SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1234

Karar No

2024/1308

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1234

KARAR NO: 2024/1308

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/01/2021

NUMARASI: 2018/863 E. - 2021/24 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin...lere danışmanlık yapan bir firma olduğunu, müvekkilinin tescilli danışmanlık hizmet markası adının ... olup iş bu markanın aynı zamanda ... yeterlilik belgesine sahip olduğunu, müvekkilinin internet sitesi üzerinden danışmanlık hizmet başvurusunu kabul ederek hizmet bedeli alacaklarını banka hesapları üzerinden mail order sistemiyle tahsil ettiğini, müvekkilinin henüz kuruluş aşamasındayken sermayesinin 1/4'ünü davalı ... nezdinde üye iş yeri sözleşmesi ile açılan hesaba bloke ettiğini, ancak davalı banka tarafından noter kanalıyla ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiğini ve mail order sisteminin kapatıldığını, davalı banka tarafından diğer davalı nezdinde müvekkilinin aleyhine hukuka aykırı bir kayıt düşüldüğünü, davalının bu işlemlere ilişkin olarak müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini, bunun akabinde dava dışı ... Bankasının da banka politikası adı altında ihtarname gönderdiğini ve müvekkilinin bankadaki hesabına erişiminin engellendiğini, hem ... Bankası'na hemde diğer davalı ...ye müvekkili tarafından noter aracılığıyla ihtarnameler gönderildiğini belirterek, davalı... tarafından davalı .... veri tabanına müvekkili adına işlenen hukuka aykırı kaydın kaldırılmasına, ayrıca haksız kapama işlemi nedeniyle uğranılan manevi zarar karşılığı 10.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı ...AŞ vekili, savunmasında özetle; üye kuruluşların veri tabanına kaydettiği bilgilerin doğruluğunu müvekkilinin denetlemekle yükümlü olmadığını, kaldı ki bu bilgilerin müvekkili tarafından resen veri tabanından kaldırılmasının da mümkün olmadığını, davacı hakkındaki fesih kaydının davalı ... bank tarafından kötü istihbarat fesih kodu ve şüpheli işlemler açıklaması ile yapıldığını, söz konusu bilgilerin diğer davalı banka tarafından sisteme girildiğini, davacının iddia ettiği zararın doğruluğuna ilişkin müvekkilinin herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, müvekkilinin ... işyeri veri tabanı açısından sadece platform sağlayıcısı konumunda olduğunu, bu sebeple müvekkili açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı ile davalı banka arasındaki üye işyeri anlaşmasının sona ermiş bulunmasından kaynaklı tazminat taleplerinden müvekkilinin hukuken sorumlu olamayacağını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşmesel ilişkinin bulunmadığını, müvekkilinin...iş yeri veri tabanı bilgilerin eklenmesi, çıkartılması veya değiştirilmesi hususunda herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde zarar kalemlerini açıkça belirtmediğini, üçüncü kişilere kredi verilmesinin yine bu kişilerle üye işyeri sözleşmeleri ve sair sözleşmeler imzalanmasının ve bunların sonlandırılmasının bankaların takdirinde bulunduğunu, bu durumda davacının uğradığını belirttiği zarardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını, davacının uğradığını iddia ettiği zararı ispat edemediğini, müvekkili ile diğer davalı ...T.A.Ş.'nin müteselsil sorumlu olmasının ...çerçevesinde kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığını, yasa gereği davacıya bir haftalık süre tanınmasını, eksiğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında üye iş yeri sözleşmesinin imzalandığını, kart bilgilerinin telefonda temin edilerek satış işlemi gerçekleştirildiğinden iş yerinin sakıncalı bulunduğunu ve bu sebeple fesih işleminin yapıldığını, müvekkilinin banka üye iş yeri sözleşmesinde yer alan tek taraflı ve haklı nedenle fesih hakkını kullandığını savunarak, davacının hukuki mesnetten yoksun davasının reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemenin 2015/929 Esas, 2017/703 Karar ve 24.10.2017 tarihli kararı ile; "...Sözleşmenin 10.maddesi davalının sözleşmede yer verilen yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirilmediği tespit edildiği takdirde sanal pos cihazının kapatılacağı ve sözleşmenin tek taraflı feshi öngörüldüğü davacının web sayfası üzerinden elektronik ticaret sistemine uygun çalışma esasları içinden olmadığının .... kredi kartları merkezi tarafından tespit edilmesi üzerine, müşterilerin uzaktan erişim yoluyla mal ve hizmet satışının bulunmadığı gibi davacının web sayfasında da bulunmadığı kart sahiplerinin kosgeb desteği için telefonla aramak yolu ile talimatda bulunduğu,kart sahiplerine hizmet sunmaması bankaya şikayetler neticesi hizmet vaadinde davacının bulunması neticesi pos cihazının iptali ile ....ye kayıt düşüldüğü sözleşmeye göre davalının yetkisi olduğu bunun kart ihraç eden bankalarla ile kart sahiplerinin zararını önleyen koruyucu tedbir olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 15/02/2017 tarih 2016/5125-2017/1142 sayılı ilamı ile davacı ile davalı banka arasında ticari nitelikte sözleşme gereğince tek taraflı fesih yetkisi bankaya tanınmış olup, bağlayıcı niteliktedir. Bu şartın genel işlem şartlarına göre geçersizliği ileri sürülemez olduğundan davalı bankanın haklı fesih nedeniyle sözleşmeyi feshettiğinden açılan davanın reddi cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2018/182 Esas, 2018/996 Karar ve 05.10.2018 tarihli kararı ile;"...Ancak dosya kapsamında üye iş yeri ve mail order sözleşmeleri bulunmamaktadır. Sözleşmenin hükümlerinin ne olduğu, taraflara ne gibi hak ve yükümlülükler getirdiği denetlenememektedir. İlk derece mahkemesi sözleşme hükümlerini incelemeden, delillere doğrudan temas etmeden karar verdiği gibi, davacının diğer iddialarını dayandırdığı delillerin incelemesini de yapmamış, bu konuda gösterilen delillerin neden incelenmediğine dair bir gerekçe de ortaya konulmamıştır. İddia ve savunma sebeplerinin her birisinin nasıl aşıldığı kararda gösterilmemiştir.İlk derece mahkemesi kararı mevcut haliyle HMK'nın 297.maddesindeki unsurları taşıyan bir karar olduğundan söz edilemez. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın usulüne uygun olarak yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. " gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkeme kararı kaldırılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dosyasının incelenmesinde; davacı şirket ile davalı banka arasında mail order ve üye işyeri sözleşmelerinni, davacı tarafın yaptığı birtakım işlemler sebebiyle davalı banka tarafından kayıt düşülmesi ve bankalar arası bir aracı kurum niteliğinde olan diğer davalı tarafça da bu kayda istinaden de davacı tarafın yapmış olduğu bankacılık işmlerine olur verilmemesinin ardından Mahkememizdeki iş bu davanın önce 2015/929 Esas sayılı davanın açıldığı, Mahkemece verilen 24.10.2017 tarih ve 2017/703 Karar sayılı karar ile birlikte davanın reddine karar verildiği, davacı tarafın bu kararı istinaf kanun yoluna götürmesinin ardından, İstanbul Bölge Adliye Hukuk Mahkemesinin 04.10.2018 tarih, 2018/182 E. Ve 2018/996 K. Sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu üye işyeri sözleşmelerinin ve mail order sözleşmelerinin dosyaya celp edilmesinin ardından bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkememiz kararının kaldırıldığı, istinaf kararı sonrasında, 14.05.2019 tarihli ve 24.09.2019 tarihli celse sonunda verilen 1 nolu ara kararlar gereği sözkonusu sözleşmelerin dava dosyasına temin için ara kararlar kurulmasına rağmen, taraflarca söz konusu sözleşmelerin dava dosyasına ibraz edilmediği, basiretli bir tacir gibi hareket edip tüm kayıtlarını yazılı olarak tutma yükümlülüğü bulunan ve iddialarını ispatlamakla yükümlü olan davacı tarafın, bu iddialarını kanıtlayamadığı, dava dosyamızın yeniden oluşturulan bilirkişi heyetine dava dosyasının tevdii edilerek 06.04.2020 tarihli asıl ve 16.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporlarının dosyamız arasına alındığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere mail order sistemine göre kullanıcıların kimlik ve kart bilgilerinin paylaşılması suretiyle gerçekleşen mail order sisteminde, üye işyerine güvenin esas olduğu, davacı şirketin yanıltıcı pazarlama taktikleri ile satış yaptığı yönündeki itirazlara göre bu türden bir sözleşmenin tek taraflı olarak fesih yetkisinin davalı banka tarafından kullanılabileceği, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince de bu durumun Yasaya aykırı olmadığı, bu fesihe istinaden de diğer davalı...ye yapılan bildirimin kart hamilleri ile üye işyerlerinin zarar uğramasının önüne geçmek için yapıldığı yapılan işlemlerde usulsüzlüğün olmadığı anlaşılmakla davacı tarafça, davalı bankanın yaptığı işlemlerin haksız bir surette yapıldığı iddiası ispatlanamadığından, ilgili kaydın kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilerek ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin karar gerekçesine aykırı şekilde düzenlenen ve usul ile yasaya uygun olmayan bilirkişi raporuna dayanarak karar oluşturduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında yer verilen rapordaki beyanların karara eksik geçirildiğini, rapor incelendiğinde gerekçe olarak gösterilen hususların hüküm kurma açısından gerekçe oluşturmayacağının görüleceğini, raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının süresi içinde davaya cevap vermemiş olduğunu, mahkemenin bunu değerlendirmediğini, davalı bankanın süresinde dilekçe vermiş gibi raporda tüm beyanları kabul edilir şekilde rapor düzenlendiğini, davalının cevap vermediğini, delil sunmadığını, hatta mahkemece sözleşmenin ısrarla talep edilmesine rağmen defalarca davayı uzatma gayreti ile süre talep ettiğini ve nihayetinde istinaf gerekçesinde belirtilen sözleşmeyi sunmadığını, davalının tüm gerçek dışı ve delille ispatlanmayan iddialarının gerçekmiş gibi kabul edildiğini, müvekkilinin Türkiye'de yeni olan bir alanla faaliyet göstermesi sebebiyle banka ile müvekkil arasında faaliyet alanını kapsayacak özel nitelikte hükümler içeren bir sözleşme yapıldığını, köklü bir bankanın sözleşmenin fesih edildiği 2014 yılı itibariyle 2012 yılına ait bir sözleşmeyi bulamamasının veri saklama yükümlülüğüne ters düştüğünü, bankanın kayıtlarında sözleşmeyi bulamaması ve ilk derece mahkemesinden gizlenmesinin esasında sözleşme hükümlerinin müvekkilinin lehine olarak düzenlendiğine karine oluşturduğunu, bankalar kanununun belge saklama yükümlülüğünün bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, tahmini veriler ile hazırlanan rapora itiraz ettiklerini, bankanın sözleşmeyi feshinin, bilirkişi raporunda dayanak gösterilen genel sözleşmelerde yer alan sair hususlar başlıklı 19.maddeye dayandırıldığını, raporda davacının aldatıcı pazarlama tekniği ( kart hamillerinin telefonla aranarak aldatıcı ifadelerinin kullanılması yolu ile tele satış yapılması ) şeklindeki beyanın sanki dosya kapsamından kanıtlanmış gibi rapor hazırlandığını, davalı bankanın müvekkilinin aldatıcı pazarlama tekniğini kullandığı sonucuna nasıl vardığını, sonuca varmasının dayanağının ne olduğunun bilirkişi tarafından somut delile dayalı olarak değerlendirme yapılması gerektiğini, görev sınırları dışına çıkarak hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, müvekkilinin dava açmaktaki amacının ticari hayatına olumsuz etkileyen şüpheli işlem kaydının kaldırılması olduğunu, bu kayıtta her iki davalının sorumluluğunun bulunduğunu, bankalar arası kart merkezinin görev tanımını yapan bilirkişinin ...'nin müvekkili aleyhine görevlerini ihlal etmediğinini tespit etmiş olmadığını, davalı bankanın diğer davalı ...'ye hangi gerekçeyi göstermesi durumunda ...nin müvekkili aleyhine şüpheli kaydını düştüğüne, düşülen bu kayıtların denetimlerinin kimin sorumluluğunda olduğunu, dilekçede somut herhangi bir açıklama getirilmeden kart hamillerinden hizmet alınmadığının öğrenilmesi üzerine demek suretiyle pos cihazını tek taraflı kapatmasına ilişkin işlemin bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, sonuç olarak davalı bankanın elinde somut bir delil yok iken ve sözleşme haksız ve mesnetsiz olarak feshedilmiş iken bununla da kalmayıp birçok bankanın üye olduğu...'nin sisteminde bankaların açık şekilde görebileceği müvekkili aleyhine kayıt konulmuş iken bilirkişi tarafından varsayımlar üzerine deneyimler yapıldığını, davalının soyut iddialarından başka dosyada somut delil olmadığını, delillerin toplanmadığını, banka sistemi üzerinde bilirkişilerce inceleme yapılmadığını, itirazları doğrultusunda yeniden başka bir bilirkişiden rapor alınmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun iddia ederek, kararın kaldırılmasını, taleplerinin kabulü ve bu yönde karar oluşturulmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, banka üye işyeri sözleşmesinin haksız feshi ve hukuksuz kayıt nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini için manevin tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında davacı şirketin kobi bilgi merkezi faaliyeti yürüten şirket olduğu, davalı banka ile üye işyeri sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme tarihinin 31.10.2012 olduğu, davacı şirket müşterilerinin şirkete yapacak ödemelerini banka aracılığı ile Mail Order ödeme sistemi ile gerçekleştirdiği, davalı banka tarafından 25.03.2014 tarihli noter ihtarnamesi ile 31.10.2012 tarihli sözleşmenin tek taraflı fesih eldildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık ,davalı bankanın sözleşmeyi fesih sebeplerinin yerinde olup olmadığı ve feshin haklılığını ispatlayıp ispatlayamadığı, mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında, taraflar arasındaki sözleşmenin ibraz edilmemiş olmasına rağmen bilirkişi raporu ve ek rapor alınarak verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına dairdir. Dosya kapsamından, davalı bankanın Maslak İstanbul şubesi tarafından ....Noterliğinde düzenlenen 25.03.2014 tarihli ihtarnamede davacı şirket ile akdedilmiş olan 31.10.2012 tarihli üye işyeri sözleşmesinin süre, fesih ve geçerlilik başlıklı bölümündeki bankanın hiçbir neden göstermeksizin her zaman tek taraflı olarak ve tazminat ödemeksizin fesih hakkının saklı olduğu hükmündeki yetkiye istinaden sözleşmeden doğan her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin feshedildiği, davacı şirket tarafından ...Noterliğinde düzenlenen 30.04.2015 tarihli cevabi ihtarnamede, müvekkili şirket hakkında ...'ye verilen kaydın tebliğden itibaren beş gün içerisinde kaldırılmasının talep edildiği, şirketin henüz kuruluş aşamasında olduğu, 31.10.2012 tarihli üye iş yeri sözleşmesine göre şirket müşterilerinin şirkete yapacakları ödemeleri banka aracılığıyla Mail Order ödeme sistemiyle gerçekleştirdiklerini gönderilen ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı feshedilmesi üzerine Mail Order ödeme sisteminin iptal edildiğini ,ancak bankadaki hesabın iptal edilmeyip aktif kalmaya devam ettiğini, fesih ihbarının akabinde BMKye düştükleri ama içeriği ve nedeninin müvekkili ile paylaşılmadığından bu kaydı gören bankaların müvekkili şirketle Mail Order ödeme sistemi ile çalışmak istemediğini, haksız ve hukuksuz kaydın ödemelerini sadece Mail Order ile tahsil eden müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini devam etmesini imkansız hale getirdiğini, bankanın keyfi ve hukuksuz uygulamaları sonucunda müşteri çevresinde prestij kaybettiğini, ödemelerini tahsil edemediğini belirttiği, dava dışı ... tarafından davacı şirkete 12.05.2015 tarihli gönderilen ihtarnamede, davacı ile yapılan hizmetlerin sona erdirilmesi kararı alındığı hususlarına yer verildiği, davacı şirketin dava dışı bankaya cevabı ihtarname gönderdigi, ihtarname içeriğinde müvekkilinin kobilere danışmanlık yapan firma olduğunu, şubelerinin bulunduğunu, 2012 yılından bu yana hizmet veren müvekkilinin hizmetlerini telefon ile çağrı merkezi üzerinden tıpkı ... operatörleri hizmetleri gibi tele danışmanlık hizmeti şeklinde gerçekleştirdiğini, yüz yüze iletişim sağlamadığını, müşterilerinden tahsil edeceği danışmanlık hizmet bedelini de bankalar aracılığıyla gerçekleştirdiğini belirterek keyfi ve haksız uygulamalar sonucunda prestij kaybettiğini ifade ettiği ve hukuki yollara başvurulacağının ifade edildiği, davacı şirket tarafından 19.08.2015 tarihli Beşiktaş ...Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin davalılardan... şirketine yönelik olarak düzenlendiği, ihtarname içeriğinde, olayın gelişimiyle ilgili açıklamalara yer verilerek ihtarname tebliğinden itibaren beş gün içinde haksız ve hukuksuz duruma son verilmesinin kurum nezdinde ki haksız ve hukuksuz kaydın kaldırılmasını, aksi halde maddi ve manevi tazminatın açılacağının belirtildiği, davalı ... tarafından Beşiktaş ....Noterliğinde düzenlenen 28.08.2015 tarihli cevabi ihtarnamede , müvekkili şirketlin..sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca bankalar tarafından kurulduğunu, kanun uyarınca kart çıkaran kuruluşlar arasında takas ve mutabakat işlemleri ile ilgili bilgi alışverişini yürütüldüğünü, şirketin veri tabanına üye bankalar tarafından kaydedilen bilgilerin içeriğinden, doğruluğundan bilgiyi veri tabanına kaydeden üyenin sorunlu olduğunu, bu konuda şirketin hiçbir müdahalesinin söz konusu olmadığını ayrıca hak ve yetkisinin de bulunmadığını, hukuki ilişkinin tarafı olmadıklarını, şirket veri tabanında üye iş yeri ismi üzerinden yapılan sorgulamada cevap tarihi itibariyle şirketle ilgili herhangi bir fiktif işlem Değerlendirme Komitesi kararına rastlanmadığının bildirildiği, davacı tarafça ihtarnameler sonrasında işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalılardan ... TAŞ şirketine dava dilekçesinin 19.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 22.04.2015 tarihinde ön inceleme tensip zaptının tebliğ edildiği, davalı... TAŞ vekili tarafından 27.06.2016 havale tarihli dilekçe ile davacının dava dilekçesine karşı beyanda bulunarak delillerini sunduğuna ilişkin dilekçesini dosyaya ibraz etmiş olduğu tespit edilmiştir. Davalı banka vekili cevap dilekçesinde, müvekkili bankanın sözleşmede verilen yetki çerçevesinde fesih işlemini yaptığını, bankanın ilgili bölümü tarafından yapılan inceleme neticesinde ... alınmış olduğunu, ilgili birimler ile mutabık kalınan fesih akışına göre iş yerinin sakıncalı bulunduğunu, firmanın kart hamillerini kosgeb desteği için aradıkları ve alınan ödemeler sonucunda kart hamillerine somut bir hizmet verilmediği yönünde itirazların alınması üzerine firmanın incelendiğini, aldatıcı pazarlama tekniğinin , kart hamilinin aldatıcı ifadeler kullanılarak kart bilgilerini telefonda temin edilerek satış işleminin gerçekleştirilmesi olduğunu, müvekkili bankanın davacı ile ilgili kendisine gelen işlemler nedeniyle sanal pos cihazını tek taraflı ve haklı nedenle feshettiğini, pos cihazlarının kapatıldığını, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, tazminat şartlarının oluşmadığını savunmuştur.. Davalı vekili cevaba cevap dilekçesinde, davacının yasal sürede cevap verilmediği beyanına karşılık, dava dilekçesi ve tensip zaptının müvekkili bankaya 25.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek cevap dilekçesinin süresi içerisinde verildiğini iddia etmiştir. 04.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda; üye işyeri sözleşmesinin 6.maddesine göre firmanın sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata uygun şekilde işlem yapmakla yükümlü olduğu, davacı şirketin web sayfası üzerinden elektronik ticaret sistemine uygun çalışma içinde faaliyetinin olması gerektiği, kart hamilleri tarafından uzaktan erişim yolu ile sanal post ile mal ve hizmet talebinde bulunulmuş olmasının sistemin temeli olduğunu, davacı şirketin web sayfası üzerinde elektronik ticaret sistemine uygun çalışma esasları içerisinde olmadığının davalı bankanın kredi kartları merkezi tarafından tespit edilmesi üzerine müşterilerin uzaktan erişim yolu ile mal ve hizmet satışının bulunmadığı esas olarak davacının web sayfasında satılan mal ve hizmetin bulunmadığı davacının kart hamillerini kosgeb desteği için telefonla aramak yolu ile tahsilatlarda bulunduğu ve kart hamillerine bir hizmet sunmadığının tespit edilmesi, bu yönde kart hamillerinin de bankaya şikayetlerinin ulaşmasından sonra kart hamillerini aldatıcı ifadelerle kart bilgilerinin tespiti yoluna gidilmiş olduğu, böylece davacının hizmet vaadinde bulunduğu dikkate alınarak, davalı banka tarafından sanal post cihazının iptal edildiği, post cihazının kapatılma yoluna gidildiği, diğer davalı sistemine kayıt düşüldüğünün tespit edildiği, davalı... nın davacı ile ... bank arasındaki sözleşmeye taraf olmadığı, davacının maddi ve manevi zararını kanıtlayamadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, davalının süresinde cevap vermediğini, müvekkilinin faaliyet alanının raporda yanlış aktarıldığını, bilirkişi raporunda davacı tarafça delil listesinde dahi gösterilmeyen üye iş yeri sözleşmesindeki bazı maddelerden alıntılar yapıldığını, davalı savunmalarına göre rapor düzenlendiğini, müvekkilinin üye iş yeri sözleşmesi hükümlerine göre uygun faaliyet içinde olmaması iddialarının araştırılmadığını belirterek, dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep etmiştir. Mahkemece 24.10.2017 tarihli kararla yukarıda yer verildiği üzere davanın reddine hükmedilmiştir. Mahkeme kararının istinaf edilmesi ve Dairemizin kaldırma kararı üzerine ise mahkemece 26.02.2019 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı gereğince, üye işyeri sözleşmesi ve mail order sözleşmelerinin sunulmasına karar verildiği, daval... vekili tarafından ara karara ilişkin olarak 12.03.2019 tarihli dilekçe ile söz konusu ara kararda verilen kesin süre içerisinde henüz sözleşmelerin bulunamadığını, gerekli incelemelerin devam ettiğini ve ek süre verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 18.03.2019 tarihli ara kararı ile davalı bankanın talebi üzerine banka vekiline bir aylık ek süre verilmiştir. 14.05.2019 tarihli duruşmada, tarafların üye işyeri ve mail order sözleşmesini sunmadıkları duruşma zaptına geçirilmiştir. Davalı ... bank vekili tarafından zapta geçen beyanında, mail order sözleşmesini bulamadıklarını önceki beyanları gibi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 24.09.2019 tarihli celsede ise davalı ... bank vekili tarafından duruşma zaptına geçen beyan ile kendilerinin mail order sözleşmesi ve üye işyeri sözleşmesi ile ilgili araştırma yapıp tekrardan bilgi vermek üzere süre talep ettiklerini belirtmiştir. Davacı vekili aynı celsede zapta geçen beyanında, davalı banka ile müvekkili arasındaki sözleşmenin davalılar arasındaki şüpheli işlem kaydını gerektiren mail yazışmaları, ayrıca davalı bankanın müvekkili ile sözleşmesini fesih etme nedeni olarak gösterdiği müşteri şikayetinin dosyaya ibraz edilmediğini, ayrıca cevap dilekçesinin süresinde ibraz edilmediğini belirterek, ara karardan rücu edilerek dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep etmiştir. Mahkemece 24.09.2019 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı gereğince, Dairemizin kaldırma kararı da belirtilmek suretiyle, üye işyeri sözleşmesi ve mail order sözleşmelerinin sunulmak üzere süre verilmesine, sunulamadığında ise bunun sebebinin açıklanması üzere bir aylık kesin süre verilmesine dair ara karar oluşturulmuştur. 26.11.2019 tarihli celsede, davalı ... vekili tarafından sözleşmeler ile ilgili yeniden ek süre talep edilmiştir. Mahkemece 1 no'lu ara karar ile 24.09.2019 tarihinde, davalı ....vekilinin duruşmada olduğu celsede, üye işyeri ve mail order sözleşmelerini sunulması, sunulamadığı taktirde ise bunun sebebini açıklamak üzere tüm taraflara bir aylık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde davalı tarafından üye iş yeri ve mail order sözleşmelerinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşıldığı belirtilerek banka vekilinin bu belgeleri sunmak üzere tekrar süre talebinin reddine karar verilmiştir.Daha sonraki celsede ise dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları ile istinaf kararı doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. 06.04.22020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sonuç olarak ,kart hamillerinin kimlik ve kart bilgilerinin verilmesi suretiyle gerçekleştirilen mail order kartlı ödeme sisteminde üye işyerine güvenin esas olduğu, somut olayda, kart hamillerinin davacı şirketin yanıltıcı pazarlama teknikleri kullanarak satış yaptığı yönündeki itirazlarının mevcut olduğunun anlaşıldığı, iş yeri sözleşmesinde yanıltıcı pazarlama teknikleri kullanarak satış yapılmasının fesih nedeni olarak belirtildiğinden davalı bankanın sözleşmedeki tek taraflı fesih hükümlerine istinaden sözleşmeyi feshedebileceği, davalı banka tarafından diğer davalı şirkete sözleşmenin fesih nedeninin bildirilmesinin üye işyeri sözleşmesinin verdiği yetki ile yapıldığı, söz konusu bildirimin kart hamillerinin ve üye işyeri anlaşması yapan kuruluşların zarara uğramalarını önlemeye yönelik tedbir amacıyla yapıldığı, 5464 sayılı kanun uyarınca davalı ...nin davacı ile davalı banka arasındaki hukuki ilişkide taraf olmadığı, hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek ,önceki iddialarını tekrar ettikten sonra davalının elinde somut bir delil yok iken sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak feshedilmiş olması karşılığında bankanın üye olduğu diğer şirketin sisteminde bankalara açık şekilde müvekkili aleyhine kayıt konulmuşken bilirkişi tarafından herhangi bir somut delile dayanmadan değerlendirme yapıldığını belirterek, özellikle davalının delil ve sözleşme sunmadığı hususları gözetilmek suretiyle mevcut delil ve belgeler çerçevesinde rapor alınmasını talep etmiştir. 16.11.2022 tarihli ek raporda; kök raporda belirtilen görüşte değişiklik olmadığı ifade edilmiştir. Davacı vekili ek rapora itiraz etmiştir. Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı, davalı banka ile gerçekleştirilmiş olan üye işyeri sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fesih neticesinde diğer davalı ...'ye gerçekleştirilen bildirim ile şirket hakkında hukuksuz kayıt düşüldüğünü ve bu durumun ticari hayatı ile birlikte diğer bankalar ve müşterileri çevresinde prestij kaybına neden olduğunu, ödemelerini tahsil edemediğini iddia ederek maddi ve manevi zararının karşılığı olarak manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı banka tarafından, davacı şirkete gönderilen taraflar arasında gerçekleştirilen 31.10.2012 tarihli sözleşmenin feshine dair 25.03.2014 tarihli noter ihtarnamesinde, söz konusu feshin sözleşmenin bankaya vermiş olduğu yetkiye istinaden gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Feshe dair ihtarnamede başkaca gerekçe gösterilmemiştir. Yargılama aşamasında ki savunmalarında ise davacı üyenin sözleşme hükümlerine aykırı eylemlerinin tespiti ve şikayetler neticesinde sözleşmenin feshedildiğini ve kanun gereğince diğer davalıya bilgi verildiği belirtilmiştir. Bu durumda davalı tarafın iddiasını ispat etmesi gerekecektir. Dosyaya gerek feshe dayanak gösterilen taraflar arasında ki sözleşmeler veya dayanak belgeler ibraz edilmemiştir Dairemizin kararı ile dosyada, dava konusu üye işyeri sözleşmesi ve mail order sözleşmesinin bulunmadığı ve deliller incelenmeden karar verildiği ve verilen kararın yerinde olmadığı belirtilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrasında, yukarıda ayrıntılı şekilde yer verilen mahkeme ara kararları karşısında sözleşmelerin banka tarafından ibraz edilemediği anlaşılmaktadır. Buna karşılık mahkeme tarafından HMK 31.maddesi ve ilgili yasal düzenlemeler göz önünde bulundurulmaksızın yeniden rapor alınarak eksik inceleme sonucunda ve ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunun kabulü ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Dosya kapsamında ki bilgi ve belgelerden davalı banka tarafından gerçekleştirilen feshin haklılığı ispat edilememiştir. Bilirkişi tarafından, davalı bankanın feshe gerekçe ğösterdiği sözleşme hükmünün maktu sözleşme metni üzerinden değerlendirme yaparak rapor düzenlemesi ve raporun hükme esas alınması da isabetli olmamıştır. Davacı tarafın sözleşme maddelerine bir itirazı olmamıştır. Sözleşme feshinin, sözleşme hükmüne uygunluğuna dair iddialara karşı çıkmıştır. Davalı banka tarafından, sözleşme dahil hiçbir delil verilen tüm sürelere rağmen ibraz edilmemiştir. Haklı olduğu ispatlanamayan fesih sonucunda, sözleşme gereğince davalı bankanın üzerine düşen edimleri yerine getirdiğinin kabulü mümkün olmayacaktır.. TBK 112.maddesi gereğince, banka tarafından hiçbir kusurunun bulunmadığı ispat edilememiştir. Bu nedenle ,TBK 114/2 fıkrasında ki haksız fiil sorumluluğuna dair hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır düzenlemesi kapsamında davacının manevi tazminat davasının TBK 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteminin üye işyeri sözleşmesinin tarafı olan davalı banka yönünden kabulü gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın tümden reddi isabetli görülmemiştir. Diğer davalı... yönünden ise davacı ile arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından ve ayrıca yapmış olduğu işlemin kanunun kendisine vermiş olduğu görev ve yetki kapsamında olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin davalılardan ... yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Tarafların sıfatı, olayda ki kusur ve ihmal ile istenen tazminat miktarı dikkate alındığında talep miktarının yerinde olduğunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalılardan ... yönünden reddine, davalı ... TAŞ yönünden ise kabulüne, yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1.b.2 gereğince davanın davalı banka yönünden kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi 21.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline şeklinde hükmün düzeltilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davacı vekilinin davalı ... Anonim Şirketi hakkında açmış olduğu davanın reddine, 2-Davanın davalılardan ...T.A.Ş yönünden kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi 21.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,30 TL harcın davalı bankadan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10,13/1-3. maddeleri gereğince 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı.... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/3,13/2 maddeleri gereğince 10.000,00 TL vekalet ücretinin takdirine, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yargılama sırasında yapılan 170,78 TL peşin harç ve 3.038,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 3.208,78 TL'nin davalı ... T.A.Ş'den tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı ...AŞ'nin yapmış olduğu toplam 55,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 8-Davalı... T.A.Ş tarafından gerekleştirilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-HMK 333 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kararın tebliğ giderleri karşılanarak bakiye gider avansının yatıran tarafa iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 5,50TL posta gideri olmak üzere toplam 167,60 TL kanun yolu giderinin davalı ...T.A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine,11-Gerekçeli kararın Dairemiz ... taraf vekillerine tebliğine,12-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülentarafındanTazminatkonusutaraflarıntazminatözetisavunmalarınınistinafyargılamasıilamdadavacıreddinederecegönderilmişkarşı,arasındakisonundaistanbulgerekçeilksebepleriDairemizedüşünüldü.Kaynaklanan)Taraflarincelemeverilenbaşvurulmasıvekiliincelendi,kararınınkarara(HizmetdosyasıüzerineSözleşmesindendavasınınmahkemesincegereğiolanileridavakonuşulupnedenlerleiddiayapılanyazılımahkemesiyolunadair

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim