Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/939
2024/1250
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/939
KARAR NO: 2024/1250
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17.02.2021
NUMARASI: 2020/699 Esas - 2021/109 Karar
DAVA: Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 05/10/2015 tarihinde Kaldıraçlı Varlık Alım Satım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı şirketin hesabına 71.400 USD gönderildiğini, davacının emir ve talimat vermek istediğinde şirket tarafından uzman bir rehber görevlendirileceğini, eğer verdiği emrin zarar etmesine sebep olacaksa müdahale edeceklerini böylece davacının hiçbir kaybı olmayacağını ifade ettiklerini söylediğini, davacıya verilen şifre ile siteme giriş yapma imkanı tanındığını, uzman rehber görevlendirilmediğini, ortaya çıkan risklere karşı uyarılmadığını, bunun sonucunda da sürekli zarar ederek yatırmış olduğu parayı kaybettiğini belirterek davacı ile davalı arasındaki sözleşmesinin iptaline, 1.000 USD zararlarının davalıdan faizi birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı arasında sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmenin bir suretinin davacı tarafından alınarak imzalandığını, davacıya mevzuatın zorunlu kıldığı sirs bildirimi yapıldığını ve söz konusu risk bildirimi dışında davacının elektronik posta adresine müşteri temsilcisi tarafından bilgilendirime maili gönderildiğini, davacının uğradığı maddi zararın nedeni bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilen işlemlerde, bizzat kendisi tarafından alınan yanlış yatırım kararları olduğunu, sözleşme hükümleri ile bu zarar arasında herhangi bir illeyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı arasında yapılan aracılık sözleşmesinin bildirim şekline ilişkin 34.maddeside davacının aylık ve günlük geri bildirim kanallarından "masrafı kendine ait iadeli taahhütlü olarak gönderim" haricinde tüm kanallar vasıtasıyla kendisine bildirim yapılmasına muvafakat ettiği, günlük ve aylık bildirimler için elektronik posta ve uzaktan erişim incelemesine açık tutulması yönünde onay verdiği anlaşılmıştır. Risk bildirim formunun son kısmında tasarrufları işlemleri yönlendirmeden önce dikkatli ve etraflıca araştırma yapılması gerektiği hususu hatırlatılmıştır. Davalı kurum tarafından davacıya kaldıraçlı işlemler için 100/1 oranı uygulanmıştır. Kaldıraçlı işlem, yatırımcıların hesaplarında bulunan teminatlarla, teminat miktarının belirli katına kadar işlem yapmalarına imkan veren, kaldıraç nedeniyle doğru yön tespit edilirse yüksek gelir elde edilmesine imkan sağlayan, tersi durumda ise yüksek kayıplara sebebiyet verebilen rizikosu yüksek finansal bir mekanizmadır. Kaldıraçlı işlemler başlangıç teminatlı tutarları ile parite ve emtia konusundaki kısıtlamalar hariç maksimum 10/1 oranında kaldıraçlı olarak gerçekleştirilir. Kaldıraçlı işlemler piyasası 5 gün 23 saat açık, spot, borsa dışı finansal bir piyasadır. Dolayısıyla rizikosu yüksek işlemlerdir. Kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmak piyasada lehe olabileceği gibi aleyhe de dönmesi mümkündür. Davalı kurum tarafından risk bildirim formunun yukarıda belirtilen şekilde matbu form olarak imzalatıldığı, risklerin ayrıntılı olarak anlatılmadığı değerlendirilmiştir. Ne var ki, dosyada mübrez günlük ve aylık bildirim elektronik postaları incelendiğinde davacının yapmış olduğu tüm işlemlerin düzenli olarak kendisine bildirildiği, başlangıçta davalı tarafından yeteri kadar aydınlatılmasa dahi ilk işlem tarihi 05/10/2015 tarihinden son işlem tarihi 13/01/2016 gününe kadar yapılan günlük ve aylık bilgilendirme mailleri ile işlemler hakkında bilgi sahibi olduğu, davalı tarafından 02/11/2015 ile 25/11/2015 tarihlerinde uzaktan eğitim modüllerinin elektronik posta yoluyla davacıya gönderildiği tespit edilmiştir. Bu noktadan sonra artık davacının riskler hakkında yeteri kadar aydınlatılmadığı yönündeki iddiaları her şeyden önce TMK'nın 2. maddesinde kaleme alınan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kaldı ki, Sermaye Piyasası Kurulu'nun ilgili tebliği ile portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı hizmeti yasaklanmıştır. Bu nedenle riskler konusunda aydınlatılmadığı ve uzman rehber görevlendirilmediği yönündeki davaya dayanak teşkil eden iddialar yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan sözleşme hakkında davalı şirketin sözleşmenin içeriği hakkında davacıyı açık bir şekilde bilgilendirmesi gerektiğini, hatta gerekirse sözleşme maddelerinin taraflar arasında müzakere edilmesi gerektiğini, nitekim bizim olayımız da maddeler müzakere edilmediği gibi davalı tarafın beyanlarına göre davacının bunları bilmesi gerektiği ifade edildiğini, genel işlem koşulları hükümlerinin uygulanacağı bir sözleşme var ise bilgilendirmenin ve aydınlatmanın açık olması gerektiğini, bünyesinde birden fazla teknik terimler bulunan sözleşmenin tabi ki düzenleyeni tarafından açıklanması gerektiğini, sıradan bir vatandaşın risk seviyesini bilmesi düşünülemez şeklinde bir beyan ile emredici kurallara aykırı hareket etmek kabul edilemeyeceğini, SPK’nın ilgili tarihte uygulanmakta olan Kaldıraçlı Alım - Satım İşlemlerine İlişkin seri: V No:125 Tebliğ’in 18/1 maddesi düzenlemeden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin karşı tarafı konumundaki müşteriye gönderilmesi gerekli olan risk bildirim formu sözleşmeden önce iletilmiş olması gerektiğini ve müşterinin bu risklerle ilgili bilgilendirilmesi gerektiğini, davalı tarafından tebliğe aykırı hareket edildiğini ve tebliğ de istenilen hususlara uyulmadığını, davalının müşterisini aydınlatmadan bir an evvel sözleşme imzalatma ve müşterisinden haksız kazanç elde etme yoluna tevessül ettiğini, risk bildirim formunun müvekkili tarafından sadece isim soyisim yazılarak imza altına alındığını, sözleşme ve eki niteliğindeki risk bildirim formu kurye tarafından iletilmiş ve müvekkili tarafından art arda gelen sayfaların imzalandığını, risk bildirim formunun geçerlilik şartlarından olan müşterinin "bu formun okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak zorundadırlar" şeklindeki şekil şartına da aykırı olduğunu, dosyada bir örneği de mevcut olan risk bildirim formunun "okudum ve anladım, elden teslim aldım" şeklinde yazılı ve hazır bir metin bulunduğunu, müvekkilinin el yazısını içeren herhangi bir beyan mevcut olmadığını, nitekim alınan bilirkişi raporunda da sözleşmenin yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun hazırlanmadığının belirtildiğini, buna rağmen davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki kaldıraçlı alım/satım işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlere ilişkin olarak davalının sözleşmeyi ihlal ettiği iddiasına dayalı sözleşmenin geçersiz olduğununun tespiti ile uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Kaldıraçlı işlem, yatırımcıların hesaplarında bulunan teminatlarla, teminat miktarının belirli katına kadar işlem yapmalarına imkân veren, kaldıraç nedeniyle doğru yön tespit edilirse yüksek gelir elde edilmesine imkân sağlayan, tersi durumda ise yüksek kayıplara sebebiyet verebilen rizikosu yüksek finansal bir mekanizmadır. Taraflar arasında 05.10.2015 tarihli " İnternet Üzerinden Yapılacak İşlemlere İlişkin Sözleşme", "Kaldıraçlı Varlık Alım-Satım İşlemleri Risk Bildirim Formu", " Kaldıraçlı İşlemler Alım-Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" ile Müşteri Tanıma Formunun ve Mali Bilgiler Formunun imzalandığı ihtilafsızdır. Davacı vekilince, 05.10.2015 tarihli imzalanan sözleşme hükümlerinin TBK'nın 20-21 maddeleri kapsamında genel işlem şartlarına aykırı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. TBK 20. maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşmeye yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme olarak tanımlanmıştır. Maddenin devamında bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağı ve diğer hususlara yer verilmiştir. Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmelerin düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde, hukuken mümkündür. Ancak Yasa'nın 25. maddesine göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz”. Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler (haksız işlem şartları) varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır. Somut olayda her ne kadar davacı gerçek kişi ise de tüketici vasfında kabul edilemeyeceği, yapılan işlemler dolayısıyla yatırımcı niteliğinde bulunduğu, tedbirli davranmak yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alındığında, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olmakla birlikte dürüstlük kuralına aykırı haksız şart içermediği, dolayısıyla da geçerli olduğu sonucuna varılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı ve savunması yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince risk bildirim formunun imzalanması açısından geçersiz olduğu ve günlük- aylık bildirimlerin yapılmasının risk bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Bilirkişi raporu içeriğinde de işaret edildiği üzere, Resmî Gazete'de 27/08/2011 tarihinde yayımlanan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'de (seri: V, No:125), “Kaldıraçlı alım satim işlemlerine ilişkin risk bildirimi MADDE 18- (1) Kaldıraçlı alım satım işlemlerine yönelik faaliyetleri vürüten yetkili kuruluşlar müşterileri için herhangi bir işlem gerçekleştirmeden ve sözleşme imzalamadan önce söz konusu işlemlerin risklerini belirten her türlü açıklamaları yapmak ve müşterilerine bu amaçla asgari içeriği Kurulca belirlenmiş Tebliğin ekinde yer alan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Risk Bildirim Formunun bir örneğini vermek ve bu formun okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak zorundadırlar.” hükmü yer almaktadır. Her ne kadar davalı kurum tarafından davacıya Kaldıraçlı Varlık Alım- Satım işlemleri Risk Bildirim Formu imzalatılmış olsa da matbu bir form olan risk bildirim formunun yatırımcı tarafından formda bildirilen tüm riskleri anladığına ve imza atmayı kabul ettiğine dair bir irade beyanı ile imzalatılmış olması önerildiği, yani matbu hazırlanmış Risk Bildirim Formu imzalanırken 'Okudum, anladım ve teslimine" yazılarak imzalanmasının önerildiği, ancak davalı kurum tarafından risk bildirim formunun matbu form olarak imzalatıldığı, risklerin ayrıntılı olarak anlatılmadığı, bu anlamda davalının yatırımcısı davacının formda bahsi geçen riskleri yeteri kadar anladığına dair ispat yükümlülüğünü yeteri kadar yerine getiremediği düşünülse bile; bilirkişi rapor içeriğinde tespit edildiği üzere, davalı kurumun delil olarak sunduğu davacıya günlük ve aylık bildirim maillerinin bulunduğu, davacıya yapmış olduğu tüm işlemlerin gün sonunda ve ay sonunda düzenli olarak bildirildiği, davacının işlem yapmaya başladığı zamanda yapmış olduğu kaldıraçlı işlemlere ait risklerden yeteri kadar bilgi sahibi olmasa dahi işlem yapmaya başladığı 05.10.2015-13.11.2016 tarihleri arasında yapılan günlük ve aylık bilgilendirme maillerin ile işlemler hakkında bilgi sahibi olduğu, davalı kurum çalışanları tarafından gönderilen bilgilendirme ve eğitim mailleri ile piyasa dinamikleri hakkında bilgi sahibi olduğu, işlem yaparken aldığı riskler konusunda bilgi sahibi olduğu sonucuna varıldığı, kaldı ki davacının önceleri yaptığı işlemlerde kâr da elde etmiş olduğu da gözetildiğinde ve ilk derece mahkemesi kararında işaret edilen TMK'nın 2. maddesinde kaleme alınan dürüstlük kuralı da gözetildiğinde, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.09.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32