imalat hatası ve ayıp bulunmadığını müvekkiline bildirdiğini, bu ürünle ilgili 23.12.2019 tarihli 5.103,32 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davaya konu ürünlerin müvekkilince imal edilmediğini ve ürünlerin imalatçı firma olan ... Şti'den temin edilerek davacıya satıldığını, teslim tarihinden sonra yazılı veya sözlü olarak herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, 5.103,32 TL bedelle satılan ürüne karşılık 80.886 TL bedelli fatura düzenlenmesine konu ayıbın ne olduğunun davacı tarafından açıklanmadığını, teslim edilen ürünlerin tamamında veya bir kısmında ne tür eksikliklerin olduğu, ürünlerde var olduğu iddia edilen ayıbın düzeltilebilecek nitelikte olup olmadığı ile hatanın davalıdan mı yoksa imalattan mı kaynaklandığının araştırılmadığını, böyle bir durumda da satım bedelinin indirilmesi gerekirken, ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle 80,186,18 TL yansıtma faturası düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.Davacı tarafından 18/06/2020 tarihli reklamasyon faturası kesilmesinde haklı olup olmadığı, faturaya konu düğmelerin ayıplı imal edilip edilmediği, sorumluluğun davalıya mı yoksa imalatçı firmaya mı ait olduğu, davacının alacaklı olduğu miktar bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.... sayılı dosyasının incelenmesinde, Davacı tarafından davalı aleyhine 80.886,18 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce satıma ilişkin fatura, cari hesap ekstresi, arabuluculuk tutanağı dosyaya konulmuş taraf defterleri ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ayıp iddiası da bulunmakla heyete tekstil mühendisi bilirkişi eklenerek rapor alınmıştır. Dava konusu ürünler ile ilgili yerinde inceleme esnasında yapılan tespitler; ...(...) ve (....) no’lu iki siparişin üretildikten sonra pat üzerindeki düğmelerinin kimyasal testten kalması üzerine- ürünlerin pat kısmında kullanılan düğmelerin değişimi için fasona gönderildiği, önceki kimyasal testten kalan düğmelerin yerlerinden söktürüldüğü ve yeni temin edilen düğmelerin diktirildiği yeniden ütü paket işlemlerinden geçirildiği ve bu iki siparişin sonuç olarak bu ürünleri alım yapan ... firmasına teslim edilmiş olduğu, ... Test raporuna göre; bu ürünlere alt test raporu içeriğinde karşılaştırmalı yapılan incelemede, gizli ayıba konu ve bu doğrultuda reklamasyona konu olabilecek hususların tespit edildiği, ...(...] no' lu siparişin ise üretildikten sonra pat üzerindeki düğmelerinin kimyasal testten kalması üzerine, ürünlerin pat kısmında kullanılan düğmelerin değişimi için fasona gönderildiği, önceki kimyasal testten kalan düğmelerin yerlerinden söktürüldüğü ve yeni temin edilen düğmelerin diktirildiği yeniden ütü paket işlemlerinden geçirildiği ancak sürenin müşterinin satış için belirlediği süreyi geçmesi nedeniyle bu renkteki siparişin ... firması tarafından red edildiği ve ürünlerin davacı firmada bulunduğu tespit edilmiştir.Tekstil Mühendisi bilirkişi tarafından, davacı iddialarına konu teşkil eden ayıplı ticari emtiaların incelenmesi ve tarafların ticari defter kayıtları içeriğinde yapılan incelemelerin dava dosyası içeriği, bilgi ve belgeler ile karşılaştırmak incelenmesi sonucunda; taraf defter kayıtlarının birbirini doğruladığı. 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. Ayıplı ürünlerle ilgili, düğme söküımü ve yeni düğmelerin tekrar dikimi, ütü ve paket, ürünlerin kolilenmesi için yapılan 2. işlemlerin ödemelerinin hesaplamalarının davacı tarafından el yazısı île aşağıdaki şekilde yapıldığı, fason olarak yaptırılan bu işlemlerin irsaliyeli faturalarının mevcut olduğu. kesilen faturalarda yer alan işlem ücretlerinin ilk kez yapılan işlem tutarları olarak pivasa değerlerine uygun olduğu tespit edilmiş olup, dava konusu 80.886.18-TL'lik reklamasyon fatura bedelinin toplamı itibariyle gizli ayıplı ürünleri temsil niteliğine haiz olduğu değerlendirilmiş olmakla birlikte, ayıp konusu ürünlerin yeniden düğme dikilmesi sonrasında uygulanan ütü paket işlemlerinin piyasa koşullarında fiyatlandırmasında aynı işleminin 2.kez yapılmış olması nedeni ile %50 indirimli yapılabileceği, bu nedenle bilirkişilerce ütü paket fıyatı toplamı olan 61.742,52-TL’nin %50sinin tenzili ile ütü paket tutarı olarak 30.871,26-TL hesaplanması gerektiği, bunun sonucunda davacı şirketin 50.014,92-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Ayıp, aynı cins ve kategoriye giren eşyaya nispetle satılan maldaki değer ve elverişliliği kaldıran veya azaltan noksanlıktır (TBK.m.219). TTK.m.23/c hükmünde ticari satışta maldaki ayıpla ilgili ayıbı ihbar süresi düzenlenmiştir. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (aşikar ayıp), alıcı 2 gün içinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Maldaki ayıp açıkça belli değilse (açık ayıp), alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelemeli veya incelettirmeli ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu sürede satıcıya bildirmelidir. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK m. 223’e göre, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde (gizli ayıp), bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Maddede belirtilen “hemen” ifadesi dürüstlük kuralı ve halin icapları göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Herhalde ayıp ortaya çıkınca fazla vakit geçirmeden ihbar yapılmalıdır. Ayıp ihbarının ayıba karşı sorumluluktan doğan dava için öngörülmüş olan zamanaşımı süresi geçmeden önce yapılmış olması gerekir. TBK m. 231’e göre, 'Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.'Somut olayda; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, tekstil ürünlerinin davacı tarafa ayıplı teslimi üzerine davacı tarafından ayıp nedeniyle reklamasyon faturası kesildiği, söz konusu faturanın davalı tarafça ihtarname ile iade edildiği, ayıp ihbarının süresinde olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile ütü paket işlemindeki ayıbın giderilebilir nitelikte olduğu, 2. Kez ütü paket işlemi yapılmasının ise %50 indirimli olduğu dikkate alınarak bu bedelin mahsubu sonucunda davacının alacağının 50.014,92 TL olduğunun belirlendiği, sorumluluğun davalı şirkete ait olduğu, rapor içeriği dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektiren bir husus olmadığından rapora ilişkin itirazların reddine karar verilmiştir. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, 'Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.' düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; ayıp iddiasının ispatlandığı ve bilirkişi raporu hükme esas alınarak..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının .... sayılı dosyasına yönelik itirazının 50.014,92 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'i olan 10.002,98TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Düzenlenen 18.06.2020 tarih ve 80.886.18 TL bedelli reklamasyon faturasının (e-arşiv faturası) 18.06.2020 tarihinde mail olarak müvekkiline iletildiğini, müvekkilince satılan düğme emtiasının kontrollerinin yapıldığını ve davacının da ürünlerde ayıp bulunmadığını belirtilerek teslim alındığını, ürünlerin dava dışı imalatçıdan temin edildiğini, teslim sonrası davacının yazılı veya sözlü bir ayıp ihbarında bulunmadığını, satılan ürünün bedeline göre oldukça yüksek oranda bir reklamasyon faturası düzenlenmesinin sebeplerinin açıklanmadığını, mahkemece ayıp ihbarının süresinde olduğunun belirtilmesine karşın, davacının, düğmeler üzerinde yaptırdığı inceleme sonucunda 13.05.2020 ve 20.05.2020 tarihli raporlarla gizli ayıbın tespitinden sonra müvekkiline ayıp ihbarında bulunmadığını, mahkeme kararında ihbar olarak kabul ettiği faturanın ise 18.06.2020 tarihinde düzenlenerek gönderildiğini, Bir çok Yargıtay kararında belirtildiği üzere, tacirler arası satımlarda ayıp ihbarının TTK.23/c’deki süre içerisinde ve TTK'nın 18/3. maddedsindeki prosedüre uyarak yapılması gerektiğini, anılan maddede iki ve sekiz günlük ayıp ihbar sürelerinin belirlendiğini, eldeki davada her iki süreye uyulmadığını, buna rağmen mahkemece yasa maddesinde belirtilen sekiz günlük süre içinde ihbarın yapıldığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmaması halinde davacının seçimlik haklarını kaybedeceğini, Bilirkişi, raporunun 12. sayfasında; davacının fason olarak yaptırdığını iddia ettiği dikim, ütü, paket işlem ücretlerini davacı tarafından el yazısı ile yaptığı hesaplamanın esas alındığını, ancak; davacının hangi firmaya, hangi tarihte ve ne kadar bedelle fason iş yaptırdığına dair fatura ve irsaliyelin bulunmadığını, raporda da belgelere yer verilmeyerek sözlü olarak "tarafımca tespit edilmiştir" denildiğini, davacının fason yaptırdığını iddia ettiği söküm, dikim, paket ve ütü işlemleri kendi bünyesinde yapabildiğini, buna rağmen davacının reklamasyon faturasına dayanak yapabilmek için kendi yaptığı hesabı dosyaya sunarak, fason işe ilişkin fatura sunduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalının satıcı, davacının alıcı olduğu ve cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen 23.12.2019 tarihli fatura içeriği düğmelerin, davalı tarafından davacıya teslim edildiği sabittir. Ürünlerin davalı tarafından üretilip üretilmemesinden bağımsız olarak TBK'nın 219 ve devamı maddelerine göre satıcının ayıp nedeniyle sorumluluğu bulunduğundan, davalının imalata ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde değildir. Satım konusu emtianın teslim alınmasından sonra, olağan şekilde gözden geçirilerek açık ayıp bulunmadığının belirlendiği görülmüştür. Ürünler dava dışı .... şirketine ait ürünlerde kullanılmıştır. Ürünlerin 13.05.2020, 20.05.2020 ve 02.06.2020 tarihlerinde yapılan muayeneleri sonucu bazı ürünlerin kimyasal madde içerdiği, bu halde sağlığa zararlı olduğunun belirlenmiştir. Bu testin dava dışı ... Şirketince yapılması ve test sürecinden davacının haberdar olmasından sonra düzenlenen dava konusu fatura ile ayıp ihbarında bulunulması nedeniyle, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirmesi gerekmektedir. Davacı tarafından 18.06.2020 tarihli 80.886,18 TL bedeli yansıtma faturasına istinaden ... sayılı dosyasında takip başlatılmış ve ödeme emrinin tebliği üzerinde borç ve ferilerine itiraz edilmiştir. Davalı tarafından, 19.06.2020 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin .... yevmiye no'lu ihtarı ile faturaya itiraz edilerek ve yansıtma faturası iade edilmiştir. Davalının cevap dilekçesi ile birlikte ayıp ihbarının süresinde ileri sürülmesi nedeniyle bu savunmanın, genişletilmesi yasağı kapsamına girmediği ve istinaf başvurusunda ileri sürülen ayıba ilişkin hususların incelenmesi gerektiği görülmüştür.Mahkemece tekstil mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden alınan raporda; dava konusu yansıtma faturasının iadesi nedeniyle taraf defterlerinin mutabık olmadığı belirlenmiştir. Teknik bilirkişi tarafından yapılan incelemede, ürünlerde standart miktarın üzerinde zararlı kimyasal madde bulunması nedeniyle ürünlerin gizli ayıplı olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, kimyasal açıdan standarda uygun olmayan zararlı madde içeren ve gizli ayıplı düğmelerin yerine yenisinin alınması, dikim, ütüleme ve paketleme işlemleri için alınan hizmetlere ilişkin irsaliyelelerin görüldüğü ve yapılan masrafların piyasa rayiçlerine uygun olduğu görülmüştür. Raporun 13.sayfasında, davacı ile dava dışı .... Şirketi arasındaki siparişler incelenmiştir. Mahkemece yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporuna göre, faturaya konu masrafların davacı tarafından yapıldığı ve bunların piyasa rayicine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki bilirkişi ütülemeye ilişkin harcamadan %50 oranında indirim öngördüğü gibi, yapılan hizmetlere ilişkin irsaliyeler de incelenerek rapor düzenlenmiştir. Alınan hizmetin piyasa rayicine uygun olduğu belirlenmesi karşısında, bu hizmetin dışarıdan alınmayıp davacıya ait işletmede yapılması halinde dahi oluşacak zarardan satıcı sorumlu olduğundan bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. " Buna göre maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak; satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Borçlar Kanununda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır (TANDOĞAN, Haluk: Özel Borç İlişkileri, c. 1/1, Ankara 1988, sh 163; YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007, 7. Baskı, sh 97). Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2. Baskı, sh. 91- 92). Diğer taraftan TTK'nın 23. maddesinde, malın ayıplı olduğunun açıkça teslim sırasında belli ise alıcının 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise TBK'nın 223/2. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda, satım konusu düğmelerin 23.12.2019 tarihli fatura ile davacıya satıldığı ve düğmelerin dava dışı .... şirketine ait ürünlerde kullanıldığı belirlenmiştir. Anılan şirketçe en son 02.06.2020 tarihinde yapılan testlerde, zararlı kimyasal maddelerin olması gereken sınırların üzerinde olduğu belirlenmiştir. Esasen gizli ayıp niteliğinde olan ve sağlığa zararlı bu tür ürünlerin, insanların doğrudan temas ettiği ürünlerde kullanılmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Emtiadaki zararlı kimyasal maddenin fazlalığından kaynaklanın gizli ayıp bulunduğundan, ortaya çıkan ayıbın TBK'nın 223. maddesine göre uygun sürede fatura ile bildirildiği ve bir gün sonra davalının da ayıba ve faturaya itiraz ettiği görülmüştür. Ayıbın ihtarının kural olarak TTK'nın 18. maddesine göre yapılması gerekse de, satıcının haberdar olduğu ve varlığına itiraz ettiği ayıba ilişkin miktarın belirli bir şekilde yapılmadığını savunması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırıdır. Satıcı, üretici veya ithalatçı üründeki ayıp nedeniyle alıcıya karşı birlikte sorumludur. Satılandaki ayıp nedeniyle oluşan tüm zararlardan satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. TBK'nın 232/son maddesinde satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür düzenlemesi bulunmaktadır. Ayrıca TBK'nın 112. maddesi gereğince borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenmeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenlemelere göre satıcı ayıp nedeniyle alıcının uğradığı ve bilirkişi tarafından denetime elverişli şekilde verilen doğrudan zararları gidermekle yükümlüdür. Esasen mahkemece TBK'nın 114/son maddesi hükmüne göre haksız fiile ilişkin TBK'nın 50. maddesine göre özellikle ütülemeye ilişkin zararın belirlenmesi nedeniyle buna ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Somut olayda alacak faturadan kaynaklanmakta olup miktarı davalı tarafından hesaplanabilir. Her uyuşmazlıkta yargılama yapılacağından ve her alacak yargılama sonucu belirleneceğinden bir alacağın likit olması ile yargılama sonucu belirlemesi arasında bir ilgi bulunmadığından, davacının kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatı talebinin kabulü yerinde olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıyan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.562,36 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15