Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1230
2024/1306
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1230
KARAR NO:2024/1306
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/02/2021
NUMARASI:2018/955 E. - 2021/101 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...AŞ'nin ....AŞ'nin hissedarı olduğunu, hissedar olması nedeniyle yapılan genel kurul toplantılarına katıldığını ve hukuka aykırı şekilde yönetim kurulu üyelerine tanınan 6102 sayılı TTK'nın 395 ve 396. maddelerine dair genel kurul tarafından verilen yetki ve iznin iptalini talep ettiğini, ... AŞ'nin 08.08.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantı gündeminin 5. maddesinde "Yönetim Kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK 395. ve 396. Maddelerinde yazılı yetkinin verilmesi"ne dair yetki ve izinlerin Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/525 Esas. 2015/114 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, dava dosyası ile genel kurul kararının iptaline dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/10329 Esas 2018/2641 Karar sayılı 12.04.2018 tarihli ilamı ile ...A.Ş'nin itiraz ve karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmesi neticesinde kesinleştiğini; davalılar .... AŞ, ..... AŞ ve ... AŞ'nin, .... AŞ'nin uzun yıllardır yönetimini hâkimiyetlerinde bulunduran Yücel ailesinin aile şirketleri olduğunu, ayrıca . ... AŞve ....AŞ'nin hâkim hissedarı ...l'in .... AŞ'de hissedarı olduğunu, yine . AŞ, .... AŞ ve ... AŞ'nin hâkim hissedarı ...'in ..... AŞ'nin 2014 yılında Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, davalıların daha düşük fiyata ve sıra gelmediği hâlde öncelik alarak bu şirketten ürün tedarik ettiklerini, bu şekilde dava dışı şirketin zararına sebep olduklarını iddia etmek suretiyle, ... AŞ'nin 2014 yılında yapılan genel kurulda 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesinde tanımlanan " Şirketle işlem Yapma Yasağı"na dair verilen yetkinin/iznin mahkeme kararı ile iptal edilip kesinleştiğinden, davalıların 2014 yılında verilen yetki ve iznin iptalinin, 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesinde tanımlanan "Şirketle işlem Yapma Yasağı"na aykırı her bir işlem ve eylem için fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 55.000,00 TL'nin tazminatın sebebiyet verilen olay tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile .... AŞ'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin kanuni eksiklikler ihtiva ettiğini, sair bir inceleme yapılmaksızın davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini; davacı tarafından, dava dilekçesinde 1995 yılı hadiselerine, .....A.Ş.'nin özelleştirme süreci ve huzurdaki davaya konu taleple ilgisiz olayların anlatımına yer verildiğini ve sözde iddiaların soyut ve delillerle rabıtasız bir şekilde anlatıldığını, dava dilekçesinde iddianın ispata elverişli şekilde somutlaştırılmadığını ve herhangi bir delile atıf veya dava dilekçesi ekinde bir tek delil dahi bulunmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti, davayı takip yetkisinin bulunmadığını, davacı sıfatı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığını, davacının dava hakkının yıllar önce düştüğünü;...'in dava konusu edilen 08.08.2014 tarihli genel kurulundan sonra yapılan 27.03.2015 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, söz konusu ibra kararının iptali edilmediğini, söz konusu ibra kararının üzerinden yılları aşan süreler geçmiş olduğunu, TTK'nın 558. maddesine konu altı aylık sürenin yıllar önce dolduğunu, bu sebeple davacının, paysahibi sıfatı ile şirket adına tazminat davası açma hakkı kalmadığını, dava hakkının yıllar önce düştüğünü, dava açma hakkı olmayan, HMK'nın 53. maddesine göre dava takip yetkisi kalmayan tarafça açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ibra edildiğini, ibranın varlığına rağmen müvekkilinin aleyhinde yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu olduğundan bahisle tazminat davası açılamayacağıni, davanın ibra kararının varlığı sebebiyle de reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, HMK'da açıkça belirtilen şartlara aykırı şekilde belirsiz alacak davası olarak açılmış davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili...'in davacının iddialarının aksine ... şirketinin veya diğer davalı şirketlerin hâkim ortağı, ... şirketinin veya diğer davalı şirketlerin yönetim kurullarında da tek başına yetkili olmadığını, münferit imza yetkisine sahip bulunmadığını, davanın esas yönünden de haksız, dayanaksız ve kanuna aykırı olduğunu; esasa ilişkin olarak herşeyden önce ibraz edecekleri delillerle de sabit kılınacağı üzere, ...'in, davacının iddia ettiği şeklide zarara uğratıldığı iddiasının varit olmadığını, müvekkili yönünden TTK'nın 196/1 maddesinin şartlarının oluşmadığını, şirketle işlem yasağına veya rekabet yasağına aykırılığı, bu hususlarda herhangi bir fiili ve zarara yol açmasının söz konusu dahi olmadığını, fiil ve zarar olmaksızın tazminat talep edilemeyeceğini, davacının aynı iddialarını daha önce açtığı genel kurul kararlarının iptali ve haksız rekabet davalarında da dermeyan ettiğini, netice alamadığını, şikayet ve iddialarının reddedildiğini, davacının 27.03.2015 tarihli genel kurulda alınan ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkin kararın iptali için dava açtığını ancak davasının reddedildiği ve onandığını, davacının iddiasını dayandırdığı genel kurul iptal kararının gerekçesini teşkil eden ceza davası neticesinde beraat kararı verildiğini, davacının iddialarının aksine, müvekkilinin şirketle herhangi bir işlemi veya rekabet yasağına aykırılığının söz konusu olmamakla birlikte tazminatın ödenmesi istenen ... şirketinin herhangi bir zararının da mevcut olmadığını, zarar olmadığı ahvalde tazminatın da söz konusu olmayacağını, iptal kararının etkisi hakkında davacı iddialarının da kanuna ve durumun gerçeklerine aykırı olup itibar edilemeyeceğini, müşterek ve müteselsilen sorumluluk esasının uygulanamayacağını, davalılar arasında müştereken ve müteselsilen sorumluluk doğuracak bir ilişki bulunmadığını, taleplerin mükerrer olduğunu, avans faizine de itiraz ettiklerini, dava dilekçesindeki unsurlarda kanuni eksiklik mevcut olduğunu belirterek; davanın açılmamış sayılmasına, davacının aktif husumet ehliyeti, davayı takip yetiksi olmadığından, davanın sıfat yokluğundan reddine, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından davanın reddine, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, usuli itirazları yerinde görülmez ise davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ....AŞ, .....AŞ, .... AŞ. vekili savunmasında özetle; dava dilekçesinde kanuni eksiklik mevcut olduğunu, davanın açılmamış sayılması gerektiğini, şirket yönetim kurulu üyesi olmayan müvekkili şirketler hakkında davanın...hakkındaki davadan tefrikini ve pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı şirketler arasında teselsül ilişkisi olmadığından birlikte dava edilemeyeceklerini, haklarındaki davaların derhal tefriki gerektiğini, davacının atkif husumet ehliyeti, davayı takip yetkisi olmadığını, davanın sıfat yokluğundan, hak düşürücü süreden geçtiğinden ve ayrıca zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, HMK hükümlerine açıkca aykırı şekilde belirsiz alacak davası olarak açılmış olan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddi reddi gerektiğini, davanın esas bakımından da reddi gerektiğni savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yargıtay 11. HD. 2010/16218 E, 2012/6894 K. Sayılı ilamında '....Yargıtay uygulaması ve doktrinde, şirket kararları hükümsüzlük yönünden, keenlemyekün kararlar, mutlak butlan ile sakat olan kararlar, iptal edilebilen kararlar biçiminde bir ayırıma tabi tutulmaktadır. Bir kararın meydana gelmesi için yasanın öngördüğü öğe ve koşulların hiç birisi mevcut olmadığı takdirde o karar yok kabul edilmelidir. Ancak, kararın içeriği ve esasa ilişkin öğeleri yönünden BK.nun 19. ve 20. maddelerinde yazılı olduğu gibi, kamu düzenine, emredici hukuk kurallarına, adaba ve ahlaka aykırı veya konusu imkansız ise o zaman kararın mutlak butlan ile sakat olduğu kabul edilmelidir. Batıl kararlar başlangıçtan itibaren hükümsüz olduklarından, sonradan geçerli hale getirilmezler. Şayet karar, içeriği itibariyle yasanın emredici değil de yorumlayıcı kurallarına aykırı ise ya da yasada yazılı şekil koşulu eksik olarak yerine getirilmiş ise o takdirde ortada, iptal edilebilir bir karar var demektedir. TTK.nun 381. maddesinde "kanuna aykırı umumi heyet kararları” deyimi ile bu tür kararlar kastedilmek istenmiştir. Burada daha ziyade ortakların menfaatlerini koruyan hukuk kurallarının ihlali söz konusudur. Bu itibarla yoklukla veya mutlak butlan ile sakat olan kararlar bu madde kapsamına girmez. İptal edilebilir kararlar, başlangıçta geçersiz olmadıkları için iptal edilinceye kadar sağlıklı bir kararın hukuki sonuçlarını meydana getirirler. İptal davası açılsa dahi durum değişmez ve karar yönetim kurulunca uygulanmaya devam edilir. Ancak, mahkemece verilecek bir tedbir kararı ile uygulama durdurulabilir.' belirtmiştir. Doktrindeki bir kısım ayrık görüşler haricinde doktrindeki ağırlıklı görüş ve Yargıtay tarafından kabul gören uygulama gereği iptal kararlarının geçmişe yürümesi mümkün değildir. İptal edilebilir kararlar, başlangıçta geçersiz olmadıkları için iptal edilinceye kadar sağlıklı bir kararın hukuki sonuçlarını meydana getirirler. Dava dışı ... A.Ş isimli şirketin 08.08.2014 tarihinde yönetim kurulu üyesi olan davalılara TTK'nın 395 ve 396. Maddelerinde ön görülen yetkiler verilmiştir. Buna dair genel kurul kararının iptaline karar verilmiş verilen bu karar 12.04.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Dolayısı ile iptale tabi olan bu karar gereği 12.04.2018 tarihinden evvelki iş ve işlemlere hukuken etki etmesi mümkün değildir. Dava dışı şirket kısa aralıklarla genel kurul yapmış ve şirket yöneticilerine genel kurullarda TTK 395-396. Maddelerinde ön görülen yetkileri tekrar vermiştir. Söz konusu iptal edilen genel kurul kararı etkisini bu nedenle 08.08.2014-27.03.2015 tarihleri arasında göstermiştir. İptal kararının geçmişe yürümezliği ilkesi nedeni ile davanın bu nedenle reddi gerekmektedir. Aksi yorum yapılsa dahi talimatla alınan denetime uygun bilirkişi raporu ile davalıların sorumluluğunu gerektirecek bir işlem yapmadıkları tespit edilmiştir. Davacı şirketin benzer nedenlerle şirket yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu üyesinin yöneticisi olduğu diğer şirketlere karşı açtığı benzer mahiyetteki davanın İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/1083 E, 2020/574 K. Sayılı ilamı ile red edildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, yukarıda yapılan tüm açıklamalar ve denetime el verişli bulunan bilirkişi raporları gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. Madde ve fıkrası maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda hükmedilecek avukatlık ücretinin tarifenin ikinci kısmının 2. Bölümüne göre hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacı dava dilekçesinde şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının diğer davalılar ile birlikte eylemleri nedeni ile dava dışı ..... A.ş nin uğradığı maddi zararın tazmin edilmesini talep etmiştir. Dava mahiyeti itibarı ile maddi tazminat istemidir. Davanın tamamen reddi durumunda hükmedilmesi gereken vekalet ücreti de AAÜT'nin 13/4 madde ve fırkası gereği maktudur. AAÜT'nin 3/2 madde ve fırkası gereği red sebebi de ortaktır. Bu nedenle davalılar lehine maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın şirket yöneticilerinin eylemlerinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, 08.08.2014 tarihli .... AŞ'nin olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine TTK 395. ve 396. maddeleri uyarınca yetki verildiği, 5.maddesi ile verilen yetkinin Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/525 Esas, 2015/114 Karar sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz denetiminden geçerek 12.04.2018 tarihinde kesinleştiği belirtilmek suretiyle diğer gerekçelerle birlikte davanın reddine karar verildiğini, ret kararının maddi hataya dayandığını, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunun gerekçesinde verilen emsalin açık maddi hata ile verildiğinin görüldüğünü, davalı .... ve hakim hissedar olduğu davalı şirketlerin 3.kişi olmadıklarını, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, iptal hükmünün geçmişe etkili olarak hüküm doğuracağının tartışmasız olduğunu, mahkemenin kesinleşen iptal kararını uygulamadığını, 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurulun toplantı gündeminin 5.maddesinin TTK 395. ve 396. maddelerinde yazılı yetkinin verilmesine ilişkin olduğunu, Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile iptal davasının kabul edildiğini ve kararın Yargıtay Denetiminden geçerek kesinleştiğini, TTK 450. maddesinde genel kurul kararlarının kesinleşmesi ile hüküm ifade edeceğinin açıkça düzenlendiğini, iş bu davanın ilgili kararın kesinleşmesi ile açıldığını, yani ortada davalıların dava dışı ... AŞ ile işlem yapma yasağı ve rekabet etmeme taahhüdü yetkisi ile ilgili genel kurul kararlarının iptali neticesinde bu yasaklara uyulması zorunluluğun bulunduğunu, genel kurul kararının iptal kararının kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olduğu noktasında bir tartışmanın bulunmadığını, iptal kararının bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu ve geriye doğru etkili olduğunu, yani geçmişe etkili olduğunu, 2014 tarihinde iptal edilen genel kurul kararında geçmişe etkili olduğu ve yapılan işlemlerin TTK'nın 395 ve 396 madde hükümlerine teşkil ettiğinin ortada olduğunu, bu sebeple davalıların işlem yasağına aykırı olarak yapmış olduğu işlemler nedeniyle kendi aile şirketleri menfaatine elde etmiş oldukları geriye yönelik elde edilen karların ve gelirlerin dava dışı .. ... AŞ'ye ödenmesi gerektiğinin yasal düzenlemeler gereği olduğunu, huzurdaki davada, taleplerin karşılanması için dava dışı ... AŞ'nin bir zarar görmesinin gerekmediğini, yönetim kurulu üyeleri ve yönetici olarak yer aldıkları aile şirketlerinin yasal düzenlemeler gereği şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağına uyma taahhüdü bulunduğunu, dosyada delillerin toplanmadığını, ulusal ve uluslararası piyasalardaki veriler celp edilmeden davalı şirketlerin mali incelemesi yapılmadan ve itiraz edilen bilirkişi raporundaki hukuksuzluklar yok sayılarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ....AŞ'nin yönetim kurulu üyelerinden davalı ....'in 01.10.2007 tarihinde görevde olduğu ve davalı ...'in aynı zamanda davalı .... AŞ, ... AŞ ve ...AŞ'nin kilit yöneticisi olduğunun bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, davalı ..'in hakim hissedar olduğu diğer davalı şirketler üzerinden dava dışı ... AŞ ile işlem gerçekleştirdiğini, aynı iş kolunda rekabet ettiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulduğunu, uluslararası piyasalardaki kütük demir alış ve satış fiyatları dikkate alındığında şirketin Türkiye'de de geçerli bulunan bu fiyat listelerinin çok çok altında davalı şirketlere satış yaparak davalıların kendi çıkarları doğrultusunda ... AŞ'ye büyük zararlara uğrattığının gayet açık olduğunu, itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, yargılama konusu döneme ilişkin sermaye piyasası kurulu tarafından tanzim edilen denetleme raporunun bulunduğunu, raporda davalıların haksız eylemlerde bulunduğunun tespitinin yapıldığını, raporun yok sayılarak karar verildiğini, raporun 29.08.2012 tarihli olduğunu, davalı..'in hem davalı şirketlerin hem de dava dışı ... AŞ nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, hakim hissedar olan davalı aile şirketleri ile dava dışı şirket işlemleri yaptığını, rekabet düzenlemelerine ve işlem yapma yasaklarına aykırı davranmış olması nedeniyle sorumluluğun doğduğunun tartışmasız olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, AŞ yöneticilerine genel kurul kararı ile TTK'nın 395. ve 396. maddeleri gereğince verilen iznin mahkemece iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, iptal tarihine kadar yapılan rebet yasağına aykırı işlemler nedeniyle şirket zararının 396.madde uyarınca tazmini ile dava dışı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı ve davalılardan ...l'in dava dışı .... AŞ'nin ortaklarından olduğu, davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketlerin ortağı olduğu, dava dışı şirketin 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan gündemin 5. maddesinin mahkeme kararı ile iptal edildiği, kararın 12.04.2018 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek karar düzeltme istemlerinin reddi ile kesinleştiği, iş bu davanın 28.12.2018 tarihinde açılmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, iptal edilen genel kurulu kararı soncunda davalılar tarafından genel kurulda alınan karar kapsamında rekabet yasağına aykırılık teşkil eden ve dava dışı şirket zararına neden olan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, genel kurul kararının iptal hükmünün geçmişe etkili olup olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yas aya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı .... AŞ'nin şirketin yönetim kurulunun 27.02.2015 tarihli kararı gereğince 27.03.2015 günü olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, toplantının 7.gündem maddesinde, şirket ortaklarından .... tarafından yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddelerindeki yetkileri bir arada verilmesine dair her yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylanmasına yönelik önerge verildiği, verilen önergenin 27.485.214,252 Lot hisse ret oyuna karşılık 353.744.694,182 Lot hisse kabul oyu ve oy çokluğu ile kabul edildiği kararı alındığı, davacı ... AŞ vekilinin söz aldığı, aynı yetkilerin verildiği, genel kurul kararının mahkemece iptal edildiğini, verilen bu yetkileri kullandıkları ticari işlemler nedeniyle yönetim kurulu üyeleri aleyhine ceza dava açıldığını, bu toplantıda gündemin bu maddesi kapsamında verilecek izinlerinde aynı gerekçe ile iptal edileceğini, bu madde kapsamında izin verilmesinin afaki iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin sahibi olduğu şirketlerin bu oylamalarda oy kullanmaması gerektiğini belirterek yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddelerinde belirtilen izinlerin oylanmasından önce açıklama yapıldığı hususlarına yer verilerek muhalif olduklarını izinlerin öncesinde bildirdiklerinin ifade edildiği, TTK'nın 395 ve 396 maddelerinde belirtilen yetki ve izin verilmesine karar verildiği, söz konusu olağan genel kurul toplantısına dair alınan kararın iptali amacıyla davacı şirket tarafından Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/226 Esas, 2015/382 Karar ve 27.10.2015 karar sayılı dosyada iptal davası açıldığı, mahkemece davacı şirket tarafından iptali istenen genel kurula katılım yönünden herhangi bir şekle aykırılığın bulunmadığı, iptali istenen 7.maddenin görüşülmesi esnasında aynı şekilde şekle aykırılığın bulunmadığı, davacı tarafın muhalefet şerhini oylama öncesindeki görüşmeler esnasında sunduğu, muhalefet şerhinin tutanağı bilerek geçirilmediği iddiasına itibar edilmediği, emsal Yargıtay uygulamaları dikkate alınarak anonim şirketlerde genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık hallerinin ileri sürülebileceği, yapılan yargılama sonucunda dava açılabilmesi için gerekli olan dava şartı muhalefet şerhinin şekle uygun olmadığı gerekçesiyle açılan davanın dava şartı bulunmadığından reddine, mahkemece yürütmenin geri bırakılması yönündeki kararın hükümle birlikte kaldırılmasına karar verildiği, dava dışı... AŞ'nin dava konusuna esas gösterilen 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 5.maddesinde, yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 maddelerinde yazılı yetkinin verildiği, Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/525 Esa, 2015/114 Karar sayılı kararı ile iptal kararı verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/8055 Esas, 2016/3673 Sayılı ilamı ile onandığı, kararın kesinleştiği, davacı şirket tarafından, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/468 Esas, 2015/582 Karar ve 16.06.2015 tarihli dosyasında, 13.04.2012 tarihinde dava dışı ... AŞ ve dava dışı şirket aleyhine açılan alacak davasının mahkeme tarafından reddine karar verildiği, davadaki iddiaların yine haksız rekabetle ilgili olduğu, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde davacı şirket tarafından 24.04.2012 tarihinde dava dışı ... AŞ ve dava dışı şirket hakkında açılan alacak davasının, mahkemenin 2014/902 Esas, 2018/365 Karar sayılı dosyasında verilen 05.04.2018 tarihli kararla reddedildiği, davadaki iddianın TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin olduğu, Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/531 Esas, 2015/639 Karar sayılı dosyasında, sanıklar arasında davalı gerçek kişi ile birlikte davalı şirketlerden . ... AŞ yetkililerinin bulunduğu, 6102 sayılı TTK'ya muhalefet nedeniyle açılan ceza dava sonucunda mahkeme tarafından davalılar dahil olmak üzere sanıkların beraatlerine karar verildiği, ceza dosyasında suç tarihinin 07.07.2011 olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, dosyaya taraf delilleri celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi raporu alınmıştır. Talimat yolu ile alınan 23.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, dava dışı ... A.Ş.'nin 08/08/2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alındığı iddia edilen 6102 saylı TTK nın 395-396. Maddeleri kapsamındaki yönetim kurulu üylerinin şirkette işlem yapmama ve rekabet etmeme yasağı gereğince 08/08/2014 - 27/03/2015 tarihleri arasında davacı ve davalıların şirket ortağı, yöneticileri olup olmadıkları, şirket hissesine sahip olup olmadıklarının incelendiği, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davacı ...A.Ş'nin ortağı olduğu, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davacı ... A.Ş'nin ortaklarından herhangi birisinde yönetim kurulu üyesi olmadığı, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında Davalılardan .... A.Ş. ortak olmadığı, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davalılardan ..., A.Ş. ortaklarından .... yönetim kurulu üyesi olduğu, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davalılardan ...... A.Ş. ortak olmadığı, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davalılardan ... A.Ş. ortaklarından... in yönetim kurulu üyesi olduğu, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davalılardan ...'in ortak olmadığı, 08/08/2014 ile 27/03/2015 tarihleri arasında davalılardan ....'in yönetim kurulu üyesi olduğu, davalıların şirket ve şahıs ile dava dışı ... A.Ş. Nin 08/08/2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulundan sonra beyan edilen tarihler arasında sipariş ve mal teslimleri incelenmek suretiyle aynı tarihler arasında üçüncü şahıs konumundaki şirket veya şahısların siparişine göre öncelik verilip verilmediği daha düşük fiyatla davalılara mal satışı yapılıp yapılmadığının incelenmiş olduğu, davalılardan ... A.Ş.'nin siparişinin yukarıdaki 3.4.1 tablodaki gibi 91.628,99 ton CH kütük ve 11 adet OKSİJEN siparişi olduğu, düşük fiyatla satış yapılmadığı, siparişine göre öncelik verilmediği, davalılardan ....A.Ş. nin siparişinin yukarıdaki 3.4.2 tablodaki gibi 2.586,36 ton ... olduğu, düşük fiyatla satış yapılmadığı, siparişine göre öncelik verilmediği, davalılardan ....A.Ş.'nin siparişi olmadığı, davalılardan ... 'in siparişi olmadığı, Kilit yönetici personel'den dolayı ilişkili kişi sayılan şirketlere yapılan satışların; sektördeki dalgalanmalar satış fiyatlarını değişken kıldığından, ... A.Ş. ortalama on beş günde bir fiyat listesi güncellendiği, bu sebepten dolayı toplam satışların toplam fiyata bölünerek birim fiyatın bulunması yöntemi değerleme açısından sağlıklı bir sonuç vermeyeceğinden dolayı satış faturaları ile ... A.Ş. nin kamuya açıkladığı fiyatların karşılaştırıldığı, ilişkili olamayan kişilerle yapılan satışların etüt edildiği ..., A.Ş. nin mal alımlarında uygulanan fiyat ve vadelerin kamunun bilgisine açık olan fiyat listesi ile uyumlu olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde beyan edilen her bir iddia gereğince davacının haklı olup olmadığı, davacının iddialarının varit olması halinde bu durumda davalı yöneticinin (şirket/şahıs) yaptığı işlemler sebebi ile dava dışı ... A.Ş. nin bir zarara uğrayıp uğramadığı, davalıların dava dışı ..., A.Ş. ile birlikte hareket edip etmedikleri bu hususta defter ve kayıtlarda bir delilin olup olmadığı hususlarında araştırma yapılmış olduğu,... in zarara uğramadığı, davalıların ... ile birlikte hareket etmediği, bu hususta defter ve kayıtlar da bir delil olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. 08.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda, Hukuk Genel Kurulu 2007/11-149 E., 2007/159 K. Ve 21.03.2007 tarihli kararında, genel kurul karanını iptaline dair kararların geriye etkili olmadığının ve iptal kararının kesinleşmesine kadar geçerli bir karar gibi sonuç doğuracağının içtihat edildiği belirtilmiş ve bu doğrultuda, mahkeme tarafından iptal edilinceye kadar genel kurul kararlarının hüküm ve sonuçlarını doğurmaya devam ettiğini, alınan iptal kararı ile birlikte bu kararların geçerliliklerini kaybettiğini, iptal kararının geçmişe etkili olacağının, ancak belli şartlar altında söz konusu olabileceğinin doktrinde ileri sürüldüğünü, ancak Yargıtay kararlarında ve doktrin görüşlerinde genel kabul gören görüşün, iptal kararının ileriye dönük bir etkisi olduğu ve iptal kararının kesinleşmesi öncesi gerçekleşen işlemler bakımından bir etkisinin olmadığı yönünde bulunduğunu, somut olayda TTK'nın 395 ve 396.maddeleri uyarınca verilen yetkinin iptalinin, ancak kararın kesinleştiği tarihten sonraki işlemler bakımından önem taşıdığı, iptal tarihinden önce gerçekleştirilen işlemlerin anılan maddeler uyarınca verilen yetki kapsamında değerlendirileceği ve hukuka uygun olduğunun söylenebileceği, bu sebeple davalı yönetim kurulu üyesinin iddia konusu işlemlerin 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, gündemin 5. maddesinde TTK'nın395 ve 396.maddeleri uyarınca verilen yetki ve izin kapsamında gerçekleştirdiğinin düşünüldüğü, bu durumda iddia konusu işlemlerin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varıldığı, mahkemenin farklı düşüncede olması durumunda, anonim şirketlerde rekabet yasağına ilişkin eski hüküm (ETK m. 335) açısından tek yeniliğin 6102 TTK'da “yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümlerin saklı olduğuna” ilişkin TTK m. 396(4) olduğunu, bu yenilikle birlikte artık yönetim kurulu üyeleri dışında pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının bu konuda dava açma yetkileri olduğu konusunda bir şüphenin bulunmadığı (TTK m. 553), öte yandan rekabet yasağı konusunda TTK m. 396 özel hüküm niteliğinde olduğundan öncelikle uygulanması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin dava açmadığı veya açamadığı durumlarda rekabet yasağının ihlali nedeniyle dolaylı olarak zarar gören pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının TTK m. 553'e göre dava açabilmelerinin mümkün olduğu kabul edilmesi gerektiğini, ancak bu durumda pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının yalnızca tazminat talep etme haklarının bulunduğunu, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının dava açtığı böyle bir durumda zamanaşımı açısından TTK m. 560'ın değil, özel hüküm olması dolayısıyla TTK m. 396 (3)'teki zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiği, bu durumda üç aylık zamanaşımı süresinin başlangıcının davacı pay sahibi veya alacaklının öğrenme anı olduğunu, dava konusu işlemlerin TTK m.395 ve 396 kapsamında izni bulunmayan davalı yönetim kurulu üyesi tarafından gerçekleştirildiği varsayımında; dosyaya sunulan 23.07.2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında dava dışı ... A.Ş.'nin bir zararının bulunmadığı, bu sebeple davacı iddialarının bu aşamada ispata muhtaç olduğu, TTK m.395 ve 396 uyarınca verilen yetkinin iptali, ancak kararın kesinleştiği tarihten itibaren hüküm doğuracağı, iptal tarihinden önce gerçekleştirilen işlemlerin TTK m.395 ve 396 uyarınca verilen yetki kapsamında değerlendirileceği ve hukuka uygun olduğu, davalı yönetim kurulu üyesi ....'in iddia konusu işlemleri 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, gündemin 5. maddesinde TTK.m 395 ve 396 uyarınca kendisine verilen yetki ve izin kapsamında| gerçekleştirdiği, bu durumda iddia konusu işlemlerin hukuka aykırı olmadığı görüşleri belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek, davalıların ticari defterleri incelenerek tazminat hesaplanmasını ve yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece 03.02.2021 tarihli celse ara kararında, doktrindeki bir kısım ayrık görüşler haricinde, doktrindeki ağırlıklı görüşün ve Yargıtay kararlarında genel kabul gören uygulama gereği iptal kararlarının ileriye dönük etkili olması ve iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğurması nazara alındığında söz konusu 08.08.2014 tarihinde alınan kararın iptaline dair kararın 12.04.2018 tarihinde kesinleşmiş olması nazara alındığında söz konusu iptal edilen kararın hüküm ve etkisini gösterdiği 08.08.2014-27.03.2015 tarihinde alınan kararlara etki etmeyeceği dikkate alınarak davacının itirazının reddine ( Bkz. İzmir BAM 11. HD.2019/1881 , 2020/567 ,Yargıtay 11. HD. 2009/12053 E, 2011/6174 K. Yargıtay 11. HD. 2006/2545 E, 2007/5470 K., Yargıtay HGK. 2013/11-1048 E, 2014/430 K. Sayılı ilamları ), karar verilerek yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden dava reddedilmiştir. Taraflar arasında dava dışı ... AŞ'nin 08.08.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 5.maddesinde ortakların önergesi üzerine yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerindeki yetkilerin bir arada verilmesine yönelik alınan kararın şirket ortağı davacı tarafça Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/525 Esas - 2015/114 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/10329 Esas - 2018/2641 Karar sayılı 12.04.20218 tarihli ilam ile ... A.Ş.'nin karar düzeltme taleplerinin reddi ile kesinleştiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı tarafça TTK'nın 450.maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararının kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceği düzenlemesi dikkate alınarak davalıların genel kurul gündemi ile kabul edilen yetkiler kapsamında rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğradığını iddia ederek, davalılardan zararın tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, Yargıtay HGK'nın 2007/11-149 Esas - 2007/159 Karar ve 21.03.2007 tarihli ilamında belirtildiği üzere iptali gereken kararlar baştan itibaren geçersiz olmadıklarından iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Bu sebeple, davacı tarafın aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan, dava dışı ... AŞ'nin de söz konusu yetkilerin kullanılmasından dolayı herhangi bir zarara uğramadığı da alınan talimat bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde dosyadaki delillerin toplanmadığını, ulusal ve uluslararası piyasalardaki veriler celp edilmeden, davalı şirketlerin mali incelemesi yapılmadan ve itiraz edilen bilirkişi raporundaki hukuksuzlukların yok sayılarak karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirtmiş ise de dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın ilgili hükümleri uyarınca, delillerin ne şekilde ibraz edileceği ve celp edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup bu kapsamda dava ile ilgili olan tüm delillerin dosya içerisine celp ve ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca zarar gördüğü iddia edilen dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları da incelenmiştir. Bu kapsamda davalıların defter ve kayıtlarının incelenmesinde, HMK'nın 31. maddesi de dikkate alındığında, herhangi bir hukuki yarardan söz etmek mümkün görülmemektedir. Çünkü öncelikle iptal tarihinden önceki döneme ait işlemlerden dolayı zaten davalıların sorumluluğunun kabulü mümkün değildir. Yasal düzenlemeler kapsamında şirketin yönetim kurulu üyesi ve yönetici oldukları şirketlerin söz konusu şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağına uyma taahhüdü bulunsa dahi genel kurul yasal düzenleme kapsamında sonradan açılan dava ile iptal kararı verilmiş olsa bile yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine dair karar almıştır. Diğer taraftan, HMK'nın 266. maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 28172.maddesinde ise mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi tayin edeceği duruşmada sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği belirtilmiştir. Tarafların aynı maddenin 1. fıkrası gereğince itiraz ve beyan hakları olmakla birlikte, itiraz ve beyanları değerlendirerek bu konuda karar verme görev ve yetkisi, yasal düzenleme gereğince mahkemeye aittir. HMK'nın 282. maddesinde hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceğine yer verilmiştir. Somut davada, gerek talimat yoluyla alınan, gerekse de mahkemece alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Davacı vekilinin rapora dair aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince istinaf dilekçesinde yargılama konusu döneme ilişkin sermaye piyasası kurulu tarafından tanzim edilmiş denetleme raporu bulunduğunu, raporda davalıların haksız eylemlerde bulunduğunun tespitinin yapıldığını, tespitlerin yok sayılarak karar verildiğini ifade etmiştir. Dosyaya ibraz edilen Sermaye Piyasası Kurulu Denetleme Dairesinin denetleme raporu 30.04.2019 tarihli olup, raporun konusu ise 2016 yılı denetim programı kapsamında ... AŞ ile ilgili Karabük Başsavcılığının Kurul'a gönderilen soruşturma dosyasında ve maliye bakanlığının 08.03.2016 tarihli yazısı ekinde gönderilen şikâyet dilekçesinde 2013 yılındaki cüruftan skal elde edilmesine ilişkin hususların 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında incelenmesine dair olduğu, davacının belirtmiş olduğu 29.08.2012 tarihli SPK denetim raporunun 40 ve 41.sayfalarında ise TTK'nın 54. maddesinin tanımlandığı ve bu inceleme kapsamında bir kısım tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu raporda, davalıların rekabet yasağı hükümlerini ihlal nedeniyle şirket zararı oluştuğuna dair bir tespite yer verilmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15