SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/957

Karar No

2024/1258

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/957

KARAR NO: 2024/1258

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 19.01.2021

NUMARASI: 2019/824 Esas - 2021/39 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanarak davacı tarafından keşide edilen faturaların ödenmemesi sebebi ile davalı adına İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirtilerek; davalı şirketin adına kayıtlı araçların ve gayrimenkullerin 3. şahıslara devrinin önlenmesi için üzerlerine ihtiyati tedbir ve haciz konulmasını, borçlu tarafından haksız ve kötüniyetli olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılmış olan itirazın şimdilik 42.886,42-TL kısmının iptali ile takibin devamına, borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiş olduğunu beyan ederek %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin takip konusu yapılan faturalara ilişkin bir borcu bulunmadığını, işbu husususun ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile ispatlanacağını, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmamasının yanı sıra mezkur faturalarda alacaklı olarak ...'un olmadığını, davacı tarafça bu hususun açıkça bilinmesine rağmen bu faturaların da takip konusu yapılak haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...BA-BS formlarının celbi için ilgi vergi dairelerine müzekkere yazılmıştır. Anılan formlar dosyaya kazandırılmıştır. Sunulan bilirkişi raporu, davacı ve davalının ticari defter kayıtları, celp edilen BA/BS formaları ile tüm dosya içeriği kül halinde düşünülüp değerlendirildiğinde; Taraflar arasında cari hesaptan kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, yazılı bir sözleşme bulunmadığı, her iki tarafın 2019 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olduğu, bu durumun davacı ve davalının aleyhine delil teşkil ettiği, davacının düzenlediği tüm faturaların davalı şirketin ticari defterinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin faturalara itiraz ettiğinin dosya içeriğine göre anlaşılamadığı, faturaya 8 gün içinde itiraz etmeyen davalı yönünden faturaların kesinleştiği ve ayrıca faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 2018 yılında işletme hesabına göre defter tutan davacının 2018 yılı için BA/BS bildirim yükümlülüğü olmadığı anlaşılmakla davalının ticari defterlerine göre davacının 17.695,60-TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda irdelenen iki (2) adet ödemenin banka ekstrelerinde yer almadığı, ödemelerin elden yapıldığının beyan edildiği nazara alındığında; tacirlerin elden ödeme yaptığı iddia ve savunmasının TTK.'nun 18/2 maddesinde düzenlenen tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu değerlendirilmiş ve elden ödeme beyanı itibara alınmamıştır. Bu sebeple davalının ticari defter içeriği hükme esas alınmış ve davacının 17.695,60-TL alacaklı olduğu değerlendirilmiştir. Davacı harca esas değeri (dava değeri) 42.886,42-TL olarak dava dilekçesinde beyan etmiştir. Davanın 17.695,60-TL üzerinden kısmen kabulü-kısmen reddi kararlaştırılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde; davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) -muayyen- mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak (17.695,60-TL) üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup davanın tarafı olan tacirler arasındaki ticari ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu gerçeği karşısında takibin ticari faiziyle devamına..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takibe yapılan itirazın iptaline, duran takibin 17.695,60-TL üzerinden ticari faiziyle devamına, asıl alacak olan 17.695,60-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna dayanak alınan tarafların ticari defterleri ile müvekkili şirketin davacıya borcu olduğu kanısına varılması mümkün olmadığını, HMK'nın 222/2'de " Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." ifadeleri yer almakta olup davacının yasal defterlerinden 2018 yılına ait olarak müvekkili şirketin davacıya borcu olmadığının görüldüğünü, davacının 2019 yılına ait ticari defterlerinde ise müvekkilinin davacıya 3.953,00 TL borcu olduğu görülmekteyse de davacının 2019 yılına ait ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hal böyle olunca bilirkişi raporunun sonuç bölümünde kanaat edilen borç miktarlarının kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu yasal defterlerin usulüne uygun tutulmamakla birlikte defter kayıtları da birbirlerinin doğrulamadığını, yine davacının sunmuş olduğu faturaların hepsi davacı tarafından düzenlenmediğini, bir kısmı ... Temizlik Hizmetleri - ... tarafından düzenlendiğini, davacı iddiasını faturalarla ve ticari defterleri ile ispatlayamadığını, Kabul anlamına gelmemekle birlikte aleyhlerine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine rağmen davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının elden ödeme yaptığı yönündeki iddiasının mahkemece gerekçe kısmında reddedilir iken alacak hesabı yapılırken kabul edilmişçesine hesap yapıldığını, davalının itiraz ettiği bir fatura bulunmadığını, müvekkili tarafından düzenlenen faturaların tamamının davalının yasal defterinde görüldüğünü, İş bu yargılama içerisinde davalının faturalara ilişkin bir itirazı da mevcut olmadığını, davalı şirket tarafından müvekkilinin düzenlemiş olduğu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi bu faturalar şirketin yasal defterlerine de kaydedildiğini, Tüm incelemeler sonucunda görüldüğü üzere davalı tarafın 2019 yılına ait yasal defterinde davalının müvekkiline olan bakiye borç miktarı 17.695,60 TL, davalı tarafın 2018 yılına ait yasal defterinde davalı tarafın elden ödediğini iddia ettiği 8.189,96 TL ve 159-320 Hesaplar Arası Virman ile davalı şirket hesaplarında kalan toplam 13.800,00 TL alacağın mevcut olduğu ve müvekkiline ödenmediğinin tespit edildiğini, müvekkilinin alacaklı bulunduğu bu kalemlerin toplamı olan 39.685,56 TL, icra takibine ve işbu yargılamaya konu asıl alacak miktarına tekabül ettiğini, görüleceği üzere davaya konu edilen asıl alacak miktarı ile davalının müvekkiline olan borç miktarının birbiri ile uyuştuğunu, Müvekkilinin fatura bedelleri ile birlikte işlemiş faiz alacağı da bulunduğunu, bu hususun mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yanılgılı değerlendirme yapılarak TBK'nın 117.madde hükmü atfıyla müvekkilinin davalıyı temerrüde düşürmediği gerekçe gösterilerek faiz hesaplaması yapılmamış olsa da bu tespit hukuki dayanak ve mesnetten yoksun olup yerel mahkeme tarafından göz ardı edilmesi gerektiğini, taraflarınca davalının, iadeli taahhütlü mektupla temerrüde düşürülmüş olup 29/09/2020 tarihli delil dilekçenin ekinde taahhüt kağıdı dosyaya ibraz edildiğini, Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bu temerrüte düşürmeleri kabul edilmese dahi 6102 Sayılı TTK'nin 19. Maddesinde ticari iş karinesi düzenlenmiş olup iş bu yargılamada tarafların tacir olduğu ve aralarındaki ilişkinin ticari iş olduğu mahkeme tarafından tespit edildiğini, iki ticari işletme arasında mal ve hizmet sağlamaya yönelik olarak akdedilen sözleşmelerde, ödeme günü veya süresi kararlaştırılmamış olduğu veya kararlaştırılan vadenin TTK m. 1530/5’e göre geçersiz sayıldığı hallerde, hükmün dördüncü fıkrası uygulama alanı bulacağını, TTK'nın 1530/4-a uyarınca para borçlusu, malın tesliminden veya hizmetin ifasından sonra fatura veya eş değer ödeme talebini almasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünü, TTK'nın 1530’un uygulama alanına giren ve vade kararlaştırılmayan sözleşmelerde, mal teslimi veya hizmet ifasını gerçekleştirmiş olan alacaklının ihtar çekmek yerine fatura veya eş değer ödeme talebi göndermesi yeterli olacağını, bu durumda, fatura veya eş değer ödeme talebi, ihtarın yerini tutmakta, ancak ihtardan farklı olarak borçlu temerrüdünün sonuçlarını derhal değil, fatura veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasından 30 gün sonra doğurduğunu, TTK'nın 1530/4-b’de düzenlendiği üzere, alacaklı tarafından gönderilen fatura veya eş değer ödeme talebinin para borçlusu tarafından alınma tarihi belirsizse, para borçlusu, alacaklının malı teslim etmesi veya hizmeti sağlamasından 30 gün sonra ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğinin sabit olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve ecra inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davlaya verilen nakliye hizmeti nedeniyle alacaklı olduğunu, davalı ise borcu bulunmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi raporu alınarak yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derce mahkemesinin kısmen kabul gerekçesinde yer verildiği üzere, " davalının ticari defterlerine göre davacının 17.695,60-TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda irdelenen iki (2) adet ödemenin banka ekstrelerinde yer almadığı, ödemelerin elden yapıldığının beyan edildiği nazara alındığında; tacirlerin elden ödeme yaptığı iddia ve savunmasının TTK.'nun 18/2 maddesinde düzenlenen tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu değerlendirilmiş ve elden ödeme beyanı itibara alınmamıştır. " denildikten sonra elden ödendiği kayıtlanan toplam 8.189,26 TL dikkate alınmaksızın davanın 17.895,60 TL asıl alacak yönünden kabulü şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu hâliyle mahkemece verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğundan, öncelikle bu nedenle kararın kaldırılması gerekmektedir.İlk derce mahkemesi kabulüne göre ise; taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle alının bilirkişi raporunda, davacı faturalarının davalı yan defterlerinde de kayıtlı olduğu, davlının ödeme kayıtları kapsamında davacıya kendi ticari kayıtlarında 17.695,60 TL borçlu görüldüğü, yine davalı kayıtlarında 10.07.2018 tarihli 7.000,00 TL ve 31.12.2018 tarihli 6.800,00 TL tutarlı iki adet virman ile davacıya ödeme kaydı bulunduğu tespit edilmiş, davacı vekilince iş bu ödeme kaydına ve rapora itiraz edilmesine rağmen bu kayıtlar esas alınarak sonuca gidilmiştir. Davacının davalı kayıtlarında virman ödemesi olarak kayıtlı bu ödemenin yapılmadığı iddiaları kapsamında, mahkemece davacının rapora itirazları karşılanmaksızın ve ek rapor alınmaksızın sonuca gidilmesi de doğru görülmemiştir. Yine davacı vekilince takip ve dava konusu alacağa ilişkin faturaların 29.09.2020 tarihli iadeli taahhütlü mektupla davalıya gönderildiği ve davalının bu surette temerrüde düşürüldüğü, buna göre takipte istenen faiz alacaklarının reddinin doğru olmadığı ileri sürülmüş olmakla, davacının fatura bilgileri yazılı 29.09.2020 tarihli dilekçe ekinde iadeli taahhütlü mektup aslını sunduğu da gözetildiğinde, temerrüt oluşturup oluşturmadığı bakımından davacının bu delili değerlendirilip tartışılmaksızın sonuca gidilmesi de usule aykırı olmuştur. Bunlar dışında davalı yanın yargılama sürecinde sunduğu dilekçelerinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesince davanın kısman kabul kısmen reddine hüküm oluşturmasına rağmen, davalı yanın kötü niyet tazminat talebi hususunda olumlu ya da olumsuz hiç bir değerlendirme yapılmamış olması da usule aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.09.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınsatımdanİptaliözetisavunmalarınınistinafdereceistanbulgerekçesebeplerikaynaklı)İtirazın(Ticariincelemekararınınileri"babsiddianumarasımahkemesi

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim