SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1322

Karar No

2024/1246

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1322

KARAR NO: 2024/1246

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19.01.2024 tarihli ara karar.

NUMARASI: 2023/505

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 10.ATM 2023/741 ESAS SAYILI DOSYASI

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 19.01.2024 tarihli ara karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl dava davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi'nde %50 hisse ile ortak olduğunu, davacının kardeşi davalı ...'ın da %50 hissedar olduğunu, ... payı davalı ...'a ait olan, ... payı müvekkile ve ... payı ise davalı ... Kollektif Şirketi'ne ait olan İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel nolu taşınmazın şirkete ait payının müvekkilinin rızası hilafına, TTK m. 118 ve 223'e aykırı bir şekilde muvazaalı olarak taşınmazın bir kısmının davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne, bir kısmının davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne, bir kısmın ise davalı ...'ya devredildiğini, ardından davalı ...'nın, kendi uhdesinde bulunan kısmı yine muvazaalı ve hukuka aykırı olarak davalı ... Sanayi Anonim Şirketi'ne devir yaptığını, davacının, kardeşi davalı ... ve oğlu ...'ın kullanımında olan bu taşınmaza, kardeşi ile yaşadığı ailevi problemler nedeniyle uzun yıllar müdahil olmadığını, uğramadığını, tasarruf haklarını hiçbir şekilde kullanamadığını, davacının, taşınmazın satıldığı duyumu aldığında, kollektif şirkete ait tapudaki payın 3. kişilere hukuka aykırı olarak muvazaalı devirler yapıldığını anladığını, Üsküdar ... Noterliğinin 16/05/2002 tarih ve ... yevmiye numaralı, kollektif şirket ana sözleşmesi ile tadil işlemi yapıldığını, bu tadil sözleşmesi ile kollektif şirketin gayrimenkul alım satıma ilişkin iştigal konusunun eklendiğini, bu iştigal konusu değişikliği ile tapu pay devrinin sahtecilik sureti ile yapıldığını, kollektif şirket mukavele tadilini konu edinen bu tadil belgesinde davacı adının altına atılan imzanın taklit edilmek suretiyle sahte olduğunu, davacının böyle bir sözleşmeden bilgi sahibi dahi olmadığını, işlemde davacının kimliğinin kullanılmadığını, bu işleme ilişkin savcılık soruşturmasının devam ettiğini, şirket mukavele tadili batıl ve geçersiz olduğundan, yönetim işlerinin devrini içeren başkaca da bir şirket sözleşmesi veya ortakların çoğunluğuyla alınmış bir karar bulunmadığından, esasen yönetim işlerinin davalı ...'ye verilmediğini, dava konusu taşınmazın şirkete ait payının devri hususunda oybirliği ile alınmış bir karar olmadığından, hukuka aykırı olarak yapılan tapu devir işlemlerinin iptali ile şirketin taşınmazdaki payının tesciline karar verilmesinin TTK hükümleri gereği olduğunu, davalı ...'nün açıkça yetkisini aştığını, ayrıca, şirketin hiçbir borcu hatta banka hesabı dahi bulunmazken taşınmazdaki payının ne karşılığında satıldığının da büyük bir boşluk olduğunu, ayrıca gayrimenkulün satışları yapılırken gayrimenkulün değerlemesi yapılmayarak çok düşük fiyattan satışı yapıldığını, gayrimenkulün gerçek değerini tespit etmeyerek yapılan bu satışların müvekkilin de ortağı olduğu ... Sanayi Ve Ticaret Kollektif Şirketi'ni büyük zarara uğrattığını, satış bedelinin şirketin aktiflerinde de yer almadığını, şirketin tek taşınmazının satılmasının, şirketin malvarlığını azaltacağından müvekkilinin sahip olduğu hisse değerini düşürerek zarar görmesine neden olacağını ileri sürerek, öncelikle şirketin tek malvarlığı olan gayrimenkulün üzerine 3. kişilere devir ve temlikin engellenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, muvazaalı satışın iptaline, taşınmazın ... payının ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi adına tesciline, aksi takdirde, taşınmazın bedelinin yapılacak hesaplama sonucu muvazaalı devir tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti vekili, savunmasında özetle; tapu müdürlüğünden dosyaya gelen tapu kayıtlarında da görüldüğü gibi, müvekkilinin tapu maliki olmadığını, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti vekili, savunmasında özetle; davacının taşınmazın değeri üzerinden eksik harcı tamamlaması gerektiğini, davanın zaman aşımından dolayı reddi gerektiğini, iş bu davanın aile içerisindeki maddi ve manevi çekişmelerin, sorunların ve anlaşmazlıkların bir sonucu olarak ikame edildiğini, müvekkilinin, davalılardan ... San. Ve Tic. Koll.Şti.ile aralarındaki alacak borç ilişkisi ve ticari münasebetten dolayı dava konusu yerin hissedarı olduğunu, usul ve yasaya uygun satışlar resmi makamlar önünde ve davalı ... şirketinin satış evrakları ve yetkilerinin ilgili noter ve tapu sicil müdürlüklerine ibrazı, teslimi ile gerçekleştirildiğini, müvekkilinin ne muvazaası ne hilesi ne de herhangi bir şirket veya kişiye yönelik bir baskı ve zorlaması olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... San. vekili, savunmasında özetle; davacının da muvazaa iddiasının varlığını yazılı belge ile ispatı gerektiğini, müvekkilinin muvazaa iddiasında dördüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkili aleyhine hiç bir delil sunulmadığını, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek taşınmaz hissesini davalı ...'dan satış suretiyle iktisap ettiğini, tapu kaydına güvenerek hisse satın alan dördüncü kişi olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli iktisabının korunacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkilinin tapu kaydına güvenerek taşınmaz satın alan iyiniyetli üçüncü kişi durumunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; tapu devir işlemlerinin 2007 yılında, kollektif şirket ana sözleşmesi tadili ise devirlerden 5 yıl önce 2002 yılında yapıldığını, davacı ile müvekkilinin kardeş olup davaya konu ... San. Ve Tic. Kollektif şirketinin de ortakları olduğunu, davacının, ... Kollektif Şirketi'nin münferiden temsile yetkili ortağı olduğunu, muvazaanın varlığının ancak yazılı belge ile ispat edilebileceğini, dava konusu tapu devrinden şirket doğrudan, ortaklar ise dolaylı zarar gördüğünden davalının şahsen açtığı davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şti; davaya cevap vermemiştir. Birleşen davada davacı vekili, birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının, ... Kollektif Şirketi'nde %50 hisse ile ortak olduğunu, davacının kardeşi ...'ın da %50 hissedar olduğunu, ... payı ...'a ait olan, ... payı müvekkile ve ... payı ise ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi'ne ait olan İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel nolu taşınmazın şirkete ait payının müvekkilinin rızası hilafına, TTK m. 118 ve 223'e aykırı bir şekilde muvazaalı olarak taşınmazın davalılara satıldığını, müvekkilin hissedarı olduğu ... San. ve Tic. Kol. Şti.'den 21/06/2007 tarihinde taşınmazın ... payın davalı ...'a, 21/06/2007 tarihinde taşınmazın ... payının davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne, 21/06/2007 tarihinde taşınmazın ... payının ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne, 10/08/2007 tarihinde taşınmazın 1297/31392 payının davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne, 19/09/2007 tarihinde taşınmazın ... payının ...'ya devredildiğini, ardından, ... tarafından 07/02/2008 tarihinde taşınmazın ... payının ... San. Ltd. Şti.'ne, 07.02.2008 tarihinde taşınmazın ... payının davalı ... San. ve Tic. AŞ'ye usulsüz bir şekilde devredildiğini, her ne kadar davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti., taşınmazdaki payını 28/12/2016 tarihinde ... San. Ltd. Şti.'ne devretmişse de, devir silsilesinde bulunduğundan ve esasen yapılan muvazaalı ve usulsüz devirlerin iptalini talep ettiklerinden ... San ve Tic Ltd Şti.'nde de dava açma zarureti hasıl olduğunu ileri sürerek, öncelikle taşınmazın satış ve devrinin engellemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, İstanbul ili Ümraniye ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmazın ... hisseli tapusunun e muvazaalı olarak yapılan satışının iptali ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi'ne tesciline, aksi takdirde, taşınmazın bedelinin denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda yapılacak hesaplama sonucu muvazaalı devir tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak müvekkiline veya dava dışı pay sahibi ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; 10.11.2023 tarihinde, 50.000,00 TL teminat karşılığında, müvekkiline ait dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, verilen tedbir kararının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, dava dosyasında davacı tarafın davasını kanıtlayacak hiçbir delil bulunmadığını, davacının davasını yaklaşık 20 yıl önce düzenlenen bir belgenin sahteliğine dayandırdığını, bu nedenle bu aşamada dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasının acele ve isabetsiz bir karar olduğunu, taşınmazın büyüklüğü ve değeri düşünüldüğünde takdir edilen teminat miktarının da çok düşük kaldığını asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, dosyada üzerine tescil istenilen şirketin de davalı olarak gösterildiğini, davada davacı ile davalı sıfatının birleştiğini, davacının aktif husumeti olmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının taşınmazın rayiç bedeli üzerinden harç ödemesi gerektiğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazı tapu kayıtlarına, noter belgelerine, Ticaret Sicil Kayıtlarına güvenerek 2007 yılında diğer davalı ... San. Ve Tic. Kollektif Şirketinden satın aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, ayrıca resmi belgelerin sahteliğini bilebilecek durumda da olmadığını, aksinin ispatının yazılı delille davacı tarafa düştüğünü, dava dosyasında davacı tarafın iddialarını kanıtlayacak hiç bir delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... San. Ve Tic. vekili, savunmasında özetle; davacının da muvazaa iddiasının varlığını yazılı belge ile ispatı gerektiğini, müvekkilinin muvazaa iddiasında dördüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkili aleyhine hiç bir delil sunulmadığını, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek taşınmaz hissesini davalı ...'dan satış suretiyle iktisap ettiğini, tapu kaydına güvenerek hisse satın alan dördüncü kişi olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli iktisabının korunacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalılar ... Ltd. Şti.ile ... AŞ; birleşen davaya cevap vermemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 10.11.2023 tarihli ara kararda özetle; "...Asıl ve Birleşen Dava; davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketine ait taşınmazın, şirketin diğer hissedarı tarafından muvazaalı satışı yapılan taşınmazdaki hisselerin iptali ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi adına tescili, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin dava dışı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK 389/1. Maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" denilmektedir. 6100 sayılı HMK 390/3. Maddesine göre, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" denilmektedir. Somut olayda ise, davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi’ne ait tedbire konu taşınmazın davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketinin ortağı olan aleyhine tedbir istenenler tarafından muvazaalı yapılan satış işleminin iptali, mümkün olmaması halinde gerçek değerinin ilgili tüzel kişilik olan davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketine ödenmesi talebi ile açılan davanın sonuçsuz kalmaması amacıyla taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir. İhtiyati tedbire konu taşınmaz HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince uyuşmazlık konusudur. Öte yandan, ihtiyati tedbire konu taşınmazın davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi’ne ait olduğu, aleyhine tedbir istenen ...’ın şirketin ortağı olduğu, dava konusu taşınmazın dava açıldıktan sonra iyi niyetli üçüncü kişilere devri halinde telafisi imkansız olacağı anlaşıldığından tedbir isteyen vekilinin tedbir isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve taşınmazın değeri henüz tespit edilmediğinden takdiren mahkememizce belirlenen 50.000,00 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir ... " gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; davaya konu edilen İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... parsel sayılı taşınmazın davalılar ..., ..., ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ... Sanayi Ve Ticaret Kollektif Şirketi, ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ...Sanayi Anonim Şirketi, ..., ... Sanayi Ve ... Şirketi ... Sanayi Limited Şirketi, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı olması halinde davalıların toplamda ... hissesi üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, taşınmazdaki toplamda ... hisselenin üçüncü kişilere devir, temlik ve satış yoluyla devrinin ihtiyati tedbiren önlenmesine, ihtiyati tedbir kararının teminatsız verilmesi yönündeki talebin reddi ile ihtiyati tedbir isteyen tarafından 6100 sayılı HMK'nın 87. maddesi gereğince takdiren 50.000 TL nakdi teminat yatırılması ya da aynı miktarda kesin ve süresiz muteber banka teminat mektubunun dosyaya sunulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbire birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... Tic. Ve San vekili, asıl davada davalı ... vekili ile birleşen davada davalı ... vekili tarafından itiraz edilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San vekili, asıl davada davalı ... vekili ile birleşen davada davalı ... vekili, itiraz dilekçelerinde özetle; davanın kötüniyetli ikame edildiğini, davacının dava dilekçesinde usulsüzlük yapıldığını iddia ettiği olayların üzerinden 20 yılı aşkın bir süre geçtiğini, hayatın olağan akışı içerisinde davacının bu durumu yeni öğrenmiş olmasının da mümkün olmadığını, bu davanın şirket ortakları olan kardeşler arasındaki bir takım anlaşmazlık ve çekişmeler sebebiyle ikame edildiğini, davada ... haricindeki tüm davalıların iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, aksi halde taşınmazın kıymetli bir taşınmaz olduğunu, 50.000,00 TL'lik teminatın, davalıların zararlarını karşılamaktan çok çok uzak olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava sonunda mahkemece nihai olarak verilebilecek kararın baştan ittihaz edildiğini, davacının talebinin, yargılama gerektiren ve ancak yargılama sonucunda hukuken haklı veya haksız olduğu ortaya çıkabilecek bir talep olduğunu, davalıların anayasal hakkı olan mülkiyet hakkı kısıtlanmış olduğundan kuvvetle muhtemel ileride telafisi mümkün olmayan zararlara uğrama ihtimali doğduğunu ileri sürerek, tedbir kararın kaldırılmasını, aksi halde muhtemel zararlarının telafisi için teminatın artırılmasını istemişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 19.01.2024 tarihli ara kararla;"...Asıl ve Birleşen Dava; davalı ... Ticaret Kollektif Şirketine ait taşınmazın, şirketin diğer hissedarı tarafından muvazaalı satışı yapılan taşınmazdaki hisselerin iptali ile davalı ... Kollektif Şirketi adına tescili, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin dava dışı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.Mahkememizin 10/11/2023 tarihli ara kararı ile taşınmazdaki davalılara adına kayıtlı toplam ... hissenin 3. Şahıslara devrinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. 6100 sayılı HMK 389/1. Maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" denilmektedir. 6100 sayılı HMK 390/3. Maddesine göre, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" denilmektedir.Somut olayda ise, davalı ... Kollektif Şirketi’ne ait tedbire konu taşınmazın davalı ... Kollektif Şirketinin ortağı olan aleyhine tedbir istenenler tarafından muvazaalı yapılan satış işleminin iptali, mümkün olmaması halinde gerçek değerinin ilgili tüzel kişilik olan davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketine ödenmesi talebi ile açılan davanın sonuçsuz kalmaması amacıyla taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir. İhtiyati tedbire konu taşınmaz HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince uyuşmazlık konusudur. Öte yandan, ihtiyati tedbire konu taşınmazın davalı ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi’ne ait olduğu, aleyhine tedbir istenen ...’ın şirketin ortağı olduğu, dava konusu taşınmazın dava açıldıktan sonra iyi niyetli üçüncü kişilere devri halinde telafisi imkansız zararlar doğabileceği anlaşılmakla tedbir kararında bir aykırılık bulunmadığı, davalıların mahkememiz ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya teminat miktarının artırılmasına yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde ara karar kurulmuştur."gerekçesiyle, davalılar vekillerinin ihtiyati tedbire karşı yapmış oldukları itirazlar reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San vekili ile birleşen davada davalı ... vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San. vekili, itirazın reddi ara kararına karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının da muvazaa iddiasının varlığını yazılı belge ile ispatı gerektiğini, müvekkillerinin muvazaa iddiasında dördüncü kişi konumunda olduklarını, aleyhe hiç bir delil sunulmadığını, müvekkillerinin tapu kaydına güvenerek taşınmaz hissesini satış suretiyle iktisap ettiğini, tapu kaydına güvenerek hisse satın alan dördüncü kişi olduğunu, iyi niyetli iktisabının korunacağını, davacının aktif husumeti olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kanun hükümlerine göre usulden de esastan da reddi için birden fazla hukuki sebep olan bu davada soyut iddialara itibarla Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına müdahale edilerek verilen tedbir kararına itirazlarının eksik inceleme ile maddi vakıaların hatalı tespiti ve hukuken yanılgılı değerlendirmelerle reddedildiğini, müvekkillerinin taşınmazdaki paylarını 14 yıldır uhdelerinde tutmalarının mevcut durumda değişiklik meydana gelmeyeceğinin göstergesi iken, verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmamasının da hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın davalılarından müvekkili ... ve ... şirketleri ile birleşen davanın davalılarından müvekkili ... ve davalı ...'ın halihazırda taşınmazda malik olduklarını, diğe asıl ve birleşen davalıların, tapu maliki olmadığını, harç ikmal edilmeden verilen tedbir kararına itirazın reddi kararının da hukuka aykırı olduğunu, 10.000-TL üzerinden harç yatırılan asıl ve birleşen davalarda, 50.000-TL teminat takdirinin hatalı olduğunu, bir başka paydaşın payının cebri icradan satışı için 2023 yılında alınmış kıymet takdir raporuyla davaya konu payların 142.000.000-TL güncel değere haiz olduğunun orta olduğunu, iptali istenen 2007 tarihli satış işlemlerine ait resmi tapu senetlerindeki 3.128.000-TL satış bedeli üzerinden olsun harcın ikmali yönünde ara karar oluşturmadan yargılamaya devam edilmesi Harçlar Kanunu m.30 ve HMK.150 hükümlerine aykırı olduğu gibi harç ikmali gereken dosyada, tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, hedeflenen menfaat ile tedbirden kaynaklı zarar dengeleri gözetilmeden, teminatın artırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının ortadan kaldırılmasına veya teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davalı ... vekili, 19.01.2024 tarihli ara karara karşı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle: dava konusu taşınmazın henüz değeri tespit edilmeden, %45 hissesinin 17 yıl önce farklı tarihlerde, farklı gerçek ve tüzel kişilere yapılan satışlardaki resmi senetlerde toplam satış bedeli 3.128.000,00 TL olmasına ve dosyada mevcut 2023 yılında alınmış kıymet takdir raporuyla davaya konu payların 142.000.000 TL güncel değere haiz olmasına rağmen dava değeri olan 10.000,00 TL üzerinden 50.000,00 TL teminatla tüm davalılara ait taşınmazlara nihai hükümle elde edilecek sonucu doğuracak mahiyette ihtiyati tedbir karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın hiç bir somut delile dayanmadığını, sahteliği iddia edilen kollektif şirket ana sözleşme tadil metninin 2002 yılında TSG'de ilan edildiğini, davacının 20 yıl önce hissedarı ve yöneticisi olduğu şirkete ilişkin tadil metninin ilanından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak davranmadığını, soyut iddialarla açılan dava nedeniyle 50.000,00 TL teminat karşılığı tedbir uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, tedbirin kaldırılması gerektiğini, payların güncel rayiç değerinin 142.000.000 TL olduğunu, bu sebeple tedbir kaldırılmadığı takdirde teminat miktarının artırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılmasına ve teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, kollektif şirket ortağı davacının tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbir istemin kabulü kararına yapılan itirazın reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne yönelik 10.11.2023 tarihli ara karara karşı birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San vekili, asıl davada davalı ... vekili ile birleşen davada davalı ... vekili tarafından yapılan itirazların reddine dair 19.01.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı da, birleşen davada davalı ... vekili, birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1. maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Somut olayda, asıl ve birleşen davada davacı, ... Kollektif Şirketi'nde %50 hisse ile ortak olduğunu, kardeşi davalı ...'ın da %50 hissedar olduğunu, ... Kollektif Şirketi'ne ait olan İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel nolu taşınmazdaki ... payın muvazaalı şekilde kardeşi davalı tarafından davalılara satıldığını, satış karşılığı şirket kasasına para girmediğini, gayrimenkulün gerçek değeri tespit edilmeden yapılan bu satışların ortağı olduğu ... Ticaret Kollektif Şirketi'ni büyük zarara uğrattığını, şirketin tek taşınmazının satılmasının, şirketin malvarlığını azaltacağından kendi hisse değerini düşürerek zarar görmesine neden olacağını ileri sürerek, gayrimenkulün üzerine 3. kişilere devir ve temlikin engellenmesi için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, muvazaalı satışın iptaline, taşınmazın ... payının ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi adına tesciline, aksi takdirde, taşınmazın bedelinin ticari avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak kendisine veya şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamı, asıl ve birleşen davada davacının talepleri ve davanın konusu nazara alındığında yaklaşık ispatın gerçekleştiği ve mahkemece dava konusu taşınmazın devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin ve buna yönelik itirazların reddinin yerinde olduğu anlaşıldığından, birleşen davada davalı ... vekili, asıl davada davalı ... San vekili ile birleşen davada davalı ... vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ara kararına yapmış olduğu itirazların reddine dair verilen ara kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemenin istinafa konu 19.01.2024 tarihli ara karar tarihi itibariyle henüz bilirkişi raporunun düzenlenmediği, raporun daha sonra ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemeden yargılama sırasında her zaman teminatın arttırılması talep edilebileceğinden bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davalı ... Sanayi Aş vekili, birleşen davada davalılar ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca, asıl davada davalı ... Sanayi vekilinin, birleşen davada davalılar ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine,2-Başvuranlar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Başvuranlar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.09.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenTapukonusutaraflarınİptaliözetisavunmalarınınkararistinafdereceistanbulVegerekçesebeplerimahkemesininincelemekararınınileriTescilistinafatarihiiddia

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim