Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1272
2024/1319
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1272
KARAR NO:2024/1319
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/03/2021
NUMARASI:2018/68 E. - 2021/311 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketin %100 iştirakiyle sahibi olduğu ... A.Ş. nezdinde 01.01.2016- 05.07.2016 tarihleri arasındaki muhtelif faturalar sebebiyle toplam 78.551,20 TL alacağı bulunduğunu, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 23.01.2017 tarihli yazıda davacı şirket alacaklarının ... A.Ş.’nin bölünmesi ile 01.07.2016 tarihi itibariyle davalı şirket ... A.Ş.’ye devredildiğinin bildirildiğini, söz konusu fatura alacaklarının .... A.Ş. tarafından gönderilen 31.12.2016 ve 30.09.2017 tarihli hesap mutabakatları ile de doğrulandığını, alacakların ödenmemesi sebebiyle davalı şirkete Gaziosmanpaşa .... Noterliği’nin 15.11.2017 tarih ve 12434 yevmiye sayılı ile 30.10.2017 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamelerinin gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, fatura alacaklarının tahsili için ... sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, takibe yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, %100 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmiştir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, Hmk. 128. maddesi gereği ileri sürülen tüm vakıaları inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içerğine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 78.551,20 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde davacıya takip tarihi itibariyle 78.551,20 TL borcu bulunduğu, dava konusu faturaların davalı ticari deftelerinde kayıtlı olduğu, HMK. 221. maddesi gereği (...) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının ... bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının ... formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve 2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı anlaşılmıştır. Takip konusu 12 adet fatura olup, taraflar arasındaki tüm ticari ilişkiyi irdeler şekilde inceleme yapılması ise doğru olmamıştır. Mahkememizce TBK'nın 101. ve 102. maddeleri uyarınca alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 51.257,21 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu faturalardan olan 22.04.2016 tarihli 31.860,00 TL tutarlı faturanın 8.356,76 TL'lik kısmı takibe konu edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen 76112 numaralı 23.503.24 TL tutarlı iade faturası anılan fatura tutarından düşülerek takibe konulmuştur. Bu itibarla, ödemeler mahsup edilirken 23.503,24 TL'nin tekrar alacak miktarından düşülmesi doğru olmamış, bu yönden ek rapora mahkememizce iştirak edilmemiştir. Davacı vekilince taraflar arasında mutabakat düzenlendiği, bu nedenle davacı şirketin 78.551,20 TL alacaklı olduğu ileri sürülmüş, mutabakata ilişkin belge dosyaya sunulmuştur. İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında, takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılmasına olanak bulunmamaktadır. Takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgenin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılması da mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenen itirazın iptali davası, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gerekmekte olup sonucuyla da takibin devamına etkili bir dava türüdür ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Mahkememizde görülmekte olan davada takibe konu faturalar ile sınırlı olmak üzere yargılama yapılmış olup, anılan faturalar harici davacı şirketin alacağı var ise bunun açılacak bir davaya konu edilmesi ise mümkündür. Öte yandan, talepten fazlasına karar verilmesi ise görülmekte olan davada mümkün değildir. Fatura düzenlenmesi borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihi faize başlangıç yapılamaz. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi (TBK. m. 117/1) ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) gerekir (Yargıtay 13. HD. 2016/12778 Esas, 2019/4502 Karar). Gaziosmanpaşa .... Noterliği tarafından düzenlenen ihtarnamenin 06.11.2017 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği anlaşılmış, işlemiş faiz 3 günlük mehil süresi de dikkate alınarak hesaplanmıştır. İİK'nın 67/2. Maddesi, 'Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir.' hükmünü içermektedir. Dava konusu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaya itiraz edilmeksizin ticari defterlere işlendiği, davalı tarafından herhangi bir ödeme definde bulunulmadığı, dava konusu edilen davacı alacağının miktarının, davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Öte yandan, icra inkar tazminatının alacağın %100'ü olarak belirlenmesini gerektirir herhangi bir neden söz konusu olmayıp, bu yöndeki talebin reddine karar verilmiş..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; ... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 74.760,45 TL asıl alacak ve 659,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.419,47 TL yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2016 yılında davacının müvekkili şirkete düzenlediği bir takım fatura konusu malların tesellüm sürecinde davacı şirketin ve diğer başka firmalar ile iş birliği halinde malların fabrikaya gelmiş gibi tesellüm belgeleri düzenlendiğinin şirketleri tarafından tespit edildiğini, davacının 2015 yılı içerisinde bir takım fatura konusu malları müvekkiline teslim etmediğini ancak eski şirket çalışanı tarafından düzenlenen sahte teslim tesellüm belgeleri ile malların teslim edilmiş gibi gösterildiği ve müvekkilinin 332.760,00 TL zarara uğradığının tespit edildiğini, diğer firmalar tarafından iştirak halinde gerçekleştirilen suça konu eylemlerden dolayı müvekkilinin eski çalışanı ve davacınında dahil olduğu toplam 17 tedarikçi firma hakkında, şuç işleme amacıyla örgüt kurma, kurulan örgütü yönetme nitelikli dolandırıcılık vb iddialar ile suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın Lüleburgaz Cumhuriyet Savcılığının 2016/4267 Soruşturma numarasında halen devam ettiğini, şikayette bulunulduğu hususunun ihtarname ile dava açılmadan önce bildirildiğini, maddi olguların mahkemede görülmekte olan davayı doğrudan etkiler nitelikte olduğunu, mahkemenin 06.11.2018 tarihli ara kararında dosyaya sunulmuş olan şikayet dilekçesinden yola çıkılarak görülmekte dava ile birebir ilgili bulunmadığı gerekçesiyle soruşturmanın bekletici mesele yapılması taleplerinin reddedildiğini, mevcut soruşturmanın bekletici mesele yapılması hususunun hakim değişikliği neticesinde tekrar talep edildiğini ve reddine karar verildiğini, soruşturmayı yürüten savcılık tarafından herhangi bir bildirimin dosyaya yapılmamış olduğunun görüldüğünü, yerleşik içtihatlara göre mahkemece soruşturmanın akıbetinin sorulması ve soruşturma sonucuna göre uygun bir karar verilmesi gerekir iken soruşturmanın bekletici mesele yapılmamasının bozma sebebi olarak öngördüğünü iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin fatura konusu alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, dava dışı ... AŞ'nin bünyesinde yer alan otocam işletmesinin, işletme bütünlüğü içerisinde yer alan aktif, pasif, hak ve vecibelerden teşkil olan mal varlığı unsurlarını kısmi bölünme yolu ile 01.07.2016 tarihi itibariyle kurulan .... AŞ tüzel kişiliği ile devam edeceği, takip konusu faturaların davacı şirket tarafından dava dışı birleşmeye konu olan ... AŞ adına düzenlenen faturalar olduğu, davacı şirket tarafından, davalı ve dava dışı toplam 17 şüpheli hakkında Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığına 06.10.2016 tarihli dilekçeyle şikayette bulunduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından, 01.07.2016 tarihi itibariyle kurulan davalı şirkete aktif ve pasif olarak kısmi bölünme ile devir olunan ..... AŞ adına takibe konu olan 05.07.2016 tarihli 01.07.2016 tarihli, 24.06.2016 tarihli, 22.04.2016 tarihli, 30.03.2016 vd tarihleri ihtiva eden içeriğinde ise değişik miktarlardaki kablolara ilişkin olarak ticari satıma konu olan faturaların düzenlenmiş olduğu, davacı şirketçe davalı şirkete 30.10.2017 tarihli gönderilen ihtarname ile şirketin .... AŞ nezdinde 01.01.2016 - 05.07.2016 tarihleri arasında muhtelif faturalar sebebiyle toplam 78.551,20 TL alacağının bulunduğu, gönderilen 23.01.2017 tarihli yazıda şirket alacaklarının adı geçen şirketin ...AŞ bölünmesiyle 01.07.2016 tarihi itibariyle şirket olarak .... AŞ'ye devredildiğinin bildirildiği, fatura alacaklarının gönderilen hesap mutabakatları ile de doğrulandığı belirtilerek alacağın üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davalı şirket tarafından Kartal ... Noterliğinde düzenlenen 10.11.2017 tarihli cevabı ihtarnamede, fatura konusu ürünlerin müvekkili şirkete hiç ulaşmadığı, ayrıca 22.04.2016 tarihinde 31.860,00 TL tutarında fatura düzenlenmesine karşılık fabrikaya sadece 8.356,00 TL tutarında kablo gönderildiğinin tespit edildiği, teslim edilmemiş ürünlerle ilgili olarak düzenlenen faturalar sebebiyle toplamda 356.263,00 TL zarara sebebiyet verildiği, dolayısıyla haksız kazancın müvekkiline iade edilmeden ihtarnamede karşılığı olan faturaların ödenmesinin mümkün olmadığı, geriye kalan bakiye toplam 277.711,80 TL'nin 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davacı şirket tarafından davalı şirketin göndermiş olduğu ihtarnameye 15.11.2017 tarihli cevabı ihtarnamede, iddiaların haksız ve gerçeğe aykırı olduğu, şirketlerinin herhangi bir şekilde muhatap şirketi zarara uğratmadığını, bahse konu dönemde fatura edilen tüm malların eksiksiz gönderildiğini, irsaliyelerle birlikte depo sorumlularına imza karşılığında teslim edildiğini, mallara ve faturalara bir itiraz yapılmadığını, ticari defterlere işlendiğini, ödemeler yapıldığını, fatura alacakları ve borç bakiyesinin gönderilen 31.12.2016 ve 30.09.2017 tarihli hesap mutabakatları ile de doğrulandığını belirterek alacağın ödenmesini aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, ihtarnamenin ekinde, ... AŞ tarafından 20.02.2017 tarihinde gönderilen mailde cari hesabın 31.12.2016 tarihi itibariyle 78.551,20 TL borç bakiyesi gösterdiğinin belirtildiği, aynı şekilde başka bir mutabakatta da aynı miktardaki alacak ile ilgili teyide ilişkin mail yazısının mevcut olduğu, 30.09.2017 tarihi itibariyle 78.551,20 TL borç bakiyesi gösterdiğine dair mutabakat hakkında ... AŞ'nin davacı şirkete mail göndermiş olduğu, davacı şirket tarafından ihtar karşılığında faturaların ödenmemesi nedeniyle 21.12.2017 tarihinde, ... sayılı dosyasında fatura alacakları ve işlemiş faiz toplamı olmak üzere toplam 91.643,85 TL'nin tahsilini talep ettiği, davalı şirket tarafından takibe ve borca itiraz edildiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delilleri, ayrıca taraf şirketlere ait ... Formları ile kısmi bölünme gerçekleştirmiş olan ...AŞ Şirketine ait vergi dairesinden KDV iadesi ile ilgili olarak bilgi ve belgeler dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Bilirkişiden kök ve ek raporlar alınmıştır. Mahkemece, 10.03.2020 tarihli celse ara kararında; Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılarak soruşturma dosyasının akıbetinin sorulmasına karar verilmiş ve aynı celsede bekletici mesele yapılması talebinin bu celse itibariyle reddine dair ara karar oluşturulmuştur. Davacı vekilince ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, faturalar ibraz edilerek, faturalar ile faturalar neticesinde ödenen bedeller karşılaştırılmak suretiyle dosyanın yeniden bilirkişiye gitmesine neden olan 31.860,00 TL'deki faturadaki 8.356,76 TL'nin ekte sunulan davalı şirketin kestiği 23.503,24 TL iade faturasından kaynaklandığını, 31.860,00 TL'Lik belirtilen malların 23.503,24 TL'lik kısmının bir hafta sonra düzenlenen iade faturası ile iade edildiğinden iki rakam arasındaki fark olan 8.356,76 TL'lik tutarın icra takibinde talep edildiğini belirtmiştir. Dosya kapsamından,mahkemece, bilirkişi ek raporunda tespit edilen 51.257,21 TL asıl alacağa, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen iade fatura bedeli 23.503,24 TL'nin toplamı sonucunda ulaşılan miktarın kabulü ile temerrüt ve takip tarihi arasındaki işlemiş faizin toplamı üzerinden karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde, davalı vekilinin, davacı şirket ile birlikte dava dışı gerçek kişi ve şirketlerin yer aldığı 19 şüpheli hakkında Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan soruşturmanın bekletici mesele yapılması talebine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Dosya içerisindeki şikâyet dilekçesi örneğinden, dava dışı .... AŞ tarafından 06.10.2016 havale tarihli dilekçeyle şikayette bulunulduğu, şikayet dilekçesinde şirketin eski çalışanlarından şüpheli ...'in ... AŞ'nin ... Fabrikası için mal ve hizmet alımı yaptığı firmalarla usulsüz ilişkiler içerisine girdiği, görev yaptığı birimin ihtiyaçlarına ilişkin satın alma birimi tarafından yönetilmesi gereken süreçlere bizzat müdahil olarak ihale öncesi teklif istenecek firmaları belirlemesi, bir takım firma temsilcileri ile birlikte ortak hareket ederek firmalara teklif edilecek fiyatlar ve pazarlık görüşmeleri esnasında izlenecek stratejiler konusunda direktifler vermesi, satın alma onay belgelerinin