Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/979
2024/1267
20 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/979
KARAR NO: 2024/1267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16.01.2019
NUMARASI: 2014/1237 Esas - 2019/29 Karar
DAVA: Ceza koşulu alacağı (İşçinin rekabet yasağı anlaşmasından kaynaklı)
Taraflar arasındaki ceza koşulu alacağı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 18/02/2013 tarihinde müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen iş sözleşmesinin 8.maddesine göre "...Çalışanın işverenin ve müşterilerinin gizli bilgilerine erişmeye haiz kilit görevde yer alması sebebiyle, gerek iş sözleşmesinin devamı süresince gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, iş yerinde çalışması vasıtasıyla elde ettiği, firmaya ait ticari, sınai ve teknolojik sırları kullanarak kendi namına işverenle rekabet edecek bir iş yapmamayı, işveren ile aynı sektörde faaliyette bulunan bir rakip müessesede çalışmamayı ve yine rakip bir müessesede ortak veya diğer bir sıfatla bulunmamayı, elde ettiği bilgileri rakip bir müesseseye satmamayı, aktarmamayı kabul ve taahhüt" ettiğini ve yine sözleşmece "...Çalışanın İstanbul il sınırları içerisinde işverenle aynı ya da benzer alanlarda faaliyet gösteren firmalarda iş sözleşmesinin çalışanın kendi isteği veya işverenin haklı ya da geçerli sebeple feshi ile sona ermesinden iki yıl sonra kısmen dahi olsa çalışamayacının" hüküm altına alındığını ancak davalı çalışanın sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini, bununla birlikte çalışanın altı aylık brüt ücreti tutarında cezai şartını da ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bunun davalı ile yapılan sözleşme maddesinde yer aldığını, ancak davalının ortada hiçbir gerekçe bulunmadan 18/02/2013 tarihinde sözleşme maddelerine aykırı olarak İstanbul sınırları içerisinde aynı sektör ve rakip bir şirkette çalışmaya başladığının öğrenildiğini ve rekabet yasağıyla alakalı iş sözleşmesini 18/11/2013 tarihinde verdiği istifa dilekçesini kendi iradesi ile ve de ihbar sürelerinde de çalışacağını da belirterek 16/12/2013 tarihi itibariyle sona erdirdiğini belirttiğini, ancak kendisine ve çalışmaya başladığı rakip işyerine bu husus hakkında 13/02/2014 tarihi ile ihtarname çekildiğini ve sözleşmeye aykırı hareketi sebebiyle aylık brüt ücret karşılığı olan 11.153,88 TL cezai şart ödemek durumunda olduğunu ve sözleşmeye sadık kalmak suretiyle rakip şirketteki yeni çalışma ilişkisini sonlandırması aksi halde yasal ve sözleşmesel hakların kullanılacağının ihtaren bildirildiğini, bunun TBK'nın 444. maddesinde "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir" denildiğini ve işçinin rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yasağın yer ve süre bakımından sınırlandırılmış olması gerektiğini bunun TBK'nın 445/1 maddesi uyarınca, rekabet yasağının süresi özel durumu ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağını, yasağın süresinin de iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlayacağını, yer bakımından ise sınır bir coğrafi bölge veya şehir olarak belirtilebileceği gibi işverenin faaliyetinin etki alanına atıfta bulunmak yoluyla belirlenebileceğini, TBK'nun 444/2 maddesi uyarınca söz konusu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikte olması gerekliliği bulunduğunu, TBK'nun 446/1 maddesine göre ise öncelikle işçi bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğunu, TBK'nun 180/1 maddesi uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir hükmünün yer aldığı ve sayılı maddeye göre işverenin herhangi bir zararı ispatlamak zorunda bulunmaksızın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı isteyebilmesi olanağının bulunduğunu ancak işçinin TBK'nun 446/2 maddesince "..cezai şart olarak kararlaştırılan miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilme olanağının getirildiğini, ancak zarar cezai şart miktarını aşıyorsa yine aynı madde uyarınca işçi aşan kısmı tazminini yükümlü kılındığını, işbu gerekçeler ile davalının iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükümlerine aykırı davranması nedeniyle altı aylık brüt ücretine tekabül eden toplam 11.153,88 TL cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesiyle, yargılama gideri gibi vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; 18/02/2013 tarihli iş sözleşmesinin 8.maddesinin müzakere edilmediğini, işveren tarafından kötü niyetle işçiye "..imzalamazsan çalışamazsın" baskısı ile kaçamak evrak olarak imzalatıldığını, anılan maddenin İş Hukuku, İş Kanunu Hükümleri ve İş Kanunu Genel Hükümlerine aykırı olduğu gibi çalışma özgürlüğünün de kısıtlandığını işbu sözleşmenin 8.maddesi Anayasa'da garanti altına alınmış olan "..çalışma özgürlüğünü kısıtlayacak" şekilde düzenlendiğini bu sebeplerle uygulanamayacağını, bununla birlikte ise işçinin işveren tarafından işe alınırken iş sözleşmesinin hakkaniyet ve adalet ölçüleri dışında şartlar ileri sürülmesi ile birlikte sözleşmenin kayıt altına alınmasının kabul edilemeyeceğini, davacı şirket ile müvekkilinin çalışmaya başladığı ... Mali Müşavirlik A.Ş'nin iş alanında muadil firmalar olmadığı gibi aynı sektörde olduklarının ise tartışılabilir olacağını ve yine davacı tarafın daha çok muhasebe kayıtlarını tutmakta olduğunu müvekkilinin çalışmaya başladığı şirketin ise denetleme işi ile iştigal olduğunu, müvekkilinin işletme okuduğunu ve mesleğinin de muhasebecilik olduğunu bu sebeple davacı şirket ile rekabet içerisindeki benzer bir firma dışında çalışacak bir mesleği olmadığını gibi davacı ve davalı arasında akdedilen işbu iş sözleşmesinin müvekkilinin mesleğini icra etmesini yasaklandığını ve bu düzenlemenin şekli itibari ile de çalışma özgürlüğüne aykırı olduğunu, dosyanın karar merciinin ise iş mahkemeleri olduğunu, yukarıdaki gerekçelerle görevsizlik kararı ile davanın esastan reddi kararı verilmesini ve yargılama gideri gibi vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yasa maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacı şirket nezdinde muhasebe asistanı olarak görev yaptığı, bu görevi ve dosyada bulunan görev tanımı belgesi dikkate alındığında davalının, davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında özel bilgi edinme imkânı sağlamayacağı, aksi durumun davacı tarafça somut olarak ortaya konamadığı hal böyle olunca haksız rekabet nedeniyle davalının cezai şart ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle belirtmek gerekir ki rekabet yasağı taraflar arasında akdedilen sözleşme, kanun ve içtihat ile belirlenen koşullara uygunluğu halinde, sözleşmesel ilişki sonrasında rekabeti engelleyecek nitelikte sınırlama getirilmesini mümkün kıldığını, nitekim Yargıtay içtihatlarında da bahse konu yasağın konu, bölge ve zaman bakımından uygunluğunu aradığını, aşağıda izah edileceği üzere sözleşme hükmü bu unsurlar bakımından uygun olduğundan cezai şartın ödenmesi gerektiğini, İlgili Sözleşme hükmü ile davalının rekabet etme yasağının, İstanbul ili sınırları ile (Bölge bakımından), 2 yıl süre için (Zaman bakımından) ve işverenle aynı veya benzer alanda rekabet eden firmalarda (Konu bakımından) yer almasının kısıtlandığını, tüm bu unsurlar bakımından rekabet yasağı hükmü esas bakımından hukuka uygun olduğu gibi yazılılık niteliği dolayısıyla kanunda aranan şartlar kapsamında şekli bakımdan da geçerli olduğunu, Bilirkişi incelemesi yapılması halinde davalının rekabet yasağı kapsamındaki taahhütlerine aykırı davrandığının ispatlanacağını, Müvekkili şirketin müşterilerine yüksek kalitede ve güvenilir muhasebe, vergi, denetim, kurumsal finansman ve danışmanlık hizmetleri verdiğini, davalının, müvekkil şirket bünyesinde çalıştığı sürede gerek şirkete gerekse şirketin birlikte çalıştığı müşterilerine ait ticari ve idari bilgi, belge ve kayda erişim yetkisine sahip olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirket tarafından rekabet yasağı ilişkisine ihtiyaç duyulduğunu ve bu itibarla şirketin ve müşterilerinin ticari işleri ve müşteri çevresine ilişkin bilgilerin muhafaza edilmesinin amaçlandığını, davalının, müvekkili şirket bünyesinde “kilit personel” olduğuna dair şüphesi var ise davalının müvekkili şirket bünyesinde edinmiş olduğu bilgiler doğrultusunda yeni istihdam ettiği dava dışı ... Muhasebeci bünyesinde yapmış olduğu işlerin karşılaştırılması halinde davalının rekabet yasağını ihlal ettiğinin ispatlanacağı kanaatinde olduklarını, Nitekim ayırt etme gücüne sahip davalı tarafından ilgili rekabet yasağı hükmü, iş akdiyle birlikte imza altına alınmış, bu hususta herhangi bir ihtirazı kayıt eklenmediğini, itiraz yahut çekince öne sürülmediğini, bu itibarla davalının, iş ilişkisi kurulması sürecinde özgür iradesi ile mutabık kaldığı hususa, huzurdaki dava kapsamında itirazda bulunmasının yerinde olmadığını, Müvekkili şirket ve davalı arasındaki iş akdinin, davalı tarafından haksız bir şekilde neticelendirilmesinin ardından, iş akdinin sonlanmasını takiben 2 yıllık müddeti kapsayacak rekabet yasağı hükmü geçerli olacağını, müvekkili şirketle iş ilişkisini sonlandıran davalının, başkaca bir denetim firmasında çalışmaya başladığından, ilgili hüküm çerçevesinde cezai şart ödenmesi gerektiğinin ortada olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 444-447 maddeleri uyarınca işçinin rekabet yasağını ihlali nedeniyle sözleşmedeki cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddene karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, bu kapsamda davalının müvekkili şirketin yanında çalışmaya başladığını, ancak davalının müvekkili nezdinde yapmış olduğu çalışmayı tek taraflı feshi ile sonlandırdığını ve aynı konuda faaliyet gösteren bir başka işyerinde çalışmaya başladığını, bu durumun taraflar arasında yapılan iş sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin ilgili maddesi (8. maddesi) gereğince davalının altı brüt maaş tutarında cezai şart ödemesinin gerektiğini ileri sürerek, toplam 11.153,88 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. İlk derce mahkemesince davalının davacı iş yerinde muhasebe asistanı olarak görev yaptığı, bu görevi ve dosyada bulunan görev tanımı belgesi dikkate alındığında davalının davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında özel bilgi edinme imkanı sağlamayacağı, aksi durumun davacı tarafça somut olarak ortaya konmadığı, hal böyle olunca davalının sorumlu görülmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin bir başka denetim asistanı olarak çalışanı olan ... ile ilgili açtığı davada verilen kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11 HD 2021/4373 E 2022/6203 K 22.09.2022 tarihli emsal kararı da dikkate alındığında; davalının, davacı firma ile aynı konuda çalışan başka bir firmada görev yaptığı belirlenmiş olsa da muhasebe asistanı olarak iş yapış şekilleri göz önüne alındığında davalının davacı firmanın sırlarını ifşa edecek bir bilgiyi davalı lehine kullanamayacağı ve dolayısıyla davacı iş yerinden kendi isteği ile ayrılmış olmasının önemli bir zarara neden vermediği, ayrıca geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinden de bahsetmek için tüm koşulların yani 6098 sayılı Yasa'nın 444 ve 447. maddelerindeki tüm şartların birlikte olması gerektiği, iş verenin bu yasağı sürdürmesinde gerçek bir yararının olmadığı dolayısıyla davalıdan bu şekilde rekabet yasağına dayalı cezai şart talebinin de makul görülmediği, ayrıca davacının da davalı tarafından bilgi ve belgelerinin ifşa edildiğine dair ve kendisinin bu konumda olduğunu gösterir bir dayanak ve belge de sunulmadığı anlaşılmakla, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15