Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/921
2024/1251
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/921
KARAR NO:2024/1251
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:30.09.2020
NUMARASI:2018/826 Esas - 2020/487 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Bonodan kaynaklı)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi ile dava dışı takip borçlusu .... Şti. arasındaki ticari ilişki kapsamında söz konusu borçlu şirket tarafından müvekkile olan borcuna karşılık olmak üzere davaya konu icra takibinin müstenidi keşidecisi davalı ..., keşide tarihi 06/01/2015 vade tarihi 30/04/2015 olan 8.000,00 TL bedelli senedin müvekkiline ciro ve teslim edildiğini, müvekkilinin işbu senetten doğan alacağının tahsili amacıyla .... sayılı dosyası ile davalı ve dava dışı ..... Şti. hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından takibe konu senedin zamanaşımına uğradığı ve senet bedelinin senette ciranta görünen ..... Şti.’ye ödendiğinden bahisle icra takibindeki borca, faizine ve takibin fer’ilerine itiraz edildiğini, davalı borçlunun icra takibine vaki itirazı haksız ve suiniyetle yapılmış olduğunu, davalının..... sayılı dosyasına sunmuş olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; senet bedelini ....'a ödediğini, kendisinin de mahkemede şahitlik edeceğini, makbuz ve tahsilat fişlerinin fotokopisinin mevcut olduğunu beyan ederek; borcu olmadığını, gereğinin yapılmasını, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İcra ve dava konusu bono zamanaşımına uğramıştır Zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiğinden nedeniyle ispat yükü davacı alacaklıdadır. Davacı bono nedeniyle alacaklı olduğunu ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ispatla yükümlüdür. Bu noktada tüm dosya kapsamında davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazda ve davadaki beyanlarında; bonodan dolayı borçlu olduğunu kabul etmiş, borcunu davadışı .... Kırtasiyeye nakden ödediğini, borcunu ödedikten sonra senet aslını istemediğini, alacaklının yırttığını düşündüğünü, senedi kötüniyetle ele geçirmiş olan alacaklının icra takibi yaptığını belirtmiş ve birtakım makbuz örneklerini dosyaya sunmuştur. Davalı borçlu bonodan dolayı borçlu olduğunu kabul etmiş, ancak borcunu ödediğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat yükü borcunu ödediğini iddia eden davalı karşı tarafa geçmiştir. Davalı borçlunun dosyaya sunnduğu 08/10/2018 tarihli İbraname başlıklı belge icra takip ve dava tarihinden sonra düzenlenmiş tek taraflı bir belgedir. Yine davalının sunduğu 11/11/2015 tarih 2000TL bedelli ve 27/07/2015 3000TL bedelli tahsilat makbuzları üzerinde "8000 TL lik senede mahsuben" ibareleri yazmakta ise de; ödemelerin icra takibine konu bonoya karşılık olup olmadığı belli değildir. Bununla birlikte; dava konusu somut olayda takibe dayanak yapılan belge bono olup zaman aşımına uğrasa bile zaman aşımı süresinden itibaren bir yıl içerisinde davacı alacaklı tarafından takibe konu edilmiştir. Bonolarda da uygulanması gereken TTK'nun 732.maddesi gereğince zaman aşımına uğrasa bile bunlar poliçenin hamiline karşı onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. TTK 732/4 maddesi gereğince zaman aşımı tarihini takip eden bir yıl içerisinde takibe konu edildiğine göre davalı taraf sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmelidir. Davalı borçlu sebepsiz zenginleşmediğini veya davacı alacaklının senedi kötüniyetle takibe konu etiğini ispatlayamadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, ilk derece mahkemesi 13.04.2021 tarihli istinaf başvurusunu değerlendirme kararıyla; "...Mahkememizce verilen 30/09/2020 tarih ve 2020/487 Karar sayılı davalı vekili tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesi ile istinaf edilmiş olup, dosya incelendiğinde mahkememiz dava dosyasının yapılan duruşmaları sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve davalının davayı takip ettiği ve kendisine yapılan karar tebliğ sonrasında kararın 08/12/2020 tarihinde kesinleşmesine müteakip vekil aracılığıyla mahkememizce verilen kararı istinaf ettiği anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle, davalı tarafından verilen istinaf başvurusunun reddine dair ek karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkiline gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, mahkemenin müvekkilinin bilinen adresine direkt usule aykırı olarak 21/2'ye göre tebliğ çıkardığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsendiğini, Buna göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılmasının mümkün olmadığını, muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerektiğini, muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiğini, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/7284 e. 2019/5608 k. 23.09.2019 tarihli ilamının ekli olduğunu, Müvekkiline usulüne uygun olarak yapılmayan tebligat nedeniyle müvekkilinin zor duruma düştüğünü, hakları gasp edildiğini, öte yandan haklı istinaf talebinin reddine karar verilmesinin de müvekkilinin mağduriyetini katladığını belirterek, istinaf başvurusunun süre yönünden reddine dair ek kararın kaldırılarak asıl karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, asıl karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin senet bedelini ....'a ödediğini ve buna ilişkin olarak makbuz ve tahsilat fişlerini dosyaya sunduğunu, müvekkilinin dürüst bir şekilde mahkemeye karşı borcu ödediğini beyan etmiş aynı şekilde bu durumu ispatlayacak evrakları dava dosyasına sunduğunu, Müvekkilinin sunmuş olduğu belgeler yazılı delil başlangıcı hükmünde olup müvekkilinin tanık dinletme talebi değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, Makbuzun kurumunun doğası esas alınarak doldurulması gerektiğini, buna göre, özellikle TBK m.88/c.2’nin lafzı ve hükümdeki “de” bağlacı göz önüne alındığında makbuz “verilmesinin” genel sonucu, “makbuzda yer alan borcun karine olarak ifa edilmiş sayılması” olarak ortaya konulduğunu, bir makbuzun borçlunun zilyetliğinde olması, o makbuzun borçluya verildiğine karine teşkil edeceğini, Bu anlamda müvekkilinin makbuz sunduktan sonra ya borcun ifa edildiği mahkemece kabul edilmesi gerektiğini ya da ispat yükünün artık davacıya geçerek borcun devam ettiğine ilişkin belgeler ortaya konulması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin borcunu ödediğini ispat ettiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, zaman aşımına uğrayan bonoya dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkinidir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, ilk derce mahkemesinin 2018/826/ E 2020/487 K 13.04.2021 tarihli ek kararı ile kararın istinaf süresinden sonra ve kesinleşmesinden sonra istinaf edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davalı vekilince, yasal süresi içinde ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilince ilk derce mahkemesinin esasa ilişkin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, ilk derce mahkemesinin 2018/826/ E 2020/487- K sayılı, 13.04.2021 tarihli ek kararı ile kararın istinaf süresi geçip kesinleştikten sonra istinaf edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddedildiği, bu kez davalı vekilince iş bu ek karara karşı da istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Buna göre öncelikle ilk derce mahkemesinin 2018/826/ E 2020/487 K 13.04.2021 tarihli ek kararının istinafen incelenmesi, ek kararın doğru olduğu sonucuna varılması hâlinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, ek kararın yasa ve usule aykırı olduğu sonucuna varılması hâlinde ise esasa ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesi gerekecektir. Davacı vekilince ilk derece mahkemesi gerekçeli kararının davalı müvekkiline usule uygun tebliğ edilmediği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Somut olayda, davacı yanca açılan eldeki davada, dava dilekçesinde davalının TC nosunun belirtildiği, dava dilekçesinde bildirilen TC nosuna göre davalı adresinin .... Güngören/ İstanbul olduğunun anlaşıldığı, bu adresin aynı zamanda davalının mernis adresi olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince yargılama sürecinde dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalıya iş bu adresi itibariyle TK'nun 21/1. maddesi uyarınca normal yolla çıkarılan tebligat ile usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, dosyadaki şerhli tebligat örneğinden anlaşılmaktadır. Sonrasında gerekçeli kararın ise aynı adrese TK'nun 21/1 maddesi uyarınca normal tebligat yolu ile tebliğe çıkarılmaksızın, mahkemece aynı zamanda davalının mernis adresi olan bu adresine TK'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkarıldığı ve tebligatın anılan 21/2. madde uyarınca 23.11.2020 tarihinde yapıldığı, bu tebligat esas alınarak kararın, 08.12.2020 tarihi itibariyle kesinleştirildiği görülmektedir.Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır. 7201 Sayılı Yasa'nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde; kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır 7201 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise 21/1. maddeye göre, bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, tebligat yapılacak kişiye önce, bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Tebligat Kanunu 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu (TK)'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir.Somut olayda, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararın davalının aynı zamanda mernis adresi olduğu anlaşılan .... Güngören/ İstanbul adresine çıkartılan tebligatla dava dilekçesi tebliğ edilmiştir. Yani az yukarıda anlatılanlar ışığında davalının bilinen en son adresi ... Güngören/ İstanbul adresidir. Bahsi geçen bu adrese yargılama aşamasında çıkarılan tebligata ilişkin tebliğ imkansızlığı veya iade gibi bir durum sözkonusu değildir. O hâlde ilk derece mahkemesince bundan sonraki tebligatların ve gerekçeli kararın yine belirtilen ... Güngören/ İstanbul adresine doğrudan tebligat yoluyla çıkartılacak tebligatla yapılması gerekli olup, ancak bu kez tebligatın yapılamaması durumunda gerekçeli kararın yazıldığı tarih itibariyle davalının adres kayıt sistemindeki adresi olan... Güngören/ İstanbul TK 21/2 maddesi uyarınca çıkarılması gerekir. Ancak buna aykırı olarak doğrudan TK 21/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar tebliğe çıkarılmıştır. Usulsüz tebligat nedeniyle ve davacının tebligatı daha önce öğrendiğine dair bir kanıt bulunmamasına göre, davalı vekilinin asıl karara yönelik verdiği ilk istinaf dilekçesinin süresinde yapıldığı kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair ek kararı kaldırılarak, asıl karara yönelik istinaf başvurusu incelenmiştir. Davalı vekilinin beyanlarıyla da kabul edildiği üzere; zamanaşımına uğrayan bonoda müvekkilinin keşideci olduğu, davacının ise bonoyu lehtar ciranta ... cirosuyla aldığı anlaşılmaktadır. Davalı yanca bononun lehtar ciranta ...'a haricen ödendiği (makbuz örnekleri ile), yine bu konuda noterden alınmış ibra olduğu ileri sürülerek delil olarak dayanılmıştır. İlk derece mahkemesince, sunulan ibranamenin icra ve takip tarihinden sonra düzenlenmiş tek taraflı belge olduğu, sonradan her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğu, yine davalının sunduğu tahsilat makbuzlarında bononun tüm bilgileri yer almamakla, alacağa dayanak bonoya karşılık olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle ve TTK'nın 732. maddesi uyarınca bono keşidecisi davalının zamanaşımına uğrayan bono nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekilince her ne kadar sunalan makbuzların delil başlangıcı olduğu kabulü ile bononun üçüncü kişiye ödendiğinin kanıtlanması için tanık deliline dayanılmış ise de makbuzlarda davacının taraf olmadığı, davacıdan sadır belge olduğunun kabul edilemeyeceği de gözetildiğinde ve ayrıca uyuşmazlığın miktar ve değeri itibariyle tanık dinlenmemesi hukuken mümkün olmadığından, bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki bonoya bağlı bir borç ödenirken, hakkın senede bağlı olduğu dikkate alınarak, bononun iadesi karşılığında ödeme yapılması ya da bononun arkasına kısmi ödemelerin yazılması gerekirken (TTK m.778/1.c atfıyla m.709), bunlara uyulmadan yapıldığı iddia edilen ödemelerin (kötü ödemelerin), üçüncü kişi konumundaki iyi niyetli senet hamiline karşı ileri sürülmesi de mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin emsal nitelikteki 2021/3739 E- 2022/569 K sayılı, 24.01.2022 tarihli kararı- UYAP).Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32