kendisi tarafından hazırlanması eylemi sonucunda ihalelerden haksız çıkar sağlamak amacıyla kendi ve başka firmalar yararına olmak üzere şirketin ismi geçen firmalara iştirak halinde 2011 yılından itibaren değişik tarihlerde birden fazla kez maddi zarara uğratıldığı iddiasında bulunulduğu, dilekçede şüpheli firmalardan davacı ... Ltd Şirket yetkilisi ..'in şüpheli ... ile birlikte ortak hareket ederek ihalelere katılacak firmaları, firmaların vereceği fiyatları izleyecekleri yolu ve teklif edecekleri en düşük fiyatları da ortak hareket ederek belirlemeleri, şirketin suç duyurusu eylemlerin varlığından haberdar olması üzerine iç denetim soruşturması esnasında, şüpheli ...'e tahsis ettiği, bilgisayar ve e-posta adresinde yapılan incelemelerde elde ettiği bulgulara dayanarak kendisinin ağırlıklı olarak .... Ltd Şirket yetkilisi ve diğer şirket yetkilileri ile birlikte iç denetim müdürlüğünde tespit edildiği kadarıyla mevcut bir örgütü yöneterek birden fazla kez zincirleme maddi zarara uğrattığı vb iddialarda bulunmak suretiyle 15 sayfalık şikayet dilekçesi sonucunda şüphelilerin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik suçu nedeniyle cezalandırılmalarının talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket vekili tarafından dava dilekçesine karşı süresinde yazılı bir beyanda bulunulmamıştır. Mahkemenin 06.11.2018 tarihli celse ara kararının 9 nolu bendinden rücu talebine ilişkin 20.11.2018 havaleli dilekçe ile Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4267 Nolu soruşturma dosyasında devam edilen dosyanın ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle bekletici mesele yapılması talebin reddedildiğini, soruşturmanın halen devam ettiğini, müvekkilinin eski çalışanları ve davacınında dahil olduğu 17 tedarikçi firma hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, usulsüzlüğün boyutlarının belirlenmesi ve bunun için saptanan maddi olguların davayı etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. Davacı vekili tarafından davalı şirketin bekletici mesele yapılması talebinin reddedildiğini, cevap dilekçesi sunmayan davalı tarafın ön inceleme aşamasından sonra savunmanın genişletilmesi olarak sunduğu dilekçelerin ve iddialara muvafakatlarının bulunmadığını, dosyanın bu dosya ile ilişkisinin olmadığını, yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu belirterek bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Mahkemenin 06.11.2018 tarihli ara kararının 9 nolu bendinde, davalı vekilinin davacı şirket hakkında yaptğı soruşturma dosyasını bekletici mesele yapılması talebinin dosya ile birebir ilgilisi bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair karar verilmiştir. 10.03.2020 tarihli celsenin 2 nolu ara kararında; dosyanın akıbetinin sorulmasına, davalı vekilinin bekletici mesele yapılması talebinin celse itibariyle reddine karar verildiği görülmüştür. 12.03.2020 tarihli müzekkerinin Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlendiği anlaşılmakla birlikte, müzekkereye ilişkin başsavcılık tarafından verilen bir cevaba ve soruşturma dosyasının akıbetine dair dosya içerisinde herhangi bir belgeye ulaşılamamıştır. Mahkemece, davalının bekletici mesele yapılmasına ilişkin talebi hakkında gerekçede herhangi bir açıklamayada yer verilmemiştir. TBK'nın 74. (818 sayılı BK'nın 53.m) maddesi hükmü hukuk hâkimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hâkimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hâkiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hâkimini bağlar. Ancak mahkemece ceza soruşturması dosyasına ilişkin bir inceleme yapılmamış olduğu görülmektedir. Bu itibarla mahkemece, soruşturma dosyası kapsamında davacı şirket ve/veya şirket yetkilisi hakkında dava açılıp açılmadığı ve eldeki davayı etkileyip etkilemediği değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalının beyan dilekçesinde talep etmiş olduğu soruşturma dosyasına dair talebinin HMK'nın 145. maddesi ile birlikte değerlendirilerek ve soruşturma dosyasının tümü incelenerek eldeki davaya etkisi değerlendirilmek suretiyle yargılama yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret olup, belirtilen hususlarda eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Taraflarca İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran tarafa iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.09.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15