SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1242

Karar No

2024/1310

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1242

KARAR NO:2024/1310

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/12/2020

NUMARASI:2017/198 E.- 2020/1008 K.

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilnin, Türkiye genelinde bulunan ... mağazalarından nakit paraların teslim alınması, taşınması, muhafazası ve bankaya teslimi için .... A.Ş. (kısaca “....”) ile .... nolu ve 23.03.2012 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında doğabilecek riskler, davalı sigorta şirketi tarafından sigorta kapsamına alındığını, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen 1 Ağustos 2014 tarihli “Hasar Ödeme Ek Şartı” belgesinde, müvekkil şirketin, bu belgede atıf yapılan söz konusu sigorta poliçeleri kapsamında lehdar konumunda olduğunun açıkça beyan ve kabul edildiğini, yine, davalı tarafından müvekkiline hitaben tanzim edilen 01 Ağustos 2014 tarihli Sigortalandığına Dair Kanıt Belgesi’nde sigortalanma hususunun teyit edildiğini, bu belgede, “emniyeti suiistimal”den kaynaklanan zararların da teminata dâhil olduğunun teyit edildiğini, hizmet kapsamında ..., mutat iş akışı çerçevesinde, müvekkili şirketin İstanbul ve Kocaeli şehirlerinde bulunan .... mağazalarından toplam 13.248.195,00-TL tutarındaki nakit parayı 01-02-03 Mart 2015 tarihlerinde bankaya götürüp teslim etmek üzere teslim aldığını, ancak .... tarafından bu paraların, sözleşme gereği teslim edilmesi gereken .... Şubesi’ne teslim edilmediğini, müvekkili şirketin, durumun farkına varır varmaz ....’den gerek şifahen, gerek e-posta yolu ile gerekse de noter kanalı ile ihtar göndererek derhal bilgi ve açıklama talep ettiğini ve sözleşmeye aykırı olarak bankaya teslim edilmeyen paraların gecikilmeksizin ödenmesini, Üsküdar ... Noterliği kanalıyla .... yevmiye no ve 18.03.2015 tarihli ihtarnamesiyle ihtar ettiğini, müvekkili şirketin aynı zamanda sigorta şirketine aynı gün yazılı bildirimde bulunarak sigorta şirketini durumdan haberdar etttiğini ve böylece müvekkili şirketin talep ve ihtarları üzerine .... tarafından toplamda 6.132.255,00-TL müvekkili şirket hesabına yatırıldığını, ..., müvekkil şirkete, bakiye 7.025.930,00-TL’nin 17.04.2015 tarihinde müvekkil şirket banka hesabına yatıracağını 31.03.2015 tarihli yazısında kesin olarak taahhüt etmiş olmasına karşın bakiye miktar için hiçbir ödeme yapmadığını, söz konusu yazıda ....in, söz konusu kayıp ve zararın bilgileri dâhilinde gerçekleştiğini ve müvekkilinin bu zararın tazminini talep etmesini engelleyebilecek hiçbir sebep bulunmadığını kesin olarak kabul ve ikrar ettiğini iddia ederek, ödenmeyen bakiye tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; 01- 03 Mart 2015 tarihinde meydana geldiği ileri sürülen zararın sigortalı ... A.Ş. ile davacı... A.Ş. (“....”) arasında akdedilen 23.03.2012 tarihli ve ... no.lu sözleşme kapsamındaki hizmetlerin ifası sırasında ....i’nin hisselerinin %99.75’inin sahibi ve ....’yi tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı ....’nin Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen “güveni kötüye kullanma” suçunu teşkil eden fiilleri nedeniyle ortaya çıktığını, ihtilafın ... ile ... arasındaki bağımsız bir hukuki ilişkiden kaynaklandığını, devam eden süreçte ....’nin benzer şekilde 02.05.2015 tarihinde .... ve 02.09.2015 tarihinde ...’u da zarara uğrattığının anlaşıldığını, zarara sebep olan fiillerin ....’in zararına sebep olan fiillerle aynı nitelikte olduğunu ve bütün bu zararların organize bir plan dahilinde gerçekleştiğinin ortaya çıktığını, daha açık bir ifadeyle, ...nin içinde bulunduğu ekonomik darboğazdan çıkmak için ....’den ertesi gün banka hesaplarına yatırmak üzere toplamış olduğu paraları kendi ihtiyaçları için kullanmış olduğunu, bu paralar yerine ise örneğin ....’tan aynı amaçla toplamış olduğu paraları kullandığını, ...’tan toplamış olduğu paralar yerine ise ...’den toplamış olduğu paraları kullandığını, bu döngünün uzun bir süre başarıyla devam ettirilmiş olduğunu ve ancak nakit akışı bozulunca ilk olarak ...’in hesabına 01.03.2015 tarihinde yatırılması gereken paraların yatırılamamış olmakla döngünün çöktdüğünü, hal böyle olunca, “domino taşı” etkisiyle, diğer müşterilerin hesaplarına yatırılması gereken “emanet” paraların bir süre sonra yatırılamadığı,...’in zararını sırasıyla ... ve ...’un zararlarının takip ettiğini, ..., ... ve ...birbiri ardına gelen ve aynı nitelikteki zararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde son derece aşikâr olan bu döngünün varlığı ve failin bizzat ... olduğunu, söz konusu müşterilerin (..., ..., ...) şikayetleriyle başlatılan üç ayrı ceza dosyasında alınan müşteki, sanık ve tanık ifadeleriyle de sabit hale geldiğini, zarara sebebiyet veren fiilin ve zararın ... ve benzer konumdaki diğer .... müşterileri tarafından ihbar edilmesini takip eden sorgulamalar ve araştırmalar sonucunda davalı müvekkilinin tespit ettiğini,..., .... no.lu sözleşme uyarınca ...’den bankalara güvenli bir şekilde teslim etmek üzere toplanan paraları, ....’nin içinde bulunduğu finansal zorlukları aşmak amacıyla sözleşme kapsamı ve amacı dışında kullandığını, sigortalı ve davacı sigorta konusu ticari ilişkinin niteliğini değiştirip riski ağırlaştırdığını, sigorta poliçesinde “taşımanın güzergah üzerinde herhangi bir ara verilmeksizin başlatılıp bitirilmesi esastır” yazıldığını, oysa huzurdaki davaya konu paraların kapalı ve mühürlü konteynerde güzergah üzerinde herhangi bir ara verilmeksizin taşınma faaliyetinin kapsamının dışına çıktığını, sigorta ettiren .... ile davacı ... arasındaki mutabakat uyarınca bir gün süreyle ....’nin zilyetliğine bırakıldığını ve video kaydına da alınmadığını, mevcut durumda davacı.... ile .... arasında davaya konu paralar yönünden usulsüz vedia ilişkisi bulunduğunun anlaşıldığını, bu nedenle ...nin söz konusu paraları kullanma, tüketme ve başkasına temlik etme hakkına sahip olduğunu ...’nin ...’e karşı borcunun, söz konusu paraları misli ile iade etmekten ibaret olduğunu, müvekkilinin ....’nin bu tür bir borcu için sigorta güvencesi vermediğini, ... ile davacı.... arasındaki uyuşmazlığın ticari bir uyuşmazlık mahiyetini aldığını, bu tür uyuşmazlık ise ... Sigortası yönünden bir riziko teşkil etmediğini olayda sigorta konusu olabilecek bir rizikonun olmadığını, ayrıca, ....’nin davacı ... için topladığı paraları taraflar arasındaki mutabakat ve uygulama uyarınca bir gün süreyle ...’nin zilyetliğinde bırakılması, bu paraların ...nin üçüncü kişilerin ve çalışanlarının alacaklarının ödenmesinde kullanılması, vadesi gelen paraların yerine vadesi gelmemiş paraların yatırılması ve ...’in buna icazet vermiş olmasının açıkça bir riziko ağırlaşması teşkil ettiğini savunarak, açılan davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi talebinin kabul edilmez ise İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/322 Esas sayılı ceza dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına; İstanbul 73. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/24 Esas sayılı dosyası tahtındaki ceza davası ile İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/28 Esas sayılı dosyası tahtındaki ceza davasının da beklenmesine, davacı tarafından iddia edilen rizikonun müvekkili tarafından verilen sigorta güvencesine dahil olmaması nedeniyle haksız davanın reddine, sigortalının kasten sebep olduğu zararların Türk Hukukunun emredici hükümlerine, sigorta hukukuna ilişkin yasa ve genel şartlara aykırı olması nedeniyle haksız davanın reddine, bir an için tazminat ödenmesi gerektiğine karar verilecek olduğunda 133.488,59 USD bakiye prim alacağımızın takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... şirketi ile ...sigorta arasında aktedilen sözleşmenin TTK.nun 1473 maddesine göre bir sorumluluk sigortası olduğu, bunun doğal sonucu olarak davacı ... in zarar gören olarak, sigortacı ... sigorta şirketine başvurma imkanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu imkan, ....i şirketinin sigortacısından talep edebileceği tazmin tutarı ile sınırlı olacaktır. Poliçe hükümlerine göre riziko gerçeklemiş, hasar ödemesi koşulları da oluşmuş ise zarar gören zararın kendisine ödenmesini talep edebilecektir. Dava dışı ... şirketinin bir yerden bir yere nakletmek üzere kendisine emanet edilen nakit parayı zamanında banka şubesine yatırmadığı, şirket ihtiyaçlarında kullandığı, bunu da dava dışı ... şirketinin hakim ortağı ve yetkilisi eliyle yaptığı, ...’nin talimatı ile paranın şirket uhdesinde kaldığı, davacı ... şirketinin banka hesabına yatırılmadığı, ...’nin ceza yargılaması sonunda suçlu da kabul edildiği hususları ceza yargılamasıyla sabittir. “Rizikonun gerçekleşmesinde kusur” başlıklı TTK.nun 1429. maddesine göre, “Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez”. Benzer şekilde TTK.nun 1477. Maddesine göre "sigortacı, sigortalının, sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz". Bu hükümlerin yasa koyucu tarafından sigortacıyı korumak amacıyla emredici nitelikte düzenlendiği anlaşılmaktadır. 01/08/2013 başlangıç, 01/08/2016 bitiş vadeli yıllık azami 10.000.000 USD teminat limitli, ....nolu, Para güvence ... Sigorta poliçesi incelendiğinde, sigortalının (aynı zamanda sigorta ettiren) ..., sigortacının ...sigorta olduğu görülmektedir. Sigortacı, belirtilen sınırlar içinde paranın taşınması sırasında meydana gelebilecek zararları, hırsızlık sigortası genel şartları ve yazılı klozlar çerzevesinde teminat altına almıştır. (Poliçede açıkça "üçüncü kişiler tarafından silahla tecavüz veya gasp, hırsızlık hallerinde, aracın kazaya karışması veya yanması sonucu ziya ve hırsızlık veya nakil esansındaki mücbir sebepler neticesinde" vaki olacak kayıpların teminat kapsamında olacağı yazılıdır.).... şirketinin (%99,75 oranında hakim ortağı) yönetim organı/yetkilisidir. ...’nin şirketin yetkilisi olarak, şirket adına verdiği talimatlarla, taşınan paralar şirket ihtiyaçlarında kullanılarak, kasten zarara sebebiyet verdiği de belli olduğuna göre TTK.nun 50/2, 371/5 maddelerine göre sorumlu olduğu, bu durumda davalı ... sigortanın bu zarar sebebiyle ödeme yapmaktan kaçınmasının haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının itirazları üzerinde de durmak gerekir. Davacı ..., dava dışı ...’nin .... şirketinin sigortalı çalışan işçisi durumunda olduğunu ileri sürmüşse de, ... şirketinin tüzelkişi olarak zaten organları aracılığı ile hukuki dünyasında etki yaratabileceği çok açıktır. Bu durumda ...'nin şirket için sıradan sigortalı bir işçi olduğu iddiasının dinlenirliliği yoktur. Dava dışı ... şirketi sözleşme ile üstlendiği edimleri yetkilisi eliyle kasten yerine getirmemiştir. Aksi halde tüzelkişiler için TTK.nun 1429. maddesinin uygulanırlılığı kalmaz. Bir başka davacı itirazı, emniyeti suiistimal klozunun olması sebebiyle sigorta şirketinin zarardan sorumlu olmasıdır. Yukarıda kabul edildiği üzere ... şirket organı olarak hareket etmiş, talimatlar vermiş, davacıya ait paranın şirketin başka ihtiyaçlarında kullanılmasını sağlamıştır. Belirtilen emniyeti suistimal klozu, sigorta ettirenin(... şirketinin) ifa yardımcılarının işledikleri güveni kötüye kullanma suçuna karşı bu durumdan haberi olmayan sigorta ettireni (... şirketini) güvencesiz bırakmamak içindir. (İfa yardımcıları dahi, sırf sigorta şirketini zarara uğratma kastıyla suç işlerlerse yine sigortacı sorumlu olmayacaktır) Somut olayda ...’nin ifa yardımcısı olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Davacının ileri sürdüğü itirazların kabulü halinde emredici nitelikte olan TTK.nun1429 ve 1477. maddelere aykırı olarak, ...nin kasten zarara sebebiyet verdiği hallerde de sigortacının, zarar görene ödeme yapması gerekir ki, sigorta mevzuatmıza göre kasten suç işleyerek zarara sebebiyet veren bir kişiye güvence verilmesi mümkün değildir. (Aynı gerekçelerle, ... Sigorta tarafından 18/11/2013 tarihli e-postada ...’nin vereceği zararların da teminat kapsamında olduğu belirtilmişse de, bu mail de, sigortacının ...’nin kasıtlı tüm eylemlerini güvence altına aldığı şeklinde yorumlanamaz.) Eldeki davayla ilgili olan ceza dosyası İst. 19 Asliye ceza mahkemesinin 2015/322 esas sayılı dosyası olup, bu ceza yargılamasında mahkumiyet kurulmuş, istinaf uzlaştırma kurumunun işletilmesi için kararı kaldırmıştır. Ceza davasının devam ettiği anlaşılmakla birlikte bekletici mesele yapılmasına lüzum görülmemiştir. Bir defa, beklenmesi talebi davalı sigortacının talebidir. Davacı, ceza davası sonucunda karar ne olursa olsun davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olacağını savunarak ceza davasının beklenmesi talebine karşı çıkmıştır. Ceza yargılamasında eldeki davanın esasına etki eder bir yön bulunmamaktadır. ...'e ait olup ... şirketinin uhdesinde kalan miktarda da bir ihtilaf olmadığı gibi, paranın ...’nin talimatları sonucunda şirket ihtiyaçlarında kullanıldığı da sabittir. Aksini ileri süren olmamıştır. Bu sebeple ceza dosyası da bekletici mesele yapılmamıştır. (Nitekim Emsal ticaret mahkemelerinin davalarında da ceza davaları beklenmemiştir) Açıklanan sebeplerle, sonuç itibariyle, dava dışı sigortalının kasten zarara sebebiyet veren eylemi sonucunda zararın doğduğu, bu halde zararın teminat kapsamında olamayacağı kanaatine varılmış, bilirkişi raporuna, davalının savunmalarına itibar edilerek... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından benzer dosyaların kararları ile gerekçeli kararın hazırlandığını, kanun ve usule aykırı olduğunu, hukuki değerlendirmeden imtina edilerek diğer dosyaların esas alındığını, ... dosyasının İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1231 Esas, 20181073 Karar sayılı dosyasında mahkeme tarafından yapılan davalı sigortanın zarardan sorumlu olduğuna dair tek mahkeme kararının bu olduğunun belirtilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hukuki kanaatten ve değerlendirmeden uzak olduğunu, gerekçeye dayanak olarak gösterilen 06.05.2020 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerin haksız ve usulsüz müvekkili aleyhine değerlendirmelerinin ve mahkeme tarafından açıkça benimsenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda ... ile sigorta arasında akdedilen sözleşmenin TTK'nın 1473. maddesi gereğince sorumluluk sigortası olduğu, davacının zarar gören olarak sigortaya başvurma imkanın olduğunun anlaşıldığı belirtilmiş ise de zararın teminat kapsamında olmadığı sonucuna varıldığını, kararın çelişki içerdiğini, müvekkili zararının sigorta teminatı kapsamında ve zararın karşılanmadığını, müvekkilinin zararının emniyeti suistimal sigortası poliçesindeki teminatlar kapsamında olduğuna tereddüt bulunmadığını, gerekçeli kararda kanun koyucunun amacı ve gerekçesinin hiçe sayılarak yanlış yorumlandığını, emniyeti suistimal poliçesinin mahiyeti ve doğası gereği zararın ancak işlenen bir fille gerçekleşebileceğini, emniyeti suistimalin ancak kasten işlenebilen bir haksız eylem ve suç olduğunu, davalı tarafından verilen emniyeti suistimal klozu gereğince rizikonun sigortalının yöneticisi ...i'nin ve tam zamanlı bir çalışan gibi çalışan sair şirket yönetici ve ortaklarının da dahil olmak üzere sigortalı personelin emniyeti suistimal eylemi sonucu gerçekleşmesi hâlinde zararın sigorta güvencesi kapsamında olduğunu, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1231 Esas 2018/1073 Karar sayılı karar gerekçesinde sigortalı şirketin zarardan sorumlu olduğunun belirtildiğini, mahkemenin mevcut dosyadaki verilen kararı gözardı ederek hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin kastı veya ihmali dahi olmadığını, hiçbir kusuru bulunmayan müvekkiline sigortacının verdiği güvenin hukuken korunması gerektiğini, gerekçeli kararda takdir olunan nispi vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, 159.784,40 TL'lik nispi vekalet ücretinin terditli olarak talep edilen 7.115.940 TL bedel üzerinden hesaplandığını ancak esas alınması gereken bedelin asıl alacak olarak ileri sürülen 7.025.930,00 TL miktarındaki alacak olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Dava, ...sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sigortalısı .... AŞ'nin sözleşmesi uyarınca uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında 23.03.2012 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin, davacı şirketin müşteri olarak yer aldığı, sözleşmenin dava dışı şirket tarafından davacının mağazalarından nakit paranın teslim alınması, taşınması, muhafazası, müşterinin talep etmesi halinde teslim alınan nakit paranın sayımı ve bu işlemler sonrasında müşterinin yetkilendirdiği bir bankaya teslim edilmesine ilişkin hüküm ve koşulların düzenlendiği, sözleşmenin 3.maddesinde kıymetli malların teslim alanın ilgili tesellüm yerinde kıymetli malların fiilen teslim alındığı andan ilgili teslim yerinde gönderilene fiilen teslim edildiği ana kadar şirketin zilyetliğinde sayılacağının belirtildiği, dava dışı ... ile davalı sigorta şirketi arasında başlangıç tarihi 01.08.2013, bitiş tarihi 01.08.2018 olan .... Poliçesinin düzenlendiği, poliçenin genel şartlarında hırsızlık genel sigortası şartlarının belirtildiği, taşınan para sigorta kapsamı başlığı altında poliçe ile sigortalının bordrosunda kayıtlı ve görevlendirdiği personeli tarafından teminat alana poliçede belirtilen sınırlar içerisindeki nakit ve/veya kıymetlerin taşınması sırasında meydana gelebilecek zararların hırsızlık sigortası genel şartları ve yazılı klozlar gereğince teminat altına alındığı, bu poliçenin taşınan para ve kıymetlerin 3.kişiler tarafından silahla tehdit ve veya tecavüz veya zor kullanmak suretiyle vaki olacak gasp ve hırsızlık, herhangi bir araç ile nakil esnasında aracın kazaya uğraması veya yanması neticesindeki ziya ve hırsızlık ile nakil esnasında mücbir sebepler neticesinde vaki olacak kayıpların teminat altına alındığının belirtildiği, taşınan para özel şartları olarak, her türlü yan kesicilik, kapkaççılık, tırnakçılık, kaldırımcılık vb olaylarla her türlü sahtekarlıktan kaynaklanan teminattan hariç olduğuna yer verildiği, hasar ödemesi ek şartı olarak düzenlenen poliçenin ekinde sigortalı tarafından münhasıran 23.03.2012 tarihli sözleşme ve protokoller tahtında .... ve onun namına verilen hizmetlerle ilgili olarak hasar tarihinde düzenlendiği şekliyle poliçenin başlangıç tarihinden itibaren mutabık kalınmış olabilecek sigorta bedeli artışları da dahil olmak üzere poliçe tahtında ödenmesi gereken tüm hasar bedellerinin tutarlarının hasar ihbarının ... veya ... tarafından yapılmış olması halinde sigortacılar tarafından doğrudan (Lehtar) ... AŞ'ye ödeneceği hususuna yer verildiği, dava dışı ... AŞ'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ... hakkında dava dışı... Şirketinin şikayeti üzerine İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/28 Esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kamu davasının açıldığı, mahkemenin 19.01.2021 tarihli kararı ile dava dışı şirket yöneticisi ve ortağının cezalandırıldığı, ceza mahkemesi gerekçesinde sanığın aşamalarında alınan ifade ve savunmalarında şikayete konu eksik para yatırma hususunu kabul etmekle birlikte paraları elemanların zimmetine geçirdiğini, hangi elemanların bu eylemi yaptıklarını araştırdıklarını, sözleşme gereği bahse konu iddianın güveni kötüye kullanma olmayıp cari borç ilişkisi olduğunu beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de bilirkişi raporu, teslim makbuzları, şikayet dilekçesi vb delillerden sanığın toplanan paraların bir kısmını hemen bankaya yatırmayarak şirketin başka işlemlerinde kullandığı yönündeki anlatımları ile bu miktarda olan paranın sanığın haberi olmaksızın katılan şirketin banka hesabına yatırılmamasının düşünülemeyeceği hususları değerlendirilerek eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşturduğuna karar verildiği, kararın kesinleştiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde mevcut olmadığı, davacı şirketin şikayeti üzerine dava dışı ... Şirketinin ortak ve yöneticisi ... hakkında davacı şirketin müşteki olarak yer aldığı, İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/322 Esas, 2018/662 Karar ve 07.12.2018 tarihli kararı ile, dava dışı şirket yöneticisi ve ortağı tanık ...'nin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiği, kararın kesinleşmesine dair bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, kararda sanık savunmasında şirketin 1994 yılında kurulduğunu, yaklaşık 23 senedir faaliyet gösterdiğini, 14 yıldan beri kesintisiz 24 saat hizmet verdiğini, şirket çalışanları muhasebe ve kasa bölümünde görevli kişilerin ....'den tahsil ettiği paraları yine şirketin diğer harcamalarında kullandıklarını, kendi şahsi işlerinde de kullanma durumlarının devam ettiğini, bununla ilgili tespit ve araştırmaların devam ettiğini, toplanan paraların ... isimli şirkete verilme durumunun ilerleyen zamanda şirketin çalışma sürecinde öğrendiğini, gecikmeli olarak paraları peyderpey yatırdığını beyan ettiği, iddianamede müştekinin mağazalarındaki satışlardan elde edilen paraların toplanıp şirketin genel müdürlüğüne teslim edilmeyerek kendisinin kullandığı bu şekilde 7.025.930,00 TL'lik zarara sebebiyet verdiği iddiasıyla kamu davasının açıldığı, İstanbul 34. Ceza Mahkemesinin 2018/27 Esas, 2018/348 Karar sayılı kararında sanığın suçunun sabit görülerek cezalandırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından dava dışı ... ... Şirketine Üsküdar .... Noterliğinde düzenlenen 18.03.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarname konusunun 23.03.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olduğu, içeriğinde sözleşme kapsamında, Samandıra, Sancaktepe, Gebze 1 ,Gebze 2 bölgeleri kapsamında bulunan .... Mağazalarında şirket yetkillerince bankaya yatırılmak üzere Mart ayı içerisinde teslim alınan yaklaşık 13.milyon 160 bin TL tutarındaki paranın ....'ta bulunan şirket hesabına yatırılamadığının tespit edildiği, bu eksik miktarın 2.882.195,00 TL kadarının 17.03.2015 günü banka hesaplarına yatırıldığı, ancak kalan miktarın banka hesaplarına yatırılmadığının belirtilerek eksik yatırılan paranın akıbeti hakkında bilgi verilmesi aksi takdirde diğer haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, 31.03.2015 tarihli dava dışı .... kaşesi ile beyan ve taahhütname başlıklı yazılı belgenin davacı şirkete hitaben düzenlendiği, yazı içeriğinde 2015 yılı Mart ayı içerisinde şirket tarafından .... Mağazalarından toplanan toplam 6.132.255,00 TL tutarındaki paranın tesliminin geç yapıldığı, toplam 7.025.930,00 TL tutarında paranın ise tesliminin henüz yapılmadığı, bu paralar bakımından anılan sözleşmenin tazminat taleplerinin bildirim süresi başlıklı 8.maddesinde yer alan sürelere ... Şirket yetkililerine şifahen ihbarda bulunarak ve 12 Mart 2015 tarihli e-posta gönderilerek uygunluk sağlandığı, ayrıca bu durumdan haberdar olduklarını, bununla ilgili ...'in tazminat ve sair taleplerini ileri sürülebilmek, sair haklarını kullanabilmek için herhangi bir bildirim yükümlülüğü taşımadığını, bundan sonra teslim gecikme yaşanması halinde de konunun yine şirketlerinin bilgisi dahilinde olacağından ...'in ihbar yükümlülüğünün bulunmadığını, henüz teslim edilmeyen paraların tamamının 17.04.2015 tarihine kadar ...'in banka hesaplarına yatırılacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı sigorta şirketine 21.04.2015 tarihli noter ihtarnamesinin keşide edilerek, dava dışı sigortalı şirketin 6.132.255,00 TL tutarındaki kısmı yatırması ile birlikte kalan miktar olan 7.025.930,00 TL'nin banka hesaplarına yatırılmadığını, taahhütte bulunulduğunu ancak verilen süre zarfında eksik bedelin ödenmediğini belirtilerek 7.825.930,00 TL tutarındaki paranın poliçe kapsamında gerçekleşmiş hasar ve kayıp olduğu belirtilmek suretiyle hasar ödeme ek şartı belgesindeki taahhütlerine uygun olarak banka hesabına ödenmesinin talep edildiği, davalı sigorta şirketi cevaben verilen bilgiler doğrultusunda hasar dosyası açıldığını, inceleme ve araştırma sürecinin devam ettiğini belirttiği, davacı şirket tarafından dava konusu bedele dair olarak sigorta tahkim komisyonuna 08.12.2015 tarihinde başvurduğu, davalı sigorta şirketine karşı 7.115.940,00 TL uyuşmazlık tutarı ile ilgili talepte bulunduğu, uyuşmazlık hakeminin 10.03.2016 tarihli ve K-2016/6604 Karar sayılı kararı ile dava konusu olayda sigortalı şirketin büyük ortağı ve yöneticisi aleyhine açıldığı ve devam ettiği anlaşılan ceza davasının sonucunun beklenmesinin gerek genel şartların B.5 maddesi, gerekse Yargıtay kararları dikkate alındığında hukuken zorunlu olduğu, ceza davasının mevcut durumu itibariyle yerel mahkemede halen devam ediyor olduğu, ceza davasının sonuçlanması, Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşmesi ve bu kesinleşmenin ardından bu kapsamdaki dosyada zararın hesaplanması için bilirkişi heyeti oluşturup rapor alınması ve rapora esas süreler düşünüldüğünde tahkim süreçleri ile sonuçlandırılmasının mümkün olmadığının anlaşıldığı belirtilerek, başvuru sahibinin konuyu genel yargı yoluna götürmekte muhtariyetine ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği, davacı tarafça söz konusu uyuşmazlık hakem kararı sonrasında dava konusu davayı 17.07.2017 tarihinde açmış olduğu, dava dilekçesinin sonuç bölümünde hasar ödeme ek şartı belgesi ve ilgili poliçeler kapsamında meydana gelen ve teminat altında olan 7.025.930,00 TL kayıp ve hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, iş bu talebin kabul edilmemesi halinde her türlü tazmin talep hakları saklı kalmak kaydıyla dilekçe tarihinde tespit edilen gerçek zarar miktarı 7.115.940,00 TL'nin tahsiline karar verilmesine talep etmiş olduğu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/185 Esas, 2019/1007 Karar ve 07.11.2019 tarihli karar ile dava dışı ... tarafından yine dava dışı ... AŞ'ye aynı nitelikteki benzer olaydan dolayı ödenen sigorta bedelinin tahsili amacıyla davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın mahkemece reddine karar verildiği, söz konusu karara ilişkin olarak istinaf incelemesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin gerçekleştirildiği, 2020/342 Esas, 2022/1785 Karar ve 15.12.2022 tarihli kararı ile; ilk derece mahkeme kararının kaldırıldığı ve kısmen konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, kısmende yerinde olmayan davanın reddine karar verildiği, kararın gerekçesinde"...Somut olayda; davacı tarafından düzenlenmiş olan para paket sigorta poliçesi ile sigortalı ... Marketler'in hırsızlık ve güveni kötüye kullanma eylemleri neticesinde oluşabilecek zararlarının teminat altına alındığı, davalı tarafından düzenlenen para güvence paket sigorta poliçesi ile poliçede atıf yapılan hırsızlık sigortası genel şartları ve cash in transit (...) poliçesi kapsamında ise; sigortalının personeli tarafından nakit veya kıymetlerin taşınması sırasında meydana gelebilecek zararların teminat altına alındığı, davacının sigortalısı ... Marketler ile davalının sigortalısı .... arasında akdedilmiş olan 23.12.2013 tarihli sözleşme kapsamında, ....'nin .... Marketler'in Türkiye çapındaki mağazalarında biriken günlük nakit parayı teslim alarak ertesi günü .... Marketler'e ait banka hesaplarına yatırmayı üstlendiği, 01.09.2015 ve 02.09.2015 tarihlerinde ... Marketler'in İstanbul'da faaliyet gösteren mağazalarından bu sözleşme kapsamında toplanan paraların, takip eden günler olan 02.09.2015 ve 03.09.2015 tarihlerinde .... Marketler'in hesabına yatırılması gerekirken yatırılmadığı, ... şirketinin hakim ortağı ve tek yönetim kurulu üyesi olan ... ile şirket çalışanı ... hakkındaki suç duyurusu üzerine ...Marketler'e karşı gerçekleşen bu eylem nedeniyle İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/27 esas sayılı dosyasında güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ....'nin müsnet suçta mahkumiyetine, çalışan ...'nin ise beraatine karar verildiği, şirket yetkilisi .... nin soruşturma sırasında alınan ifadeleri ile yargılama sırasındaki savunmalarında, toplanan paraların kendi bilgisi ve talimatı doğrultusunda şirketin ödemelerinde kullanıldığını kabul ve ikrar ettiği, davacı sigorta şirketince yaptırılan ekspertiz sonucunda tespit edilen zarar tutarından davacı şirketin müşterek sigorta nedeniyle hissesine düşen toplam 630.253,22-TL'nin 17.12.2015 tarihinde 37.500-TL ve 24.12.2015 tarihinde 592.753,22-TL olmak üzere davacının sigortalısı ... Marketler'e ödendiği, sigortalıya ödenen bu tutarın zarara neden olan .... firmasının sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden tahsili istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1434 maddesinde; sigorta priminin zamanında ödenmemesi halinde sigortacının sigorta ettirene on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi halde süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar edeceği, süre bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesinin feshedilmiş olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda sigorta ettiren ... firmasının prim borçlarını vadesinde ödememiş olması nedeniyle davalı ... Sigorta tarafından keşide edilen 12.08.2015 tarihli ihtarname ile 189.811,46-USD prim borcunun en geç 10 gün içinde ödenmesi, aksi halde poliçelerin feshedilmiş sayılacağı ihtar edilmesine rağmen, prim borçları ödenmemiştir. İhtarname muhataba 18.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça sigortalı ....Marketler'e hitaben düzenlenmiş olan sigortalandığına dair kanıt belgesi ve hasar ödemesi ek şartında; bu poliçenin iptali halinde sigortalı ve sigortacının iptalin yürürlüğe gireceği tarihten en az 10 gün önce noter aracılığıyla .... Marketler'e bildirimde bulunmayı kabul ettikleri yazılıdır. Ayrıca davalı .... Sigorta tarafından düzenlenmiş olan ... kasalama ve bina poliçesinin prim ödeme klozu başlıklı maddesinde; sigorta priminin 90 gün içinde veya taksitli ödeme durumunda ilgili vadelerinde ödenmemesi durumunda sigortacının işbu poliçeyi yazılı bir ihbar bildirimi ile fesih hakkını haiz olduğu, ihbarın 15 gün süreli olması konusunda mutabakata varıldığı, poliçenin ihbar süresi bitiminde kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Davalı tarafça sigortalı ....Marketler'e hitaben düzenlenmiş olan sigortalandığına dair kanıt belgesi ve hasar ödemesi ek şartındaki açık düzenlemeye rağmen, fesih konusundaki bildirim yürürlük tarihinden 10 gün önce yapılmamış, 31.08.2015 tarihli ve 01.09.2015 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile, süresinden sonra .... Marketler'e bildirilmiştir. Ayrıca .... in transit poliçesinde öngörülen fesih süresi de 15 gün olup, süre bitimi, ilk rizikonun gerçekleşme tarihinden sonrasıdır. Sigortalı ... Marketler'e de süresinde bildirim yapılmamış olmakla, riziko tarihi itibariyle sigorta sözleşmesinin feshedilmiş olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin riziko tarihinden önce sigorta sözleşmesinin feshedildiği yönündeki gerekçesi yerinde değildir.Bu durumda rizikonun poliçe teminatı kapsamında olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Davalı tarafından düzenlenmiş olan para güvence paket sigortası poliçesinde; sigortalının bordrosuna kayıtlı ve görevlendirdiği personeli tarafından nakit ve kıymetlerin taşınması sırasında meydana gelecek zararların hırsızlık sigortası genel şartları gereği teminat altına alındığı, bu kapsamda üçüncü kişileri gasp ve hırsızlık eylemleri, nakil aracının kazaya uğraması veya yanması neticesindeki kayıp ve yine nakil sırasında mücbir sebepler neticesinde oluşacak kayıpların da teminat kapsamında olduğu belirtilmiştir. Poliçede atıf yapılan hırsızlık sigortası genel şartlarında; sigortanın konusu hırsızlık türleri ve zor kullanarak gerçekleşen gasp eylemi olarak açıklanmış, sigortalının hizmetinde bulunan kimselerce yapılan hırsızlık ve tahribat ise teminat kapsamı haricinde olup, aksine sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebileceği belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu hasar ise bizzat sigortalının yönetim kurulu üyesinin talimatlarıyla gerçekleşen güveni kötüye kullanma niteliğinde bulunduğundan, hırsızlık sigortası genel şartları ve poliçe özel şartları kapsamında teminat kapsamında değildir. Davalının poliçesinde atıf yapılan cash in transit kasalama ve bina poliçesinin "koşullar" başlıklı bölümünde ise; sigortalının onayı doğrultusunda istihdam ettiği personel gibi hizmet veren şahıslar da dahil olmak üzere, sigortalının personelinin fiili veya ihmali yüzünden oluşacak kayıp ve hasarın sigorta kapsamında olduğu, asli yönetim kurulu üyesi veya oy hakkına sahip hissedar, tam zamanlı çalışan gibi çalışmadığı ve bir çalışan gibi hareket etme ehliyetine sahip olmadığı sürece hariç olmak kaydıyla, çalışanın, sigortalının hizmetinde düzenli olarak çalışan ve sigortalı tarafından kendisine maaş, ücret gibi ödeme yapılan ve verdiği hizmete ilişkin olarak düzenleme yapma ve yönetme hakkına sahip olan kişi anlamına geleceği, sigortalının bir çalışanının mutad görevleri kapsamına giren görevleri yerine getiren herhangi bir yöneticisi veya kayyımının çalışan kapsamı dahilinde olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm doğrultusunda sigortalının yönetim kurulu üyesi veya oy hakkına sahip hissedarın fiili sonucu meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğunun kabulü için; bu kişinin tam zamanlı çalışan gibi çalışması ve bir çalışan gibi hareket etme ehliyetine sahip olması, sigortalı tarafından kendisine maaş, ücret vb. gibi ödeme yapılması, ayrıca bir çalışanın mutad görevlerinin kapsamına giren görevleri yerine getirmesi koşullarının bulunması gerekmektedir. Somut olayda ise uyuşmazlık konusu hasar, sigortalı şirketin hakim ortağı ve tek yönetim kurulu üyesi olan ....'nin bilgisi ve talimatları doğrultusunda meydana gelmiştir. Nitekim ceza yargılamasında bu kişi hakkında güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu kişi şirketi temsil ve ilzama yetkili tek yönetim kurulu üyesi olup, sigortalı şirketin sigortalı çalışanı değildir. Getirtilen hizmet cetvelinden, sigortalı şirkette sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. TMK'nın 50. maddesinde; tüzel kişinin iradesinin organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyesi, sigortalı şirketin organı niteliğinde olup, iradesi de organın ve dolayısıyla şirketin iradesidir. ... ise bizzat şirket yönetim kurulu üyesinin kastıyla meydana gelmiştir. ....'nin poliçede belirtilen çalışan sıfatını da taşımadığı anlaşılmakla, uyuşmazlık konusu rizikonun cash in transit kasalama ve bina poliçesi teminatı kapsamında olduğunun kabulü de mümkün değildir. Davacı vekilince davalı sigorta şirketinin aynı olaya ilişkin olarak ...'nin emniyeti suistimal suçu ile verdiği hasarı tazmin ettiği, dolayısıyla işbu dava konusu hasarın poliçe kapsamında olmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekten da davalı sigorta şirketi tarafından bu kapsamda yapılan ödeme sonucunda İstanbul 16. ATM'nin 2015/1268 esas sayılı dosyasında rücuen tazminat davası açıldığı anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu dava ve ödemenin konusu, davalının düzenlemiş olduğu, ... Holding ve ... iştiraklerine teminat veren farklı bir poliçeye dayanmaktadır. Bu nedenle farklı bir poliçeden ödeme yapmış olması, davalının işbu dava konusu poliçeler bakımından da sorumluluğunu kabule yeterli değildir.... " ifadelerine yer verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2248 Esas, 2024/4486 Karar ve 29.05.2024 tarihli ilamı ile onandığı, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1327 Esas, 2020/675 Karar sayılı dosyasında dava dışı ... Marketler .. Şirketi tarafından benzer olay nedeniyle davalı sigorta şirketine karşı 23.09.2016 tarihinde açılan tazminat davası neticesinde mahkemenin 09.12.2020 tarihli kararı ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, davalı sigorta şirketiyle dava dışı sigortalı arasındaki sigorta poliçesinin prim borcunun ödenmemesi nedeniyle feshedilip feshedilmediği hususunda bildirimde bulunulduğu, dava dışı sigortalıya sigorta şirketinin ihtarnamesinin tebliğ edildiği, bu durumda davalının sigorta sözleşmesinin 20.09.2015 tarihinde feshedildiği, gerçekleşen zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçelerine yer verilmeyeceği, kararın kesinleştiğine dair herhangi bir bilginin dosya içerisinde bulunmadığı, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1231 Esas, 20181073 Karar sayılı dosyasında dava dışı ... şirketi tarafından benzer olay nedeniy,le davalı sigorta şirketi ile birlikte dava dışı iflas nedeniyle tasfiye halinde olduğu belirtilen... aleyhine alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, itiraz üzerine itirazın iptaline ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2020/304 Esas, 2021/651 Karar ve 31.05.2021 tarihli kararı ile; "...Davalı sigortalı şirketin bu olaya benzer şekilde ...ve ... marketler zincirinden topladığı nakit paraları sözleşmeye aykırı olarak bankalara yatırmadığından bahisle, eldeki davadaki iddialarla örütüşen hukuk davaların açıldığı gibi davalı sigortalı şirket yöneticisi ... hakkında halen ceza davalarının derdest olduğu anlaşılmıştır.Davacı şirketin müştekisi olduğu İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/28 E. sayılı dosyasında, davalı sigortalı şirketin hakim ortağı ve yetkilisi olan şüpheli ...'ye ait 23.06.2017 tarihli İfadede, "....A,Ş, İsimli firmanın 22-23 yıllık bir firma olduğunu, Şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu. Elemanlı güvenlik hizmeti ve Nakit Taşıma Hizmeti verdiklerini. Müşteki şirketle aralarında nakit taşıma ve güvenlik elemanı hizmeti ile ilgili sözleşme olduğunu. 2015 yılı başlarından itibaren şirketlerinin mali gücünün zayıfladığını, bu süre içinde bazı müşterilerinden bankaya yatırılmak üzere alınan paraların şirketlerinin bazı ödemelerinde kullanıldığını, Mayıs ayında müştekinin hesabına yatırılması gereken 4 milyon TL civarında ödemenin zamanında yatırılmadığını, müşteki ile irtibata geçilerek durumun izah edildiğini Sigorta şirketine de durumun bildirildiğini, bu olay vuku bulduktan sonra bazı elemanların şirketten ayrıldıklarını dolayısıyla bu süreç İçinde hangi personelin hangi eylemde bulunduğunu tespit etmeleri için uzun zaman geçtiğini. Muhasebe müdürü ..., Yardımcısı ... ve Operasyon Müdürü ...hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, istanbul Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini, ödenmeyen paraların bir kısmının şirketin başka ödemelerinde kullanıldığım, bir kısmının da personel tarafından kendi özel hesaplarında kullanıldığını tespit ettiklerini...." şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davada ileri sürülen iddia kapsamında, zararın gerçekleşme şekli ve sebebinin, davalı sigortalı ... şirketi ve onun hakim (%99,75) ortağı ve yetkilisi olan ...’nin güveni kötüye kullanma eylemi olduğu, rizikonun gerçekleşme şekline ilişkin eylemin ceza davasına konu edildiği, dolayısıyla maddi vakıanın belirlenmesinin ancak ceza yargılamasının sonucu ile belli olacağı, bu olaya ilişkin olarak İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/28 Esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. TBK'nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince yapılacak değerlendirme ve özellikle maddi olguya ilişkin tespitleri, hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle mahkemece söz konusu İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/28 Esas sayılı dosyasının kesinleşip kesinleşmediği tespit edilerek, kesinleşmedi ise bekletici sorun sayılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, davalı sigortalı şirketi çalışanları hakkında güveni kötü kullanma eylemleri nedeniyle başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/120177 sayılı soruşturma dosyasının akıbeti belirlenmeden ve sonucuna göre eldeki davaya etkisi tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, ceza mahkemesince kesin hükümle tespit edilecek maddi vakıalar TBK'nın 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağından ve bu bağlamda ceza dava dosyası esasa etkili delil niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiş olduğu, söz konusu kararı kesin olarak verildiği, akıbeti ile ilgili dosyada herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı, davalı sigorta şirketi aleyhine dava dışı sigortalı şirketin eylemi nedeniyle birden fazla ceza yargılamasının, savcılık soruşturmasının, hukuk mahkemesi yargılamalarının mevcut olduğu anlaşılmıştır.Taraflarca dosya içerisine deliller ve uzman görüşüne dair bilgi ve belgeler, ayrıca emsal dosyalara ilişkin bilirkişi rapor örnekleri, ceza karar örnekleri ve mahkeme karar örnekleri ibraz edilmiştir. 06.05.2020 bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin 2015 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ... A.Ş. ile davalı ... Sigorta A.Ş. sigortalısı .... arasında 23 Mart 2012 tarihinde ... numaralı sözleşme imzalanmış ve bu sözleşmenin akabinde yapılacak olan sevkiyattan doğabilecek riskleri güvence altına alabilmek için 01.08.2013 tarihinde davalı şirketle .... numaralı hasar ödemesi ek şartı poliçesi akdedildiği, bu sözleşme ile davalı ... A.Ş.'nin sigortalısı... A.Ş. Davacı Şirketin mağazalarından teslim aldığı kıymetli evrak/ paraları .... numaralı sözleşmenin hizmet ekine uygun olarak ... kasa sayım ve kasalama birimine sevki ile sayım ve kasalamasını yapar ertesi gün saat 10:00 nu aşmayacak şekilde davacının Belirttiği Bankaya teslimi ile yükümlü olduğu, davalı .... Sigorta A.Ş. sigortalısı Dava dışı ... A.Ş. nin görevlileri tarafından 01.02.3 Mart 2015 tarihlerinde davacının mağazalarından teslim aldığı 13.248.195,00 TL tutarındaki kıymetli evrakı sözleşmeye uyğun banka ya teslim etmediği verilen ihtar ve yazışmalar neticesinden 7.115.940,00 TL'lik kalan kısmının Davacı banka hesaplarına yatırmadığı, davacı şirketin ticari defterlerinde dava dışı ...sapta 47.817,41 TL alacaklı olduğu, ödenmeyen kıymetli evrak tutarına karşılık 7.115.940,00 TL ile toplamda 7.163.757,41 TL alacaklı bulunduğu belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı şirket arasında imzalanan sigorta sözleşmesi TTK'nın 1473 vd maddelerinde düzenlenen sorumluluk sigortalarındandır. TTK 1473/1 fıkrasında, sigortacının sorumluluk sigortasıyla sözleşmede aksine hüküm yoksa sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödeyeceği, 2.fıkrada, sigortanın sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa sözleşmede aksine hüküm yoksa sigortanın sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılayacağı bu durumda sigortanın bu kişiler lehine yapılmış sayılacağına yer verilmiştir. TTK'nın 1477 maddesinde, sigortacının sigortalının sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda, ... Poliçesinin genel şartlar bölümünde hırsızlık sigortası genel şartlarına atıf yapılmıştır. Genel şartların A.1 bölümünde sigortanın konusu düzenlenmiştir. Teminat dışında kalan hallere ise A.5 maddesinde yer verilmiştir. B.5 maddesinde, sigortalı veya sigorta ettiren hakkında soruşturma açılmış ise bu soruşturmanın tamamlanmasına kadar sigortacının tazminat ödemesini bekletebileceği, çalınmış olan şeylerin kısmen veya tamamen bulunmuş ise sigorta ettiren veya sigortalının durumu sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu hususuna yer verilmiştir. TTK'nın 1404 maddesinde, sigorta ettirenin veya sigortalının kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinde doğabilecek bir zararın teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamayacağı düzenlemesi mevcuttur. Dava dışı sigortalının ortağı ve yöneticisi emniyeti suistimale sebep olacak eylemleri nedeniyle yargılanarak mahkum edilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında sigortalının kendi emniyeti suistimal eylemlerinden dolayı vereceği zararların sigortasının yapılması düşünülemeyeceğinden mahkemece davanın ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dışı sigortalının başka bir şirketle yapmış olduğu aynı sözleşmeden dolayı ve aynı eyleminden kaynaklı zarara ilişkin açılan rucüen tazminat davasına dair kararına ilişkin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin yukarıda ayrıntılı şekilde yer verilen kararı ve özellikle söz konusu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/2248 Esas, 2024/4486 Karar ve 29.05.2024 tarihli ilamı ile onanmış olması, HMK m.204 hükmü de göz önünde bulundurularak davacı vekilinin esasa dair aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden davalı yararına talep edilen sonuç miktar üzerinden 159.784.40 TL nispi vekalet ücreti takdir edilmiştir. Ne var ki 02.01.2020 tarihli 30996 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 13.maddesinde; "... (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Tarifenin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği 24. maddede belirtilmiştir. Tarife gereğince maddi tazminat davasının tümünün reddi durumunda tarifenin 2. Kısmının 2. Bölümüne göre vekalet ücretinin hükmolunacağı düzenlemesi ve HMK'nın 323 vd. maddelerdeki yargılama giderlerine dair düzenlemelerde dikkate alınarak, davalı yararına maddi tazminat talebinin tümden reddedilmesi nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince 3.400,00 TL maktu vekalet ücreti verilmesi gerekir iken nispi tarife üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiş olması isabetli görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu haklı bulunmuş ve hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesin dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle:HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti bakımından düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 121.522,47 TL harçtan mahsubu ile artan 121.094,87 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Kullanılmayan gider avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıranlara iadesine,6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi genel hükümlerinin 13/4 maddesi gereğince davalı vekili için belirlenen 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 5,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 167,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenTazminattaraflarınKaynaklanan)özetisavunmalarınınistinaf(ÖzeldereceistanbulgerekçesebepleriincelemeSigortakararınınSözleşmesindenileritarihiiddiamahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim